Yükseköğretim Kanunu ek 8. maddeye göre öğretim görevlisinin emsaline nazaran eksik ödenen ücret, haklı fesih, kıdem ve yıllık izin alacağı davasında istinaf kararını onayan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı.
Özet: Bir üniversite öğretim görevlisinin, özel üniversitedeki maaşının devlet yükseköğretim kurumundaki emsaline göre eksik ödenmesi, yıllık izinlerinin kullandırılmaması ve bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi sonucu kıdem tazminatı ile fark ücret ve yıllık izin alacağı talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinin davacı lehine verdiği kararların, davalı vekilinin yargı yolu itirazları ve ücret eşitlemesi iddialarının reddedilerek Yargıtay tarafından onanmasıyla, davanın adli yargının görev alanına girdiği, haklı feshin ve alacakların varlığı kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1100 E., 2025/2295 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. İş MahkemesiSAYISI : 2023/222 E., 2025/162 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Üniversite bünyesinde öğretim görevlisi konumunda çalıştığını, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) ek 8. maddesine 7243 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11. maddesi ile eklenen ücrete ilişkin hüküm gereğince müvekkilinin ücretinin Devlet Yükseköğretim Kurumunda çalışan emsali personelden düşük olamayacağını ancak davalı tarafından gerekli düzeltmelerin yapılmadığını, iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ve kıdem tazminatına hak kazandığını; ayrıca yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ve ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve fark ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiğini, ücret miktarının net olarak mı brüt olarak mı eşitleneceği hususunda yasal düzenlemede bir açıklık bulunmadığını, davacının ücretinin emsali personelin brüt ücretiyle eşitlendiğini, dolayısıyla ücret farkının doğmayacağını, iş sözleşmesi haksız olarak feshedildiğinden kıdem tazminatına hak kazanılamayacağını ve davacının yıllık ücretli izin alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu uyuşmazlığın adli yargıda görülmesi gerektiği, yapılan inceleme ve bilirkişi raporları doğrultusunda davacının bakiye ücret ve yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu anlaşıldığından iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinin ve kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlığa idari yargı yolunda bakılması gerektiğini,2. Ücret miktarının brüt tutar üzerinden eşitlenmesi gerektiğini, davalının bu yönde yaptığı uygulamanın doğru olduğunu ve ücret farkının doğmaması gerektiğini,3. Davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yargı yolu, davacının iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücretin 2547 sayılı Kanun'un ek 8. maddesine eklenen ek fıkra gereği eksik ödenip ödenmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.