Apart dairede LPG patlaması sonucu ağır yaralanan davacının, güvenlik önlemi eksikliği nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli davasında kusur oranlarının ve tüketici mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Apart dairede meydana gelen LPG patlaması sonucu ağır yanıklar alan müvekkilin maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi; bina maliki ile sözleşmesel ilişki bulunmaması nedeniyle bu davalıya karşı açılan davayı reddederken, davacının olaydaki kendi kusurunu %75, apart işletmecisi davalının ise yangın dedektörü gibi güvenlik eksiklikleri nedeniyle kusurunu %25 olarak belirleyerek, apart işletmecisinden kısmen maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle tahsiline hükmetmiş olup, taraflar bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
3. Hukuk Dairesi         2025/3751 E.  ,  2026/535 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/203 E., 2025/1243 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/91 E., 2024/159 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'in kaldığı apart dairesinde 04.01.2018 tarihinde LPG tüpüne bağlı set üstü ocağın üzerine çaydanlığın konulup gazın açılması ve çakmağın çakılmasıyla büyük bir patlamanın meydana geldiğini, patlamanın etkisi ile müvekkilinin kıyafetleriyle birlikte alev aldığını, yüzü dahil tüm vücudunda ikinci ve üçüncü dereceden ağır yanıklar meydana geldiğini, davalılardan ...'nin binanın maliki, ...'in ise apartın işletmecisi olduğunu, yapı kullanım izni bulunmayan binanın fiziki yapısının değiştirilerek aparta çevrildiğini, davalı ...'nin yapı kullanım izni bulunmayan binayı apart yapılmak üzere kiralayarak binadaki yapı değişikliğinden haberdar olduğunu, bu nedenle sorumlu olduğunu, apart işletmecisi ...'in ise Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğe (Yönetmelik) aykırı hareket ettiği için sorumlu olduğunu ileri sürerek; müvekkili ... yönünden; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 10.000,00 TL ve tedavi giderleri için 10.000,00 TL olmak üzere şimdilik 20.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, ... yönünden 100.000,00 TL, ...yönünden 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesiyle; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 5.057.323,36 TL'ye, bakıcı ve tedavi giderleri talebini 42.646,49 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... mirasçıları olan dahili davalılar vekili; dava konusu yangından dolayı devam eden ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, olayda davacı ...'in de kusurlu olduğunu, apart odasında bulunan mutfak tüpünün ... tarafından alındığını, olay günü çaydanlığı ocağın üstüne koyup uyuduğunu, sonrasında çaydanlığın taşarak tüpü söndürdüğünü ve gazın çıkmaya devam ettiğini, daha sonra ...'in yataktan kalkar kalkmaz çakmak çakması üzerine patlamanın meydana geldiğini, Yönetmelik koşullarının yerine getirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... ... vekili; davacının kusurlu ve kötüniyetli olduğunu, olayın sebebinin davacı ... olduğunu, davacının iddia ettiği zarara zarara kendi kusuruyla sebep olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalılardan bina maliki ... arasında herhangi bir sözleşmesel ilişkinin bulunmaması nedeniyle bu davalı yönünden davanın reddi gerektiği, davacı ...'in havalandırma alanını kapatması, ocak açık vaziyette uyuması, odayı gaz sızıntısı ihtimaline binaen havalandırmaksızın ateş yakması nedeniyle yaşanan olayda kusurlu olduğu, davalı ... ...'in ise apart sahibi olduğu ve konaklaması için dava konusu odanın davacıya tahsis edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici sözleşmesi kapsamında kaldığı, bu davalının yangının çıkması açısından bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte, odada yangın dedektörü gibi bir cihazın bulundurulmaması nedeniyle odada biriken LPG gazının önceden tespit edilemediği, yangın çıkma ihtimaline dair uyarı mekanizmasının oluşturulamadığı, davalı ... ...'in apart işleticisi ve sözleşmenin tarafı olması nedeniyle bu noktada kusur ve sorumluluğunun bulunduğu, tarafların kusurlarının yoğunluğu göz önüne alındığında davacı ...'in %75, davalı ... ...'in ise %25 oranında kusurlu olarak değerlendirilmesinin hak ve menfaat dengesine uygun olacağı kanaatine varıldığı, dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de, davaya konu ilişkinin sözleşme hukukundan kaynaklanması ve dosyada davacıların davalıyı daha önceden temerrüde düşürdüğüne dair bir delilin bulunmaması nedeniyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği belirtilerek; davalı ... mirasçılarına karşı açılan davanın reddine, davalı ... ...'e karşı açılan davaların kısmen kabulü ile; 1.274.992,46 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e, ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın davacılar ...ve ...'a dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, miktar ve faiz başlangıç anı bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı ... vekili ve davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ceza dosyaları kararlarının hukuk dosya kararlarını bağlamayacağı, dosya kapsamı ile alınan 13.10.2022 tarihli bilirkişi heyetince tanzim edilen raporun dosya ile uyumlu, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olup tespit edilen kusur oranlarının yerinde olduğu, öğrencilere apart şeklinde odaların kiralandığı, gerekli güvenlik önlemlerinin yeterince alınmadığı, davalı ...'in %60 oranında kusurlu olduğu ve diğer davalının bina sahibi olması sebebiyle tarafların birlikte kusursuz sorumluluğu bulunduğu, davacının ise %40 kusurlu bulunduğu, tespit edilen bu kusur oranlarına göre hesap yapan bilirkişi heyetinden alınan 17.07.2024 tarihli ek rapor doğrultusunda maddi tazminat yönünden hükmün kurulması gerektiği, ayrıca tespit edilen malullük oranı, tedavi süreçleri gözetildiğinde manevi tazminat yönünden de davacı tarafların kısmen istinaf taleplerinin gözetilmesi gerektiği belirtilerek ve faiz başlangıcı yönünden oy çokluğu ile ve tavzihen; davalı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davalı ...'in % 60 kusur oranına isabet eden 3.041,678,78 TL maluliyet tazminatı ile 16.365,60 TL ameliyat masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ... yönünden 100.000,00 TL, davacılar ...ve ... yönünden ayrı ayrı 30.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; olayın gerçekleşmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan raporda müvekkiline atfedilen %40 kusur oranına itibar edilemeyeceğini, davalıların meydana gelen zararın tamamında asli kusurlu olduklarını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, tazminatlara olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkillerinden yalnızca ... yönünden maddi tazminat talep edilmiş olup, reddedilen maddi tazminat yönünden tüm müvekkillerinin vekalet ücretiyle sorumlu tutulmasının usul ve kanuna uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili; kira sözleşmesinde kiracının ... olup müvekkilinin izni olmaksızın dava konusu yerin alt kiraya verilemeyeceğini, sözleşmede bunun açıkça yasaklandığını, davacı ...'in bu nedenle binada işgalci konumunda olup hak talep etmesinin mümkün olmadığını, ... ve ...'nın sözleşmede imzası bulunmaması nedeniyle aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davada Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını, görevli ve yetkili Mahkemenin Isparta Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı ...'in Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/25 E., 2022/221K. sayılı kararıyla, yangın ve yaralanmaya neden olma suçundan mahkum olduğunu ve mahkumiyet kararının kesinleştiğini, ancak bu dosyanın incelenmediğini, müvekkilinin ise taksirle yaralama suçundan beraatine dair verilen kararın kesinleştiğini, hukuk hâkiminin bu beraat kararı ile bağlı olduğunu, beraat kararı ile müvekkilinin bir kusuru bulunmadığı tespit edilmediğinden dava konusu olayda illiyet bağı bulunmadığının da açık olduğunu, bu nedenle tazminat taleplerinin tümünün reddi gerektiğini, davacı ...'in %40 maluliyet raporunun... Araştırma ve Eğitim Hastanesinden alınmış olup; heyet içerisinde gerçek bir adli tıp uzmanı bulunmadığını, bu nedenle hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Dahili davalılar vekili; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 69. maddesi gereği yapı malikinin kusursuz sorumlu olabilmesi için zararın binanın yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden kaynaklanması gerektiğini, oysa dava konusu olayda böyle bir durumun tespit edilmediğini, Ceza Mahkemesi dosyasında yangının davacının kusuru nedeniyle çıktığının tespit edildiğini, müvekkillerinin murisine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, binanın diğer davalı tarafından apart olarak kullanılacağını murisin bilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmetin ayıplı olmasından ve yapı malikinin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. TBK'nın 74/1 maddesine göre; hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 25.03.2011 tarihli ve 2021/634 E., 2021/1101 K. sayılı kararı ile dava konusu yangın olayı nedeniyle taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yargılanan dosyamız davalısı sanık ... ... hakkında yapılan yargılama sonucunda; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 223/2-(c) maddesi gereğince kesin olmak üzere beraatine karar verildiği, CMK'nın 223/2-(c) maddesinin; ''Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması'' şeklinde olduğu, TBK'nın 74/1 maddesi hükmüne göre hâkimin ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmadığı, hükme esas alınan ve Yargıtay denetimine elverişli olan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı ... ...'in Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmeliğin 109/7 ve 124. maddesi hükümlerine aykırı davrandığı ve hizmetin ayıplı olmasından kaynaklı sorumlu olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli kararı ile davaya bakmakla Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna kesin olarak karar verildiği, davacılardan anne ...'ın üniversite öğrencisi olan ve dosyadaki bilgi ve belgelerden üniversite öğrencilerinin konakladığı anlaşılan apart niteliğindeki bağımsız bölümde oğlunun konaklaması için kira sözleşmesi imzaladığı, bu nedenle ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, diğer davacıların ise anne ve baba olmaları nedeniyle manevi tazminat talep edebilecekleri, davacıdaki maluliyetin tespiti için alınan raporun Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla, davalı ... ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. TBK'nın yapı malikinin sorumluluğunu düzenleyen 69/1 maddesi; ''Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. ''şeklindedir.
Davalı ... yukarıda yer alan hüküm gereği kusursuz olarak sorumlu olup, ayrıca davalının yapı sahibi olarak binasının fiziki yapısının değiştirilmesine, usulsüz olarak işletilmesine müsaade etmesi nedeni ile İmar Kanunu'nun yapı izniyle ilgili 30., 31., 32. ve 42. maddelerini ihlal ettiğinin tespit edildiği, 05.10 2016 tarihli kiraya veren ... ile kiracı ... arasında imzalanan kira sözleşmesinde; 4 daireli 5 katlı karkas binanın 8.000,00 TL'den ''apart yapılmak üzere'' 14 yıllığına kiralandığının belirtildiği, dolayısıyla binanın apart yapılmak üzere kiralandığının bilinmediğine yönelik temyiz itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla dahili davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
3. Davacı ...'in davacı ...'in havalandırma alanını kapatması, ocak açık vaziyette uyuması, odayı gaz sızıntısı ihtimaline binaen havalandırmaksızın ateş yakması nedeniyle yaşanan olayda kusurlu olduğu, kusur değerlendirmesine ilişkin hükme esas alınan raporun Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
4. TBK'nın 117. maddesi gereği; Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.
Dava konusu olay aynı zamanda haksız fiil niteliğinde bulunduğundan, davalıların haksız fiilin işlendiği olay tarihi itibariyle temerrüde düşmüş oldukları, bu durumda kabul edilen tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla yanılgılı değerlendirmeyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
5. Bundan ayrı, davacılardan yalnızca ... için maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup; maddi tazmimatın reddedilen kısmı üzerinden davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinden davacıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ve dahili davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının "B.maddi Tazminat Yönünden" ve "C. Manevi Tazminat Yönünden" kısımlarında yer alan ''dava tarihinden itibaren'' ibarelerinin çıkartılarak yerlerine ''olayın meydana geldiği 04.01.2018 tarihinden itibaren'' ibaresinin yazılması ve hüküm fıkrasının (B-3) bendinde yer alan ''davacılardan müştereken ve müteselsilen'' ibaresinin çıkartılarak yerine ''davacı ...'dan'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.