Terör kaynaklı göç nedeniyle kadastro tespitine itiraz edemeyen davacının, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının onanması.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davada, terör olayları nedeniyle zorunlu göç eden davacının, 1990 yılında mera vasfıyla Hazine adına kesinleşen kadastro tespitine mücbir sebep dolayısıyla süresinde itiraz edemediği iddiasıyla yaptığı başvuru, hem ilk derece hem de istinaf mahkemelerince 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin dolması gerekçesiyle usulden reddedilmiş; Yargıtay da kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2557 E., 2026/53 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/627 E., 2024/113 K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil isteğine ilişkindir.Kadastro çalışmaları sonucu; Mardin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 07... parsel sayılı taşınmazın 31.05.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında mera vasfında Hazine adına tespit edildiği, tespitin 19.12.1989 ilâ 18.01.1990 tarihleri arasında ilan edildiği, itiraz edilmemesi üzerine kadastro tutanağının 19.01.1990 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili; davacının yaşadığı ... köyünde 1980'lerin ortalarından itibaren terörün oluşturduğu baskı sebebiyle köyden göç başladığını ve davacının da bu nedenle 1988 tarihinde Almanya’ya göç etmek zorunda kaldığını, 1990 yılında ise köyün güvenlik sebebiyle boşaltılarak tamamen terk edildiğini, kadastro çalışmalarının 19.01.1990 tarihinde kesinleştiğini, bu çalışmalar sırasında davacıya ait taşınmazın 1 07... nolu parsel içinde Hazine adına tespit gördüğünü, davacının mücbir sebep nedeniyle kadastro tespitine itiraz edemediğini, kadastro tespitinin ilanı sonucunda herkesin haberinin olduğu varsayımının hukuki olmadığını, davacının 25.08.2022 tarihinde köyüne geldiğini ve taşınmazının davalı adına tescil edildiğini ve bilahare mera kapsamına alındığını bu tarihte öğrendiğini ileri sürerek 1 07... parsel içinde kalan müvekkilime ait yer bakımından mera kararının kaldırılması ve Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, Mahkeme aksi kanaatte ise sadece mera kararının davacıya ait yer bakımından iptalini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili; davanın kah düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro çalışmalarının üzerinden 10 yıl geçtiğini ve bu süre içerisinde herhangi bir itiraz yapılmadığını, söz konusu taşımazın hali arazi vasfıyla Hazine adına kayıt ve tescilinin 19.01.1990 tarihinde kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; müvekkili Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, kadastro çalışmalarının üzerinden 20 yıl geçtiğini ve hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili; davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi ile süresinde açılmamış olması durumunda davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 79. maddesi dikkate alınarak müvekkili İdare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro tespitinin kesinleştiği 18.01.1990 tarihi ile dava tarihi olan 18.10.2022 tarihi arasında on yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu Mardin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 07... parsel sayılı taşınmazın 31.05.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 417.967, 17... yüz ölçümünde ve mera vasfında "Kamu Orta Malı" olarak tespit edildiği, tespitin 19.12.19 89... .01.1990 tarihleri arasında ilan edildiği, itiraz edilmeksizin 19.01.1990 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle hak düşürücü süreden davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.