Bölge Adliye Mahkemelerinin Ceza Muhakemesi Kanunu 280/1-e maddesi dışında duruşmasız bozma kararlarının kanuna aykırılığı ve temyiz hakkı ihlali.
Özet: Nitelikli kamu malına zarar verme suçundan mahkum olan sanığın yargılamasında, ilk derece mahkemesinin kararını bozan bölge adliye mahkemesinin, kanunda öngörülen sınırlı bozma nedenleri dışında ve duruşma açmaksızın verdiği kararın usule aykırı olduğu, bu hukuka aykırılığın sanığın mahkemeye erişim ve sözlü yargılanma haklarını zedeleyerek ilk derece mahkemesinin direnme yetkisini ortadan kaldırdığı, dolayısıyla sonraki mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararının bu ağır usul hatasından kaynaklandığı ve esas hakkında inceleme yapılmaksızın mevcut hükmün bu nedenle bozulması gerektiği belirtilmiştir.
6. Ceza Dairesi         2025/4975 E.  ,  2026/2307 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/872 E., 2025/480 K.
SUÇ : Nitelikli kamu malına zarar verme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2023 tarihli ve 2023/896 Esas, 2023/1062 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 151/1-a,168/2, 62... , 58. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.03.2024 tarihli ve 2024/72 Esas, 2024/971 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın lehe; katılan vekilinin ise aleyhe istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde; ''Sanığın kovuşturma aşamasında zararı gidermek istediği, tamirin kurum çalışan aracılığı ile yapıldığı, maddi zararının bildirilmediğinden sanığın zarar giderme iradesi doğrultusunda cezasında TCK 168/2 maddesi uyarınca indirim yapılmış ise de, 02/11/2023 tarihli emniyet müdürlüğü cevabı yazısı ve ekinde bulunan faturaya göre nezaretin kapısının ... Demir doğrama isimli iş yerine 1980 TL ye yaptırıldığı anlaşılmakla sanığa zararı gidermesi için süre verilerek sonucuna göre sanık hakkında TCK 168/2 maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında Antalya 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/4 74... /754 karar sayılı ilamı tekerrüre esas alınmış ise de sanığın sabıkasında gözüken Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/6 15... /634 karar sayılı ilamıyla 2 yıl 3 ay hapis cezasıyla mahkumiyeti bulunduğundan daha ağır cezayı içermesi nedeniyle tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi'' gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun)
280/1-e maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2024 tarihli ve 2024/671 Esas, 2024/1410 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 151/1-a,168/2, 62, ve 53, 58. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
4. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 04.03.2025 tarihli ve 2024/872 Esas, 2025/480 Karar sayılı incelemeye konu kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.05.2023 tarihli ve 2023/1 Esas, 2023/246 Karar sayılı dosyasında verilen beraat kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 21.06.2023 tarihli ve 2023/1641 Esas, 2023/2120 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ......
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.03.2024 tarihli ve 2024/72 Esas, 2024/971 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen, Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2024 tarihli ve 2024/671 Esas, 2024/1410 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
11.03.2026 tarihinde karar verildi.