Organize Sanayi Bölgesi idari bina ve su deposu arsa tahsis kararlarının iptali davasında aktif husumet ve usuli hatalar nedeniyle Yargıtay bozması sonrası yargılama süreci.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların organize sanayi bölgesi (OSB) müteşebbis heyeti ve yönetim kurulu kararlarıyla yapılan parsel tahsisleri ile idari bina, cami ve su deposu inşaatlarına ilişkin kararların iptali talebiyle açtığı davanın, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince aktif husumet eksikliği nedeniyle usulden reddedilmesi, ardından Yargıtayın usul ve kanuna aykırılık gerekçesiyle bozması üzerine, bozmaya uyularak verilen yeni bölge adliye mahkemesi kararının davacılar tarafından yeniden temyiz edilmesiyle başlayan sürecin ön incelemesini içermektedir.
3. Hukuk Dairesi         2025/3748 E.  ,  2026/872 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/798 E., 2025/1437 K.
DAVA TARİHİ : 04.01.2021
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacılardan ... Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. vekili ile ... Gıda San ve Tic. A.Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 06.10.2020 tarihli OSB müteşebbis heyeti kararında, "OSB'nin ihtiyaç duyduğu hizmet binası ve tesisleri ile OSB Camisinin 1 69... parsel sayılı idari hizmet tesis alanına inşa edilmesi" hususunun verilen karşı oylara rağmen kabul edildiğini, Yönetim Kurulu kararlarının aleni olması gerekirken söz konusu kararın yayınlanmadığı gibi katılımcıların talebine rağmen teslim edilmekten de kaçınıldığını, 06.10.2020 tarihli müteşebbis heyet kararı sonrasında yapılan araştırmada şimdiki idari binanın bulunduğu 1 66... parselin dava dışı ... Petrokimya Enerji ve Pazarlama Ltd. Şti. firmasına; 1 69... parsel sayılı taşınmazın da ... Mobilya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. firmasına tahsis edildiğini, 1 66... parsel sayılı taşınmaz üzerine yeni su deposu yapılması için ... Mühendislik Ltd. Şti. ile sözleşme imzalandığını öğrendiklerini beyan ederek; 2019 yılı Kasım ayında alınan Yönetim Kurulu kararı ile 1 66... parsel sayılı ve 1 69... parsel sayılı taşınmazların tahsisine ilişkin karar ile 06.10.2020 tarihli ve 2020/6 sayılı müteşebbis heyet kararının 1 69... parsel sayılı taşınmaza idari bina ve tesisler inşa edilmesine ve 1 66... parsel sayılı taşınmaza su deposu yapılmasına ilişkin bölümlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın hak düşücü süre geçtikten sonra açıldığını, imar revizyon planının askı süresince bu parsellerin sanayi parseline dönüştürüldüğünün ilan edildiğini, arsa tahsislerinin yasaya uygun olarak Yönetim Kurulu kararıyla yapıldığını, müteşebbis heyet kararı veya onayının aranmadığını, davaya konu parselin ifraz işleminin kaldırılması ve anılan parselin Köşdere firmasına yeniden tahsis edilmesini gerektirecek yasal dayanığın ya da mahkeme kararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2022 tarihli kararıyla; davacıların sundukları dilekçelerden taleplerinin açıkça kararların iptaline ilişkin olduğu, müteşebbis heyet kararının iptali talebi bakımından; davacıların Organize Sanayi Bölgesi Uygulama Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 22. maddesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446. maddesinde sayılan dava açacak kişilerden olmadıkları, bu yönden aktif husumet sıfatlarının bulunmadığı, yönetim kurulu kararının iptali talebi bakımından, OSB Kanunu ve Yönetmeliğinde yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin hüküm bulunmadığı, yönetim kurulu kararlarının iptali talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2023 tarihli kararıyla; Yönetmeliğin 22/1 maddesi uyarınca davacıların genel kurul kararlarının iptali davasını açacak kişilerden olmadıkları, ayrıca 6102 sayılı Kanunun 446. maddesi uyarınca davacıların yönetim kurulu kararı iptali davasını açacak kişiler arasında bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi tarafından genel kurul kararının iptali yönünden yapılan değerlendirmenin bu yönüyle yerinde olduğu, Organize Sanayi Bölgesi yönetim kurulu kararlarının iptalinin talep edilemeyeceğine ilişkin tespit yerinde değil ise de, sonuç olarak davacıların yönetim kurulu davası açamayacaklarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılardan ... Gıda San ve Tic A.Ş. ve ... Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairenin 07.01.2025 tarihli ilamıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesince kanunun olaya uygulanmasında hata edilmesi ve bu hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararı kaldırarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, hükümle birlikte bir bütünlük teşkil eden gerekçenin düzeltilmesine rağmen, yeniden esas hakkında hüküm kurulmaksızın davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılardan ... Gıda San ve Tic A.Ş. vekili ve ... Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... Gıda San ve Tic A.Ş ve ... Mad. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş vekilleri birlikte verdikleri dilekçelerinde; müvekkillerinin OSB katılımcısı olduklarını, kararların uygulanması ile haklarının doğrudan zedeleneceğini, hak ihlali karşısında kararın iptalini talep etme haklarının olduğunu, 3 aylık hak düşürücü süre içinde dava açması gereken kişilerin sınırlı olarak sayıldığını, müvekkillerinin Yönetmeliğin 22. maddesinin a,b,c bendinde sayılan kişilerden olmadığını, davaya konu kararın resmi bir ilanı ya da tebliğinin yapılmadığını, hak düşürücüye süreye sahip olunanların Yönetmeliğin 22. maddesinde sınırlı sayıda sayıldığını, müvekkillerinin sınırlı sayıda sayılan kişilerden olmadıklarını, müteşebbis heyetin kararının uygulanması ile hakları doğrudan ihlal edilen katılımcılar olduğunu, 6102 sayılı Kanunun sadece OSB mevzuatına hüküm bulunmayan hallerde uygulanacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeli olmadığını, davaya konu edilen 4 adet işlem olduğunu, bu işlemlerin ikisinin 2019 yılı Kasım ayında alınan ve ilan edilmeyen kararlar, diğer ikisinin ise 2020 yılı Ekim ayında alınan karar olduğunu, yani sonraki iki kararın dava tarihinden üç ay içerisinde alınan karar olduğunu, Mahkemece OSB lehine değerlendirme yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı OSB Müteşebbis Heyeti ve Yönetim Kurulu kararlarının iptaline istemine ilişkindir.
1.Dosyadaki yazılara, davacıların Yönetmeliğin 22.maddesi uyarınca, OSB Müteşebbis Heyeti kararının iptali davası açacak kişilerden olmadıkları anlaşılmakla, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu OSB Yönetim Kurulunun 05.11.20 19... .11.2019 tarihli kararlarına karşı her ne kadar 6102 sayılı Kanun uyarınca davacıların yönetim kurulu kararı iptali davası açacak kişilerde de olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, davacıların davalı OSB'de işletmesi bulunan OSB katılımcıları oldukları ve davalı tarafın davacıların OSB katılımcısı olmadıklarına ilişkin savunmalarının bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince karara esas alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 26.02.2014 tarihli ve 2013/4-329 E., 2014/147 K. sayılı ilamında; 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi Kanunu’nun (4562 sayılı Kanun) 25. maddesinin 5. fıkrasının “Genel kurulun teşkilini müteakip bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, OSB'lerin organları ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin organları ile ilgili hükümleri kıyasen uygulanır.” hükmünü içerdiği, dava tarihinde yürürlükte olan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 34. maddesinin 1. fıkrasında ise “Aşağıda yazılı kişiler, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve ana sözleşmede belirtilen hususlar ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine, toplantıyı izleyen günden başlamak üzere 30 gün içinde, OSB'nin bulunduğu yerdeki ilgili mahkemeye başvurabilir.” düzenlemesine yer verildiği, normlar hiyerarşisine göre en üstte Anayasa’nın, ondan sonra sırasıyla kanun, tüzük ve yönetmeliklerin geldiği, yönetmeliklerle bir yasa hükmüne açıklık getirerek uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, kanun ve tüzükte öngörülen hak sağlayıcı düzenlemelerin yönetmelikle kaldırılamayacağı veya daraltılamayacağı gibi, bu tür düzenlemelerde öngörülmeyen yasaklayıcı veya sınırlayıcı hükümlerin yönetmelikle getirilemeyeceği, 4562 sayılı Kanunda iptal davasının açılabilmesi için bir sürenin düzenlenmediği, aynı Kanunun 25. maddesinin gönderme yaptığı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 381. maddesinde iptal davası açmak için üç aylık bir hak düşürücü süre öngörüldüğü, uyuşmazlık konusu olan, müteşebbis heyet tarafından alınan kararların iptali için hak düşürücü nitelikteki dava açma süresinin anılan Kanunun 381. maddesi uyarınca üç ay olduğu belirtilmiştir.
Bu karardan sonra, 01.07.2017 tarihli ve 30111 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7033 sayılı Kanunla, 4562 sayılı Kanunun 25. maddesinin 5. fıkrası “OSB’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularında OSB mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu maddede yapılan bu değişiklikle; önceki düzenlemeden farklı olarak, OSB’lerin organlarına yer verilmemiş, sadece OSB’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularıyla sınırlı olarak, 6102 sayılı Kanuna gönderme yapılmasıyla yetinilmiştir. Diğer bir anlatımla, yapılan bu değişiklik sonrasında, 6102 sayılı Kanunun anonim şirketler ile ilgili hükümlerinin, 4562 sayılı Kanunun 6. maddesinde OSB’lerin organları olarak sayılan; müteşebbis heyet (işletme aşamasında genel kurul), yönetim kurulu, denetim kurulu ve bölge müdürlüğü hakkında uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Diğer taraftan, 7033 sayılı Kanunla değiştirilen 4562 sayılı Kanunda iptal davası açılması için bir süre öngörülmemiştir. Ancak 02.02.2019 tarihli ve 30674 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmeliği 22. maddesinde ise, genel kurul kararları aleyhine, toplantı tarihinden itibaren 3 ay içinde OSB’nin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen YHGK ilamında da açıklandığı üzere, 4562 sayılı Kanunda öngörülmeyen hak düşürücü süre ile ilgili olarak Yönetmelik ile bir düzenleme yapılması düşünülemez. Bu nedenle, söz konusu Yönetmelik hükmünün, OSB’lerin organları tarafından verilen kararların iptali için açılacak bir davada kıyasen uygulanması mümkün değildir.
Öte yandan, 4562 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca OSB’lerin sevk ve idaresini yürütmekle görevli olan yönetim kurulu kararlarının; doğrudan OSB’nin katılımcıların kişisel haklarını etkilediği, aleyhine sonuçlar doğurduğu hallerde, ilgili katılımcının söz konusu yönetim kurulu kararının iptalini dava konusu edebileceği kabul edilmelidir.
Gelinen bu aşamada, 05.09.2024 tarihli ve 32653 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 31. maddesi ile değiştirilen Yönetmelik’in “Arsa tahsisinin iadesi veya iptali” başlıklı 62. maddesinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Söz konusu maddede yapılan değişiklikle, yönetim kurulu tarafından yapılan tahsis iptali işleminin, taraflara tebliğ edildiği tarihte geçerlilik kazanacağı hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, OSB’lerin bir organı olan yönetim kurulunun, 4562 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca OSB’lerin sevk ve idaresini yürütmekle görevli olduğu gözetildiğinde, almış olduğu kararların doğrudan OSB’nin katılımcıların kişisel haklarını etkilemesi ve aleyhlerine sonuçlar doğurması nedeniyle, ilgili katılımcının söz konusu yönetim kurulu kararının iptalini dava konusu edebileceğinin kabul edilmelidir.
Ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2. maddesinde yer alan;
"...Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz..." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun maddesinde; hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifadesinin ardından, hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden hareketle; yönetim kurulu kararının iptali davasının, iptali istenen işlemin öğrenilmesine müteakip makul bir süre içerisinde açılması gerekir. Zira, aleyhe sonuçlar doğuran bir işlemin öğrenilmesine rağmen, dava açma hakkının aradan uzunca bir süre geçtikten sonra kullanılması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasını oluşturur (Dairemizin 24.11.2025 tarihli ve 2024/2427 E., 2025/5602 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.).
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı OSB Yönetim Kurulu Başkanlığına yazılan 29.08.2020 tarihli yazıda, davaya konu Yönetim Kurulu kararlarının konusunu oluşturan tahsis kararlarını öğrendiklerini beyan etmeleri ve ayrıca dava dilekçesine ekli, OSB katılımcısı ... tarafından OSB katılımcılara gönderilen davaya konu yönetim kurulu kararına ilişkin bilgilendirme mailinin 22.09.2020 tarihli olduğu nazara alındığında, 05.11.20 19... .11.2019 tarihli Yönetim Kurulu kararlarının iptaline ilişkin davanın makul süre geçtikten sonra 04.01.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu Yönetim Kurulu kararlarının iptali isteminin, makul süre geçirildikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, 6102 sayılı Kanunun 446. maddesi uyarınca davacıların yönetim kurulu kararının iptali davası açacak kişilerden olmadığının kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı ise de, karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370/4 maddesi hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacıların müteşebbis heyet kararının iptaline yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2.Yönetim kurulunun kararının iptali yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.