Danıştay 5. Daire, KHK ile FETÖ/PDY iltisakı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, Bank Asya hesap hareketleri ve kardeşlerinin ByLock bağlantıları delilleriyle reddedilen göreve iade başvurusuna yönelik iptal davasının temyiz incelemesini yapıyor.
Özet: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, göreve iade başvurusunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca reddedilmesi üzerine açtığı iptal davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının FETÖ/PDY terör örgütü liderinin çağrısı sonrası Bank Asyadaki hesap hareketleri ve kurum tarafından yapılan irtibat değerlendirmesi ile kardeşlerinin örgütle bağlantıları gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; davacı ise örgütle bağlantısı olmadığını, Bank Asyayı talimatla kullanmadığını, kardeşlerinin eylemlerinden sorumlu tutulamayacağını ve hakkında verilen beraat kararını ileri sürerek kararların bozulmasını talep etmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/4898 E.  ,  2025/14147 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4898
Karar No : 2025/14147
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair... tarih ve .../... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte ve FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatından sonraki dönemde Bank Asya'da hesap hareketlerinin bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,00 TL iken; mezkur hesaba 26/09/2014 tarihinde 1.650,00 TL, 10/02/2015 tarihinde 300,00 TL para yatırdığının tespit edildiği, Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, görev yaptığı kurum tarafından FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu yönünde değerlendirme yazısı bulunduğunun bildirildiği, UYAP-Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından davacı hakkında yapılan sorgulamada, davacının kardeşi R.Ö 'ün silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasında hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan dosyadaki tespitlerde Bylock programını kullandığı, örgüt içerisinde "..." kod adını kullandığı, örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde asker şahıslardan sorumlu mahrem imamlardan olduğu hususlarının tespit edildiği; yine davacının diğer kardeşi Ö.Ö hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Sor.No:.../... sayılı iddianamesine dayanak alınan tespitlerde, davacının kardeşi Ö.Ö 'ün Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, bu tespitlerin davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı yönünden Mahkeme kanaatini pekiştirici nitelikte görüldüğü ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: FETÖ/PDY ile irtibatının bulunmadığı, Bank Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırmadığı, Bank Asya hesabını 2012 yılında kapattığı, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca kardeşlerinin eylemlerinden sorumlu olamayacağı, suç ve cezaların geriye yürümeyeceği, işlendiği zaman kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada hakkında beraat kararı verildiği ve dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde zabıt katibi olarak görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, temyize konu İdare Dava Dairesi kararından sonra, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada,...Ağır Ceza Mahkemesinin...5 tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının beraatına karar verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu KHK eki listelerle kamu görevinden çıkarılmaları, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının kamu görevine iade istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında davacının, örgütün finans kuruluşu olan Bank Asya'da hesabının olduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,00 TL iken; mezkur hesaba 26/09/2014 tarihinde 1.650,00 TL, 10/02/2015 tarihinde 300,00 TL para yatırdığı ve Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, görev yaptığı kurum tarafından FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu yönünde değerlendirme yazısı bulunduğu tespitlerine yer verildiği, ilk derece mahkemesi tarafından, sadece davacının Bank Asya hesabının istenmesine ilişkin ara karar yapıldığı başkaca bir araştırma yapılmaksızın, OHAL Komisyonu kararındaki tespitlere yer verilerek ve davacının kardeşlerine ilişkin tespitlerin de Mahkeme kanaatini pekiştirici nitelikte olduğu belirtilerek davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine de Bölge İdare Mahkemesince herhangi bir ara karar veya araştırma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının kardeşleri R.Ö ve Ö.Ö'ye ilişkin tespitler doğrudan hükme esas alınmamış olmakla birlikte Mahkeme kanaatini pekiştirici nitelikte görülmüş ise de, doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan bu tespitlerin gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra kanaat için değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine,
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda anılan değerlendirme yapılırken, davacı hakkındaki ceza kovuşturmasındaki (beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.