Yargıtay, Alzheimer teşhisi konulan murisin ehliyetsizliği nedeniyle oğullarına yaptığı taşınmaz temlikinin iptali ve tescili kararını onadı, muris muvazaası ve irade fesadı iddialarını da içeren davada emsal teşkil etti.
Özet: Bu hukuki evrak, mirasbırakanın tapu devri sırasında Adli Tıp Kurumu raporuyla kesin olarak tespit edilen fiil ehliyetinden yoksunluğu nedeniyle, yapılan satış işleminin geçersiz olduğuna hükmeden yerel mahkeme kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda, ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin kanunen geçerli bir irade beyanında bulunamayacağı ve bu tür işlemlere sonuç bağlanamayacağı, ayrıca karşı tarafın iyiniyetinin işlemi geçerli kılmayacağı ilkesi uyarınca, davacıların miras payları oranında tapu iptali ve tescil talebini haklı bularak onanmasıyla sonuçlanmıştır.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/54 E., 2025/107 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Köyceğiz 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/132 E., 2024/52 K.Dava; ehliyetsizlik, irade fesadı ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili; muris ...'ın 2009 yılından beri alzheimer olduğunu, dava konusu 1 07... parsel sayılı taşınmazı davalı oğullarına temlik ettiğini, işlem tarihinde hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını, iradesinin davalılar tarafından fesada uğratıldığını, murisin davalılar ile danışıklı olarak diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bizzat yaptığı evler ve eklentiler olan en değerli taşınmazını davalılar üzerine gerçekte bağışlamış olup tapuda işlemi satış gibi gösterdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle muris ...’a döndürülmesine; muris ...'ın iradesinin fesada uğratılması nedeniyle davacıların miras payları oranında tapunun iptaliyle davacılar adına tesciline; murisin ehliyetli çıkması durumunda muvazaaya dayalı davanın kabulüyle davacıların miras payları oranında davalılar üzerindeki tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili; muris ve davalıların ölünceye kadar birlikte yaşadıklarını, murisin tüm bakımıyla davalıların ilgilendiğini, davaya konu taşınmazın öncesinde 2B arazisi olduğunu, 2014 yılında satış olunca murisin üzerine alındığını, davalılar taşınmazı fiilen kullandıkları için ödemeyi kendilerinin yaptığını, kendilerine ait taşınmazı tekrar parasını ödeyerek satın aldıklarını, muvazaa ve murisin ehliyetsizlik durumunun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu işlem tarihi itibariyle murisin hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı, yapılan satış işleminin bu nedenle geçersiz olduğu, murisin bir çok taşınmazı bulunmasına karşın kendisinin bizzat ev yaparak yerleştirdiği oğlu ...'ın evinin bulunduğu taşınmazı satılığa çıkartmasının, muris ile oğlu arasında bir husumet olduğu da ileri sürülmediğine göre hayatın olağan akışına aykırı olduğu, satış bedelinin piyasa rayicinin çok altında kaldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin 08.10.2018 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile tespit edildiği, raporun hükme esas almaya elverişli olduğu, bu durumda murisin dava konusu taşınmazı davalılara devri tarihinde hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığından yaptığı işlemlere sonuç bağlanamayacağı, davalıların iyi niyetli olmasının bu işlemi geçerli kılmayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle murisin 08.10.2018 tarihli akit tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği, TMK'nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağı, karşı tarafın iyi niyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı, bu ilkenin 11.06.19 41... /21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsendiği gözetildiğinde temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 92.528,13 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.