Yargıtay tarafından hırsızlık suçundan istinaf ret kararının sanığın vefatı nedeniyle bozulması ve kamu davasının düşürülmesi.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün istinaf incelemesinde onanması üzerine, sanık müdafiinin kararın maddi gerçeğe aykırı olduğu, olayın basit bir tartışma olduğu, somut delil bulunmadığı ve cezanın orantısız olduğu yönündeki temyiz başvurusu değerlendirilerek, sanığın karar tarihinden sonra vefat ettiğinin anlaşılmasıyla, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi kararları bozulmuş, yeni bir yargılamaya gerek duyulmaksızın sanığın ölümü nedeniyle hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3146 E., 2024/27 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''Kararın, maddi gerçeğe tamamen aykırı şekilde, olayın oluş şekli ve kendine özgü ailevi niteliği yerel mahkeme tarafından göz ardı edilerek, ezbere şekilde verildiğine, somut olayın basit sevgili olan çiftler arasındaki tartışmadan ibaret olduğuna ve sanığın eylemi hakkında da beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın suç işlediğini ispata yeterli somut delillerin dosya kapsamında mevcut olmadığına ve cezanın da sanığın eylemiyle orantısız ve fahiş kaldığına'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanığın karar tarihinden sonra 09.03.2026 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca, ölüm nedeniyle hakkında düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a ve 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Adalar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.