Yurt dışı şantiyesinde çalışan işçinin kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları taleplerinde, Yargıtayın ücret tespiti ve tazminat hesaplamalarına dair bozma kararı sonrası verilen iş mahkemesi kararı.
Özet: Yurt dışında çalışan davacının kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve yıllık izin ücreti alacakları talebiyle açtığı davada, Yargıtay, işçinin son net ücretini belirleyerek, bordrolardaki tahakkuksuz ödemelerin fazla çalışma ve tatil ücretlerinden mahsup edilmesi ve ihbar tazminatının giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanması gerektiği yönünde bozma kararı vermiş, bozma ilamına uyularak ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/3599 E.  ,  2026/3090 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/677 E., 2026/23 K.
DAVA TARİHİ : 29.11.2016
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde 2012-2016 yılları arasında çalıştığını ve iş sözleşmesi işverence feshedildiğinden Türkiye'ye geri döndüğünü, son ücretinin net 2.600,00 USD olup yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, ücret, hizmet süresi ve sözleşmenin sona erme şekline ilişkin iddiaların hiçbiri yazılı belgeye dayanmadığından kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli kararı ile; davacının Türk vatandaşı olduğu, davalının Şirket merkezinin Türkiye'de olduğu ve yurt dışındaki işyerinde çalıştırmak üzere davacıyı yurt dışına götürdüğü, davalı işyerinden davacı adına sigorta primlerinin ödendiği, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davalı tarafça iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdirildiğinin savunulduğu, söz konusu nedenin haklı fesih nedeni olmadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık izinlerini kullandığının davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, 18.02.2012-13.12.2013 tarihleri arasındaki çalışmasının sonunda ödenen yıllık izin ödemesinin mahsubu gerektiği, davacı fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları talebinde bulunmuşsa da kabul edilen ücret miktarına göre düzenlenmiş imzalı bordrolardaki tahakkuklardan daha fazla alacağı olduğunun davacı tarafından yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 24.11.2021 tarihli kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, kararın dayandığı deliller, delillerin takdiri, karar gerekçesine göre istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda, yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.02.2022 tarihli kararı ile; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar bakımından kesinlik sınırında kalması nedeniyle reddine, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacının yaptığı iş, kıdemi, bordro içerikleri ve tanık beyanlarına göre davacının en son aylık temel ücretinin iddiası gibi net 2.600,00 USD olduğunun kabul edilmesi ve fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulü yönünde karar verilecek olursa tahakkuk içermeyen bordrolarda aylık 2.600,00 USD'nin üzerinde ödeme bulunan aylar yönünden işverence yapılan ödeme miktarlarının o dönem muaccel olan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından mahsup edilmesi gerektiği, davacının net ücreti esas alınarak belirlenecek brüt ücretine yemek ve barınma yardımı ilave edilerek bulunacak giydirilmiş brüt ücret üzerinden ihbar tazminatının hesaplanması gerekirken net ücrete doğrudan yemek ve barınma yardımı eklenerek hesaplanan ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli kararı ile; Yargıtay bozma kararı doğrultusunda davacının aylık net ücretinin 2.600,00 USD, yemek ve barınma yardımının ise 200,00 USD olduğu, 56 gün karşılığı yıllık izin ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraflar arasında 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının uyuşmazlık konusu çalışma döneminde Irak hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyularak Irak hukuku uygulanmış, davalı tarafça iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdirildiğinin savunulduğu, söz konusu nedenin haklı fesih nedeni olmadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık izinlerini kullandığının davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, fazla çalışma yapıldığı, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalışıldığı, Irak hukukuna göre zamanaşımı esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemece yabancı hukuk uygulanmasının hatalı olduğunu,
b. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacaklarına yapılan indirim oranının fazla olduğunu,
c. Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Husumet itirazında bulunduklarını,
b. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini,
c. Bordrolarda fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin tahakkuk ettirildiğini,
d. İhtilaflı tanık beyanlarının esas alındığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, hizmet süresi ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacakların hesaplanması ile ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava tarihinin 29.11.2016 olması ve yabancı hukukun uygulanması sonucunda kısmen ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (9) ve (11) numaralı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine;
"9-Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,"
"11-Davalı tarafından yapılan 380,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.