İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, kooperatif genel kurulunca alınan sosyal tesis ek aidat toplama kararının üyeler için bağlayıcılığı ve başlatılan icra takibine itirazın iptali üzerine verdiği karar.
Özet: Bu hukuki belge, bir kooperatifin 2019 yılı genel kurulunda çoğunluk oyuyla aldığı sosyal tesis yapımı için ek aidat toplama kararına istinaden, bu aidat borcunu ödemeyen bir üyesi hakkında başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasını konu almaktadır; kooperatif, genel kurul kararının süresinde dava açılmadığı için kesinleştiğini ve üyenin bu kararla bağlı olduğunu, borçlunun itirazının kötü niyet taşıdığını savunarak takibin devamını ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı üye ise yetki itirazında bulunarak alacağın likit ve muayyen olmadığını ileri sürerek davanın reddini ve karşı tazminat istemektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1908
KARAR NO : 2026/988
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2023
NUMARASI : 2021/917 Esas - 2023/279 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2021
BİRLEŞEN DAVA : (İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/919 Esas 2022/152 Karar Sayılı Dosyası )
DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2021
BAM KARAR TARİHİ : 03/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarih ve 2021/917 Esas - 2023/279 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
ASIL DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin 2019 Yılı genel kurulunda sosyal tesislerin yapımı için her üyeden aidat ödemesi alınması konusunda 101 Kabul 11 Red oyuyla karar alındığını, ancak bazı üyeler tarafından bu aidat borçlarının ödenmemiş olması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, ödenmeyen ek aidatlara ilişkin başlattıkları icra takibine borçlu ve davalı tarafın, yetki ve borç itirazında bulunulduğunu,
arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını, borçlunun davacı kooperatifin üyesi olduğunu, üyelerin genel kurulda alınan kararlarla bağlı bulunduklarını, süresi içerisinde kurul tarafından alınan karara karşı dava açılmadığını, bu nedenle alınan kararın kesinleştiğini, borçlunun iddiasında sosyal tesislerin imar ve inşasının başlamadığını iddia ettiğini, kooperatifin parayı toplamadan kararı icra edemeyeceğini, borçlunun gerekçesinin kötü niyet taşıdığını, kooperatifin kararı icraya koyamama nedeninin üyelerin aidatlarını ödememelerinden kaynaklandığını, bu nedenlerle Çeşme İcra Müdürlüğünün 2021/616 esas sayılı ilamsız icra takibine yönelik haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosyanın kamu düzenine dair yetki kuralına binaen, resen HMK 14(2) hükmü uyarınca, ... merkezinin bulunduğu yer olan Çeşme Adliyesine gönderilmesi gerektiğini, davanın reddine, alacak likit ve muayyen olmadığından ve ayrıca şartlar oluşmadığından haksız ve mesnetsiz talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının takibe konu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin 2019 Yılı genel kurulunda sosyal tesislerin yapımı için her üyeden aidat ödemesi alınması konusunda 101 Kabul 11 Red oyuyla karar alındığını, ancak bazı üyeler tarafından bu aidat borçlarının ödenmemiş olması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, ödenmeyen ek aidatlara ilişkin başlattıkları icra takibine borçlu ve davalı tarafın, yetki ve borç itirazında bulunulduğunu, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını, borçlunun müvekkil kooperatifin üyesi olduğunu, üyelerin genel kurulda alınan kararlarla bağlı bulunduklarını, süresi içerisinde kurul tarafından alınan karara karşı dava açılmadığını, bu nedenle alınan kararın kesinleştiğini, borçlunun iddiasında sosyal tesislerin imar ve inşasının başlamadığını iddia ettiğini, kooperatifin parayı toplamadan kararı icra edemeyeceğini, kooperatifin kararı icraya koyamama nedeninin üyelerin aidatlarını ödememelerinden kaynaklandığını, bu nedenlerle Çeşme İcra Müdürlüğü'nün 2021/611 esas sayılı ilamsız icra takibine yönelik haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın kamu düzenine dair yetki kuralına binaen, resen HMK 14(2) hükmü uyarınca, ... merkezinin bulunduğu yer olan Çeşme Adliyesine gönderilmesine, davanın reddine, alacak likit ve muayyen olmadığından ve ayrıca şartlar oluşmadığından haksız ve mesnetsiz talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının takibe konu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...davacı kooperatif tarafından yapılan 23/06/2019 tarihli genel kurulda üyelerden ek aidatın alınacağına yönelik kararın alındığı davacının talebinin açıkça ek ödemeye ilişkin olduğu, iş bu karar için 101 adet olumlu oyun kullanıldığı, davacının ise aynı genel kurul toplantı tutanağında açıkça yazılı olduğu üzere toplam 215 üyesinin bulunduğu bu hali ile 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 52. Maddesinde emredici olarak düzenlenen nisabın sağlanmadığı anlaşıldığından başkaca bir hususun araştırılmasına gerek görülmediği..." gerekçesiyle "...Davanın REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davada 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 51. maddesi yerine hatalı olarak 52. maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında ek ödeme ibaresine dayanarak nitelikli nisap gerektiğine karar verildiğini, ancak toplanmasına karar verilen paranın mutat bakım ve onarım için gereken aidat olduğunu genel giderlere katılma alacağı olduğunu tespit edemediğini, her mutat bakım ve onarım zorunlu giderleri için 3/4 nitelikli karar oranı aranması halinde hiç bir işin yürütülemeyeceğini, 2019 yılında yapılan genel kurulda eskimiş sosyal tesislerin kooperatifin amacına uygun olarak yenilenmesi kararı alındığını ve bu amaçla aidat toplanmasına karar verildiğini, bu alacağın giderlere katılma alacağı olduğunu, müvekkili kooperatifin bilanço açığı olmadığını, davalı tarafından ileri sürülmeyen hususların resen göz önüne alınamayacağını, 2019 yılında yapılan genel kurul kararının iptal edilmediğinden yerel mahkemece genel kurul kararı aleyhine hüküm verilmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen dava; davacı kooperatif tarafından ek aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
HMK.'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek "Miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü getirilmiş; ayrıca, aynı yasanın 44. maddesi ile HMK. ya eklenen EK MADDE-1. fıkrası ile parasal sınırların her yıl tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı; 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sy HMK'nun Ek Madde 2. Fıkrası ile de parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlemesi yapılmıştır.
Somut olayda mahkemece, davacı kooperatifin ek aidat alacağı ve takip tarihine kadar işlemiş faizi olmak üzere toplam 3.293,72-TL alacağın tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş olup, karar tarihinin 04/06/2025 tarihinden önce olduğu, reddedilen dava değeri, karar tarihi olan 2023 yılında kesinlik sınırı 17.830,00-TL'nin altında kaldığından mahkemece verilen karar hüküm tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Dolayısıyla inceleme konusu karar, istinafı kabil bir karar değildir. Bu nedenle; davacı vekilinin kesin kararla ilgili olan istinaf başvurusunun HMK.'nun 352. maddesi uyarınca usulden reddi gerekmiştir.
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının davacıya iadesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/917 Esas ve 2023/279 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının asıl ve birleşen dava yönünden HMK'nın 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince ayrı ayrı USULDEN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından asıl ve birleşen dava için yatırılan istinaf başvuru harçları ve istinaf karar harçlarının istek halinde ve karar kesinleştiğinde istinaf eden davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2026