5434 sayılı Kanun kapsamında askerlik fiili hizmet zammı süresinin yaşlılık aylığına hak kazanmaya etkisi üzerine yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Davacının askeri personel olarak görev yaptığı dönemdeki fiili hizmet zammı sürelerinin yaş haddinden indirilerek emeklilik aylığına hak kazandığının tespiti talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin reddetme kararı üzerine bölge adliye mahkemesi, fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesiyle davacının 2019 yılı itibarıyla emeklilik şartlarını sağladığına hükmederek davanın kabulüne karar vermiş; davalı kurum ise fiili hizmet zammının yaş haddine indirimde kullanılamayacağını ve davacının yasal koşulları taşımadığını ileri sürerek bu kararı temyiz etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/13739 E.  ,  2026/3443 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2010 E., 2025/1224 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/99 E., 2023/82 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; 21.03.1991 - 10.07.1991 tarihleri arasında 4/a kapsamında sigortalı çalıştığı, 1992 - 1993 yılları arasında askerlik hizmeti yaptığı, 15.08.1995 - 14.12.2011 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde muvazzaf askerlik personeli olarak görev yaptığı, 13.04.2012 - 18.11.2017 tarihleri arasında 4/a kapsamında çalıştığı, 15.08.1995 - 14.12.011 tarihleri arasında 1463 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 28.11.2019 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu ancak Kurum tarafından yaş şartını yerine getirmediğinden talebinin reddedildiği iddiasıyla fiili hizmet zammı süresinin yaş haddi ve sigortalı başlangıç tarihinden indirilerek emekli maaşına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulundukları, hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe eklendiği, fiili hizmet süresinin yaştan geriye götürülmediği, mevcut haliyle davacının tahsis talebinde bulunamayacağı, davacının fiili hizmet zammı süresinden faydalanamayacağı, Kurum kayıtlarının esas olduğu ve Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; tahsis koşullarını taşımadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 4 yıl 23 gün fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün olmayıp yaş haddinden indirildiğinde 20.08.1967 tarihine ulaşıldığı, 21.03.1991 tarihinde 4/a sigortalılığı başlayan davacının 25... yaş 5525 prim gün sayısını tamamlaması gerektiği, tahsis talep tarihi olan 28.11.2019 tarihinde 28... ay 7 gün sigortalılığı bulunan davacının 52 yaşını da ikmal ettiği, hizmet birleştirmesi talebinde bulunan davacının kurum tarafından iptal edilen prim gün sayısının çıkarılması halinde dahi aylık koşullarından olan 5525 prim gün şartını yerine getirdiği, mahkemenin hizmet birleştirmesi talebini dikkate almayarak sadece 4/c hizmetinin 20... ay 23 gün olduğu ve 25 yıl sigortalılık şartını sağlamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 2022/99 Esas, 2023/ 82... .03.2023 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının 28.11.2019 tarihini takip eden 01.12.2019 tarihi itibariyle davacının emeklilik aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının emeklilik tahsis talebinin yasal şartları taşımadığı gerekçesiyle reddedildiği, 5434 sayılı Kanun’un mülga 32. maddesi kapsamındaki hizmetlerin sigortalılık süresine eklenmiş olmasına rağmen yaş haddi indirimine imkan bulunmadığı ve davacının yaptığı işin 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesinde sayılan fiili hizmet süresi zammı kapsamına girmediği, özellikle astsubay sınıf okullarında geçen öğrencilik sürelerine ilişkin olarak 5434 sayılı Kanun’un Ek 21. maddesi uyarınca kazai rüşt kararı alınmış olsa dahi, 18 yaşın altında geçen öğrencilik sürelerinin iştirakçilik kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu sürelerin hizmetten sayılabilmesi için okul bitiminde mütakiben bir göreve atanma şartının bulunduğu ve 11.07.1978 tarihinden sonraki bu tür sürelerin geriye dönük borçlanılmasına dair yasal bir düzenleme olmadığı, davacının 25 yıllık sigortalılık süresini tamamlamadığına dair İlk Derece Mahkemesinin red kararının yerinde olduğu, ancak Bölge Adliye Mahkemesi’nin hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verdiği ve Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi nazara alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.