Sanık müdafiinin belgelendirilmiş mazeret dilekçesi değerlendirilmeden ve esasa ilişkin son savunması alınmadan hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtlaması nedeniyle hırsızlık davasında istinaf kararının bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde, sanık müdafiinin duruşmaya katılamayacağına dair sunduğu belgelendirilmiş mazeret dilekçesinin mahkemece değerlendirilmeden, mazeret hakkında herhangi bir karar verilmeksizin yargılamaya devam edilerek iddia makamının esas hakkındaki mütalaasının alınması ve sanık müdafiinin esasa ilişkin son savunması alınmadan yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı tespit edildiğinden, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/3045 E.  ,  2026/6781 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/3386 E., 2023/3431 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "hüküm duruşmasına ilişkin olarak başkaca duruşmalarının bulunması sebebiyle belgeli mazeret dilekçesini duruşmadan bir gün önce dosyaya sunmuş olmalarına rağmen mazerete hiç değinilmeden ve mazeret hususunda bir karar verilmeden mütalaa alınarak taraflarına savunma hakkı dahi verilmeden dosyanın karara çıkartıldığına, olayda adı geçen diğer şüphelilerin ifadeleri açısından gerekli müzekkerenin yazılmadığına, usulî eksikliklerin savunma hakkını engellediğine, mütalaaya karşı savunma için makul bir süre verilmediğine, HTS ve baz kayıtları araştırılmadan hüküm tesis edildiğine, iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-f maddesini oluşturmadığına, olayın gelişimi, katılan ve tanık beyanları dikkate alındığında eylemin dolandırıcılık suçuna vücut verdiğine ve Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama yapılması gerektiğine, yetersiz gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine, tanığın beyanlarının kendi içerisinde ve katılanın beyanları ile çeliştiğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli herhangi bir somut delil bulunmadığına, soyut ve çelişkili tanık ve katılan beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığına, tanığın katılanın kardeşi olması nedeniyle objektif olarak beyanda bulunmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli karar duruşmasında sanık müdafiinin aynı gün başka mahkemelerde duruşmalarının olması nedeniyle duruşmaya katılamayacağına ilişkin belgelendirilmiş mazeret dilekçesi sunduğu, buna rağmen mahkemece mazeretin değerlendirilmesi hususunda herhangi bir karar verilmeyerek yargılamaya devam edildiği, akabinde iddia makamınca esas hakkında mütalaanın sunulduğu, sanık müdafiinin esasa ilişkin savunması alınmadan, sanık ve müdafiinin yokluğunda karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık müdafiinin mazeret dilekçesi hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden ve esasa ilişkin son savunması alınmadan yargılamaya devamla yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeple 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.