Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Muvazaalı Taşınmaz Devirlerinde Tapu İptali, Tescil, Dahili Davalı ve İhtiyati Tedbir Taleplerine Yönelik Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İstinaf Kararı.
Özet: Bir şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin davada davacı vekili, şirketten mal kaçırma amacı güdülen muvazaalı tapu devirleri nedeniyle tapu iptali ve tescili talep ederken, özellikle C blok 1 nolu taşınmazın son kayıt malikinin mecburi dava arkadaşlığı gereği davaya dahil edilmesini ve olası zararların önlenmesi adına bu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istemiş, ilk derece mahkemesinin bu konudaki kararına itiraz ederek taleplerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 02/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : ... Esas
DAVACI : ... -...- ...
VEKİLLERİ : Av. ...- ...
Av. ...-...
DAVALILAR : 1 -... -...- ...
VEKİLİ : Av. ...
: 2 -... -...- ...
VEKİLİ : Av. ...- ...
: 3 -... -...
VEKİLLERİ : Av. ...- ...
Av. ...
[16602-06152-88977] UETS
DAVANIN KONUSU : Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 13/04/2026 tarihli talep dilekçesi ile özetle; İşbu davanın ikamesi öncesi hazırlık aşamasında haricen yaptıkları tapu kaydı araştırmasında ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel üzerindeki C Blok 1 nolu taşınmazın, 25.03.2022 tarihinde yapılan satış ile davalılardan ...'ın kayınbiraderi olan davalı ... adına kayıtlı olduğunu, huzurdaki muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını, Mahkeme tarafından yapılan yargılama sırasında Tapu Müdürlüğü tarafından mahkeme dosyasına gönderilen müzekkere cevabında C/1 Blok'da kain taşınmazın dava açılmadan önce ama taraflarınca yapılan 06.12.2024 tarihli arabuluculuk başvurusundan 4 gün sonra 10.12.2024 tarihinde davalı ... tarafından davalılar ile yakınlığı olan ...'a devredildiği bilgisine haiz olunduğunu, muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davalarında tapu kayıt malikine karşı açıldığını, muvazaanın tespiti sözleşmeyi yapan kişilerin gerçek iradelerinin belirlenmesine dayandığından sadece kayıt maliklerden birine değil, sözleşmenin tüm taraflarının (devreden borçlu ile devralıp şeklen kayden görünen malik) davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, çünkü, muvazaalı sözleşmeyi yapanlar, üçüncü kişiler aleyhine el birliği içerisinde bir haksızlık yaparak onları zarara uğrattığını, bu nedenle, üçüncü kişilerin açtıkları muvazaa davalarında, muvazaalı sözleşmeye iştirak eden tüm tarafların hasım gösterilmesinde, olayın daha iyi aydınlatılması ve ispat bakımından fayda hatta zorunluluk olduğunu, bu durumda devreden ve devralan arasında HMK 59. ve devamı maddeleri gereğince şekli bakımdan "mecburi dava arkadaşlığı" bulunduğunu, mal kaçırmak ve şirketi zarara uğratmak amacıyla davalı ... ile diğer davalı ... arasında yapılan muvazaalı devirler nedeniyle aralarında C Blok No/1 taşınmazın da bulunduğu 5 taşınmazın tapu iptali ve tescil talebine de ilişki olduğunu, dolayısıyla; muvazaa sebebiyle devir işleminin iptali için ...'a husumet yöneltilmiş olsa da; işbu davanın aralarında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunan tapuda kayıtlı görünen son malik...a da teşmil edilmesi yasa gereği olduğunu, her ne kadar taşınmazın Davalı ...'dan ...'a devri dava açılmadan önce gerçekleşmiş olsa da davalılar ile davadışı ...arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan Mahkemenin huzurdaki davanın dahili davalı müessesi ile ...'a teşmili usul ve yasa gereği olduğunu, bu nedenle de; işbu davada ...'ın da dahili davalı olarak davaya dahil edilmesini Mahkeme'den talep ettiğini, muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasında; kayıtlı son malik ile ara malikler arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, dava açılmadan önce tapuda kayıtlı görünen malike de anılan davanın dahili davalı müessesi yoluyla teşmil edilmesi yasa gereği olduğunu, C Blok 1 no'da yer alan taşınmazın ilk malikten son malike kadar şirketten ve şirket ortağından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak devredildiği açık olup, davalılar ile 3. Kişi iyi niyet iddiasını ileri sürmek için devredilen ancak iyi niyetli olmayan davalılar ile yakınlığı bulunan ...'a yapılan devir de muvazaa nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taşınmazın yeniden el değiştirmesini önlemek adına anılan taşınmazın kaydına ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasını talep etme zarureti hasıl olduğunu, C blok 1 nolu taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin gerekli şartlar oluştuğunu, dava konusu C blok 1 no.lu taşınmaz açısından İhtiyati tedbir talebi incelendiğinde, Mahkeme tarafından ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olacağını, zira, ihtiyati tedbir talebi değerlendirilirken; davanın konusu olan taşınmazın, mülkiyet durumunu, niteliğini, muvazaa iddiasının ilk bakışta makul ve ciddi olup olmadığını, yaklaşık ispat ölçüsünü, dava sonucunda hükmün icrasının imkânsız hâle gelme veya telafisi olanaksız zararların ortaya çıkma riskini, göz önünde bulundurarak karar verildiğini, davanın konusu olan taşınmazın, mülkiyet durumu, niteliği açısından değerlendirildiğinde; taşınmazın halihazırda ...'ın mülkiyetinde olup, ... ile diğer davalılar arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle anılan davanın malike dahili davalı yoluyla teşmili hukuki bir zorunluluk olduğundan dahili davalı yoluyla davanın tarafı haline gelecek ...'ın maliki olduğu C Blok 1 no.lu taşınmazın kaydına ihtiyati tedbir konulması hukuka uygun olacağını, Muvazaa iddiasının ilk bakışta makul ve ciddi olup olmadığını, yaklaşık ispat ölçüsü açısından değerlendirildiğinde; davalılar tarafından yapılan devirlerin hukuki gerekçesi olarak sunulan arsa payı satışı ve inşaat yapımı sözleşmelerinin resmi şekil şartına uyulmadan muvazaayı örtbas etmek için sonradan alelacele üretilen sözleşmeler olduğu ve Mahkemeyi yanıltmak kastıyla hazırlandığını, bahse konu arsa payı satışı ve inşaat yapım sözleşmesi, hukuki mahiyeti itibariyle gayrimenkul satış vaadi niteliğinde bir sözleşme olup, noter huzurunda "düzenleme" şeklinde yapılması zorunlu olan, resmi şekil şartına bağlı bir ön sözleşme olduğunu, ayrıca; TMK madde1009 uyarınca tapu şerh edilebilecek sözleşmeler arasında yer aldığını, anılan sözleşme davalılar tarafından gerçekleştirilen muvazaaya dayalı sözde devirleri hukuki açıdan gerekçelendirmek ve muvazaayı örtbas etmek amacıyla sonradan üretilmiş olup, bu husus her türlü şüpheden ari olduğunu, sözde arsa payı satışı ve inşaat yapım sözleşmesinde 3 adet villanın arsa payları için 1.205.000 TL + KDV olmak üzere toplam 3.615.000,TL+ KDV olarak belirlenmiş olması hayatın olağan akışına aykırı olup, 3 ay sonra aynı tipteki bir başka villanın 1.625.000 USD'ye satılmış olması yapılan işlemin açıkça muvazaalı olduğunu gösterdiğini, anılan sözleşme dahilinde davalı ...'un A,B ve C blokdaki 3 adet villanın toplam arsa payın satış bedeli olarak 3.615.000,TL+ KDV ödemesi kararlaştırıldığını, ancak 3 ay sonra aynı durumda olan F blok no.lu villa ise 1.625.000 USD bedelle satıldığını, sözleşmenin imzalandığı 19.03.2022 tarihinde dolar kurunun 14.79-TL olduğu dikkate alındığında 3 adet villaya ilişkin toplam arsa payı bedeli 244.421 Amerikan Dolarına tekabül etmekte olup, bu durumda anılan devir işleminin muvazaalı olduğu gerçeğini gözler önüne serdiğini, yine delilleri arasında yer alan yazışmalar dahilinde sözde 3 villanın ...'a sözde arsa payı sözleşmesi ile satıldıktan hemen 1 ay sonra tek bir villa için davalı ...'ın istediği satış fiyatının 2 milyon dolar olduğu yani davalı ...'a satılan 3 adet villa satışının 3 misli olduğu görüldüğünü, sözde arsa payı satışı ve inşaat yapım sözleşmesine uyarınca arsa payı satışına ilişkin faturanın, davalılar arasında yapılan taşınmaz devir işleminden yaklaşık 3 yıl sonra kesilmiş olması bile anılan sözleşmenin sonradan düzenlendiğinin ve devir işleminin muvazaalı olduğunun açık delili olduğunu, sözde arsa payı özde kat irtifak tapuları ...'a devredilirken tapu harçları şirket katılarına işlenmediği gibi anılan devirlere konu villaların satış faturaları da C Blok 1 no.lu taşınmaz sözde devir tarihi olan 25.03.2022'den yaklaşık 3 yıl sonra müvekkili tarafından dava açılacağı bilgisinin davalıya bildirilmesinden hemen sonra apar topar aynı gün kesildiğini, ...'a yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 199 uyarınca belge niteliğini haiz olan ve dosyaya mübrez 20.07.2023 tarihli WhatsApp yazışmalarından açıkça görüldüğünü, anılan yazışmalarda; müvekkilinin potansiyel bir alıcı getireceğini söylemesi üzerine davalı ..., C Blok1 numaralı taşınmazı satabileceklerini açıkça beyan ettiğini, oysa ki ... taşınmazı müvekkili ile davalı ... arasında geçen görüşmeden 1,5 yıl önce şirketin üzerindeki münferit yetkisini kötüye kullanarak Şirketin %50 pay sahibi olan müvekkilin bilgisi ve onayı alınmaksızın devrini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 06.12.2024 tarihli arabuluculuk başvurusundan yalnızca 4 gün sonra (10.12.2024 tarihinde) taşınmazın davalılar ile yakınlığı olan ...'a alelacele ... tarafından satılmış olması anılan taşınmazın devrindeki muvazaa zincirinin devam ettiğini davalıların ve davadışı ...'ın iyi niyetli olmadığını açıkça gösterdiğini, davalı ...’un, aleyhine dava açılacağını öğrenmesinin hemen akabinde devir tarihi olan 10.12.2024 tarihinde inşaatı tamamlanmış dava konusu C Blok 1 no.lu taşınmazı, davalılar ile yakınlığı olan ... isimli dava dışı üçüncü kişiye 3.800.000,00-TL gibi gerçek piyasa koşullarını yansıtmayan bedelle devretmesi, işlemin gerçek bir satış iradesine dayanmadığını ve mal kaçırma amacı ile açıkça kötü niyetli bir tasarruf niteliği taşıdığını hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu, bu itibarla, anılan devir işlemi muvazaalı olup hukuki sonuç doğurmaya da elverişli olmadığını, ... ile ... arasındaki devir işlemi, müvekkilinin hak arama özgürlüğünün engellenmesi amacıyla kurgulanmış bir "mal kaçırma" kurgusu olduğunu, davalı ...’un ne arabuluculuk görüşmelerinde ne de dava tarihinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde C blok1 no.lu taşınmazın kendi adına kayıtlı olmadığına yahut üçüncü bir kişiye devredildiğine ilişkin açık bir beyanı bulunmadığını, bu durum dahi ileri sürülen her bir beyanın mevcut hukuki ve fiili durumun niteliğini değiştireceği düşüncesiyle hareket edildiğini devir yapılan kişilerin korunmaya çalışıldığının yahut dava açılmasının önlenilmesinin sağlanmasına çalışıldığının açıkça göstergesi olduğunu, davalı ... tarafından ibraz edilen, 19.03.2022 tarihli sözleşme uyarınca satışı gerçekleştirilen taşınmazın bedeline ilişkin faturanın da, uyuşmazlığın çıktığı müvekkilinin arabuluculuk başvurusunda neredeyse 2 ay önce ve satış işleminden yaklaşık 3 yıl sonra 04.10.2024 tarihinde davalı ...'a kesilmesi tarafların muvazaa olgusunun bertaraf edilmeye çalıştıklarını açıkça ortaya koyduğunu, C Blok 1 no.lu haricindeki dava konusu taşınmazların tümü bakımından muvazaa olgusunun varlığına ilişkin yeterli ispat koşullarının sağlanmış olduğu dikkate alındığında, bu durumun C Blok 1 no içinde geçerli olduğu zira tüm taşınmazların devrinde başlangıçtaki mal kaçırmak ve müvekkilinen ortak olduğu ve taşınmazların ilk sahibi olan şirketi zarar uğratmak maksadıyla yapılan muvazaalı işlemlere dayalı yolsuz tescilin bulunduğunu, C Blok 1 no.lu taşınmaz yönünden, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun mevcut olduğu dikkate alındığından yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde Mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesini yeniden talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, Dava sonucuna göre hükmün icranın imkansız hale gelmesi ve telafisi olanaksız zararların ortaya çıkması riski açısından değerlendirildiğinde ise; Dava muvazaa sebebiyle tapu iptali ve tescil davası olup, anılan taşınmazın 3. Kişilere devir ve temlik edilmesinin önlenmesi amacıyla taşınmazın kaydına ihtiyati tedbir konulması elzem olduğunu, aksi taktirde taşınmaz muvazaalı işlemeler silsilesi içinde sürekli devredilecek olup, dava müvekkilinin lehine sonuçlanması halinde dahi hakkına ulaşma ihtimali ortadan kalkmış olacağını, C Blok 1 no.lu taşınmazın kaydına ihtiyati tedbir konulmasında müvekkilin korunması gereken hukuki yararının bulunduğu açık olup, bu durum davanın akıbeti açısından da hayati önem taşıdığını, zira; ihtiyati tedbir kararının verilmemesinen müvekkil açısından telafisi güç ve imkansız zararların meydana gelmesine sebebiyet vereceğini, bu nedenlerle dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel C Blok 1 no.da kain taşınmazın tapu kayıtlarında malik olarak görünen ...'ın HMK 59. ve devamı maddeleri gereğince şekli bakımdan "Mecburi Dava Arkadaşlığı müessesi gereği dahili davalı olarak Mahkemenizce re'sen davaya dahil edilmesine, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel C Blok (1 nolu) kain taşınmazın 3. kişilere ve şirket ortaklarına satış, devir ve temlikinin önlenmesi için 23.01.2025 tarihli ara kararda diğer dava konusu taşınmazlar yönünden belirlendiği gibi işbu taşınmazda da tapuda görünen satış bedeli üzerinden %15 oranında teminat karşılığında taşınmazın kaydına ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulünü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 22/04/2026 tarihli ara kararında; "Davacı vekilinin, dava konusu taşınmazın maliki görünen ...'ın HMK 59. ve devamı maddeleri gereğince şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı müessesi gereği dahili davalı olarak eklenmesi talebinin REDDİNE,
2- Davacı vekilinin, Dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel C Blok 1 no.da kain taşınmazın üzerine tedbir konulması talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 13/04/2026 tarihli talep dilekçesini aynen tekrar ederek, işbu dava konusu itibariyle aynı zamanda muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescili talebi de içerdiğinden tapuda kayıtlı son malik görünen davadışı ... ile diğer davalılar ... ve ... arasında HMK 59 ve devamı uyarınca şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle anılan davanın davadışı ...'a da teşmili ile davaya dahil edilmesi usul ve yasa gereği zorunlu olup, taşınmazın dava tarihinden önce el değiştirmiş olmasının bu zorunluluğu ortadan kaldırmayacağını, davacının mecburi dava arkadaşlığı müessesi uyarınca davaya dahil edilerek dava konusu hukuki yararın korunması açısından eş zamanlı olarak C blok 1 nolu taşınmazın 3. kişilere ve şirket ortaklarına satış, devir ve temlikinin önlenmesi için ivedilikle tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, öncelikle; yerel mahkeme tarafından dava konusu taşınmazın dava açılmadan önce devredildiği gerekçesiyle davadışı ... ile diğer davalılar arasında HMK kapsamında mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, huzurdaki davanın; mal kaçırmak ve şirketi zarara uğratmak amacıyla davalı ... ile diğer davalı ... arasında yapılan muvazaalı devirler nedeniyle aralarında C Blok No/1 taşınmazın da bulunduğu 6 taşınmazın tapu iptali ve tescil talebine de ilişkin olduğunu, dolayısıyla; muvazaa sebebiyle devir işleminin iptali için ...'a husumet yöneltilmiş olsa da; işbu davanın aralarında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunan tapuda kayıtlı görünen son malik ...'a da teşmil edilmesinin yasa gereği olduğunu, zira muvazaalı işlemler nedeniyle el birliği ile davacı müvekkili zarara uğratılmak istendiğini, bu nedenle de; birçok defa el değiştirilen dava konusu taşınmaza ilişkin kötü niyet zincirinin tespiti, davacı ile son malik arasında mülkiyet yönünden hukukî irtibatın kesilip kesilmediği ve muvazaanın ispatı bakımından son kayıt malikin de davalı gösterilmesi gerektiğini, bu nedenle davalılar ile davadışı ... arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, aksi yöndeki değerledirme hem hukuka hem de hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, anılan nedenlerle; anılan taşınmazın devrinin dava tarihinden önce yapılmış olması, davalılar ile arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunan davadışı ...'ın davaya dahil edilmesine engel teşkil etmediğinden, aksi yöndeki Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu, işbu davaya emsal teşkil eden dosyaya mübrez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2019/854 K. 2022/200 T. 24.2.2022 tarihli kararında da; benzer şekilde muvazaalı olarak devredildiği gerekçesiyle açılan tapu iptal ve tescil davasında, dava tarihinden önce devir yapılan ve davada taraf gösterilmeyen taşınmazın son kayıtlı malikinin diğer davalılarla arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşılığı bulunduğu gerekçesiyle davaya dahil edilmesinin hukuka uygun olacağına karar verildiğini, C blok 1 nolu taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin gerekli şartlar oluştuğunu, anılan taşınmazın devrine ilişkin yapılan tüm işlemler muvazaalı olup ilk malikten son malike kadar muvazaa zinciri bozulmadan devam ettiğini, taşınmaz halihazırda ...'ın mülkiyetinde olup, ... ile diğer davalılar arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle anılan davanın halihazırdaki malike teşmili hukuki bir zorunluluk olduğundan davaya dahil edilerek davanın tarafı haline gelecek ...'ın maliki olduğu C Blok 1 no.lu taşınmazın kaydına ihtiyati tedbir konulması hukuka uygun olacağını, bahse konu arsa payı satışı ve inşaat yapım sözleşmesi, hukuki mahiyeti itibariyle gayrimenkul satış vaadi niteliğinde bir sözleşme olup, noter huzurunda "düzenleme" şeklinde yapılması zorunlu olan, resmi şekil şartına bağlı bir ön sözleşme olduğunu, ayrıca; TMK madde1009 uyarınca tapu şerh edilebilecek sözleşmeler arasında yer aldığını, ancak anılan sözleşeme sonradan üretilen bir sözleşme olduğu için ne yasada öngörülen şekil şartına riayet edilebilmiş ne de tapuya şerhi mümkün olabildiğini, görüldüğü üzere; anılan sözleşme davalılar tarafından gerçekleştirilen muvazaaya dayalı sözde devirleri hukuki açıdan gerekçelendirmek ve muvazaayı örtbas etmek amacıyla sonradan üretilmiş olup, bu husus her türlü şüpheden ari olduğunu, sözde arsa payı satışı ve inşaat yapım sözleşmesinde 3 adet villanın arsa payları için 1.205.000 TL + KDV olmak üzere toplam 3.615.000,TL+ KDV olarak belirlenmiş olması hayatın olağan akışına aykırı olup, 3 ay sonra aynı tipteki bir başka villanın 1.625.000 USD'ye satılmış olması yapılan işlemin açıkça muvazaalı olduğunu gösterdiğini, sizde arsa payı satışı ve inşaat yapım sözleşmesine uyarınca arsa payı satışına ilişkin faturanın, davalılar arasında yapılan taşınmaz devir işleminden yaklaşık 3 yıl sonra kesilmiş olması bile anılan sözleşmenin sonradan düzenlendiğinin ve devir işleminin muvazaalı olduğunun açık delili olduğunu, C Blok 1 no.lu haricindeki dava konusu taşınmazların tümü bakımından muvazaa olgusunun varlığına ilişkin yeterli ispat koşullarının sağlanmış olduğu dikkate alındığında, bu durumun C Blok 1 no içinde geçerli olduğu zira tüm taşınmazların devrinde başlangıçtaki mal kaçırmak ve müvekkilinin ortak olduğu ve taşınmazların ilk sahibi olan şirketi zarar uğratmak maksadıyla yapılan muvazaalı işlemlere dayalı yolsuz tescilin bulunduğunu, C Blok 1 no.lu taşınmaz yönünden, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun mevcut olduğu dikkate alındığından yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde Mahkeme tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair yerel mahkeme ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davadışı ...'ın mecburi dava arkadaşlığı müessesi gereğince davaya dahil edilmesi ve ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkiinde, ... ada ... parsel c blok 1 no.da kain taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması talebine istinaden davalı ... vekilinin 14.04.2026 tarihinde sunmuş olduğu dilekçesinde yer alan itirazlar haksız ve hukuka aykırı olup, kabulünün de mümkün olmadığını, dava dilekçesinde ; ihtiyati tedbir talepli olarak muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili talep edilen taşınmazlar arasında C Blok 1 no.lu taşınmazında yer aldığını, dolayısıyla davalı vekilinin aksine iddianın değiştirilmesi ve/veya genişletilmesinin söz konusu olmadığını, öte yandan işbu dava konusu taleplerden biri olarak muvazaa nedeniyle ikame edilen tapu iptali ve tescil davasında zamanaşımı bulunmadığı gibi tapu iptali ve tescili talep edilen taşınmaz malikleri arasında da şekli açıdan mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, mecburi dava arkadaşının davaya dahil edilmesi taraflardan birinin talebi üzerine olabileceği gibi mahkeme tarafından resen de karar verilebilmekte olup, karşı tarafın muvafakatine gerek bulunmadığını, davadışı ...'ın da diğer davalılarla arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan işbu davanın ...'a teşmili ile davaya dahil edilmesinin yasa gereği olduğunu, ...'ın davaya dahil edilmesi taraflarınca talep edilmiş olup, bu talebin yerine getirilmesinde davalıların muvafakatinin aranmayacağını, bu nedenlerle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında verilen 22.04.2026 tarihli ara kararlarına ilişkin itirazlarının kabulü ile öncelikle davalı müvekkiline ait "Dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde,.. Ada ... Parsel C Blok 1 no.da kain taşınmazın tapu kayıtlarında malik olarak görünen ...'ın HMK 59. ve devamı maddeleri gereğince şekli bakımdan "Mecburi Dava Arkadaşlığı Müessesi Gereği Davaya Dahil Edilmesine, ... İli, .... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Ada ... Parsel C Blok (1 nolu) kain taşınmazın 3. Kişilere ve şirket ortaklarına satış, devir ve temlikinin önlenmesi için 23.01.2025 tarihli ara kararda diğer dava konusu taşınmazlar için belirlenen tapuda görünen satış bedeli üzerinden %15 oranında teminat karşılığında taşınmazın kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 389/1. fıkrasına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, tedbir konulması talep edilen taşınmazın dava tarihinden önce dava dışı ...'a satılmış olduğu, eldeki davada ...'a husumet yöneltilmediği, dahili davalı olarak davaya dahil edilmesinin talep edildiği, zorunlu dava arkadaşlığının eldeki talep bakımından mevcut olmadığı gibi dahili dava yoluyla davaya dahil edilen bir kimseye taraf sıfatı kazandırılmasına ve hakkında hüküm kurulmasına yasal olanak bulunmadığına ve dosyada taraf olmayan kişi adına kayıtlı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine ilişkin kararda yanlışlık bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında verilen 22/04/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.02/07/2026
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.