İdari nitelikteki encümen kararına dayalı yol ve yeşil alan terkine karşı açılan tapu iptali ve tescil davasının yargı yolu nedeniyle usulden reddi temyizde onandı.
Özet: Bu dava, davacıların ifraz sonrası mülklerinden belediyenin encümen kararıyla yaptığı ek yeşil alan ve yol terklerinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek tapu iptali ve tescil talebiyle açılmış; ilk derece mahkemesi ve istinaf, encümen kararının idari işlem niteliğinde olması ve iptali için idari yargının görevli bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş, temyiz incelemesini yapan mahkeme de bu kararı onamıştır.
7. Hukuk Dairesi         2025/4643 E.  ,  2026/2803 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/4420 E., 2025/2007 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/212 E., 2024/9 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu eski 2742 parsel sayılı taşınmazın ifraz neticesinde 192 m² yüz ölçümlü ve arsa vasıflı olarak tapuya tescil edildiğini, kamuya terki gerekli alanların da ifraz sırasında davalı idare lehine terk edildiğini, belediyenin ifrazdan sonra yapılan plan değişikliğini gerekçe göstererek parselden yeniden yeşil alan ve yola terk talep ettiğini, söz konusu terklerin müvekkillerinin katılımı veya açık muvafakatı olmaksızın doğrudan encümen kararıyla yapıldığını belirterek dava konusu parselin önceki kayıt ve tescilinin ihya edilerek çıplak mülkiyetinin davacı ... adına, intifa hakkının ise davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, idari işlemin dayanağı olan encümen kararı iptal edilmeksizin davanın kabul edilemeyeceğini, intifa hakkı sahibinin ise işbu davanın açılmasında hukuki yararı ve ehliyeti bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekilinin isteminin idari işlem mahiyetinde olan encümen kararının iptaline ilişkin olduğu, idari işlemlerin iptaline ilişkin davaların idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinden işbu talep yönünden yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, davacılar vekilinin ikincil talebi olan kadastral parselin ihyası yönünden ise idari işlemin iptal edilmediği ayakta olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu işlemin dayanağının Silivri Belediye Başkanlığının 25.12.2009 tarihli ve ... no.lu encümen kararı olduğu, idari işlemin iptaline ilişkin uyuşmazlığın çözümünün 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari yargının görev alanına girdiği, bahse konu idari işleme karşı dava açılmadığından idari işlemin ve buna bağlı oluşan sicilin geçerliliğini koruduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; açılan davada encümen kararının iptalinin değil yolsuz olarak yapılan tescil işleminin terkini istendiğinden adli yargının görevli olduğunu, somut olayda 18.madde uygulaması olmadığını, dava konusu taşınmazın önceki kaydının 2742 parsel olduğunu ve ifraz sonucu 192 m² yüz ölçümü ve arsa vasfı ile tapuya tescil edildiğini, kamuya gerekli alanların da ifraz sırasında idare lehine terk edildiğini, davacıların arsa üzerinde bina inşa etmek amacıyla davalı Belediyeye, imar durumu başvurusu yaptığını, bu başvuru üzerine encümenin hukuki dayanağı olmaksızın 87,83 m²’lik kısmı yol ve yeşil alan olarak terk ettiğini, bu işlemin hukuki sebepten yoksun olduğunu belirtmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.