Hastane tarafından ödenmeyen öğrenci bursları nedeniyle üniversitenin açtığı alacak davasında, üçüncü kişi yararına sözleşme çerçevesinde davacı aktif husumet ehliyeti tartışması.
Özet: Davacı üniversite ile davalı hastane arasında imzalanan ve öğrencilere burs verilmesini taahhüt eden işbirliği protokollerinden kaynaklanan ödenmeyen burs alacaklarının tahsili talepli davada, davalı hastanenin bursların öğretim görevlilerinin çalışmasına bağlı koşullu bağışlama olduğu ve davacı üniversitenin aktif husumet ehliyeti bulunmadığı savunmalarına karşın, bölge adliye mahkemesi, dava konusu sözleşmelerin üçüncü kişi yararına yapıldığını ve üniversitenin dava açma hakkına sahip olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin burs alacaklarının davalıdan yasal faiziyle tahsiline yönelik kararını hukuka uygun bulmuştur.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/147 E., 2025/1118 K.DAVA TARİHİ : 26.03.2021BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 09.04.2021İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 12. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/102 E., 2023/447 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında, ...'nin 2018/20 19... /2020 Eğitim Öğretim dönemleri için yaptığı sınav sonucunda, asıl davada Sağlık Bilimleri Fakültesine ve birleşen davada Tıp Fakültesi’ne burs alma şartlarını sağlayarak kayıt yaptıran öğrencilerine 2018/20 19... /2020 Eğitim Öğretim yıllarından başlamak üzere iki ayrı işbirliği protokolü imzalandığını, işbu protokollere göre öğrencilere yılda 9 ay ve öğrenim süresi boyunca aylık 500,00 TL burs verilmesinin davalı hastane tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, burslu öğrenci başarılı olduğu sürece bursu alabileceğinin de protokollerde hüküm altına alındığını, protokollerin halen yürürlükte olduğunu, davalı tarafından bir dönem burs ödemeleri yapılmışsa da öğrencilerden gelen sözlü ve yazılı bildirimler üzerine davalının muaccel olan burs ödemelerini yapmadığının belirlendiğini, durum davalı hastaneye yazı ile bildirildiği halde davalı tarafından konuya ilişkin bir açıklama yapılmadığı gibi burs ödemelerinin de yapılmadığını, ödenmeyen bursların muacceliyet tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı hastane tarafından ödenmeyen öğrenci burslarının asıl davada şimdilik 10.000 TL'nin, birleşen davada ise 5.000,00 TL’nin davalı hastane tarafından bursların muacceliyet tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili; bursların verilmesinde davacı üniversite bağışlama taahhüdünde bulunulan değil, aracı konumda olduğunu, üçüncü kişi yararına sözleşme söz konusu olduğundan davanın ancak lehine bağışlama taahhüdünde bulunulan kişiler/öğrenciler tarafından açılmasının mümkün olduğunu, davacı üniversite lehine bir bağışlama taahhüdü söz konusu olmadığından, üniversitenin aktif taraf sıfatının bulunmadığını, taraflar arasındaki protokoller ile taahhüt edilen bağışlamanın koşullu bağışlama olduğunu, her bir üniversite öğretim görevlisinin müvekkili hastanede çalıştırılması hususunda davacı üniversite ile protokol yapıldığında ayrıca burs verileceğinin de kararlaştırıldığını, ayrı ayrı düzenlenen öğretim üyesi çalıştırılması hakkında düzenlenen protokoller ile burs protokolleri incelendiğinde dahi, sözleşmelerin ve burs protokollerinin aynı tarihte ve sözleşme ilişkisi çerçevesinde düzenlenmiş olduğunun açık olduğunu, bu hususun verilen bağışlama taahhüdünün öğretim elemanının çalıştırılmasına bağlı ve koşullu olarak verildiğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, ancak öğretim görevlisi hekimlerin istifa etmiş olması nedeniyle ilgili protokollerin feshedildiği hususunun davacı üniversiteye bildirilmiş olduğunu, sadece bir öğretim görevlisi ile olan protokolün yürürlükte olduğunu, istifa ederek ayrılan öğretim görevlilerine ilişkin protokoller yönünden müvekkili şirketin burs verme/bağışlama taahhüdünün de ortadan kalktığını, ayrıca öğrencilerin bir kısmının her yıl belli bir not başarısını sağlama koşulunu sağlayamadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan protokol maddeleri, dosyaya celp edilen banka yazıları uyarınca bilirkişilerce düzenlenen raporlar doğrultusunda asıl ve birleşen dosyalarda davacının talep edebileceği alacak miktarları hesaplandığı, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle, 54.000,00 TL alacağın, 10.000,00 TL'sine dava tarihi olan 26.03.2021 tarihinden itibaren, 44.000,00 TL'sine ıslah tarihi olan 17.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; birleşen davanın kabulüyle, 130.500,00 TL alacağın, 5.000,00 TL'sine dava tarihi olan 09.04.2021 tarihinden itibaren, 125.500,00 TL'sine ıslah tarihi olan 17.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu sözleşmeler, üçüncü kişi yararına sözleşmeler olup, davacı alacaklının da bu davayı açma hakkı olduğu açık olmakla birlikte, burs ödemelerinin üçüncü kişi olan öğrencilere yapılmasını talep ederek iş bu davayı açması gerekirken, kendisine ödenmesi talebiyle açtığı, bununla birlikte yukarıda belirtilen emsal Yargıtay kararında tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettirenin(alacaklının) bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebileceği belirtilmiş ise de, somut olayda eksik üçüncü kişi yararına sözleşme yapıldığı düşünülmekle birlikte, aksi kabul edilse dahi davacı üniversitenin üçüncü kişi olan öğrencilere burs ödemesi yapılmaması sebebiyle üniversite olarak zarara uğraması söz konusu olmayacağından, yine davacının kendisine ödeme yapılması talepli açtığı davada husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı veklinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili; dava konusu protokollerin öğrenciler ile davalı arasında değil davacı ile davalı arasında imzalandığını, davacı Üniversitenin protokolleri imzalayarak öğrencilere burs ödenmesi hususunda yükümlülük altına girdiğini, öğrencilerin taraf olmamaları nedeniyle dava açma ehliyetlerinin olmadığını, öğrencilerin bursların ödenmemesi nedeniyle şikayetçi olmaları üzerine davacının ödenmeyen bursların takibi ve ödenmesi sağlama yükümlülüğünün doğduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararının olduğu, taraf ehliyetinin bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan protokoller ile sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi konumundaki öğrencilere burs sağlanması amaçlanmış olup, sözleşmede açıklık bulunmadığından eksik üçüncü kişi yararına sözleşmenin söz konusu olduğunu, eksik üçüncü kişiler lehine sözleşmede, sözleşme ediminin yerine getirilmesini yalnızca vaat ettirenin talep edebileceğini, üçüncü kişinin sadece ifayı kabule yetkili olduğunu, davacı üniversitenin açılan davada vaat ettiren sıfatıyla aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu, ödenmeyen burs miktarlarının eksik hesaplandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleşen davada, protokole dayalı alacağın tahsili ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) ikinci bölümü, yargılamaya hakim olan ilkeleri düzenlemektedir. Kanunun 31. maddesi hâkimin davayı aydınlatma ödevini, 33. maddesi ise hukukun uygulanması ilkelerini düzenlemektedir. Hukuk yargılamasında maddi vakıaları ileri sürmek yükümlülüğü taraflara, hukuki nitelendirme ve davayı aydınlatma yükümlülüğü ise Kanunun 31... . maddeleri uyarınca hâkime aittir.2.Bir sözleşmede, ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Burada sözleşmenin alacaklı ve borçlu tarafı, sözleşmede taraf olmayan üçüncü bir kişi yararına bir edim kararlaştırmaktadır. Üçüncü kişi yararına sözleşmede, sözleşmenin tarafı olan borçlu, diğer taraf olan alacaklıya, üçüncü kişi yararına bir edimde bulunmayı kararlaştırmaktadır (Prof. Dr. Fikret Eren, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Hazırlanmış Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2012, 14. Baskı, sf 1141).3. Üçüncü kişi yararına sözleşme, 6098 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu türden sözleşmeler, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme (md. 129/1) ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme (md.129/2) olarak ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmelerde, üçüncü kişi yararına doğrudan doğruya bir alacak hakkı doğmaz. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise, üçüncü kişinin kendisi adına talepte bulunabilmesi mümkündür. Bir sözleşmenin ne zaman eksik ne zaman tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğu 6098 sayılı Kanun'un 129/2 maddesi ile öngörülen hükme göre belirlenir. Bu hükme göre, üçüncü kişinin kendisi adına talepte bulunabileceği ya sözleşmede açıkça yazılı olmalıdır, ya tarafların sözleşmede açıklanan iradelerinden bu durum tespit edilebilmelidir, ya da bu konuda bir örf veya adet bulunmalıdır. 4. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında imzalanan 29.12.20 17... .12.2018 tarihli protokollerle burs alma kriterlerine uyan, davacı Üniversitenin Sağlık Bilimleri Üniversite ile Tıp Fakültesine kayıt yaptıran ve belirlenen not ortalamasının üzerinde başarısını sürdüren öğrencilere, yılda 9 ay süreyle ve fakültenin öğrenim süresi boyunca, belirli miktarda bursun davalı tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. Protokollerde üniversite öğretim görevlilerinin davalıya ait hastanede çalışma şartı ile burs ödemelerinin öğrenciler tarafından da davalıdan talep edilebileceğine dair hüküm bulunmamaktadır. Protokollerde burs ödemelerinin ne şekilde yapılacağı belirtilmemiş ise de; dosyada mevcut evraklardan burs ödemelerinin öğrencilerin banka hesabına yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu düzenlemeler karşısında protokollerin eksik üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.5.Davacı Üniversite dava dilekçesinde, bursların ödenmediğine dair şikayetlerin iletilmesi üzerine öğrencilere ödenmeyen burs miktarlarının davalıdan tahsilini talep etmektedir. Taraflar arasındaki protokollerin eksik üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olduğu, burs ödemelerinin davalı tarafından öğrencilerin banka hesabına yatırıldığı, tarafların iradeleri ve protokolün fiili uygulaması hep birlikte değerlendirildiğinde vaat ettiren davacı Üniversitenin burs ödemelerini üçüncü kişi konumundaki öğrencilere ödemek üzere davalıdan tahsilini talep ettiği kuşkusuzdur.6.Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, davacının asıl ve birleşen dava yönünden aktif dava ehliyeti bulunduğu gözetilerek tarafların istinaf başvuruları esastan incelenmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 7. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.