Danıştay 5. Daire, 692 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan personelin FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının tanık beyanları ve istihbari bilgilerle tespitine dayanarak göreve iade talebinin reddi kararının hukuka uygunluğunu onadı.
Özet: 692 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının göreve iade talebiyle yaptığı başvurunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca reddi üzerine açtığı dava, ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi tarafından reddedilmiş olup; mahkemeler, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönündeki tespitlerini, savcılık soruşturmalarındaki tanık ve gizli tanık beyanları, UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında yer alan etkin pişmanlık beyanları (eşinin örgüt referansıyla işe girdiği ve adının örgüt listesinde geçtiği), kurum tarafından yapılan araştırmalar ve sosyal çevre algısı gibi delillere dayandırarak hukuka uygun bulmuştur; davacı ise temyizinde bu delillerin somut olmadığını ve terör örgütüyle herhangi bir bağının bulunmadığını ileri sürmektedir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/8085 E.  ,  2025/14133 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/8085
Karar No : 2025/14133
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve .../... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli yargılamadaki soruşturmasında Komisyon tarafından, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma sayılı dosyasında; tanık T.Y.'nin ifadesinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olduğunu beyan ettiği hususlarının tespit edildiği, kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; davacının kurumu tarafından yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler kapsamında 06/07/2017 tarihinde yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun bildirildiği hususlarına yer verildiği, idari yargı yerinin ceza yargılamasında verilen nihai karardan bağımsız olarak, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından tespit edilen olgu ve delilleri de dosyadaki diğer delillerle birlikte davacının terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirebileceği açık olup, dosya içeriğine göre davacının, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Sor.No:.../... sayılı dosyasında, gizli tanık...'ın ifadesine göre cezaevi katibi olan eşi ile örgüt içi evlilik yaptıklarının beyan edildiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma/yardım etme suçu için hakkında kovuşturma açılmasına yeter delil elde edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, tanık beyanlarının ceza yargılamasından bağımsız olarak davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı yönünden Mahkemelerince hükme esas alınabileceği, UYAP-Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından davacı hakkında yapılan sorgulamada, örgütün mahrem yapılanması içinde bulunan ve etkin pişmanlık kapsamında birçok kişinin ismini veren Ş.K.'nın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nıın .../... sayılı dosyasında verdiği beyanlarında, davacının eşi A.K.'nın örgüt referansıyla infaz koruma memuru olduğu, o dönemki Komisyon Başkanı S.S.'nin referansıyla geldiği hususlarının belirtildiği, örgütün cezaevi mahrem yetkilisi M.K.'nın uhdesinde bulunan "tarak listesi" adı verilen listede adının yer aldığı hususunun Ş.K.'nın beyanlarından anlaşıldığı görülmekte olup, bu hususların da ayrıca davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı yönünden Mahkemelerince hükme esas alınabileceği belirtilerek, ayrıca davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan personel bilgi dosyasında, mahallinde yapılan araştırmada, davacının örgütsel etkinlik/faaliyet ve eylemlere katıldığı, hakkında örgüt evliliği yaptığı, işyerindeki konuşmalarından, hal ve tavırlarından örgüt sempatisi olduğu, eşinin örgüt referansı ile işe girdiği yönünde beyanlar bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı olduğuna dair sosyal çevre algısının bulunduğu hususlarının belirtildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri ile ceza yargılamasında elde edilen deliller ve UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında yer alan veriler dikkate alındığından, başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu işlemin somut delillere dayanmadığı ve hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, hiçbir yasa dışı oluşum içerisinde olmadığı, evliliğinin örgüt içi evlilik olmadığı, gizli tanık ifadesinin bilgiye dayanmadığı, bu tanığın beyanıyla başlayan adli ve idari soruşturma süreçlerinde iltisaklı olmadıklarının anlaşıldığı, diğer tanığın da aslında iletişimlerinin olmadığını söylediği, eşiyle ilgili bakanlığın olumlu değerlendirmesi olduğu, ceza soruşturması sonucunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: İdari yargı mercilerince uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarece dosyaya sunulan tespitler ile ve resen araştırma ilkesi uyarınca elde edilen deliller ve davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin yanında davacı iddialarının birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmekteyken, sadece davacının mahkumiyet kararına atıfta bulunularak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 1. maddesinde, "(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 30/11/2022 tarih ve E:2018/83, K:2022/144 sayılı kararıyla, 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." kuralına yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacı, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ... tarih ve .../... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında "FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve .../... soruşturma nolu, bila sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu KHK eki listelerle kamu görevinden çıkarılmaları, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Bu nedenlerle, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
"Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit (HTS kayıtlarının) olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine,
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.