Hazinenin kadastro tespitine itirazı üzerine taşlık arazide zilyetlikle kazanım ve imar-ihya koşullarının tartışıldığı davada Yargıtay bozma ilamı sonrası verilen kararın davalı tarafından temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro tespitiyle davalı adına tescil edilen bir taşınmazın, Hazinenin taşlık arazi olduğu ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı iddialarıyla iptalini ve kendi adına tescilini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin başlangıçta taşınmazın bazı kısımlarını Hazineye, bir kısmını davalıya tescil etmesi üzerine, Yargıtayın davalı adına yazılan kısmın da taşlık vasfında olması nedeniyle Hazineye tescil edilmesi gerektiği yönündeki bozma ilamına uyularak, dava konusu parselin tespitinin tamamen iptaliyle kalan tartışmalı bölümün de hali arazi vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş olup, davalı bu bozmaya uyularak verilen kararı müvekkili lehine imar-ihya ve zilyetlik koşullarının oluştuğunu ve mahkemenin direnmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/3908 E.  ,  2026/1906 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2024/12 E., 2024/13 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 39... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 41.730,45 m² yüzölçümlü olarak, tarla vasfında davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 1 39... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tespit edildiğini ancak, taşınmazın taşlık arazi vasfında olup zilyetliği ispatlayacak herhangi bir imar-ihya işleminin bulunmadığını ve taşınmazın Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2019 tarihli ve 2015/109 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 05.01.2018 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 10.850,01 m²lik kısım ve (B) harfi ile gösterilen 5.960,37 m²lik kısım olmak üzere toplam 16.810,38 m² yüzölçümlü kısmın dava konusu taşınmazdan ifrazı ile son parsel numarası verilerek hali arazi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide (D) harfi ile gösterilen 15.546,84 m²lik kısmın dava konusu taşınmazdan ifrazı ile son parsel numarası verilerek hali arazi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide (C) harfiyle gösterilen 9.373,23 m²lik kısmın ise tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 27.02.2019 tarihli ve 2015/109 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine vekili ile davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.03.2023 tarihli ve 2021/9189 Esas, 2023/1554 Karar sayılı ilamıyla, "davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davalı adına tesciline karar verilen (C) harfi ile gösterilen bölümün, taşlık kayalık vasfının hakim olduğu, taşınmaz üzerinde meyve ağaçlarından bahsedilmiş ise de bu ağaçların adetçe çok az sayıda bulunduğu, davacı tarafından emek ve masraf harcanmak suretiyle imar ihyasının tamamlanıp tarım arazisi haline getirilmiş olmasının söz konusu olmadığı, taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümüyle ilgili olarak da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, davanın kabulüne ve 1 39... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 9.373,23 m²lik kısmın hali arazi vasfıyla Hazine adına tesciline, 05.01.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 10.850,01 m²lik kısım ve (B) harfi ile gösterilen 5.960,37 m²lik kısım olmak üzere toplam 16.810,38 m² yüzölçümlü kısım ile aynı krokide (D) harfi ile gösterilen 15.546,84 m²lik kısımlar yönünden daha önce verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyulmayarak direnme kararı verilmesinin gerektiğini, dava konusu taşınmazla ilgili müvekkili lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu, Yargıtayın İlk Derece Mahkemesinin takdir hakkını kaldıracak şekilde bozma kararı verdiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davalı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, aşağıdaki bendin kapsamı dışında davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi tarafından, taşınmazın bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmının Hazine adına tesciline, (A), (B) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımları yönünden ise mahkemenin 27.02.2019 tarihli kararıyla hüküm kurulduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Aksi hal, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın tamamını kapsayacak şekilde tescil hükmü kurulması gerekirken az yukarıda açıklanan şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.B.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilmek suretiyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin devamına, "hali arazi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline" cümlesinin eklenmesine, hüküm fıkrasının 3 ve 4 no.lu bentlerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, sonraki bentlerin ardışık olarak teselsül ettirilmesine ve hükmün, bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.