İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, yüzlerce eserin telif haklarının inançlı devri iddiasıyla açılan maddi tazminat davasının, benzer başka bir dava ile birleştirilmesine karar verdi.
Özet: Davacı tarafın, eşinin vefatıyla oluşan zorlu süreçte, vefat eden sanatçı eşinin yüzlerce eserinden oluşan tüm telif haklarının davalıya devrinin, gerçekte güven ilişkisi içinde sadece yönetimi ve takibi amacıyla yapılmış "inançlı işlem" niteliğinde olduğunu belirterek mali hakların iadesi ve 10.000 TL maddi tazminat talebiyle açtığı, terditli olarak ise bu devirlerin aşırı derecede ekonomik özgürlüğü sınırlayan geçersiz işlemler olduğunun tespiti ve aynı hakların iadesinin istendiği davada mahkeme, yargılama konusu bu dosya ile başka bir fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesindeki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu, tarafların aynı olduğunu ve kararların birbirini etkileyeceğini tespit ederek, hukuki yarar ve zorunluluk gereği işbu dosyanın belirtilen diğer dava dosyasıyla birleştirilmesine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2026/136 ESASKARAR NO : 2026/89DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)DAVA TARİHİ : 09/07/2026KARAR TARİHİ : 30/07/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir ve Sanat Eseri ( Maddi Tazminat İstemli ) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili ...'nın , eşinin ani kaybının yarattığı ağır manevi yıkım içerisinde bulunduğu, çocuklarının henüz küçük yaşta olduğu ve kendisinin müzik sektörüne ilişkin teknik ile ticari süreçlere hakim olmadığı dönemde, davalının muris ... ile uzun yıllardır çalışan, aile dosta olarak bilinen ve sektörde uzmanlığına güven duyulan bir kişi olması sebebiyle taraflar arasında güçlü bir güven ilişkisi oluştuğunu, bu güven ilişkisi çerçevesinde davalıya, telif haklarının yönetimi, korunması ve sektörel işlemlerin iradesi bakımından ...'ya ait yüzlerce eserden oluşan tüm eser külliyatının süresiz, geri dönülmez ve karşılıksız şekilde devri amacıyla gerçekleştirilmediğini, davaya konu devir ve muvafakatnamelerin tarafların gerçek iradesini yansıtmayan ve telif haklarının yönetimi ile takibi amacıyla tesis edilmiş inançlı işlem niteliğinde olduklarının tespitini, dava konusu muvafakatname ve devir işlemlerine konu mali hakların davacılara iadesini, davalı tarafından dava konusu eserlerin kullanımı ve işletilmesi suretiyle elde edilen gelirlerin tespitini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, mahkemece dava konusu işlemlerinin inançlı işlem niteliğinde olduğunun kabul edilmemesi halinde terditli olarak 23.03.2018 tarihli muvafakatname ve devir işlemlerinin Türk Medeni Kanunu'nun 23.maddesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesi kapsamında ekonomik özgürlüğü aşırı derecede sınırlayan ve davacılar aleyhine kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde bulunduğunun kabulü ile geçersizliklerine, bu halde dava konusu muvafakatname ve devir işlemlerine konu mali hakların davacılara iadesini, davacıların uğradığı zararın tespiti ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANAAT VE GEREKÇE : Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK.nun 166. maddesi uyarınca "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2)Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3)Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir." denilmektedir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkememiz dosyası ile .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, taraflarının aynı olduğu, birisi hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, davaların birlikte görülmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin de talebi doğrultusunda Mahkememizin iş bu dosyasının .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-.... FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasında görülen dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, birisi hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği birlikte görülmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu kanaatine varıldığından işbu dosyanın İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, Yargılamanın birleşen dosya üzerinden DEVAMINA ,Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA, Birleştirilen dosyaya ivedi olarak BİLGİ VERİLMESİNE, 2-Yargılamanın .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas dosyası üzerinden devam etmesine, 3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konularının birleşen mahkemede düşünülmesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren ESAS KARARLA BİRLİKTE 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/07/2026KATİP ...e-imzalıdır HAKİM ...e-imzalıdır