Hırsızlık suçunda bölge adliye mahkemesinin, suç vasfının hatalı tayini ve zincirleme suç uygulaması gerekçesiyle duruşmasız bozma kararının hukuka aykırılığı.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz edilmiş olup, üst mahkeme; sanığın işyerinden pimapen pencere kanadı çalma ve tente çalmaya teşebbüs eylemlerinde suç vasfının hatalı belirlendiği (TCK 142/2-h yerine 142/1-e) ve zincirleme suç hükümlerinin (tamamlanmış ve teşebbüs aşamasında kalmış, basit ve nitelikli hallerin birlikte değerlendirilmesi) yanlış uygulandığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozan bölge adliye mahkemesinin, bu hataları 5271 sayılı kanunun 280/1-e ve f bentlerindeki sınırlı haller dışında duruşma açmadan gideremeyeceğini, bu nedenle davanın yeniden görülerek hükmün duruşmalı bir şekilde düzeltilmesi gerektiğini tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/3141 E., 2025/2120 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozmaİlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğine ve teşebbüs hükümlerinin uygulanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2022 tarihli ve 2022/625 Esas, 2022/1088 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 04.12.2024 tarihli ve 2023/1308 Esas, 2024/3000 Karar sayılı kararı ile “...Sanığın 25/08/2022 günü saat 21:50 sıralarında katılanın iş yerinin ön pimapen pencere kanadını çaldığı, 28/08/2022 günü de saat 22:15 sıralarında katılanın iş yeri önünde bulunan güneşlik tentesini çalmaya teşebbüs ettiği ve güneşlik tentesinin mekanizmasına çalmaya teşebbüs ederken zarar verdiği olayda, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2014/6038 esas, 2015/7702 karar sayılı ilamında "sanığın olay günü mağdura ait demir bahçe kapısını yerinden sökerek çaldığı olayda eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunun" belirtildiği gözetildiğinde sanığın binanın eklentisi içinde kalan iş yerinin ön pimapen pencere kanadının çalınması eylemi suç tarihi itibarıyla TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, iş yerinin önünde bulunan güneşlik tentesini çalmaya teşebbüs ettiği eyleminde TCK'nın 142/1-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sırasında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/05/2013 gün, 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 2.Ceza Dairesinin 2020/32317 esas ve 2021/5221 karar sayılı kararında belirtiği gibi "Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü halinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nun 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hali ise burada ceza bu basit veya nitelikli hal üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise, nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış,diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise,örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır." kararları gözetilmeksizin suç vasfının hatalı tayini ile TCK'nın 142/1-e maddesi uyarınca uygulama yapılması,...” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 04.12.2024 tarihli ve 2023/1308 Esas, 2024/3000 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2025 tarihli ve 2025/138 Esas, 2025/306 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.