Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, kaçak elektrik kullanımı kaynaklı itirazın iptali davasında Asliye Ticaret ve Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığını gidererek yetkili mahkemeyi belirledi.
Özet: İki ayrı mahkemenin (Asliye Ticaret ve Asliye Hukuk) kaçak elektrik kullanımına dayalı haksız eylemden kaynaklanan itirazın iptali davasında ayrı ayrı görevsizlik kararı vermesiyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için, Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu bağlamda hangi mahkemenin görevli olduğuna karar vermek üzere dosya üzerinde inceleme yapmıştır.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 01/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : DR. ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...*
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/05/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
TALEP : YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi ve .... Asliye Hukuk Mahkemesi ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
.... Asliye Ticaret Mahkemesi Kararının Özeti:"1-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 114/1-c ve 115/2 Maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE ,
2-6100 Sayılı HMK.'nın 20. maddesi gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının GÖREVLİ .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasın karar verileceğinin ihtarına,
," şeklinde karar verilmiştir.
....Asliye Hukuk Mahkemesi Kararının Özeti:"Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine,
Görevli mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna,
Karar kesinleştiğinde ve davacı veya davalı tarafından 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine..." şeklinde karar vermiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Her iki mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararları ile çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosya HMK 21. maddesi uyarınca re'sen merci tayini için Dairemize gönderilmiştir.
HMK.nın 22 ve 23. maddeleri gereğince Dairemizin davaya bakmakta görevli olduğu anlaşılmıştır. HMK 23/1 maddesinde yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceği düzenlenmektedir. Bu nedenle dairemizce dosya üzerinden yapılan incelemede;
Dava, kaçak elektrik kullanıldığı iddiasına dayalı olarak yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
T.T.K.nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı yasanın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” Yine aynı yasanın 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, 507 S.K. hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonr Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi usul Kanununun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler nazara alınarak somut olayın incelenmesinde; ... Vergi Dairesinin yazı cevabında, davalı ...'ın gerçek usulde vergilendirilmekte olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, vergi mahremiyeti kapsamında olduğu bildirilmiştir. Buna göre davalı dava tarihinde tacir olmadığından eldeki davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle; dosya kapsamına göre, davanın ...Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın merci tayini talebinde bulunan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere 01/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2026
Dr....
Başkan
...
¸e- imzalıdır
...
Üye
...
¸e- imzalıdır
...
Üye
...
¸e- imzalıdır
...
Katip
...
¸e- imzalıdır