Danıştay İçtihadı: Kanuni temsilcinin şirket vergi borçlarından sorumluluğu; defter ibrazı, örtülü kazanç dağıtımı ve taşınmaz satış kazancı istisnası özelinde temsilcilik dönemi sınırlaması.
Özet: Bir şirketin kanuni temsilcisi hakkında açılan davada, temsilcinin görevden ayrıldıktan sonraki dönemde gerçekleşen defter ve belge ibraz etmeme kusurundan kaynaklanan vergi borçları ile transfer fiyatlandırması yoluyla oluşan örtülü kazancın temsilcilik ayrılığı sonrası döneme isabet eden kısmından sorumlu tutulmayarak bu yönleriyle ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş; ancak, görev süresi içinde gerçekleşen transfer fiyatlandırmasıyla örtülü kazanç dağıtımı ve haksız taşınmaz satış kazancı istisnası kullanılması sonucu oluşan vergi borçlarından sorumlu olduğuna hükmedilerek ilgili ödeme emirlerinin diğer kısımları hukuka uygun bulunmuştur.
Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/7741 E.  ,  2025/5167 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/7741
Karar No : 2025/5167
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Defterdarlığı-...
VEKİLİ : Av. ...
2-(DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Müteahhitlik Planlama İnşaat Mühendislik Enerji Madencilik ve Taşımacılık Anonim Şirketinin vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve... ve...sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, borcun ödenmediği ve şirketin borcu karşılayacak tutarda mal varlığına da rastlanılmadığı, dolayısıyla davacının şirkete ait vergi borçlarından kanuni temsilci olduğu dönemle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının kanun gereği olduğu, buna göre,... sayılı ödeme emri içeriği borçlar ile ... sayılı ödeme emri içeriği borçların bir kısmının şirketin 2013 ve 2014 yılları yasal defter ve belgelerinin vergi incelemesine ibraz edilmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle anılan yılların muhtelif dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, gecikme faizi ve 213 sayılı Kanun'un 353/1. ve 355/1-1. maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin olduğu, ancak defter ve belge ibraz yükümlülüğünün davacının kanuni temsilcilikten ayrılmasından sonraki dönemlerde görev yapan başka bir kanuni temsilci tarafından yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla defter ve belgelerin ibraz edilmemesinde bir kusuru bulunmayan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutularak ödeme emriyle takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı;... sayılı ödeme emrinin diğer kısımlarına gelince, şirket hakkında kurumlar vergisine ilişkin olarak düzenlenen ...tarih ve ... sayılı vergi inceleme raporunda yer alan tespitler değerlendirildiğinde, şirketin % 100 pay sahibi olduğu ilişkili şirketi ... Holding Anonim Şirketine ödünç para kullandırdığı, ancak eksik faiz tahakkuk ettirerek transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğu, böylece bir kısım kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı ve davacının bu fiilden kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulmasının mümkün olduğu anlaşılmakla birlikte, kanuni temsilcilikten ayrıldığı 14/10/2014 tarihinden sonraki dönem bakımından davacının kusurundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında, anılan ödeme emrinde, kayıt ve beyan dışı bırakılan kazanç nedeniyle re'sen tarh edilen 2014 yılı kurumlar vergisi, 2014 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, bu vergiler üzerinden tekerrür hükümleri uygulanarak üç kat kesilen vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ve 213 sayılı Kanun'un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının 14/10/2014 tarihinden sonra ilişkili şirkete kullandırılan ödünç paraya isabet eden 558.963,51 TL tutarındaki faiz gelirinden kaynaklanan kısımları yönünden hukuka uygunluk, diğer kısımları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; yine, şirket tarafından 07/02/2014 tarihinde satın alınan ve kat irtifakı olarak tescil edilen 16 adet ofis ve 1 adet dükkana ait olmak üzere toplam 17 adet hisseye 14/07/2014 tarihinde ... Finansal Kiralama Anonim Şirketi adına finansal kiralama şerhi konulduğu, davacının kanuni temsilci olduğu dönemde gerçekleşen satışlar sonucunda 2.217.427,50 TL tutarında "taşınmaz satış kazancı istisnası"ndan yararlanıldığı, ancak haksız yere taşınmaz satış kazancı istisnasından yararlanılarak kurumlar vergisi matrahının eksik hesaplandığının tespit edildiği dikkate alındığında, anılan ödeme emrinde, haksız yere yararlanılan taşınmaz satış kazancı istisnası nedeniyle 2014 yılı için re'sen tarh edilen kurumlar vergisi, tekerrür hükümleri uygulanarak üç kat kesilen vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulü ile... sayılı ödeme emrinin,... sayılı ödeme emrinin şirketin 2014 yılı yasal defter ve belgelerinin vergi incelemesine ibraz edilmemesinden kaynaklanan borçlara ilişkin kısmının ve asıl borçlu şirket tarafından 14/10/2014 tarihinden sonra ilişkili şirketine kullandırılan ödünç paraya isabet eden 558.963,51 TL tutarındaki faiz gelirinden kaynaklanan borçlara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının kendi kusurundan kaynaklanmadığı, asıl borçlu şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görünmekle birlikte, aslında teknik personel olduğu, şirketin vergisel yükümlülüklerine ilişkin hiçbir işlem yapmadığı, borçların kanuni temsilci olmadığı dönemlere ilişkin olduğu ve zaman aşımına uğradığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Davacının 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca asıl borçlu şirket borçlarının tamamından sorumlu olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının vergi ziyaı cezasında tekerrür hükümleri uygulanarak yapılan artırıma ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına, ... Müteahhitlik Planlama İnşaat Mühendislik Enerji Madencilik ve Taşımacılık Anonim Şirketinin vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ...... tarih ve ...ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde, müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edileceği, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tekerrür" başlıklı 339. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan halinde, "Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır." düzenlemesi bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 43. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin, davacının kanuni temsilci olduğu dönemde asıl borçlu şirket tarafından ilişkili şirketine kullandırılan ödünç paraya isabet eden faiz geliri nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi ve katma değer vergisi ile haksız yere yararlanılan taşınmaz satış kazancı istisnası nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarında tekerrür hükümleri uygulanarak yapılan artırımlara ilişkin kısımlarına yönelik hüküm fıkrası dışındaki kısmı Dairemizce de uygun görülmüş olup, taraflarca ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ...sayılı ödeme emrinin, davacının kanuni temsilci olduğu dönemde asıl borçlu şirket tarafından ilişkili şirketine kullandırılan ödünç paraya isabet eden faiz geliri nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi ve katma değer vergisi ile haksız yere yararlanılan taşınmaz satış kazancı istisnası nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarında tekerrür hükümleri uygulanarak yapılan artırımlara ilişkin kısımlarına dair hüküm fıkrasına yönelik davacının temyiz istemine gelince:
213 sayılı Kanun'un 339. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan halinde, tekerrüre esas alınacak cezanın, kesinleştiği yılı takip eden yılın başından itibaren tekrar ceza kesilmesi durumunda tekerrüre esas alınabileceğinin belirtildiği, söz konusu ödeme emri içeriği tarhiyatların dayanağı olan ve asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarında tekerrüre esas alındığı ifade edilen vergi ziyaı cezasının 2014 yılı içinde kesinleştiği, dolayısıyla 01/01/2015 tarihinden itibaren kesilecek vergi ziyaı cezaları için tekerrüre esas alınabileceği dikkate alındığında, 2014 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin olarak kesilen dava konusu vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak arttırılan kısımlarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacı iddialarının "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının,... tarih ve... sayılı ödeme emrinin, davacının kanuni temsilci olduğu dönemde asıl borçlu şirket tarafından ilişkili şirketine kullandırılan ödünç paraya isabet eden faiz geliri nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi ve katma değer vergisi ile haksız yere yararlanılan taşınmaz satış kazancı istisnası nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen kısımlarına yönelik hüküm fıkrasının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ... tarih ve... sayılı ödeme emrinin, davacının kanuni temsilci olduğu dönemde asıl borçlu şirket tarafından ilişkili şirketine kullandırılan ödünç paraya isabet eden faiz geliri nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi ve katma değer vergisi ile haksız yere yararlanılan taşınmaz satış kazancı istisnası nedeniyle re'sen tarh edilen kurumlar vergisi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen kısımlarına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan davacıdan...-TL maktu harç alınmasına,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi gönderilmesine, 27/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.