6. Ceza Dairesinin Nitelikli Yağma Davasında, Çelişkili Beyanlar ve Şikayet Çekilmesiyle Oluşan Şüphe Nedeniyle Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Uygulanması.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararının, ceza yargılamasının temel ilkelerinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi kapsamında değerlendirilmesi sonucunda, şikayetçinin çelişkili beyanları, şikayetinden vazgeçerken olayın aslında yaşanmadığını belirtmesi, sanıklar ile şikayetçi arasındaki husumet ve tanık beyanları dikkate alındığında, sanıkların isnat edilen suçu işlediğine dair yeterli ve şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bozulması kararıdır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/733 E., 2024/491 K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyet hükmüTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.Ancak;Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.Somut olay değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile sanık ...'in kızının evli olduğu ancak olay tarihinde boşanma sürecinde olduğu, sanıkların suçlamayı hiç bir aşamada kabul etmediği, şikâyetçi ile sanıklar arasında husumet bulunduğu, şikâyetçinin aşamalarda çelişkili beyanda bulduğu ve 04.04.2019 tarihli dilekçesi ile; "şikâyetinden vazgeçtiğini aile içinde yaşadıkları problemlerden ötürü aralarında 8-9 tane dava olduğunu, sanıkların onu zorla bir yere götürmediğini, kavga ve küfürleşme olmadığını, sanıklarla yaşandığını iddia ettiği hiçbir olayın yaşanmadığını, böyle bir olay olmamasına rağmen öfkeli olduğu için, önceden kurguladığı bu olayı sanıkların ceza almasını istediğinden şikâyetçi olduğunu, şikâyetinden vazgeçtiğini" belirttiği, tanıkların olayın olduğu iddia edilen zaman diliminde sanıklarla birlikte olduklarını beyan ettikleri olayda; şikâyetçi ile sanıklar arasında husumet bulunduğu dikkate alındığında; şikâyetçinin çelişkili beyanı dışında, sanıkların isnat olunan suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur . Açıklanan nedenle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 14.02.2024 tarihli kararına yönelik sanık ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.