Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ortaklar arası güvensizlik, faaliyetsizlik ve yönetim eksikliği nedeniyle anonim şirketin feshi veya davacının ortaklıktan çıkması talebini değerlendiren kararı.
Özet: Davacı, diğer ortağın usulsüz sigortalı çalıştırma, şirket paralarını şahsi menfaatine kullanma, şirketi maddi ve itibari zarara uğratma, genel kurulları yapmama, şirketi gayri faal bırakma ve ortaklık amacını imkansız hale getirme gibi haklı sebeplerle anonim şirketin feshine, bu mümkün olmazsa ortaklık payı ödenerek ortaklıktan çıkışına karar verilmesini talep etmiş, davalı diğer ortak davanın reddini savunurken, mahkeme ticaret sicil kayıtları, şirket faaliyet durumu ve bilirkişi raporu doğrultusunda anonim şirketlerde öncelikli olarak fesih ve tasfiyenin düşünülmesi gerektiğini belirtmiş, ayrıca diğer ortak hakkındaki dolandırıcılık suç duyurusuna ilişkin soruşturmanın itiraz üzerine yeniden başlatıldığı tespit edilmiştir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/617 Esas - 2025/787
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİT.C.ANKARAASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİK A R A R ESAS NO : 2025/617 EsasKARAR NO : 2025/787...DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ : 06/05/2021KARAR TARİHİ : 05/11/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin .... Noterliğinin 27/03/2014 tarih,....yevmiye numaralı kuruluş sözleşmesi ile kurulduğunu, şirketin kurucularının .... ile müvekkili olduğunu, kuruluş sözleşmesinde müvekkili ile ....'in yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini,... 10/04/2014 tarihli "Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesi" ile 1 yıl süre ile şirketi münferiden temsil yetkisini haiz olan ... tarafından kardeşi ... vekil tayin edildiğini ve şirketin yönetim kurulunun yapabileceği iş ve işlemler için yetkilendirildiğini, feshi talep edilen şirketin son genel kurulunun 08/04/2016 tarihinde yapıldığını, bu tarih itibariyle başkaca bir genel kurul yapılmadığını, yönetim kurulunun yeniden belirlenmediğini, davalı şirketin olağan işlerini yürütecek bir organının bulunmadığını, olağan genel kurul toplantılarının yapılmamasının anonim şirketin haklı sebeple feshi gerekçesi olduğunu, davalı şirketin ortaklık amacının imkansız hale geldiğini, müvekkili şirketin maddi ve itibari zarara uğramasına neden olduğunu, şirket ortaklarından ...'in aile ve akrabalık bağı olan kişileri şirkette usulsüz olarak sigortalı gösterdiğini bu nedenle ... tarafından şirket hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, aynı hususla ilgili olarak ... tarafından feshi istenilen şirket adına işyeri kayıtları nedeniyle idari para cezası uygulandığını, para cezasının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, feshi istenen şirket ortağının bu şekilde müvekkili şirketi maddi zarara uğrattığını,... tarafından feshi istenen şirket için vergi incelemesi başlatıldığını, müvekkili şirketin ortak ...'e şirkete yatırım yapması ve şirketin faaliyetleri doğrultusunda kullanması için zaman zaman para gönderdiğini, fakat ortak ...'in bu paraları kendi yararına kullandığının anlaşıldığını, ... nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen bu davranışlar neticesinde artık davalı şirketin faaliyetine devam etmesi ve müvekkili şirketin ortak olarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin uzun süredir gayri faal durumda bulunduğunu belirterek şirketin feshine, bu mümkün görülmediği taktirde müvekkili şirketin ortaklık payı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.CEVAP : Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamış, yargılama sırasında davalı şirketin diğer ortağı ve münferit temsile yetkilisi ...'e tebligat yapılmış, kendisini vekille temsil ettirmiş, davalı şirket münferit temsile yetkilisi ... 18/05/2022 tarihli oturumda beyanında davalı şirketin davacı ile birlikte münferiden temsile yetkilisi olduğunu, şirketi temsilen duruşmaya katıldığını, davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuş, davalı vekili 01/06/2022 tarihli beyan dilekçesinde davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.GEREKÇE : Dava; davalı şirketin haklı sebeple feshi, mümkün görülmemesi halinde davacının ortaklık payı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkması isteğine ilişkindir.Mahkememizin ....esasına kayıtla yapılan yargılamada; Ticaret sicil müdürlüğüne yazılarak davalı şirketin ortak ve yetkililerini gösterir sicil özeti celp edilmiş, ... Dairesine yazılarak davalı şirketin faal olup olmadığı hususu sorulmuş, davalı şirketin ticari defter kayıtları ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyeti 14/02/2022 tarihli raporlarında sonuç itibariyle; mali inceleme sonuçlarının raporda açıklandığını, rayiç değer tespitinin, şirket hesaplarında kayıtlı dönen ve duran varlıkların, karar tarihine en yakın tarih itibariyle rayiç değerlemesinin yaptırılması ile mümkün olabileceği, bununla birlikte davalı şirketin anonim şirket olup, limited şirketlerdeki gibi çıkmaya izin verilmesinin değil, şirketin fesih ve tasfiyesinin öncelikle düşünülmesi gerekeceği bildirilmiş,..., şüphelinin ..., suçun nitelikli dolandırıcılık, nitelikli güveni kötüye kullanma suçu olup yapılan soruşturma sonucu 04/05/2020 tarihli kararla şüphelinin hileli hareketler ile müştekiyi aldatarak dolandırdığına ilişkin üzerine atılı olan suçtan kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte ve yeterlilikte herhangi bir delil elde edilemediğinden kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, karara itiraz edildiği, .... D.iş sayılı kararı ile itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği, soruşturmanın genişletilmesi kapsamında soruşturmanın sürdüğünün belirtildiği anlaşılmış,Dosya kapsamından; davalı şirketin ticaret sicil özetinin incelenmesinde, davalı şirketin 28/03/2014 tarihinde ..., yönetim kurulu başkan yardımcılığına ...'in seçildiği, münferiden temsile yetkili oldukları anlaşılmış,Mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket limited şirket olmayıp anonim şirket olduğundan çıkmaya izin verilmesinin değil, haklı sebeplerin oluşması durumunda şirketin feshine karar verilebileceği, TTK'nın 531.maddesindeki çıkarmanın, limited şirketlerdeki çıkmaya izin verilmesi düzenlemesinden farklı olduğu, anonim ortaklıkta esas olan şirketin varlığı ve sürekliliği olup, davacı paydaş aynı zamanda yönetim kurulu üyesi ve 2 kişilik yönetim kurulunda yönetim kurulu başkanı olduğundan bir sermaye şirketi olan anonim şirket paydaşlığından çıkmasına izin verilmesinin anonim ortaklık ilkelerine uygun olmadığı, davalı şirketin 2016 yılından itibaren genel kurulunu toplayamadığı, mali incelemede faal olmadığı, ... hazırlık evrakı içeriği ve dosya kapsamı itibariyle bir araya gelip şirketin sürdürülemeyeceği, mali incelemede faal olmama durumu da gözetilerek haklı sebep oluştuğu kanaatine varılmakla davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin 06.07.2022 tarih .... sayılı karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulmuş, .... sayılı kararı ile davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne ve mahkememiz kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir..... sayılı kaldırma kararında, ''Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hükümde hangi pay sahiplerinin şirketin feshi talebiyle dava açabileceği açıkça düzenlenmiş olup, buna göre sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Anonim şirketin haklı sebeple feshi, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş hukuki çarelerden biridir. Azlık hakları tanınmasının hukuki veçhesi çoğunluğu elinde tutan ortakların azlığın haklarını sürekli olarak ihlal etmesine karşı hukuki çaredir. Bu durum karşısında hangi pay oranına sahip olan ortağın azınlık olduğunun tartışılması gerekecektir. Yasa hükmünde anonim şirketin haklı nedenle feshi davası açabilecek pay sahiplerine ilişkin asgari pay oranı olarak sermayenin en az 1/10, halka açık şirketlerde ise 1/20 oranına sahip olmak düzenlenmiştir. Anılan pay oranının altında pay sahibi olan anonim şirket ortakları azınlık pay sahibi ise de, yasanın açık hükmü karşısında anonim şirketin haklı nedenle feshini talep edemeyeceklerdir. Anonim şirketin haklı sebeple feshi, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğundan şirkette sahip olduğu pay oranı karşısında azınlık olarak nitelendirilemeyecek ortağın haklı nedenle anonim şirketin feshi talebiyle dava açamayacağının kabulü gerekecektir. Azlığa tanınan bu hak davacı yönünden dava şartıdır. Davacı sıfatının dava şartı olarak kabulünün usul hukuku yönünden önemli sonuçları bulunmaktadır. Fesih davası açma hakkı veren pay sahipliği sıfatı ve pay oranının davanın açıldığı tarihte var olması gerekmektedir. Bu çerçevede anonim şirketin haklı sebeple feshi davasının esas yönünden incelenmesine geçilebilmesi için öncelikle davacı tarafın davacı sıfatının var olup olmadığının tespiti gerekir. Davacı sıfatını oluşturan pay sahipliği sıfatı ve pay oranına ilişkin şartlardan birinin eksik olması halinde mahkemece işin esasına girilemeyecek, davacının maddi hukuka ilişkin haklılığı incelenemeyecektir (....TTK sisteminde açıkça dava açma yetkisi verilen davacıların dava hakkı bulunduğuna göre sistem kurulmuştur. TTK'da yer alan düzenlemelerde, örneğin genel kurul kararının iptali, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası, ticaret sicil kararına itiraz, şirket ortaklığından çıkarma, ıskat vb. davalarında kimlerin dava açabilecekleri açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle de, azınlık (azlık) hakkı olarak tanınan dava hakkının çoğunluğa da tanındığı şeklinde bir yorum TTK sistemine aykırı olacaktır.Anonim şirketteki pay oranı %49,999'a kadar olan ortak azınlık sayılabilecek ise de, anılan oranın üzerinde pay sahibi olan ortak azınlık sayılamayacaktır. Somut olayda, davalı şirket %50'şer pay oranına sahip iki ortaklı bir anonim şirket olup, davacı .... ile dava dışı ... davalı şirkette %50'şer pay sahibidir. Bu durumda mahkemece, anonim şirketin haklı sebeple feshinin çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğu, davacının davalı şirkette %50 pay sahibi bulunduğu gözetilerek sahip olduğu pay oranı karşısında davacı ortağın haklı sebeple şirketin feshini düzenleyen TTK'nun 531. maddesi uyarınca dava açma hak ve ehliyetinin bulunup bulunmadığı, yasal düzenlemeye göre azlık olarak dava açma hakkının bulunup bulunmadığının dava şartı olduğu üzerinde durulmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olup, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus Dairemizce re'sen gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' denilmiştir.Kaldırma kararı sonrası dosya, mahkememizin .... esasına kayıtla yargılama sürdürülmüştür.Dava, davalı şirketin, haklı nedenle fesih ve tasfiyesi, mümkün olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma ve çıkma payı alacağının tahsili isteğine ilişkindir.Feshi istenen şirket anonim şirket olup, anonim şirketin sona erme ve tasfiyesinin TTK'nın 529. ve devamı maddelerinde düzenlendiği, 531. maddesi haklı sebeplerle fesih başlıklı olup, madde uyarınca; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az 10'da 1'ini ve halka açık şirketlerde 20'de 1'ini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki .... Mahkemesinden şirketin feshini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılma veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, davalı şirket %50'şer pay oranına sahip 2 ortaklı bir anonim şirket olup, davacı şirket ile dava dışı ... davalı şirkette %50'şer pay sahibidir.Mahkemece yapılan inceleme, kaldırma kararı içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; anonim şirketin haklı sebeple feshinin çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunun istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olup, davacının, davalı şirkette %50 pay sahibi bulunduğu, pay oranı karşısında azınlık sayılamayacağı, davacı ortağın anonim şirketin haklı sebeple feshini düzenleyen TTK'nın 531. maddesi uyarınca dava açma ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılmakla dava açma ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın dava açma ehliyeti yokluğundan reddine,Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 230,30 TL harcın mahsubu ile kalan 385,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Davacı tarafından yatırılan 20.000,00 TL tasfiye avansının talep halinde davacı tarafa iadesine,Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davalı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olup 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Tarafların işbu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yoluna başvurabileceklerinin belirtilmesine, Dair oybirliği ile verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2025...