Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin, kefil tarafından ödenen banka borcunun tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesiyle davalılardan tahsilini konu alan ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankacılık işlemi olan genel kredi sözleşmesinden doğan borcu kefil sıfatıyla ödeyen davacının, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesine dayanarak, aralarında sıkı organik bağ, akrabalık ilişkisi ve aynı faaliyet alanı iddialarıyla, kredi borcunu ödemeyen asıl borçlu ile bağlantılı diğer şirket ve yetkililerden alacağın müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği bir davanın istinaf incelemesini sunmaktadır; ilk derece mahkemesinin davayı kısmen kabul kısmen reddetmesi üzerine davacı vekili, eksik inceleme yapıldığı ve diğer davalılar hakkındaki ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılması için istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/147
KARAR NO : 2026/1242
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE : ....
KATİP : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/10/2025
NUMARASI : 2023/671 Esas-2025/1162 Karar
DAVACI : ....
VEKİLİ : ....
DAVALI :....
VEKİLİ : ....
DAVALILAR : ....
DAVANIN KONUSU : Alacak
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; .....'nin .... dan çekmiş olduğu krediye kefil olduğunu ve annesi adına kayıtlı taşınmazı ve yine aynı kredi kapsamında ipotek ettirildiği, çekilen iş bu kredinin davalı .... tarafından ödenmemiş ve iş bu nedenle alacaklı banka tarafından krediye istinaden icra takibi başlatıldığını, davacının müteselsil kefil olarak takipte borçlu sıfatıyla yer aldığını ve banka ile görüşerek borcu taksitler halinde ödediğini, daha sonra davacı tarafından kefilin rücu hakkı kullanılmak suretiyle .....'ye karşılık Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takip kapsamında gerekli haciz işlemleri uygulanmış iste borçlu şirketin adresine fiili haciz tatbiki için gidildiğini ve dairenin cam giydirmelerinde borçlu şirketin ünvanının yazılı olduğunu, yine borçlu şirket yetkilisinin hazır bulunduğunu tespit edildiğini, talepleri doğrultusuna haciz yapıldığını, haciz sonrası Samsun 3.İcra Hukuk Mahkemesinin .... E. Sayılı dosyası ile istihkak iddiasına ilişkin dava açıldığını ve davanın lehlerine sonuçlandığını, haciz esnasında borçlu şirketin kaşesinin yanında ..... Şirketinin kaşesinin olduğunun, icra dosyası kapsamında borçlu şirket yetkilisinin faaliyet göstermiş olduğu adreslere hacze gidildiğini ancak bu yerlerde yapılan işlerin davalı .... adına yapıldığı haciz tutanakları ile tespit edildiğini, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hukuklarında kanunla düzenlenmemiş olup, doktrin ve Yargıtay kararları doğrultusunda kabul gördüğünü, bu uygulama ile ayrılık prensibi göz ardı edilerek alacaklı olan üçüncü kişilere, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve bu doğrultuda şirketin borcu için şirket ortaklarına veya ayrı bir tüzel kişiliğe sahip kardeş/yavru şirkete, ortakların borcu için ise şirketin sorumluluğuna gidebilme olanağının sağlandığını, tüzel kişilik kavramının arkasına gizlenerek kanuna karşı hile yapılması, tüzel kişiliği oluşturan kişilerin taraf oldukları sözleşmelerden doğan yükümlülükleri ihlal etmeleri veya üçüncü kişilere zarar verme amacı gütmeleri gibi Türk Medeni Kanunu Madde 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılığın veya hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olduğu durumlarda, bu uygulama ile tüzel kişilik kavramı vasıtasıyla elde edilmek istenen amacın engellenmeye çalışıldığını, davanın tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine dayandığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin çıkış sebebi dar ve sığ yorumlardan kaçınarak meseleye daha geniş bir açıdan bakmak ve kötü niyetli borçluların arkasına sığındıkları hukuksal kalkanları ortadan kaldırmak olduğunu beyanla tüm şirketler ve şirketlerin yetkilisi olan kişiler arasında sıkı bir organik bağın varlığının ortada olduğunu, tüm şirketlerin aynı adreste faaliyet göstermekte olup şirket ortakları arasında yakın akrabalık veya arkadaşlık ilişkisinin bulunduğunu, tüm şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiğini beyanla Samsun İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına konu 368.094,43 TL güncel alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu alacağın asıl alacak kısmı olan 300.000 TL ye dava tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalılara usulüne uyguna dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin dilekçesinde özetle; yerel mahkemece deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, diğer davalılar yönünden davanın reddine ilişkin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, bankacılık işlemi niteliğindeki genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kefil sıfatıyla ödenen borcun tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalılardan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesi ile dava dışı .... ile ....gayrimenkul .... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, davalı ....'ın da kefil sıfatıyla sözleşmede yer aldığını, asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine alacaklı banka tarafından aleyhine Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ve takip baskısı altında dava dışı bankaya takipten sonra 302.644,34 TL takipten önce 300.000 TL ödeme yaptığını belirterek yapılan ödemelerin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, alacağın davalılardan tahsilini istemiştir.
Yerel mahkemece "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
i-Davalılar .... hakkındaki davanın ayrı ayrı reddine,
ii-368.094,43 TL'nin (davalı .... yönünden 320.032,44 TL ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) alacağın 300.000 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ....'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
iii-Fazlaya dair kısmın reddine, " dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi sözleşmelerin ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi, ortaklardan ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişilerin ve ortakların mal varlığı ve sorumlulukları birbirinden ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir.
Asıl borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemez. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir.
Uygulamada ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketi birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borcu karşılamada borçlu şirkete ait sermayenin yetersiz kalması durumunda, kardeş şirketler arasında ya da ortak şirket arasında çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. (Çamoğlu Ersin - BATİDER C.32.S.2.2016 )
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı .... şirketinin ortaklarının ve yetkili temsilcilerinin farklı olduğu, şirketler arasında hakimiyet (kontrol ) ilişkisi olmadığı, bir kısım faaliyet alanları benzerlik gösterse de faaliyet alanlarının birebir aynı olmadığı, şirketlerin ortak işçi çalıştırdığına ve bir işçinin bir şirketten çıkıp diğerine başladığına dair dosyada herhangi bir delile rastlanmadığı, şirketlerin organik bağ ve iktisadi bütünlüğü olduğuna dair herhangi bir tespit yapılamadığı, davalıar .... yönünden de tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı dair de somut bir delil olmadığı anlaşılmakla yerel mahkemece anılan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinde ve davalı ....'ın kefalet limitiyle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan REDDİNE,
2.Alınması gerekli 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın başvuru yapan davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz Yazı İşleri Müdürü tarafından yazılmasına,
3.İş bu kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürünce taraflara tebliğine,
Dair, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/07/2026
....
Başkan
....
¸e-imza
....
Üye
....
¸e-imza
....
Üye
....
¸e-imza
....
Katip
....
¸e-imza
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 06/07/2026
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!