Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kambiyo senedinde sahtecilik ve teminat senedinin kötüye kullanılması iddialarına ilişkin menfi tespit davası istinaf gerekçeleri.
Özet: Davacı, hakkında başlatılan icra takibine konu kambiyo senedinin tahrifatla oluşturulduğunu, şirket kaşesinin sonradan eklendiğini ve yalnızca taşeron teminatı olarak verildiğini iddia ederek borçlu olmadığının tespiti ile takibin durdurulmasını talep ederken, davalı ise senedin geçerli olduğunu, davacı şirketin avalist sıfatıyla borçlu olduğunu, teminat senedi iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini ve kendisi lehine kötü niyet tazminatı ödenmesini savunmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:17/01/2023DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/06/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, Denizli 1. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile müvekkilleri hakkında kambiyo senedine özgü 10 örnek icra emri düzenlendiğini, iş bu takip ve takibe konu bononun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu bononun tarafı olmadığını, müvekkilinin kaşesi bonoda tahrifat yapılmak suretiyle davalı yan tarafından eklendiğini, müvekkili şirket ve şirket yetkilisi sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan ... ile karşı taraf ... arasında akdedilmiş olunan 06/11/2017 tarihinde düzenleme şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince taşerona verilen garanti kapsamında ve Teminat Senedi olarak ve yalnızca müvekkillerinden ... tarafından imzalandığını, söz konusu bonoda müvekkili şirketin borçlanmasının söz konusu olmadığını, inşaat sözleşmesi uyarınca bir takım işlerin taşeron ...'e yaptırıldığını, yaptırılan işler karşılığnıda sözleşmeye konu bağımsız bölümlerden birinin bedeli olan 200.000,00 TL ödeneceğini, iş bu bağımsız bölüm satılarak bedelinin ... hesabında kalması, inşaat teslim edildikten sonra bedelin ... tarafından ...'e ödenmesinin kararlaştırıldığını, ...'ın bu ek sözleşme doğrultusunda ödeme yapacak olduğu için kendisini garanti altına almak adına 190.000,00 TL bedelli senedin düzenlenmesini istediğini, takibe konu senedin iş bu saikle teminat olarak müvekkili ... tarafından ...'a verildiğini, ancak müvekkilinin inşaatı tamamlamasına rağmen müvekkil payına düşen bağımsız bölümlerin müvekkili teslim edilmediği gibi teminat niteliğinde verilmiş olan ve bedelsiz olarak iş bu senedin de davalı tarafından kötü niyetli olarak takibe konulduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında hak edişlerini alamamış olsa da taşeronu mağdur etmemek adına ...'in alacağını taşerona nakden ödediğini, takibe konu bononun müvekkili şirket tarafından imzalanmamış olmasına rağmen davalı tarafından müvekkilinin kaşesi taklit edilmek ve sonradan senet üzerinde tahrifat yapılarak eklenmek suretiyle müvekkili şirketin de takipte borçlu olarak gösterildiğini, senedin teminat olarak verildiği ve yalnızca ... tarafından imzalandığına taşeron ...'in şahit olduğunu, müvekkilinin inşaatı tamamlaması neticesinde müvekkilinin payına düşmesi noktasında anlaşılan taşınmazların müteahhit müvekkili şirketin adına tescilinden kaçındığını, bu hususta Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti istemli dava açıldığını, davanın hali hazırda sürmekte olduğunu, bu nedenlerle müvekkilin temel hukuki ilişki açısından davalıya borcunun bulunmadığı, edimini eksiksiz ifa etmiş olduğu gözetilerek ve müvekkili şirket açısından sahtecilik ve senette tahrifat yapıldığının aşikar olması nedeniyle Denizli 1. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibin teminatsız olarak yahut makul bir teminat karşılığı durdurulmasını, müvekkillerinin davalıya anılan senet nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitini ve davalının kötü niyetli olarak takip başlatması sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının gerçekle ilgisinin olmadığını, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı ... değil davacı şirket olduğunu, davacı şirketin sözleşmeye taraf olmadığına dair beyanın kötü niyetli olarak verildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi inşaat sözleşmesinin teminatı olduğuna yönelik iddiaları ortadan kaldıracağını, zira inşaat sözleşmesinin tarafının davacı şirket olduğunu, davacı şirketin keşideci değil avalist olduğunu, takibe konu senedin teminat senedi olarak ... tarafından ...'a verildiği iddia ettiklerini, ancak davacıların sunmuş oldukları teminat ve garanti sözleşmesi olduğu iddia edilen adi yazılı kağıtta müvekkiline ait bir imza bulunmadığını, taşerona iş karşılığı davacı şirket ile dava dışı taşerona 200.000 TL borçlu olduğu, borç için ...'a senet verileceğine dair bir ibare ya da atıf gibi ibareler de bulunmadığını, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakatinin bulunmadığını, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, beyanla ihtiyati tedbire itirazlarının duruşmalı alarak karara bağlanarak kaldırılmasını, davanın tümden reddi ile %20'den az olmamak kaydıyla davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... her ne kadar davacı tarafça icra takibine konu bononun 06/11/2017 tarihinde düzenleme şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince taşerona verilen garanti kapsamında ve teminat olarak verildiği iddia edilmiş ise de dava konusu bononun üzerinde bu sözleşme nedeniyle verildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, yapılan sözleşmede de bu bonoya yapılmış herhangi bir atıf yoktur.Takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olup, illetten mücerrettir. Bono belli bir borç ikrarını içeren kambiyo senedi olup, bononun belli bir sebeple düzenlendiğini ve düzenlenme sebebinin gerçekleşmediğini veya bonoda yazılı borcun ödendiğini yasal delillerle ispat külfeti davacı taraftadır. HMK 200 ve devamı maddelerine göre senede karşı senetle ispat zorunluğu bulunmakta olup, davacı iddiasını yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Buna göre dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiğine dair davacı yanca yazılı bir delil sunulamadığı gibi bono metninde senedin bu nedenle verildiğinin düzenlenmediği, dava konusu bononun illetten mücerret olduğu, davacı tarafın iddiasını yazılı delille ispat edemediği kanaatine varılmış olup, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından mahkememizce yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, karşı tarafça yemin eda edildiğinden ispat edilemeyen davanın reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. İİK'nun 72/4 maddesi hükmü "... Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez..." düzenlemesini içerir. Buna göre, somut olayda Mahkememizin iş bu dosyasında 14/01/2022 tarihli ... nolu ara kararı ile icra veznesine girecek paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve davalı alacaklının alacağına geç kavuşmasından kaynaklı zararı oluştuğu kanaatine varıldığından İİK 72/4 maddesi uyarınca davacı aleyhine tazminata hükmedildiği"şeklinde karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kötü niyetli olarak teminat amacıyla tanzim edilen senedi şartları oluşmaksızın icraya koyduğunu ,takibe konu bononun teminat amacıyla verildiğini, davacı şirketin bonoda borçlu sıfatının bulunmadığını, şirket kaşesinin taklit edilerek senet üzerinde tahrifat yapıldığını, taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi dışında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, inşaatın tamamlanarak teslim edildiğini, buna rağmen davalı tarafından sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, müvekkilin payına düşen bağımsız bölümlerin davalı tarafından fiilen kullandırılmadığını ve tapu sicilinde müvekkil üzerine geçirmediğini, taşerona ait borcun da müvekkili tarafından ödendiğini, senedin bedelsiz kaldığını, bilirkişi raporunda bononun şirket kayıtlarında yer almadığının ve davalıya borç görünmediğinin tespit edildiğini, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu bononun tüm zorunlu unsurları barındıran kambiyo senedi vasfında olmasına, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olup, soyut bir borç ikrarı içermelerine, davacı borçlunun emre yazılı bu senetten kaynaklanan borcu ödediğini savunmamış olmasına; aksine senedin teminat amaçlı düzenlendiğini, üzerinin( vade kısmının) boş olup sonradan doldurulduğunu ileri sürmüş olmasına, senet sebepten mücerret olmakla; davacı imzayı inkar etmediğinden açığa attığını iddia ettiği imzanın sonuçlarına katlanması ve bu nedenle bononun üzerinin sonradan doldurulduğunu ve teminat amaçlı düzenlendiğini yazılı delillerle ispatlamasının gerekmesine, davalının kabul etmemesi karşısında davacının takibe konu bononun aralarındaki inşaat sözleşmesi sebebiyle çalıştırılan taşerona ödenecek ücrete binaen teminat olarak düzenlendiğini ispat etmesinin gerekmesine, gerek taşeron ile yapılan sözleşmede gerekse taraflar arasındaki sözleşmede bono ile ilgili herhangi bir düzenlemenin bulunmamasına, davacı şirket defterlerinde bononun kayıtlı olmaması ve davalıya yönelik borç görünmemesinin senedin bedelsiz olduğunu veya teminat amacıyla verildiğini göstermeyecek olmasına, davacının senede karşı senetle ispat kuralı gereği iddiasını aynı kuvvette kesin bir delille ispatlayamamış olmasına, diğer taraftan bono üzerinde şirket yetkilisi tarafından atılmış iki imzanın bulunmasına, borçlu hanesinde şirket isminin kaşe basılarak yer almış olmasına, şirketin borçlandırılması için şirketin isminin yazılması ve geçerli bir imzanın atılmış olmasının yeterli olmasına, şirket kaşesinin sonradan basılmış olmasının bononun geçerliliğine halel getirmeyecek olmasına, davacı şirketin borçlandırılma iradesinin olmadığını aynı kuvvette yazılı delille ispat edilememiş olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi....