Yabancı plakalı araca verilen hasarın trafik kazası sonrası Alman rayiçlerine göre euro cinsinden tazminatı ile sigorta şirketinin sorumluluğunun tartışıldığı davada İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Bu istinaf incelemesi, Türkiyede meydana gelen bir trafik kazasında, davalının kusurlu aracı tarafından hasar gören ve Almanyada ikamet eden davacının yabancı plakalı aracının onarım maliyetleri ile eksper ücretlerinin Euro cinsinden ve Alman piyasası rayiçlerine göre tazminini talep ettiği bir davayı konu almaktadır. Davacı, sigorta şirketinin yaptığı kısmi ödemeyi yetersiz bularak toplam 3.034,58 Euro hasar ve 643,79 Euro eksper ücretinin yanı sıra kullanım kaybı talep ederken, davalı sigorta şirketi, tazminatın Türk Lirası üzerinden, poliçe limiti olan 43.000 TL ile sınırlı olarak ödenmesi gerektiğini ve yabancı para ile piyasa değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1755
KARAR NO : 2026/963
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2022 (Dava) - 22/06/2023 (Karar)
NUMARASI : 2022/848 Esas - 2023/503 Karar
DAVA : Tazminat
BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih ve 2022/848 Esas - 2023/503 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.09.2021 tarihinde davalı ....'a ait ve ... idaresindeki ...plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kolluk kuvvetince tanzim edilen kaza tespit tutanağına, taraf beyanlarına ve olay yeri fotoğraflarına göre davalı şirket nezdinde sigortalı .... plakalı davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalı şirket ile kusurlu araç arasında 93420114 poliçe nolu ve tarihleri arasında geçerli ZMMS poliçesi bulunduğunu, iş bu sebeple davalı şirketin de, bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkilinin daimi ikamet ettiği Almanya'ya döndükten sonra aracını ... isimli yetkili ekspertiz firmasına incelettiğini ve toplam maliyetin düzenlenen 15.10.2021 tarihli Onarım Maliyet Hesaplamasına göre, KDV dahil 3.034,58-EURO hasar miktarı olduğunu ve 4-5 gün sürecek olan onarım süresinde günlük tespit edildiğini, ayrıca bu rapor İçin 643,79 Euro ücret ödendiğini, müvekkilinin sigorta şirketi ile ilk defa 28.09.2021 telefon "..." üzerinden irtibata geçtiğini ve mail üzerinden istenilen tüm evrak ve bilgileri şirkete ilettiğini, müvekkilinin davalı şirketten uzun süre haber alamayınca 26.10.2021 tarihinde tekrar şirkete yazdığını ve cevap olarak 1214665 nolu hasar dosyasının açıldığı bilgisinin verildiğini, şirketin 25.11.2021 tarihinde 166,94-EURO tutarında ödemede bulunduğunu, ancak yapılan bu ödeme tazminatı ve diğer giderleri karşılamaktan uzak olduğunu, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle 43.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketi yönünden taleplerini teminat limitini aşmamak üzere sınırladıklarını, müvekkilinin aracının yabancı plakalı olup müvekkilinin daimi ikametgahının da Almanya olduğundan ve orada Euro üzerinden harcama yapacağından Türkiye piyasasına göre değil aracın bulunduğu ülke piyasasına yani Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, yine müvekkilinin daimi ikametgahı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilinin zararını gidermek için yabancı para EURO üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken zarar görenin malvarlığının zararın doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması esas tutulmalı ve gerçek zararı gidermeye yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ftili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik toplam 100,00-EURO hasar ve kullanım kaybı tazminatının davalı şahıslardan kaza tarihi itibarı ile, davalı sigorta şirketinden ise teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme Satış Kuru karşılığı Türk Lirası tahsiline ve taraflarınca ödenmiş ekspertiz rapor ücretinin yargılama giderlerinden sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; yabancı para cinsinden ve yabancı ülke şartlarına göre değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, sigorta tazminatının zenginleşme aracı olarak kullanılamaz olduğunu; bu nedenle poliçe kapsamında ancak sigortalının gerçek zararının ödenebileceğini; genel şartlar gereğince hesaplama yapılmasını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, poliçede limitin 43,000.00-TL olduğunu, müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında gerçek hasar bedelini ödeyerek borcunu ifa etmiş sayılacağını; müvekkili şirketin üzerine düşen mali sorumlulukları davacıya 1.850,00-TL değer kaybı ödemesi ve poliçe kapsamında olmamasına karşılık ekspere 323,91-TL ödemek suretiyle yerine getirdiğini, sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletme talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe kapsamında kazanç kaybından sorumluluğunun mevcut olmadığını, karşı tarafın araç kullanım bedeli talep ettiği görüldüğünü, ancak müvekkili şirketin bu durumdan sorumluluğunun olmadığını, kazanç kaybının poliçe sorumluluğunda olmadığını, poliçe teminatı kapsamında ekspertiz ücreti bulunmadığını, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini bu oranın da en az yüzde otuz olması gerektiğini, müvekkili şirketi KDV'den sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın görevli mahkemeye gönderilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar .... ve .... tarafından davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk derece mahkemesince; "...davaya konu uyuşmazlığın 02/09/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ....'e ait .... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve kullanım kaybı bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenen hasar onarım bedeli ve kullanım kaybı bedellerinin davalı şahıslardan kaza tarihi itibariyle, davalı sigorta şirketinden ise teminat limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi, davacı tarafından ödenen 643,79-EUR bilirkişi ücretinin ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının sürücü ....'in idaresindeki .... plaka sayılı aracı ile Osmancık istikametinden Tosya istikametine seyri sırasında bahse konu km'ye geldiğinde sol şeritte seyrederken yine aynı, istikametle sağ şeritte seyreden .... plaka sayılı araç sürücüsü ..... 1 geçmek için manevra yapması ve aracının sol arak kısmını diğer aracın sağ ön kısmına çarpması sonucunda meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde .... plakalı araç sürücüsü ....'ın %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacıya ait araçta oluşan hasarın onarım bedelinin 1.849,48-EUR olduğu, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından ödenen 166,94-EUR hasar bedeli ödemesinin mahsubu neticesinde davacı tarafça talep edilebilecek bakiye hasar onarım bedelinin 1.682,54-EUR, dava konusu aracın muadili bir aracın Almanya koşullarında günlük 59,00-EUR bedel mukabilinde temin edilebileceği, aracın makul tamirat süresinin 4 gün olduğu gözetildiğinde talep edilebilecek ikame araç bedelinin ise 236,00-EUR olduğu, davacı vekilinin 07/07/2022 havale tarihli bedel artırım dilekçesi ile hasar bedeli yönünden 90,00-EUR olarak belirttikleri dava değerini 1.682,54-EUR'ya, ikame araç bedeli yönünden 10,00-EUR olarak belirttikleri dava değerini 236,00-EUR'ya arttırdıklarını, toplamda dava değerini 1.918,54-EUR'ya artırdıklarını beyan ettiği ve arttırılan dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı, davalılardan ... .'ın .... plakalı aracın sürücüsü, ....'ın ise bahsi geçen aracın maliki olduğu gözetildiğinde, davalılar .... ile .... yönünden temerrütün haksız fiil tarihi itibariyle oluştuğu, dava açılmadan önce davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, davalı sigorta şirketi tarafından mahkememize sunulan hasar dosyası içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere rizikonun davalı sigorta şirketine ihbar edildiği, başvuru evrakının 27/10/2021 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketine ulaştığı, bu kapsamda davalı sigorta şirketinin temerrütünün rizikonun ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 08/11/2021 tarihi itibariyle meydana geldiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı..." gerekçesiyle açılan davanın KABULÜ İLE,
1-a)Hasar bedeline yönelik maddi tazminat talebinin KABULÜNE, 1.682,54-EUR maddi tazminatın, davalılar ... ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 02/09/2021 tarihinden, davalı ... Şirketi yönünden ise poliçe limiti 41.150,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 08/11/2021 tarihinden itibaren, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılar ...., .... ve .... Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ....'e verilmesine,
b)İkame araç bedeli tazminatı talebinin KABULÜNE, 236,00-EUR maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02/09/2021 tarihinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılar ....ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı....'e verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalılar .... ve .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, araçta meydana geldiği iddia edilen zararın belirli veya belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle kısmi dava şeklinde açılmasında hukuki yarar olmadığını, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebini karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir şeklinde düzenlendiğini, o nedenle söz konusu eksiklikte dikkate alınarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, değer kaybı hesaplamasında poliçe tanzim tarihi dikkate alınarak, genel şartlar göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerektiğini, somut olayda kaza tarihi ve poliçe başlangıç tarihi dikkate alındığında, tazminat hesabında genel şartlardaki esaslar ve formüllerin dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle bilirkişi hesaplamasının ZMMS genel şartlar değer kaybı hesaplama formülü dikkate alınarak yapılması gerektiğini, davacının, mahkemeye sunduğu dava dilekçesi kayıtları uyarınca davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza sonrasında araçta meydana gelen değer kaybı hesaplamalarının Trafik Sigortası Genel Şartlarında düzenlenen usul ve esaslardan biri olan değer kaybı hesaplaması formülüne göre hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle, işletilecek olan faizin ancak karar tarihinden itibaren olması gerektiğini, 19/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bu raporda, sigortalı araç sürücüsünün yaşanan trafik kazasında %100 kusurlu olmak, kazada tamamen tek bir tarafın hatalı olduğunun belirtildiğini, diğer tarafın ise kazada tamamen hatasız olması gerektiğini, %100 oranında kusur atfedebilmek için maddi gerçeğe kesin olarak ulaşılması gerektiğini, ancak düzenlenen bu raporun gerçeklikten uzak ve hukuka aykırı olduğunu, davacının araç hasarını Türkiye'de tespit ettirmediğini, gerekli tamiri Türkiye'de yaptırmadığını, aynı giderler ya da masrafların olay tarihinde Türkiye'de yapılacak emsallerinin de belirlenerek buna göre zarar tazmini hükmü kurulması gerekirken, olay tarihinden sonra tamamen fahiş rakamlar faturalandırılarak haksız ve mesnetsiz dava ikame edilmesinin haksız kazanç sağlamak anlamına geldiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın kismi dava şeklinde açılmasında hiç bir hukuki yarar bulunmadığını, değer kaybı hesaplamasında poliçe tanzim tarihi dikkate alınarak genel şartlar göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bilirkişi hesaplamasının ZMMS Genel Şartlar değer kaybı hesaplama formülü dikkate alınarak yapılması gerektiğini, 19/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme sonucunda sigortalı araç sürücüsü yaşanan trafik kazasında %100 oranında kusur tespit edildiğini, trafik kazasında %100 kusurlu olmak, kazada tamamen tek bir tarafın hatalı olduğu anlamına geldiğini, diğer tarafın ise kazada tamamen hatasız olması gerektiğini, %100 oranında kusur atfedebilmek için maddi gerçeğe kesin olarak ulaşılması gerektiğini, ancak düzenlenen rapor gerçeklikten uzak ve hukuka aykırı bir şekilde düzenlendiğini, hükme esas alınamayacağını, kabul anlamına gelmemekle, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesine dayalı olarak araçtaki hasar ve ikame araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddeleri ile 1483 üncü ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortasının düzenlendiği, bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle davanın ticari dava olduğu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde kaldığından mahkemece yargılamaya devam olunmasının doğru olduğu, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalı araç sürücüsünün hatalı şekilde şerit değiştirerek kazaya sebebiyet verdiği olayda tam ve asli kusurlu olduğunun dosya kapsamından açıkça anlaşıldığı, bu sebeple ayrıca başka bir kurumdan kusurun tespiti için rapor alınmasına gerek olmadığı, yabancı plakalı araçlarda onarım, aracın kayıtlı olduğu ülkede yapılmışsa zararın bu ülkede katlanılan giderlere göre belirlenmesi gerektiği, somut olayda zarar gören motorlu araç Türkiye'de tamir edilmediğine ve Türkiye'de tamir ettirilmesi zorunluluğuda bulunmamasına göre zarar Almanya'da katlanılan giderlere göre tesbit edilmesi gerektiği, yine gerçek zararın karşılanması ilkesi gereğince onarım bedelinin genel şartlar yerine parça ve işçilik fiyatları piyasa rayiç değerlerine göre tespit edildikten sonra iskontosuz ve kdv dahil olarak hesap edilmesi gerektiği, bu yönteme göre alınan bilirkişi raporunda hasar bedelinin Almanya işçilik ve malzeme bedellerinin rayici gözetilerek hesaplandığı, buna göre davacının sunduğu Almanya menşeili ekspertiz raporunda belirtilen hasar bedelinden davalılar lehine olacak şekilde daha az olarak tespit edildiği, haksız fiil sebebiyle davalı işleten ve sürücü yönünden faizin kaza tarihinden başlatılmasının doğru olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekillerinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/848 Esas - 2023/503 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı sigorta şirketi istinafı yönünden; alınması gerekli 2.459,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 845,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.614,29 TL istinaf karar harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
Davalılar.... ve .... istinafı yönünden; alınması gerekli 3.381,23 TL istinaf karar harcından peşin alınan 845,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.535,92 TL istinaf karar harcının davalılar .... ve ....'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/05/2026