Piyasa hamalı olarak çalışan davacının, iş kazası iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat davasının hizmet ilişkisi yokluğu nedeniyle reddedilmesi üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki olayda, davacı bir "piyasa hamalı" olarak davalının işyerinde kamyon yüklemesi sırasında güvenlik önlemlerinin yetersizliği nedeniyle yaralandığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş; ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesinde, davalı ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığı ve davalının kusuru bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; temyiz incelemesinde de davacının bağımlı bir hizmet ilişkisi içinde değil, piyasa hamalı statüsünde çalıştığı ve bilirkişi raporlarının hükme elverişli olduğu belirtilerek alt mahkeme kararlarının doğruluğu tespiti yönünde değerlendirme yapılmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/524 E., 2025/1160 K.DAVA TARİHİ : 04.07.2017İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2017/239 E., 2021/498 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 27.03.2010 tarihinde davalının işyerindeki travesleri kamyona yükleme yaptığı hamallık faaliyeti sırasında davalının herhangi bir güvenlik önlemi almamasından kaynaklı olarak kaza geçirdiğini ve sol kolunu eskisi gibi kullanamaz hale gelmiş olduğunu, davalı tarafın kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana geldiği tarihe kadar birçok kez kamyon üstünde odun istifi işinde görev aldığını ve her hangi bir şekilde yaralanmamış olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olarak olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 200.000,00 TL manevi tazminat ve olay tarihi olan 27.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 100.000,00TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; açılan davanın zamanaşımı yönünden reddini talep etiklerini, davacının müvekkili ile herhangi bir şekilde iş ilişkisi bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin sorumluluğu cihetine gidilemeyecek bir hadiseden ötürü davacının müvekkilini sorumlu tutması kabul edilemez olduğunu, gerçekleştiği iddia edilen olayda müvekkilinin herhangi bir kusur yahut sorumluluğu mevcut olmadığını, davacının o tarihlerde serbest hamallık yapmakta olduğunu, meydana gelen olayın davacının kendi dikkatsizliği ve özensizliği neticesinde gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut dava konusu olayda davalı yanın bir kusuru olduğuna ilişkin davacı yan tarafından ispat edilen bir olgu, belge, soruşturma dosyası, ceza dosyası ve bilgi dosyada bulunmadığı, davacının piyasa hamalı olduğu, işçi işveren ilişkisi bulunmadığı alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davalının kusurlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dinlenen tanıklarına istedikleri soruların sorulmadığını, yeniden dinlenilmesi talebinin reddedildiğini, kusur konusunda alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, konusunda uzmanlardan rapor alınmadığını, %71 oranında özür durumuna ilişkin sağlık raporu olmasına rağmen Adli Tıp Kurumu tarafından alınan raporda %9,2 oranından iş gücünden yoksun kalma oranının hatalı olduğunu, davalının önleyici tedbirleri almaması nedeniyle kusurlu olduğunu, davalı tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçilmesi nedeniyle dinlenilmeden hüküm tesis edilmesinin usule aykırı olduğunu, hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalının işi için günlük hamallık yaptığı sırada düşmesi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Piyasa hamalı, bağımsız, hiçbir işyerine bağlı olmaksızın, kim çağırırsa, onun işini görmekte, parça başı veya belli bir ağırlık birimi karşılığı belirlenen ücret üzerinden taşıma işini yapmakta ve işin bitiminden sonra iş sahibiyle çalışma ilişkisini sona erdirmektedir. Ancak hamallık yapan kişi, hizmetini sadece bir işyerine tahsis etmiş ve işverenin buyruğu altında bağımlı olarak çalışıyorsa aradaki ilişki hizmet akdidir. Davacının davalının sürekli ve sigortalı çalışan işçisi olmadığı, gündelik veya saatlik işlerde çağırılarak ve bağımlı olmaksızın piyasa hamalı tabir edilen şekilde çalıştığı anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/(21)10-627 E. 2022/794 K. sayılı ilamı). Dava dosyasının incelenmesinde alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı ve davalı arasından hikmet ilişkisinin olmadığı, davalı tarafça tanık ...'un dinlenilmesinden vazgeçme konusunda davacı asil tarafından "... zaten yalancı şahit tutulacaktı. Dinlenip dinlenmemesinin takdiri mahkemenindir." şeklinde beyanda bulunulduğu, bu anlamda tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmeye ilişkin ara kararın usule aykırı olmadığı, davacı tanıklarının keşif esnasında dinlendiği anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (...Ü.T) 13/4. fıkrası “ Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” hükmünü içermektedir. Bu nedenle, Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin reddine dair verdiği kararda davalı lehine ...Ü.T. 13/4. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370/2 maddesi hükmü gereğidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 7 numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Maddi tazminat davasında davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4. maddesi gereğince 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.