Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari satım kaynaklı cari hesap alacağı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, mali müşavirin usulsüz fatura kesme ve WhatsApp delilleri üzerinden tarafların çekişmesi.
Özet: Bir tekstil ve ürün tedarikçisi şirket, kişisel olarak mal alımı yaptığını iddia ettiği bir şahsa karşı, tahsil edemediği cari hesap alacağı nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle dava açmış; davalı ise, davacı şirket yetkilisinin aynı zamanda kendi mali müşaviri olduğunu, bilgisi dışında ve sevk irsaliyesi olmaksızın şirketine sahte faturalar düzenleyerek haksız yere cari hesap borcu oluşturulduğunu ileri sürerek borcun mesnetsiz olduğunu ve davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/846 Esas - 2026/191
TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye YetkiliANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/846 EsasKARAR NO : 2026/191DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 08/10/2025KARAR TARİHİ : 13/03/2026YAZIM TARİH : 27/03/2026DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı/borçlu arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, davalı/borçlu ..., Şirketi unvanlı şirketin kurucusu, sahibi ve yetkilisi olduğunu, davalı/borçlu, söz konusu şirketi kurmadan önce şahıs olarak ticari faaliyette bulunmakta olup, bu dönemde müvekkili ... Şirketinden tekstil, çanta, saat, kalem olmak üzere münferit ürünlerini satın aldığını, müvekkili şirket, bu ürünleri, taraflar arasındaki whatssapp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere farklı tarihlerde davalı/borçluya gönderdiğini, davalı tarafın henüz şirket kurmamış olması nedeniyle bu teslimata ilişkin olarak fatura keşide edilemediğini, davalı/borçlunun müvekkili şirkete ait cari hesap alacağını ödememesi karşısında, borca yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere işbu davanın cari hesap alacağı üzerinden açıldığını, davalı tarafından ... sayılı takip dosyasının 1.425.184,00 TL kısmına yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, takibin 1.425.184,00 TL üzerinden devamına, alacağın likit olması ve borca haksız, kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, ... 13.08.2025 tarihinde kadar müvekkili firmanın mali müşavirliğini üstlediğini, ... müvekkilinin haberi dahi olmadan kendi şahsına ait ... İç ve Dış. Tic. Ltd. Şti. Firmasından davaya konu olan faturaları kestiğini ve yine müvekkiline haber vermeden, müvekkili firmanın mali müşaviri sıfatıyla, müvekkili şirket defterlerine suç işlemek pahasına söz konusu faturaları işlediğini, bu nedenle de müvekkilin haberi olmadan ticari defterlerine işlenen faturalara ilişkin itiraz veya iade fatura düzenleme imkanı bulamadığını, Müvekkilin faturalardan haberi olduktan sonra ancak iade fatura düzenlenebildiğini, müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, taraflar (... ve ...) arasındaki ilişki üzücü 6 Şubat depreminden sonra müvekkili ve iki çocuğunun ...'ya taşınması neticesinde kiracısı olduğu dairenin, mal sahibi tarafından, evin kendisine satılması, yaklaşık olarak 8 milyon TL'lik ödemenin farklı zamanlarda mal sahibine yapılması ve fakat buna rağmen tapu devrinin müvekkiline yapılmaması neticesinde mağdur olduğunu, ... tarafından müvekkiline danışmanlık sözleşmesine aykırılık sebebiyle başlatmış olduğu 3.915.000 TL'lik icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında görüldüğü, Söz konusu faturalara yansıyan ürün adedi 471'dir (287 adet tişört, 73 adet gömlek, 20 adet sweatshirt, 55 adet pantolon, 6 adet kalem, 10 adet parfüm, 20 adet saat) . Bu 471 adet ürünün sevk irsaliyesi, teslim ve tesellüme ilişkin evrakları söz konusu olmadığını, haksız davanın reddini, kötü niyetle başlatılmış olan icra takipleriyle alakalı %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER:... Esas sayılı takip dosyası,... kayıtları,... kayıtları,Arabuluculuk tutanağı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL;Davada çözümü gereken hukuki ihtilafın taraflar arasındaki cari hesap alacağı sebebi ile açılan icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali isteminden ibaret olup tensip tutanağı ara kararı ile ... ve ... müzekkereler yazılmış;... 14/01/2026 tarihli cevabi yazısında, davalının tacir kaydının bulunmadığının,... 22/01/2026 tarihli cevabi yazısında, davalının serbest meslek kazancına göre defter tutmakta olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Takip dosyasının incelenmesinde, takibin 13/08/2025 tarihinde harçlandırılmak sureti ile açıldığı, borcun sebebi olarak cari hesap alacağı 772.000 TL ve 16.000 USD Amerikan Doları toplamı 1.425.184,00 TL olarak yazılı olduğu, takip dayanağı belge sunulmadığı, borçlu/davalı vekilince yasal süresinde yapmış olduğu itiraz dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz edildiği, tanzim edilen 22/08/2025 tarihli tensip ile takibin borçlu yönünden durdurulmasına karar verildiği, takip dosyası arasında itiraz evrakının alacaklı tarafa tebliğine dair tebliğ mazbatası bulunmadığı, bu halde 08/10/2025 tarihinde açılan işbu davanın İİK'nun 67. maddesinde yazılı yasal süresi içerisinde açılmış olduğu tespit edilmiştir.6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür. Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava; 1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, 2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde, c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun; -Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde, -Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, -Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde, -Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde, -Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde, -Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde, -Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde, d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının ticari dava ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir. Ticaret yasanın 5. maddesi ile aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince, davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı ile davalı gerçek kişi arasındaki talep haksız özü itibari ile itirazın iptali ve alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı sıfatı itibari ile tacir olup, sözleşmenin karşı tarafı olan davalı gerçek kişi tacir ve olayda her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ise dava ticari dava olacak, bu halde de ticaret mahkemeleri görevli hale gelecektir. Kimlerin tacir kimlerin esnaf ve kimlerin tüketici olduklarının yasal düzenlemeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının belirlenmesi için vergi idaresine yazılan yazıya verilen cevapta mükellefiyet kaydının 31/12/2024 tarihinde terk olduğu ve serbest meslek kazanç defteri tuttuğu belirtilmiştir. Bu nedenle yazı ekinde davacının vergi dairesine verdiği beyannamelerde temin edilip incelendiğinde yıllık alış satış ve iş hasılatının VUK nun 177. maddesinde belirlenen yıllık miktarlara ulaşmaması nedeni ile davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalı tacir olmadığı için TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine,... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine,Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine,Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine,Dair, davacı vekili Av. ..., davalı vekili Av. ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.