Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası, haksız kesinti ve ödenmeyen hakkediş talepleri ile mücbir sebep savunmasını ele alıyor.
Özet: Davacı, taraflar arasındaki adi ortaklık niteliğindeki sağlık hizmeti alım sözleşmesi ve ek protokoller kapsamında sunduğu göz hastalıkları hizmetleri karşılığında hak ettiği sabit ücret ve ciroya bağlı hakkedişlerin davalı tarafından haksız yere eksik veya hiç ödenmediğini, bu durumun kendisini zarara uğrattığını iddia ederek alacak talebinde bulunmuştur; davalı ise pandemi kaynaklı mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü nedeniyle kesintilerin haklı olduğunu, davacının hizmet eksikliği ve yapılan faturalandırma ile zımni kabulün oluştuğunu, davacının sözleşmeyi feshinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/497 Esas - 2025/295
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİT.C.ANKARAON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİK A R A RESAS NO : 2020/497 KARAR NO : 2025/295DAVA : Alacak ( Adi Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 16/10/2020KARAR TARİHİ : 09/05/2025G. KARAR YAZIM TARİHİ : 30/05/2025Mahkememizde açılan Alacak ( Adi Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 17.09.2019 tarihinde "Fatura Karşılığında Ödemesi Yapılacak Hakediş Usulü Sağlık Hizmeti Alım Sözleşmesi" ve sözleşmeye bağlı 6 adet ek protokol imzalandığını, sözleşme kapsamında, müvekkilinin göz hastalıkları branşına ait tıbbi işlemlerin sunulması karşılığında, sözleşmenin Ek-6 Sabit Bedel Protokolü'nde belirtilen sabit ücret ve kararlaştırılan hakkedişlere göre belirlenen bedele hak kazandığını, karşı tarafın ilk olarak 2019 yılının 11. ayından itibaren 3 aylık süre boyunca 4.480,00TL'lik haksız kesintilerle başlayan hak ihlalinin , 2020 Mart ayında ve devamında da sürdüğünü, sözleşme ve protokollere aykırı olarak kararlaştırılan sabit ücret ve hakkediş ödemelerinin eksik veya hiç ödenmediğini, ayrıca sözleşme uyarınca müvekkili şirketin hastaneye yaptığı cironun 100.000,00TLsi üzerindeki miktarın %20'sinin hakkediş olarak ödenmesi gereken bedelin ödenmediğini, bu eksik ve yapılmayan ödemeler neticesinde müvekkil şirketin zarara uğradığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; sabit ücretten yapılan haksız kesintiler için şimdilik 5.000,00 TL ile cirodan verilmesi gereken hakkediş payı için şimdilik 1.000,00TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davacı vekili 06.07.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle; sabit ücretten yapılan haksız kesintiler nedeniyle eksik ödenen bedellere ilişkin talebini 5.000,00 TL den 45.600,00TL'ye yükseltmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle Dünya Sağlık Örgütü'nün 12.03. 2020 tarihli kararıyla koronavirüsün pandemi olarak ilan edilmesiyle mücbir sebep oluştuğunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 518 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliği uyarınca sağlık hizmeti sunan kuruluşlar açısından mücbir sebep halinin resmen ilan edildiğini ve gelinen noktada 6098 sayılı Borçlar Kanunu 138.madde kapsamında hastane bünyesinde aşırı ifa güçlüğü durumu oluştuğunu. Bu durumun hem davacıyla, hem de tüm hastane ilgilileri ile paylaşıldığını ve iş bu karar gereği tüm hekimlere kesinti uygulandığını. Bu kesintilerin hekimlerin cirolarındaki düşüş ile paralel olacak şekilde planlandığı halde Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında belli baz rakamların altına düşülmediğini. Yani hekimin hasta sayısı ve geliri kesintilerin çok çok üzerinde azalmış olmasına rağmen sürdürülebilir bir baz ödeme yapıldığını. Kaldı ki davacının Nisan ayında 25 çalışma gününün 13'ünde hizmet vermediğini, dava dilekçesinde ilk olarak alacağının tahsili konusundaki endişeleri sebebiyle davalının belirttiği ücretlerde faturalandırma yaptığını iddia edilmiş ise de, bu durumun tarafların gelinen nokta itibariyle mutabık kalmasından kaynaklandığını. Faturaların, müvekkili şirketin belirttiği ücretler kadar kesilmesinin mutabakatın zımni olarak kabulü anlamına geldiğini. Daha sonrasında, mutabık kalınan kısım üzerinde fatura kesilmesi ve yapılan feshin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu. Nitekim davacı tarafından düzenlenen 04/06/2020 tarih 21.250,00 TL bedelli “Mart-Nisan farkı" açıklamalı faturaya da İstanbul 39. Noterliği'nin 22/06/2020 tarih ve 10346 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle itiraz edildiğini. Beyoğlu 34. Noterinin 17/06/2020 tarih ve 04309 yevmiye sayılı ihtarnamesiyle de aşırı ifa güçlüğünün davacıyla görüşüldüğü ve buna bağlı yapılacak feshin haksız ve ahde vefa ilkesine aykırı olacağının ihtar edildiğini. Dava dilekçesinde 100.000,00TL üzerindeki miktarın %20'sinin hakkediş ödemesi olarak yapılması gerektiği halde bu ödemelerin yapılmadığı iddiasına karşın müvekkili şirkete bu yönde bir faturanında kesilmediği gibi şirket kayıtlarında yapılan incelemede, buna ilişkin bir borç kalemine rastlanmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, iş ortaklığı sözleşmesinin feshi sonrasında ödenmeyen kar payı/gelir alacağının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili delil olarak; "fatura karşılığında ödemesi yapılacak hak ediş usulü sağlık hizmeti alım sözleşmesine", sözleşme eki ek protokolleri, faturalara, noter ihtarlarına, tarafların ticari defter ve kayıtlarına, banka hesap dökümlerine, keşif, tanık, bilirkişi incelemesi ve yemine, davalı vekili ise; hizmet alım sözleşmesine, 6 adet ek protokole, ihtarnamelere, ticari defter kayıtları, faturalara, keşif, tanık ve bilirkişi delilline dayanmıştır.6102 sayılı TTK nun 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu ve anlaşamamaya dair son tutanağın sunulduğu, görülmüştür.Taraflar arasındaki iş ortaklığının, 17/09/2019 tarihli "Fatura Karşılığında Ödemesi Yapılacak Hakediş Usulü Sağlık Hizmeti Alım" Sözleşmesi ile kurulduğu, sözleşmenin 2. Maddesinde; davacı şirket bünyesindeki doktor ya da doktorlar tarafından göz hastalıkları branşına ilişkin tıbbi işlemlerin meslek gereklerine uygun olarak, davalı Sağlık Kurumunun sağlayacağı hemşire ve vb. Yardımcı sağlık personel, tıbbi cihaz, malzeme ve hastane binası bünyesinde sunulacağı ve sunulacak sağlık hizmetleri cirosunun "gelir paylaşımı yöntemi" ile iş ortaklığı kapsamında sözleşmede kararlaştırılan şekilde taraflar arasında paylaştırılacağı, sözleşme eki 2 nolu hak ediş hesabı başlıklı protokolün 3. Maddesinde; davacı şirketin, sağlık kurumunda vermiş olduğu sağlık hizmetleri karşılığında bu protokolde belirtilen esaslara göre hesaplanmış faturalanmış hizmet cirosu 100.000,00TL üzerindeki kısmın %20'sinin hak ediş bedeli olarak hesaplanacağı ve ödeneceği, yine sözleşme ek 6 nolu sabit bedel protokol ile de, şirketin sağlık kurumunda verdiği sağlık hizmetine karşılık olarak sözleşme süresince KDV hariç brüt 25.000,00 TL hesaplanacak sabit hakediş bedelinin de ödeneceği kararlaştırılmıştır.6098 sayılı TBK'nun 620. Maddesinde adi ortaklığın; İki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeye üstlendikleri sözleşme olduğu, aynı yasanın 642. Ve devamı maddelerinde ise adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi düzenlenmiştir. Davacı tarafından ...49. Noterliğinin 05372 yevmiye numaralı ve 29/06/2020 tarihli, davalı şirkete yolladığı ihtarname ile; taraflar arasındaki sözleşme ve protokollere aykırı olarak gerek sabit ücretten gerekse hak edişten sözleşmeye aykırı kesinti yapıldığı, mart 2020 dönemi için sabit ücretin 25.000,00 TL + KDV iken 19.250,00 TL olarak, yine Nisan 2020 dönemi için aynı şekilde 10.800,00 TL olarak eksik ödendiğini bu nedenle KDV dahil 22.950,00 TL borcun bulunduğu, bu yönde faturalama yapılarak daha önce durumun ihtarname ile bildirildiği, halde faturalara haksız itiraz edildiği gibi, 2019 kasım ayından itibaren 3 aylık bölümde sabit ücrette haksız kesinti yapıldığı ve hak ediş ödemelerinin yapılmadığı, bu durumun 12 haziran 2020 tarihli ihtar ile bildirildiğini, verilen 15 günlük sürede de ödemenin yapılmadığını belirterek; gerek sabit ücret, gerekse hak ediş ödemelerinde yapılan haksız kesinti ve eksik ödemelerin tekrarlanması ile bildirilen ihlaller doğrultusunda yükümlülüklerin yerine getirilmemi sebebiyle, sözleşme ve eklerinin bugün itibariyle fesih olunduğu, eksik ödemelerin ve haksız kesintilerin, iş bu ihtarın tebliğinden itibaren 15 gün içinde ödemesinin istendiği ve ihtarnamenin 30/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, görülmüştür.Tarafların delil ve belgeleri toplandıktan sonra nitelikli hesap uzmanı mali müşavir uzmanı heyete tevdi edilerek alınan 27/12/2021 tarihli raporda; davacının 2018-2019 ve 2020 yılına ait davalıya ilişkin ticari kayıtları incelendiğinde; 2020 takvim yılında davalı şirket adına 10 adet KDV dahil 187.348,84 TL tutarında fatura düzenlendiği, buna karşılık davalının 155.949,94 TL ödemede bulunduğu ve davacının davalıdan bakiye alacağının 45.600,00 TL olduğu, belirtilmiştir. Mahkememizce yeniden nitelikli hesap uzmanı bilirkişi ve doktor bilirkişiden oluşturulan heyete dosya tevdi edilerek alınan 06/08/2024 tarihli raporda ise; tarafların ticari defterleri incelendiğinde, davacının, davalı şirketten faturalandırılmış hizmet alacağı olarak 45.600,00 TL'nin bulunduğunu, ayrıca faturalanmış hizmet cirosunun 100.000,00 TL üzerindeki kısmın %20'sinin hak ediş bedeli olarak hesaplanmasına ilişkin talebi yönünde, ticari defterlerin yeterli olmadığını, sözleşme konusu "göz hastalıkları" ilintili faturaların tespitinin, davalı şirketin şube sayısı ve işlem hacminin çok yoğun olması sebebiyle, tüm faturalar içinde 2018-2019 ve 2020 dönemine ait "göz tedavisi" içerikli faturaların ayrıştırılarak ve aynı döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerin sunulması halinde hesaplama yapılabileceği, belirtilmiştir.Mahkememizce davalıya bilirkişi raporunda belirtilen şekilde davacı şirketin doktoru tarafından sunulan göz tedavisi içerikli anılan döneme ilişkin faturaların temini ile mahkemeye sunulması istenmiş, davalı vekili tarafından, hastanenin MEDİN sisteminin pandemi öncesinde çöktüğü, e arşiv faturalarına ulaşılamadığı, yeni sistemde de davacı adına hizmet veren hekime ilişkin verilen yer almadığı, bildirilmiştir.Son heyetin 18/03/2025 tarihli sunduğu raporunda ise; sözleşmenin 3.1 maddesine göre faturalanmış hizmet cirosu 100.000,00 TL'nin üzerindeki kısmının %20'sinin hak ediş bedelinin hesaplanabilmesi için davalı tarafından 2018-2019 ve 2020 dönem "göz tedavisi" içerikli faturaların ve kurumlar vergisi beyannamelerinin sunulamadığından hak ediş bedeli hesaplamasının yapılamadığı belirtilmiştir.Tüm dosya kapsamı, dava, cevap, taraflara arasındaki hak ediş usulü sağlık hizmeti alım sözleşmesi ile eki protokoller, noter ihtarı ve bilirkişi heyetlerinden alınan rapor ve ek raporlar birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında düzenlenen 17/09/2019 tarihli hak ediş usulü sağlık hizmeti alım sözleşmesi kapsamında, gelir paylaşımı yöntemi ile iş ortaklığının kurulduğu, sözleşmeye göre davalı sağlık kurumunun sağlayacağı hemşire, tıbbi cihaz, malzeme, hastane binasında, davacı şirketin ortağı doktor ya da doktorlar tarafından göz hastalıkları branşında, tıbbi işlemlerin meslek gerekliliklerine uygun olarak hizmetin sunulacağı, sunulacak hizmetler karşılığında ek 2 protokolde belirtilen şekilde hesaplanacak hak ediş bedeline hak kazanılacağı, hak ediş bedeline ait kayıtlar ve hesaplamaların takip eden ayın 15 ine kadar ilgili sistemde şirketin onayına sunulacağı şirket tarafından incelemelerin yapılarak 5 gün içinde faturaların düzenlenerek sağlık kurumuna teslim edileceği, bu şekilde sunulan sağlık hizmetleri sonunda elde edilecek cironun gelir paylaşımı yöntemi ile taraflar arasında paylaşılacağı, yine davacı şirkete sunacağı sağlık hizmetleri karşılığında sözleşme ek 2 protokolü'nün 1.3 ve 3.1 maddeleri kapsamında faturalanmış hizmet cirosunun 100.000,00 TL'lik üzerindeki kısmının %20'sinin hak ediş bedeli olarak hesaplanacağı, ayrıca sözleşme ek 6 sabit bedel protokolüne göre şirkete sunulan hizmetler karşılığında ödemeler için aylık sabit bir bedel belirleneceği bu bedelin sözleşme süresince KDV hariç brüt 25.000,00 TL olarak uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacının ihtarnameler ve dava konusu ettiği sabit ücret alacağına ilişkin düzenlediği, faturalardan kaynaklı eksik ödemelerin bulunduğu, davalı tarafın Korona virüs dönemi nedeniyle eksik ödemelerinin yapılacağının davalı tarafından da kabul edileceği ihtar edilmiş ise de, buna ilişkin bir bilgi ve belgenin yer almadığı, davacının düzenlenen fark faturanın kayıtlar da yer aldığı, davacı tarafından ortaklık sözleşmesini fesih edildiği ve davacının hizmet karşılığı ödenmesi gereken sabit ücret alacağının eksik ödendiği, başkacada bir tasfiye edilecek malvarlığı yada üçüncü kişilere ödenecek bir borcun bulunmadığı görülmekle, eksik ödenen sabit ücretten kaynaklı fatura bakiye alacağının davacıya ödenmesi gerektiği, anlaşılmıştır.Ayrıca sözleşme kapsamında ek 2 protokolünün 3.1 maddesi kapsamında sunulan sağlık hizmeti karşılığında düzenlenen faturalanmış hizmet cirosunun 100.000,00 TL'si üzerinde kısmının %20'sinin hak ediş bedeli olarak davacıya ödenmesi hükmü nedeni ile alacağı olup olmadığının hesaplanabilmesi için, davalı sağlık kuruluşunun, hastalarına sunduğu hizmet sonrası düzenlediği faturalarda doktorun isminin yer almaması ve davalı sağlık kuruluşunda tüm doktorlarca sunulan göz tedavisi faturalarının içinde davacı şirket ortağı doktor Rahmi Duman'ın sunduğu hizmetlerin tespitinin mevcut kayıtlarca tespit ve hesabının mümkün olmadığı gibi davalının n MEDİN sisteminin pandemi öncesinde çöktüğü, e arşiv faturalarına ulaşılamadığı belirtilmekle bu yöndeki talebin reddi gerekmiştir.Yine davacının sabit ücrette eksik ödenen bedellere ilişkin olarak davalıya çektiği noter ihtarı ile fatura ve bedelde belirtilerek alacak talebinde bulunduğu ve ödeme için 15 günlük süre verildiği, ihtarnamenin 30 Haziran 2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği gözetildiğinden, 16/07/2021 tarihinde temerrütün gerçekleştiği anlaşılmakla, bu tarihten itibaren tarafların tacir olduğu da gözetilerek avans faizi ile de davalıdan tahsili yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının Kısmen kabulü ve Kısmen reddi ile; 45.600,00TL'nin temerrüd tarihin olan 16/07/2021 den itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. Maddesi kapsamında değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen 45.600,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 3.114,94 TL karar ve ilam harcından 102,40 TL peşin harç, 700,00 TL ıslah harcı toplamı olan 802,40 TL harcın düşümü ile eksik kalan 2.312,54 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 102,40 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 700,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 864,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacının karşıladığı 445,62 TL yazışma gideri, 22.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 22.845,62 TL yargılama giderinin, kabul/ talep oranına göre hesaplanan 22.355,37 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 490,25 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının karşıladığı 50,00 TL yazışma giderinden ibaret yargılama giderinin, red / talep oranına göre hesaplanan 1,07 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 48,93 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 28,33 TL'sinin davacıdan, 1.291,67 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 45.600,00 TL üzerinden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 1.000,00 TL üzerinden takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2025 "Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."