Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, araç alım-satımına dayalı örtülü adi ortaklığın tespiti, tasfiyesi ve finansal katkıların tahsili talepli alacak davasında, davalının tacir olmaması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığına ilişkin yapılan değerlendirme.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalı ile araç alım satımı amacıyla kurduğunu iddia ettiği örtülü adi ortaklığın tespiti, tasfiyesi ve bu kapsamda müvekkilince ödenen 453.000 TL tutarındaki finansal katkı ile 10.000 TL kar payı zararının tahsili talebine ilişkindir; ancak davalının tacir olmaması ve uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari dava niteliği taşımaması gerekçesiyle mahkeme, davanın asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğine karar vererek görevsizlik kararı vermiştir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/528 Esas
KARAR NO : 2026/19
DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 17/07/2025
KARAR TARİHİ : 13/01/2026
YAZIM TARİHİ : 30/01/2026
DAVA:
Davacı ... vekili 17/07/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... arasında araçların birlikte alınması, kar amacıyla satılması, müvekkilinin düzenli ve önemli finansal katkılarda bulunması şeklinde örtülü bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, bu sürece ilişkin taraflar arasında yazışmaların mevcut olduğunu,
Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu esnada davalının müvekkilinin iş yerinde işçi olarak çalışmakta olup aralarında işçi-iş veren ilişkisinin mevcut olduğunu, iş ilişkisinin davalı tarafından yüz yüze sonlandırılamaması sebebiyle davacı müvekkilinin ortaklık kapsamında araçların alımına katkıda bulunduğu, ödemelerin akıbetini sormak amacıyla davalıya, arabayla alakalı nasıl yapalım, sen satın almak istersen sen al, almak istemezsen sana düşen kısmını biz verelim, satışını biz alalım şeklinde mesaj yolu ile iletişime geçtiğini, davalının ise yine mesaj yolu ile arabayla alakalı bir hak kargaşası olduğunu düşünmüyorum, halletmemiz gereken bir durum yok, borcum da yok, borç olarak verdiğinizi söylemiş olsaydınız bunu kabul etmezdim çünkü ödeme gücüm yoktu şeklinde beyanda bulunarak ortaklık ilişkisini reddetme yoluna gitmişse de kendisine ve satıcıya yapılan ödemeleri bu mesaj içeriği ile kabul ettiğini,
2019 yılında ... plaka sayılı aracın 103.000,00 TL bedelle satın alınmış olup bu bedelin 53.000,00 TL'sinin müvekkili tarafından davalıya elden verilerek karşılandığını, söz konusu aracın daha sonra 830.000,00 TL'ye satıldığını, bu satışın ardından önceki satış bedeli de kullanılmak suretiyle 1.600.000,00 TL bedelle ... plakalı aracın satın alındığını, bu araca ilişkin olarak müvekkilinin 13/03/2024 tarihli dekonttan da anlaşılacağı üzere satıcı hesabına 400.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan kısmın ise davalı tarafından karşılandığını, aracın davalı adına tescil edildiğini belirterek,
Taraflar arasında kurulmuş bulunan adi ortaklığın tespiti ile tasfiyesine, taraflar arasında kurulmuş olan adi ortaklık kapsamında müvekkilince ödenen 453.000,00 TL tutarındaki maddi katkının ortaklığın sona ermesi ile birlikte tasfiye hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline, ortaklık konusu araca dair davalı tarafından tek taraflı kullanım ve müvekkilinin mahrum kaldığı kar payı karşılığı olarak 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 05/09/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ün müvekkili ...'un eski iş vereni ve eski ahbabı olduğunu, mobbing ile iş sözleşmesini feshetmesinin nedeninin yasal hakların tahsili amacıyla müvekkilinin ... esas sayılı dosyasında açılan dava sonucu müvekkiline husumet beslenerek söz konusu davanın kötü niyetli olarak açıldığını,
Dava konusu araçların müvekkiline ait şahsi araçlar olup taraflar arasında adi ortaklık bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
GEREKÇE:
Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile adi ortaklık hisse bedeli olarak 453.000,00 TL alacak istemi ile mahrum kalınan kar payı bedeli 10.000,00 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce 13/01/2026 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında taraf vekilleri birbirini doğrular şekilde davalı ...'in tacir olmadığı şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Yine dosya kapsamında davalının davacıya ait iş yerinde işçi kadrosunda çalışan olduğu, işten ayrılma sonrasında işçilik alacağının tahsili amacıyla .... esas sayılı dosyasında görülmekte olan dava içeriğinden de davalının tacir olmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir.
Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Diğer yandan, Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK' nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise; TTK' nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nisbi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, nisbi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriteri kabul edilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve bir işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK' da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK' nın 4/1 maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu tür davalarda davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflalrın tacir olması veya ticari işletmeyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılmaktadırlar.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunu ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf içinde ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK kanun gereği ticari davalar sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari hale getirmez.
Bu açıklamalara göre; somut olayda, her iki taraf da tacir olmadığından (özellikte davalının tacir olmadığı dosya içeriğinde sabit olmakla) nispi ticari dava olmadığı, adi ortaklık TTK'da düzenlenmediğinden de mutlak ticari dava olmadığından iş bu uyuşmazlık bakımından ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı, diğer yandan malvarlığı haklarına ilişkin olan iş bu davanın 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesine gereğince genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın dava şartı (görev) yokluğundan usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (....'nin 01/07/2020 tarih ve ... sayılı, 29/12/2022 tarih ve ... sayılı, 04/04/2024 tarih ve ... sayılı, 13/06/2024 tarih ve ... sayılı emsal kararları).
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine,
... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine,
Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine,
Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine,
Dair, Davacı Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/01/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Katip ...
¸e-imzalıdır.