Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde, sıfır olarak satın alınan 2023 model BMW 420i Coupe araçta ilk serviste keşfedilen gizli ayıp nedeniyle misli ile değişim talep edilen alacak davası.
Özet: Davacı, sıfır olarak satın aldığı aracın daha önce tampon değişikliği, boyama ve kozmetik onarım işlemleri gördüğünü yetkili serviste öğrenmesi üzerine, ayıplı malın ayıpsız misliyle değişimini talep ederek satıcı bayi ve servis aleyhine dava açmış; davalı şirketler ise aracın ayıplı olmadığını, kendi kusurlarının bulunmadığını, davacının iddialarının kullanım hatası veya müşteri memnuniyetsizliğinden kaynaklandığını ve yasal bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiş olup, evrak daha önceki bir mahkemenin yetkisizlik kararı ile davanın mevcut mahkemeye gönderilmesiyle sona ermektedir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO: BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLİ : DAVALI : 2-VEKİLİ : FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:TALEP :Davacı vekili 30/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 08/12/2023 tarihinde ... 420i Coupe 2023 model aracı sıfır olarak ... Tic. Ltd. Şti'nden satın aldığını, aracın 15.000,00 km bakım işlemleri için yetkili servis olan ... Servis ve Ticaret A.Ş. ... Şubesi'ne 03/06/2024 tarihinde müracaat edildiğini, yetkili servis tarafından yapılan muayene ve bakım işlemleri neticesinde aracın servis geçmişinde ''Tampon Değişikliği'', ''Tampon Boyama İşlemi'', ''Sol Marşpiyel Kozmatik Onarım Yapımı'' işlemlerinin 28/11/2023 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğunun tespit edildiğini, bu haliyle aracın gizli ayıplı bir şekilde teslim edildiğinin açık olduğunu, gizli ayıbın öğrenilmesinden sonra müvekkili tarafından aracın ayıpsız bir misli ile değişiminin talep edildiğini, ancak davalı şirketlerin bu konuda herhangi bir yaklaşım göstermediğini, davalı şirketlerin ... araçlarının yetkili bayiliğini yaptığını, buı nedenle müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, diğer seçimlik hakları ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili tarafından satın alınan ... motor numaralı, ... 420i Coupe 2023 model sıfır aracın misli ile değiştirilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPLAR:Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili 07/02/2025 tarihli cevap dilekçesiyle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafa satışı yapılan aracın ayıplı olmadığını, davacının bu iddiasını ispatlamasının gerektiğini, müvekkilinin ... markasının yetkili satış bayisi olduğunu, yalnızla ... marka araçların satışını ve servisini yaptığını, müvekkili şirketin dava konusu olayda herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasına veya müşteri memmuniyetsizliğine dayandığını, davacı tarafın gizli ayıp iddasını somut olarak ispatlaması gerektiğini, davacının talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davanın ... Dağıtım A.Ş.'ne ihbar edilmesini, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Davalı ... Servis Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili 05/02/2025 tarihli cevap dilekçesiyle; müvekkilinin, dava konusu aracın üreticisi, ithalatçısı ya da satıcısı olmadığını, bu nedenle dava hakkında husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasına veya müşteri memmuniyetsizliğine dayandığını, davacının boya ile ilgili iddialarını müvekkiline yönlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, misli ile değişim talebinin kabulünün hakkaniyete uygun olmayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Feri müdahil ... A.Ş. vekili 13/05/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yasaların öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını bu nedenle de dava açma hakkının ortadan kalktığını, davaya konu araçta üretim hatasından kaynaklı bir ayıbın olmadığını, davacı tarafın ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasından veya müşteri memnuniyetsizliğinden kaynaklandığını, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiaların kabul etmediklerini, davacı tarafın misli ile değişim talebinin kabulünün hakkaniyete uygun olmayacağını, bu durumun olası kabulü halinde davacı tarafın davaya konu araçtan elde ettiği faydanın mahsubu ve araçta meydana gelen araç değer kaybının hesaplanarak davacı taraftan mahsup edilmesi gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mersin . Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/05/2025 Tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 6100 SAYILI HMK MADDE 116/1-a, nazara alınarak süresi içinde sunulan yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği ile davanın USULDEN REDDİNE,2- Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili ve görevli olduğunun TESPİTİNE, 3-Talep halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde başvuru olduğu takdirde dava dosyasının yetkili Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, iki hafta içinde dosyanın gönderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına..." şeklinde karar verilmiştir. Adı geçen mahkemece verilen karar gereği dosya mahkememize gönderilmiş olup 24/09/2025 tarihinde mahkememiz yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir. DELİLLER:Mahkememizce ve yetkisizlik kararı verilen mahkemece, Davalı ... Servis ve Tic. A.Ş.'den ve feri müdahil ... Dağıtım A.Ş.'den dava konusu araca ilişkin tüm bilgi ve belgeler, Mersin . Noterliği'nden 06/08/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğine dair tebliğ mazbatasına ilişkin tüm bilgi ve belgeler, Mersin . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla dava konusu araç başında keşif yapılmak suretiyle makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmıştır. Makine mühendisi bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 21/03/2026 tarihli raporda özetle;"..1-Dosya kapsamında ve yerinde yapılan incelemeler neticesinde tespite konu ... plakalı araç 2023 model, ... 420İ Coupe marka, Şasi no ... , motor no ... , motor gücü 125 kw Otomobil olup, rengi mavi, yakıtı benzinlidir. Keşif tarihi itibariyle aracın kilometresi 78.982 km'de olduğu tespit edilmiştir. Aracın ruhsat bilgilerine göre ... vergi numaralı ... İnşaat Sanayi adına kayıtlı olduğu görülmüştür.2-Dava konusu aracın servis kayıtları incelendiğinde, aracın sıfir olarak satılmasından önce araç üzerinde ön tampon değişimi, ... amblemi ve jant değişimi ile sol marşbiyel bölgesinde kozmetik onarım işlemleri yapıldığı anlaşılmıştır. Bu işlemlerin satış aşamasında tüketiciye bildirilmeden aracın sıfır araç olarak satılmış olması halinde aracın ayıplı mal kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Yapılan işlemlerin aracın motor, şanzıman, şasi ve güvenlik sistemleri gibi ana mekanik ve yapısal unsurlarına ilişkin olmadığı, daha çok değiştirilebilir kaporta parçaları ve kozmetik onarım niteliğinde olduğu anlaşılmakla birlikte, sıfır araç olarak satılan bir araçta parça değişimi ve boya/onarım işlemi yapılmış olması aracın ayıpsız sıfır araç niteliğini teknik olarak etkileyebilecektir.3-Davaya konu ... plakalı aracın satış bedeli üzerinden yapılacak olan indirim bedelinin satış tarihi itibariyle 27.145,40-TL olacağı kanaati oluşmuştur.4-Yapılan parça değişimi ve kozmetik onarım işlemlerinin aracın ana yapısal ve mekanik unsurlarına yönelik olmadığı, aracın kullanımını ve teknik güvenliğini ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı, bu nedenle söz konusu işlemlerin araç bedeli de dikkate alındığında teknik açıdan katlanılamaz nitelikte ağır bir ayıp oluşturmadığı hususu ile birlikte seçimlilik hususların ilişkin hukuki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır..." kanaatleri bildirilmiştir. DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:Dava, ayıplı mal satımı iddiasıyla misli ile değişim davasıdır.Dava konusu olan ... plakalı, 2023 model, ... 420İ Coupe marka otomobilin, davalı ... Ltd. Şti tarafından 3.199.475400 TL bedelle 08/12/2023 tarihinde sıfır km olarak davacı şirkete satıldığı ve otomobilin davacı şirket adına tescil edildiği, otomobilin davacıya satılmadan önce 28/11/2023 tarihinde ... yetkili servisinde ön tampon ve amblem değişimi ile sol marşpiyel bölgesinde kozmetik onarım yapılmak suretiyle tadilat gördüğü tarafların kabulündedir.Dava tarafları arasındaki uyuşmazlık, davalı ... Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'ne dava dilekçesindeki iddialarla husumet yöneltilip yönetilemeyeceği, dava konusu otomobildeki ayıbın niteliğinin ve türünün ne olduğu, davalıların ağır kusurlu olup olmadıkları, davacı tarafça ayıp ihbarının süresinde ve yöntemine uygun olarak yapılıp yapılmadığı, otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı, ayıpsız misli ile değişim talebinin hak ve menfaat dengesine uygun düşüp düşmeyeceği, ayıpsız misli ile değişim talebinin uygun görülmemesi halinde satış bedelinden indirim yapılmak suretiyle davacı lehine alacak hükmü kurulup kurulamayacağı hususlarından ibarettir.DAVALI ... SERVİS VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere taraf ve dava ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da başka bir anlatımla taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Taraf sıfatının özelliği, tıpkı dava şartı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddi hukuka göre tespit edilir.Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen ilk itiraz ya da davalı tarafından ortaya konulması gereken def’i niteliğinde olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. (Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Dava konusu otomobil, davalı ... Ltd. Şti tarafından davacı şirkete satılmıştır. Buna karşılık davalı ... Servis Ve Ticaret Anonim Şirketi, otomobilin satıcısı olmadığı gibi üreticisi veya ithalatçısı da değildir. Dosyaya celp olunan garanti belgesinde de görüleceği üzere otomobilin ithalatçısı - bilahare dosyada feri müdahil sıfatı da kazanan- ... Anonim Şirketi'dir. Davacı alıcının tacir olması gözetildiğinde alım satım ilişkisinin tüketici işlemi olmadığında, ortada ticari satım ilişkisi bulunduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 11. Maddesindeki tüketici işlemlerinde ithalatçıların da sorumluluğu düzenleyen hükümlerin bu davada tatbiki mümkün değildir. Zira, Yargıtayın yerleşik içtihatlarıyla istikrara kavuştuğu üzere ticari satımlarda, ithalatçı firmalar dahi, ancak araca ait garanti belgesinde garantör olarak imzalarının bulunması halinde ayıplı maldan kaynaklı olarak alıcıya karşı sorumludur. Ticari satım ilişkilerinde ithalatçıların dahi ayıplı maldan dolayı ancak bu şartlar altında sorumluluğu bulunmaktayken, ithalatçı sıfatı bile bulunmayan davalı ... Servis Ve Ticaret Anonim Şirketine bu davada husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır. (Nitekim Yargıtay . H.D... E. ... K.)DAVALI ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME;Mahkememizce dava konusu otomobilin tüm servis kayıtları, garanti belgeleri, satış faturası gibi belgeler dosyaya celp edilmekle alanında uzman makine mühendisi bilirkişiden otomobil üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu aldırılmıştır.Yeterli açıklama ve gerekçeyi barındırdığından ve aynı zamanda dosya içerisindeki delillerle uyumlu olduğundan hükme esas alınan 21/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava konusu otomobilin, sıfır km olarak satılmasından önce araç üzerinde ön tampon değişimi, ... amblemi ve jant değişimi ile sol marşbiyel bölgesinde kozmetik onarım işlemleri yapıldığı, yapılan işlemlerin aracın motor, şanzıman, şasi ve güvenlik sistemleri gibi ana mekanik ve yapısal unsurlarına ilişkin olmadığı, daha çok değiştirilebilir kaporta parçaları ve kozmetik onarım niteliğinde olduğu ve bu sebeple aracın kullanımını ve teknik güvenliğini ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı, söz konusu işlemlerin araç bedeli de dikkate alındığında davacı için katlanılamaz nitelikte olmadığı, buna karşılık sıfır araç olarak satılan bir araçta parça değişimi ve boya/onarım işlemi yapılmış olmasının aracın ayıpsız sıfır araç niteliğini teknik olarak etkileyebileceği ve değer düşüklüğüne sebep olacağı, nispi yönteme göre satış bedeli üzerinden yapılacak olan indirim bedelinin 27.145,40-TL olacağı, aracın keşif tarihi olan 27/02/2026 tarihi itibariyle 78982 km olduğu anlaşılmıştır.6102 Sayılı TTK'nun 23. Maddesi:(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 223. maddesine göre; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 225. maddesine göre ise;"Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir."Dava konusu otomobilin sıfır km olarak satılması ve otomobildeki ayıbın servis geçmişi sorgulamasıyla ortaya çıkması, servis kayıtlarına erişildikten sonra makul süre içerisinde davacı tarafça düzenlenen noter ihtarnamesiyle davalı satıcıya ihbarda bulunulması, satıcının ana faaliyet konusunun motorlu araç alım satımı üzerine olması ve ağır kusurlu olması karşısında ayıp ihbarının bir süre koşuluna bağlı tutulamayacağının ve buna ilişkin savunmaların dinlenemeyeceğinin kabulü gerekmiştir.Dava konusu otomobilin ayıplı olduğu ve satıcı davalının ağır kusurlu olduğu tespit edildikten sonra davacı alıcının satıcıya karşı hangi tür ve miktarda bir alacak hakkının olduğunun incelemesine geçilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227 nci maddesine göre; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir."Misli ile değişim hakkının kullanılması halinde durumun gerektirmesi ve hakkaniyet ilkesi gereğince satış bedelinden indirim veya satılanın onarılması hükümlerinin uygulanabilip uygulanamayacağı açısından yapılan değerlendirmede:Davacı vekilince TBK'nun 227/1. Maddesi 4. bendinde yer bulan misliyle değişim hakkı dava edilmiştir. TBK'nun 227/4. Maddesinde alıcı tarafından ayıp sebebiyle sözleşmeden dönme hakkının tercih edilmesi halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim tarafından satış bedelinden indirim veya satılanın onarılması hükümlerinin uygulanabileceği ifade edilmiş ise de misli ile değişim hakkının tercihi halinde yasada hakime bu konuda takdir yetkisi tanındığına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki hukukumuzda dava taraflarına aşırı bir külfet yüklenmemesi ve somut olay adaletinin sağlanması için gerekmesi halinde kıyas mümkün olduğundan; yargısal içtihatlarla misli değişim davalarında da kıyasen TBK 227/4. Maddesinin uygulanabileceği ve bu durumda da gerekli şartların oluşması halinde hakim tarafından satış bedelinden indirim veya satılanın onarılması hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmiş ve uygulama istikrara kavuşmuştur. Zira aksi durumun kabulü ile; misli ile değişim talebinin yerinde görülmemesi ve diğer seçenek haklarının hakim tarafından re'sen tatbik edilmemesi halinde, ayıplı mal sebebiyle zarara uğrayan alıcıların zararlarının tazmin edilememesi ve bunun üzerine açtıkları davanını reddedilmesi sebebiyle aleyhlerine yargılama gideri yüklenmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır ki bu durumun hakkaniyet ve adalet ilkelerini zedeleyici sonuçları doğuracaktır. Anılan nedenlerle misliyle değişim hakkının tercihi halinde TBK'nun 227/4. Maddesinin kıyasen uygulanabileceği kanaatine erişilmiştir.Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı 11/092024 tarihli kararı:" Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli, ... E. ve ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; alıcı seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir, ancak kanun tarafından korunan sözleşme taraflarından alıcının yanında, kurulacak hükmün sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerekir. Ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tesbit edilmesi zorunludur. Somut olay yukarıda belirtilen ilke ve kurallar ışığında değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere aracın sol ön çamurluğunda ve motor kaputunda vernik atmaları bulınduğu ve fatura tarihi itibariyle 10.000,00 TL değer kaybı oluştuğu gözetildiğinde ayıp nedeni ile bedel indirimine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek bedel indirimine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir..."şeklindedir.Dava konusu otomobildeki ayıp sebebiyle davacı alıcının davalı satıcıdan hangi talepte bulunabileceği ve somut olayda TBK'nun 227/4. Maddesinin uygulanabilip uygulanamayacağı açısından yapılan değerlendirmede ise;Dava konusu otomobildeki ayıpların, tampon değişimi, ... amblemi ve jant değişimi ile sol marşbiyel bölgesinde kozmetik onarım işleminden ibaret olduğu, bahse konu ayıpların aracın kullanımını ve teknik güvenliğini ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı ve aracın davacı tarafça hali hazırda kullanımına devam edildiği ve kilometresinin keşif tarihi itibariyle 80.000 civarında olduğu, bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere otomobilin satış tarihinde ayıpsız haliyle piyasa değerinin 3.477.000,00 TL, ayıplı hali ile piyasa değerinin ise 3.447.500 TL olduğu, yani otomobildeki ayıbın 29.500 TL bir değer kaybına yol açtığı, yüzdesel olarak oluşan değer kaybının % 1 oranında dahi olmadığı anlaşılmaktadır. Kökleşmiş yargısal içtihatlarda sıklıkla vurgulandığı üzere; kanun tarafından korunan sözleşme taraflarından alıcının yanında, kurulacak hükmün sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerekir. Ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları görmezden gelinerek davaların neticeye bağlanması mümkün değildir. Ayıba bağlı seçimlik haklar yönünden alıcının tercihinin, ayıbın şekli, malın değeri, ayıbın ileri sürülüş süreci gibi her somut olayda farklılık taşıyan kıstaslar çerçevesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesine göre değerlendirilmesinin gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2025 tarihli ... E., ... K. Sayılı, 07.06.2017 tarihli, ... Esas, ... Karar; 06.11.2015 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında bu hususlara değinilerek alıcının tercihi yönünde verilecek hükmün hak ve menfaatler dengesini bozar mahiyette olmaması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Bu itibarla dava konusu otomobildeki ayıbın aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, ayıpların giderilmiş olması ve ayıbın giderilmesi işin yapılan işlemlerinin tramer kayıtlarına yansımaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı, aracın hali hazırda davacının kullanımında olması ve kilometresinin 80.000 civarına gelmesi, hükmün infazına kadar aracın hasar veya yıpranma durumunun hangi seviyelere uluşacağının belirsiz olması, aracın bu süre zarfında ciddi hasar alması veya ekonomik ömrünü sonlandıracak kilometre ve yıpranmalara maruz kalması halinde bu durumun davalı için aşırı külfet getirecek olması ve başka dava ve çekişmelerin doğmasının kaçınılmaz olması hususları dikkate alınarak davacının misli ile değişim talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Misli ile değişim yerine bilirkişi tarafından nispi metoda göre belirlenen tutar üzerinden satış bedelinden indirime gidilmesinin hakkaniyet ve somut olay adaletinin tesisi açısından daha uygun olacağı sonucuna varılmakla; bu yönteme göre belirlenen 27.145,40TL'nin, fazladan tahsilat yapılan 09/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı ... Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.Somut olaya uygun olduğundan emsal alınan Yargıtay içtihatlarına değinmek gerekirse;Yargıtay . Hukuk Dairesinin 21.06.2023 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı:"...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusu yönünden; davalı B...A.Ş.'nin satılan aracın distrübütörü/ ithalatçısı olduğu, araç davacıya satılmadan önce bu davalı tarafından arka kapısının tamir ve boyasının yaptırıldığı, aracın tamir ve boyalı bu hali ile satıcısı olan diğer davalı tarafından davacıya satıldığı, davacı ile davalı B...A.Ş. arasında doğrudan bir satış ilişkisi bulunmasa da ithalatçı firma olarak üreticinin sorumluluğu ilkesi çerçevesinde sorumlu olduğu gibi aracın bu davalı uhdesindeyken tamir işlemi gördüğünden haksız fiil sorumluluğu da bulunduğu, somut olayda davalı B...'nin distrübütörü/ithalatçısı olduğu aracın diğer davalı K.....A.Ş. tarafından davacıya 0 (sıfır) araç olarak satıldığı, oysa aracın davalı tarafından davacıya sıfır araç olarak satılmadan önce arka kapısının onarılıp boyandığı, ağır kusuru, hilesi ve kandırması nedeniyle bir yıllık ve altı aylık zamanaşımı süresinden yararlanamayacak olan satıcıya hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağının yasalarda açıklanmadığı, ancak bu boşluğun öğretide yapılan yorumlarla doldurularak 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi kapsamında (6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi) on yıl olacağı, ayrıca davacı tarafından dava konusu aracın 22.11.2005 tarihinde satın alındıktan sonra dava tarihine kadar sorunsuz kullanıldığı, satıma konu aracın sol arka kapısında düzeltme ve boyama işlemi yapılıp orjinal olmadığı sabitse de böyle bir ayıbın, satımın feshini, aracın iadesi ile semenin iadesini gerektirmediği, ancak bu durumun araç bedelinden bir başka deyişle semenden tenzili gerektirdiği, alınan 10.09.2018 tarihli bilirkişi ek raporuna göre aracın satış tarihi olan 22.11.2005 tarihinde 0 km de sol arka kapısı boyanarak işlem görmüş aracın değerinin 100.000,00 TL kadar olabileceği, buna göre satış fiyatı itibariyle 6.212,52 TL'nın bedelden tenzili ile davacıya verilmesi gerektiği, davalıların iade borcunun semenin haksız olarak fazla tahsil edildiği tarihten itibaren doğduğu, bu nedenle satım tarihinden itibaren davacının temerrüt faizi talep hakkının bulunduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; sadece satım bedeline uygulanacak temerrüt faizi yönünden hükmü istinaf ettiği, satımın feshi ve semenin iadesi koşulları bulunmadığı, semenin tenzilinin re'sen uygun görüldüğü, tenzil edilen semene ise davacının faiz talebi esas alınarak satım tarihinden itibaren faiz yürütüldüğü, bu durumda davacı vekilinin istinaf başvurusunun konusuz kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekillerinin ise istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; boya ölçüm aleti ile teknik inceleme sonucu fark edilebilecek araçtaki gizli ayıptan 05.08.2015 tarihinde araç bakım raporu ile haberdar olunduğunu, müvekkilinin araç hakkında böyle bir ayıbın mevcut olduğunu bilse idi bu aracı satın almayacağını ve aldatılarak zarara uğramayacağını, araç sipariş formunda belirtildiği üzere aracın bedelinin 66.900 euro olduğunu, faturalandırma yapılırken TL olarak fatura kesilmiş olmasının bile müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, satım tarihindeki euro ile 2021 yılında olan euro kuru arasında çok yüksek fark bulunduğunu, ayıplı olarak satılan otomobilin satıcının ağır kusuru nedeni ile ikinci el piyasasına göre değer kaybettiğini, müvekkilinin bu duruma katlanmasının beklenemeyeceği için öğrendiği anda dönme hakkının mevcut olduğunu, semenin de iadesinin nesafet gereği olacağını, şirket üzerine alınan aracı kullanın şirket sahibi olarak tüketici olduğunu, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca alıcının ayıbın anlaşıldığı zaman dilerse fesih hakkını kullanacağını dilerse de bedel indirimi isteyebileceğini, bu nedenle müvekkilinin öncelikli talebi olan fesih isteminin değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın satın alındığı tarihte araçtaki ayıp bilinse idi hiç satın alınmayacağını, davalıların kötü niyetli şekilde ayıplı malı müvekkiline sattıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Uyuşmazlık, aracın ayıplı çıkması nedeniyle satımın feshi ile semenin faizi ile birlikte iadesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir...."Yargıtay . Hukuk Dairesinin 03.03.2026 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı:"...6502 sayılı Kanunun 11/3 maddesinde; "Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır." düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı Kanunun 83/1 maddesi ile 6502 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır. Görüleceği üzere yasa koyucu, 11/1 maddesi ile tüketicinin seçimlik haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan "ücretsiz onarım" ve "malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi" seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına almıştır. Bu düzenleme ile paralel mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227/3 maddesinde yer verilmiş olup, buna göre; "Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir." Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir. Somut olayda, davacı tarafın dava dilekçesinde aracın misliyle değişimini talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, "Aracın sol b direk ve marşbiyelinde tespit edilen kusurlar kullanıcıdan kaynaklanan kusurlar olmayıp, aracın imalat aşamasından kaynaklanan ayıp niteliğinde ve aracın satın alındığı esnada araçta mevcut olduğu, bu kusurların normal bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek kusurlar olmaması nedeniyle, gizli ayıp niteliğinde olduğu, aracın kullanım amacı olan yolcu taşımaya olumsuz bir etkisi, sürüş konforunu ve emniyetini olumsuz etkileyecek bir durum olmadığı, aracın ikinci el piyasa değerinde değer kaybına neden olacak nitelikte gizli ayıp olduğu değerlendirilmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ayıplar nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiği, bu değer kaybı bedelinin nisbi metoda göre aracın satış tarihi olan 27.07.2020 tarihi itibariyle nisbi metoda göre; değer kaybı = 293.443,00 TL - (950.000 TL / 1.050.000 TL) x 293.443,00 TL = 27.946,95 TL olduğu" şeklinde bildirilmiştir.Hal böyle olunca, dava konusu aracın "Sol b direk ve Sol Marşpiyelde boya akıntıları, yama izi ve bant izi tespit edildiği" gerekçesiyle gizli ayıplı olduğu sabit olup, aracın misliyle değişimine karar verilmişse de, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki fark, ayıbın kullanıma engel olmadığı hususları gözetildiğinde, bu kararın davalılar için orantısız güçlükleri beraberinde getireceği anlaşıldığından, Mahkemece yukarıdaki açıklamalar gereği nispi metoda göre bedelde indirim (değer kaybı) hakkının değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir..." Yargılama giderleri yönünden yapılan değerlendirmede;Davacının misli ile değişim talebi yerine ilgili kanunda diğer bir seçenek hak olarak belirtilen satış bedelinden indirim hükümleri hakkaniyet ilkesi ve durumun gerektirmesi sebebiyle Mahkememizce resen uygulandığından misli ile değişim talebinin reddi nedenine dayalı olarak davalı ... Ticaret Limited Şirketi lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiştir. Buna karşılık davalı ... Servis ve Ticaret Anonim Şirketi için pasif husumet eksikliğinden davanın reddine karar verildiğinden ve Mahkememizce yukarıda açıklanan ilkeler nazarında dava değeri 27.145,40TL olarak kabul edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler 7/2. Maddesi uyarınca hesaplanan miktarda adı geçen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;A)1-DAVALI ... SERVİS TİCARET A.Ş'NE YÖNELİK DAVANIN PASİF HUSUMET EKSİKLİĞİNDEN REDDİNE,B)1-DAVALI ... LTD. ŞTİ'NE YÖNELİK MİSLİ İLE DEĞİŞİM TALEBİNİN REDDİNE, 2-TBK'nun 227/4 maddesi ve hakkaniyet ilkesi gereğince; DAVACININ SATIŞ BEDELİNİN İNDİRİLMESİNİ İSTEME HAKKI OLDUĞUNUN TESPİTİ İLE; 27.145,40TL'NİN 09/12/2023 TARİHİNDEN İŞLEYECEK AVANS FAİZİYLE BİRLİKTE DAVALI ... LTD. ŞTİ'NDEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, 3-Hazine tarafından karşılanan 3.800,00TL arabuluculuk giderinin, davalı ... Ltd. Şti.'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Dava açılırken alınan 427,60TL peşin harç ve yargılama sırasında alınan 54.211,44TL tamamlama harcı toplamı olan 54.639,04TL harçtan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.854,30TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye kalan 52.784,74TL harcın davanın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,5-Davacı tarafından yapılan 427,60TL başvuru harcı ve 1.854,30TL karar ilam harcı toplamı olan 2.281,90TL harcın davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet suret harcı, 5.188,00TL keşif harcı, 6.000,00TL bilirkişi ücreti ve 2.682,94TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 13.931,74TL yargılama giderinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-AAÜT'ye göre hesaplanan (kabul edilen dava değerinden daha fazla vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden) 27.145,40TL vekalet ücretinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, 8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümler 7/2. Maddesi uyarınca hesaplanan 4.343,26 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Servis Ve Ticaret Anonim Şirketine verilmesine, 9-Karar tebliği için gereken masrafların davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına, tebligat masrafı olan 60,00TL tebligat ücretinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, hükmün kesinleşmesine kadar yapılacak tüm masraflardan sonra taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere üye hakim Ayberk Gökcen'in (189892) muhalefeti ve oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/06/2026Başkan Üye Üye Katip MUHALEFET ŞERHİ:Uyuşmazlık, davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, aşağıda açıklanan nedenlerle davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulü gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Dava konusu otomobil, ikinci el bir araç değil, henüz teslim aşamasındaki sıfır kilometre bir araçtır. Sıfır kilometre araç satışı, alıcı bakımından yalnızca kullanılmamış bir otomobil satın alınması anlamına gelmemekte; aynı zamanda üretim bandından çıktığı haliyle, hiçbir hasara, onarıma, boya işlemine veya parça değişimine maruz kalmamış, fabrikasyon bütünlüğünü koruyan bir araca sahip olma beklentisini de ifade etmektedir. Alıcının ödediği bedel yalnızca otomobilin mekanik fonksiyonlarına değil, aynı zamanda bu güven unsuruna da ilişkindir.Dosya kapsamındaki servis kayıtları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu araçta henüz teslimden önce ön tampon değişimi, tampon boyası, jant değişimi, ... amblemi değişimi ve sol marşpiyel bölgesinde kozmetik onarım yapıldığı tartışmasızdır. Dolayısıyla davacıya teslim edilmek istenen araç, artık üretim bandından çıktığı haliyle varlığını koruyan "işlem görmemiş sıfır araç" niteliğini kaybetmiştir.Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, ayıbın giderilmiş olması, ayıbın hiç doğmadığı anlamına gelmez. Satıcı tarafından gerçekleştirilen onarım ve parça değişimi, ayıplı ifanın sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik bir müdahale olup, başlangıçta ayıplı ifanın gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. Başka bir ifadeyle alıcıya başlangıçta taahhüt edilen mal teslim edilmemiştir.Hem 6502 sayılı kanun hem de Borçlar Kanununun ilgili maddeleri gereğince seçimlik hak kural olarak tüketiciye (alıcıya) aittir. Alıcı, seçimlik haklardan birini tamamen kendi menfaatine uygun gördüğü şekilde seçmekte ve kullanmakta serbesttir. Bu haklar, "yenilik doğuran" inşai haklar olup, satıcıya ulaştığı anda hukuki sonucunu doğurur ve satıcının onayına tabi değildir. Kanun koyucu, ayıplı malın varlığı halinde satıcıya alıcının seçimini değiştirme yetkisi tanımamış, aksine satıcının alıcının tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlü olduğunu açıkça düzenlemiştir. Seçimlik hakkın somut olayın özellikleri çerçevesinde farklı şekilde değerlendirilmesi, ancak dürüstlük kuralının açıkça ihlal edildiği, hakkın kötüye kullanıldığı ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin katlanılamaz ölçüde bozulduğu istisnai hallerde mümkündür. Somut olayda ise böyle bir durum bulunmamaktadır.Dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, aracın ayıplı hali ile ayıpsız hali arasında yaklaşık %1 oranında piyasa değer farkı bulunduğu anlaşılmaktadır. Alıcının seçimlik hakkı yalnızca ikinci el piyasasındaki fiyat farkı üzerinden değerlendirilemez. Zira "sıfır kilometre araç" kavramı ekonomik değer yanında güven, huzur ve psikolojik tatmin unsurunu da içerir. Aracın servis geçmişinde kalıcı olarak yer alacak onarım ve parça değişimleri, piyasa algısını ve alıcının ürüne duyduğu güveni etkilemektedir. Bu zarar, salt %1 oranındaki değer kaybı ile açıklanabilecek nitelikte değildir.Nitekim HGK ... Esas ... Karar sayılı kararında ayıbın varlığı halinde tüketicinin güven beklentisinin korunması gerektiği vurgulanmış; yine birçok kararında da boya, kaporta, direksiyon sistemi ve radyatör koruma parçasına ilişkin kararlarında da ayıp değerlendirilirken yalnızca teknik işlevin değil, tüketicinin güven beklentisinin de dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.Yine Yargıtay, gizli ayıp teşkil eden araçta hasar bedeli düşük olmasına ve araç kullanılmasına rağmen, özellikle alınan malın (aracın) tüketici açısından önemi, güven sağlaması, tüketicinin araçtan beklentisi gibi sübjektif nedenlerle tüketicinin malının misli ile değiştirilebileceğine karar vermiştir (Sol arka çamurlukta verniklerin kalkması ile ilgili HGK. 23.09.2020 gün ve ... E, ... K.,Kaportada boya kalınlığı bulunması ile ilgili HGK. 27.06.2019 gün ve ... E, ... K., Araç direksiyonunda titreme, kapı, fren ve koltuklarda ayarsızlıkla ilgili HGK. 08.10.2019 gün ve ... E, ... K., Radyatör gelen taşın çatlak yapması ve koruyan parçasının bulunmaması ile ilgili HGK. 04.02.2020 gün ve ... E, ... K., Motor kaputunda boya kalınlığı ile ilgili HGK. 09.12.2020 gün ve ... E, ... K). Bahsedilen kararlardan da anlaşıldığı gibi Yargıtay, sıfır kilometre araç uyuşmazlıklarında meselenin sadece soğuk bir "teknik onarım-ufak parça değişimi" faaliyeti olmadığını; alıcının araca duyduğu psikolojik güvenin, marka itibarının ve aracın orjinalliğinin merkeze alınması gerektiğini istikrarlı kararları ile ortaya koymaktadır.Eldeki dosyada ayıp, teslim anında mevcut olup satıcı tarafından teslim öncesinde gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla alıcı daha ilk teslimde sözleşmeye uygun olmayan bir ifa ile karşı karşıya kalmıştır. Bu noktada davacının amacı sebepsiz zenginleşmek değildir. Davacı, bedelini tam olarak ödediği ve sözleşme kurulurken kendisine vaat edilen özellikleri taşıyan, hiçbir onarım veya parça değişimi geçirmemiş sıfır kilometre bir otomobil istemektedir. Satıcı ise teslim öncesinde hasar gören aracı onarım işlemlerinden sonra aynı satış bedeliyle teslim etmiştir. Böyle bir durumda davacının kanunun kendisine tanıdığı ayıpsız misli ile değişim hakkını kullanması dürüstlük kuralına aykırı olmayacaktır.Satıcı, sorumluluk alanında meydana gelen hasarın ekonomik sonucunu alıcıya yükleyemez. Sözleşmeye uygun ifa borcu satıcıya aittir. Teslimden önce hasar gören aracın onarılmış olmasının sonuçlarına katlanması gereken taraf da satıcıdır.Davacı, araçta teslim öncesi işlem yapıldığını öğrenir öğrenmez ayıpsız misli ile değişim hakkını kullanmış, bu iradesini açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde satıcıya bildirmiştir. Bu talebin karşılanmaması üzerine eldeki davayı açmıştır. Bu süreçte aracın kullanılmaya devam edilmiş olması, tek başına davacının seçimlik hakkından vazgeçtiği veya bu hakkını dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullandığı sonucunu doğurmaz. Zira uyuşmazlığın devam ettiği süreçte satıcının seçimlik hakkı yerine getirmemesi nedeniyle geçen sürenin sonuçlarının dürüst davranan alıcıya yüklenmesi, Türk Medeni Kanununun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacaktır. Bu süreçte alıcının, aracı kullanmaktan vazgeçmesi ya da ekonomik değerini korumak amacıyla aracı uzun süre atıl durumda bekletmesi kendisinden beklenemez. Sözleşmeyi ayakta tutmak isteyen alıcının, ayıpsız misli ile değişim gerçekleşinceye kadar elindeki aracı kullanması, seçimlik hakkıyla bağdaşmayan bir davranış olarak değerlendirilemez. Ancak alıcının sözleşmeden dönme hakkını tercih etmesi hali bu değerlendirmenin dışındadır.Hukuk, yalnızca fiziki nesnelerle değil, sözleşmenin taraflarının ruh halleri, güvenlik endişeleri ve ekonomik beklentileriyle de doğrudan ilgilenir. Araçta bulunan hasarın, arızaların ya da ayıpların mükemmel biçimde onarılıp düzeltilse dahi, bu süreç alıcının o araca ve markaya duyduğu güvenin temelden ve derinden sarsılmasına neden olmaktadır. Araç bu haliyle alıcının sıfır bir otomobilden beklentisi olan psikolojik tatmini artık tam sağlayamayacak duruma gelmiştir. Aracın parçaları değiştirilmiş ve onarılmış olmasına rağmen bu durumun alıcının bilgisi olmadan sıfır araç olarak satılması, dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan bir nitelik taşımaktadır. Türkiye pazarında bir aracın değeri, aracın servis geçmişinde "işlem görmüş/parçası değişmiş" olarak kalıcı olarak şekillenir. Örneğin bir aracın motoru değiştirildiğinde cebinden o an para çıkmasa da ve aracın motoru aynı orjinallikte değişmiş olsa da aracının piyasa değerinin yüzbinlerce lira düşmesi nedeniyle devasa bir zarara uğramaktadır. Alıcının buradaki amacı sebepsiz zenginleşme değil, tam aksine Türkiye piyasasındaki bu örtülü haksız değer kaybından ve psikolojik güven duygusunun korunmasıdır.Orantısız külfet değerlendirmesi yapılırken, yalnızca satıcının katlanacağı ekonomik yük değil, alıcının kanundan doğan seçimlik hakkı, güven beklentisi ve sözleşmeye uygun ifa beklentisi birlikte gözetilmelidir. Davalı savunmalarında, ayıplı ve ayıpsız araç arasındaki piyasa değer farkının yaklaşık %1 seviyesinde olduğu belirtilerek misli ile değişimin satıcı bakımından orantısız külfet doğuracağı belirtilmiştir. Araçta meydana gelen değer kaybının yaklaşık %1 seviyesinde olduğu kabul edildiğinde satıcının davacıdan ayıplı aracı geri alıp sözleşmeye uygun yeni bir aracı teslim ettikten sonra geri aldığı aracı ikinci el piyasasında bu sınırlı değer kaybıyla satması mümkündür. Böyle bir durumda satıcının katlanacağı ekonomik külfet, bizzat kendi savunmasına göre son derece sınırlıdır. Bu durumda alıcının kanundan doğan seçimlik hakkını kullanamaması, satıcının katlanacağını ileri sürdüğü külfet ile alıcının uğradığı hak kaybı arasında adil bir denge kurmamaktadır.Sözleşmeye uygun ifa borcu satıcıya aittir. Sözleşmeye aykırı ifanın ekonomik sonuçlarını, ayıba hiçbir katkısı bulunmayan alıcının değil, ayıplı ifada bulunan satıcının üstlenmesi sözleşmeye bağlılık ilkesinin doğal sonucudur. Ezcümle; seçimlik hak alıcınındır; bu olayda alıcı yönünden dürüstlük kuralına aykırılık yoktur; satıcı yönünden orantısız külfet de bulunmamaktadır; kanuna göre seçimlik hakkın kullanılmasına ilişkin irade kural olarak alıcıya ait olup satıcı bu tercihi yerine getirmekle yükümlüdür.Bu nedenlerle davanın ayıpsız misli ile değişim istemi yönünden kabulü gerektiği kanaatindeyim.