Eski muvazzaf subayın Türk Hava Kuvvetleri fiili hizmet zammının emeklilik yaş haddinden düşülmesi ve ileriye etkili hüküm tesis edilemeyeceği uyuşmazlığı.
Özet: Davacının askeri hizmetindeki fiili hizmet zammının emeklilik yaş haddinden indirilerek erken emeklilik hakkı tanınması talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin henüz tahsis başvurusu yapılmamış olmasına rağmen ileriye dönük olarak emeklilik tarihi belirlemesi, Yargıtay tarafından usul ekonomisine aykırı bulunarak bozulmuş; ayrıca fiili hizmet zammının yaş haddinden indirim sağlamasına karşın, hukuki niteliği itibarıyla itibari hizmet sürelerinden farklı olduğu ve uygulamasının belirli koşullara tabi olduğu vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/83 E., 2024/301 K.İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; kendisinin 12.06.1973 doğumlu olup 15.10.1991 - 15.03.2011 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde 19... ay muvazzaf subaylığına karşılık fiili hizmet zammının (FHZ) 3 yıl 10... gün olduğu, bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak hava yolu şirketlerinde pilot olarak çalışmaya başladığ, 25.12.2017 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin davalı Kurum tarafından 03.01.2018 tarihli yazısı ile 50 yaşımı doldurmadığından bahisle reddedildiği, davalı Kurumun fiili hizmet süresini yaş şartından düşmediği, davalı Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla 3 yıl 10... günlük itibari hizmet süresinin fiili hizmet sürelerine eklenerek 14... ay 15 gün hizmet süresine sahip olduğunun tespitine, 25 yıl sigortalılık süresi ile 5375 prim ödeme gün sayısının tamamlanmış olduğunun tespitine, itibari hizmet süresinin yaş haddinden düşülerek yaş haddinin 46... ay 15 gün olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca FHZ sürelerine ilişkin olarak davacının talep ettiği sürelerin geriye dönük işleyeceği hususunda bir düzenleme mevcut olmadığı, Ek 5 maddesi incelendiğinde ilgili madde kapsamında 5534 sayılı Kanun'a dahil çalışanların alınmadığı savuınmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 29.01.2019 tarihli ve 2018/87 Esas, 2019/48 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile davacı ...'ın (TC No: ... ) 3 yıl 10... günlük FHZ süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilerek davacının 27.07.2019 tarihinden itibaren tahsis talebinde bulunarak emekli olabileceğinin tespitine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/87 Esas, 2019/48 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli ve 2019/506 Esas, 2020/1190 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2019/506 Esas, 2020/1190 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 30.12.2021 tarihli ve 2021/2111 Esas, 2021/17111 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...davacının dava tarihinden sonraki bir tarihte tahsis başvurusu yapılabileceğinin tespitini istediği anlaşılmakta ve mahkemece bu yönden de kabule dair karar verildiği anlaşılmakta ise de, davacının aylık bağlanması için yazılı başvuru şartının henüz gerçekleşmemiş olduğu, bu tarih geldiğinde dahi tahsis isteminde bulunup bulunmayacağının bilinemeyeceği dikkate alındığında, ileriye etkili olarak hüküm tesisinin, hukukumuzda mümkün olmadığı, bu durumun usul ekonomisi ilkeleri ile de bağdaşmadığı, hususlarının dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir....mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacı ...'ın (TC No:... ) 3 yıl 10... günlük fiili hizmet zammı süresinin emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine ve davacıya, davalı Kurum tarafından uyuşmazlık çıkartılmayan yaş şartına göre yaşlılık aylığı tahsis şartlarını tamamladığı tarih olan 27.07.2021 tarihini takip eden aybaşından itibaren emekli aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 3 yıl 10... günlük FHZ süresinin Kurumca zaten hesaplanarak hizmet dökümüne eklendiği ve bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak tahsis talep tarihi itibarıyla yaş şartı gerçekleşmediğinden başvurunun reddedildiği, bozma ilamı sonrası verilen kararda, davacıya 27.07.2021 tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespit edildiği, oysa bu tarihin Kurumun zaten hak sahibi olunacağını öngördüğü tarihten bile daha ileri bir tarih olduğu, dolayısıyla davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği ve bilirkişi raporuyla da tahsis talep tarihinde emeklilik koşullarının oluşmadığının teyit edildiği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi nazara alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkindir.1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.