Danıştay, Bodrumdaki maden ocağı ve kırma eleme tesisi projesine verilen ÇED Gerekli Değildir kararının çevresel etkiler nedeniyle iptalini onayladı.
Özet: Muğlada yapılması planlanan maden ocağı ve kırma eleme tesisi projesi için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada, idare mahkemesince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, projenin bitki örtüsü, hayvan popülasyonları ve endemik türler üzerindeki olumsuz etkileri, ekolojik dengeye tehdit oluşturması, jeolojik ve hidrojeolojik çalışmaların yetersizliği, yeraltı ve yüzey sularına zarar verme potansiyeli, yangına duyarlı orman alanında yer alması, orman ekosistemine etkilerinin değerlendirilmemesi, 771 ağacın kesilmesi gibi ciddi çevresel riskler, eksik toz emisyon hesaplamaları ve mevcut imar planları ile uyumsuzluğu nedeniyle hukuka aykırı bulunan bu kararı, temyiz incelemesini yapan üst mahkeme onamıştır.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/1831 E.  ,  2025/3536 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1831
Karar No : 2025/3536
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "S... (ER...) Numaralı II-B Grubu Maden (Dekoratif Taş) Ocağı Kapasite Artışı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Muğla Valiliği tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu alandaki bitki örtüsünün ve hayvan popülasyonlarının olumsuz etkileneceği, özellikle bölgedeki endemik ve korunması gereken türlerin zarar göreceği, flora ve fauna üzerindeki baskının ekosistemin dengesini bozacağı, projenin mevcut haliyle ekolojik dengeyi tehdit ettiği ve bu durumun yeterli önlemler alınmadan kabul edilemeyeceği, proje sahasının bulunduğu bölgenin yüksek geçirgenliğe sahip jeolojik oluşumlar içeriği, bölgenin yeraltı suyu besleme alanı olmasın nedeniyle jeolojik ve hidrojeolojik çalışmaların yetersiz olduğu, maden faaliyetlerinin artmasıyla yeraltı ve yüzey su kaynaklarının olumsuz etkileneceği, bölgenin birinci derece yangına duyarlı orman alanı olduğu, yangın yönetim planının olmadığı ve orman ekosistemine etkilerin yeterince değerlendirilmediği, 771 ağacın kesilmesi gibi çevresel risklerin ciddi olduğu, proje tanıtım dosyasında yer alan toz emisyon hesaplamalarının eksiklik içerdiği, Çevre Düzeni Planı'nda "Orman Alanı", "Doğal Sit Alanı", "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi" olarak belirlenmiş alanlarda yer aldığından projenin gerçekleştirileceği alanın mevcut plan kararları ile uyumlu olmadığı, faaliyet alanının planlarda genellikle korunması gereken tarım veya orman alanı olarak gösterildiği, projenin şehir planlama ilkeleri ve doğal kaynakların korunmasına yönelik politikalarla çeliştiği, daha kapsamlı bir değerlendirme yapılması ve çevresel etkilerin planlama kararlarıyla uyumlu hale getirilmesinin gerektiği, projenin çevresel etkilerinin tam olarak yansıtılmadığı, önerilen çevresel koruma önlemlerinin yetersiz kaldığı ve proje tanıtım dosyasının teknik açıdan eksiklikler içerdiği, bu bağlamda, dava konusu proje için verilen 'Çevresel Etki Değerlendirme Gerekli Değildir' kararının, çevresel sürdürülebilirlik ve alanın doğal yapısı üzerindeki etkiler göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 1- Davalı idare tarafından, ÇED sürecinin hukuka uygun olarak işetildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı Yanında Müdahil tarafından, kırma eleme tesisinden kaynaklanacak hesaba katılması gereken ancak katılmamış olan bir toz emisyonunun söz konusu olmadığı, kırma eleme tesisinde toz kaynağı olabilecek her bir ünitenin kapalı olarak dizayn edilecek olması nedeniyle toz modellemesine dahil edilmediği, pasanın nakliyesi, yüklenmesi ve depolanması kapsamında oluşacak tozumanın modellemeye dahil edildiği, toz modellemesi neticesinde elde edilen değerlerin ilgili Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altında kaldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 02/06/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Proje sahasında hâlihazırda 12/06/2001 tarihli ÇED Olumlu kararına istinaden dekoratif mermer üretimi yapıldığı, söz konusu ÇED Olumlu kararı kapsamında çevresel etkileri değerlendirilen kırma eleme tesisinin sahada fiilen kurulmadığı ilk defa dava konusu Dekoratif Taş Ocağı Kapasite Artışı ve Kırma Eleme Tesisi projesi kapsamında hayata geçirileceği, dava konusu projenin alanda zaten 15 yıla yakın süreden beri faaliyet yürüten tesisin kapasitesinin artırılmasına ilişkin olduğu ve patlatmasız üretim yönteminin aynı şekilde devam ettirileceği, Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, dava konusu projenin yaratacağı flora ve fauna üzerindeki baskının ekosistemin dengesini bozacağı, yeraltı ve yüzey su kaynaklarının olumsuz etkileneceği, yangın yönetim planının olmadığı, 771 ağacın kesilmesi gibi çevresel risklerin ciddi olduğu, projenin gerçekleştirileceği alanın mevcut plan kararları ile uyumlu olmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu projeyle kapasitesi artırılacak olmakla birlikte proje sahasında zaten 15 yıldır faaliyetin devam ettiği, halihazırda devam eden faaliyetten kaynaklanan herhangi bir olumsuz çevresel etkinin varlığına ilişkin tespitin bulunmadığı, kaldı ki daha düşük kapasitede olsa bile devam eden faaliyetten kaynaklanabilecek çevresel etkilerin değerlendirildiği ve 2001 yılında ÇED Olumlu kararı düzenlendiği, diğer taraftan, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kapasite artışı ile 16,83 hektarlık alanda gerçekleştirilmesi planlanan dava konusu projenin ekosistemin dengesini bozacağına ilişkin hiç bir bilimsel değerlendirmenin yapılmadığı, alanda 15 yıldır sürdürülen patlatmasız üretim yönteminin değişmeyecek olması karşısında kapasite artışının yeraltı sularına ne surette olumsuz etkisinin olacağının yeraltı suyu varlığı ve akım yönleri değerlendirilerek elde edilen verilere dayanılarak ortaya konulmadığı, proje tanıtım dosyasında 771 ağacın aynı anda kesileceğine dair bir ifadenin yer almadığı ve yangın hususunda önlemlere yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu projenin, çevresel etkileri ayrıntılı şekilde değerlendirilerek 2001 yılında ÇED Olumlu kararı alınmış ve yaklaşık 15 yıldır faaliyet gösterilen ve olumsuz çevresel etkileri olduğununa dair tespit bulunmayan mevcut projede kapasite artışı yapılmasından ibaret olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka aykırılık bu kararı iptal eden Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından temyize konu Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.