İflas Tasfiyesinde Müflis Şirketin Sözleşme İhlali, Ödenen SGK Primleri ve Rehinli Alacaklara İlişkin Sıra Cetveline İtiraz Davası Kararı.
Özet: Davacı şirket, müflis şirketin iflas tasfiyesi sürecinde hazırlanan sıra cetveline itiraz ederek, aralarındaki inşaat sözleşmesinden kaynaklanan, işin gecikmesi nedeniyle oluşan cezalar, müflisin ödemediği ve davacının üstlendiği işçi alacakları ile SGK prim borçları, ayrıca işin tamamlanması için yaptığı üçüncü şahıs ödemeleri gibi kalemlerden doğan alacaklarının iflas masasına doğru şekilde kaydedilmesini ve iş makineleri üzerindeki rehin haklarından kaynaklanan teminatlı alacaklarının dikkate alınarak sıraya dahil edilmesini talep etmektedir.

T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/876 Esas - 2025/738
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. .......... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/876 EsasKARAR NO : 2025/738..x....................x.......x.........xx..........x.......x.....x............x.....................xxxx........xxx.x.x....................xDAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ : 23/12/2024KARAR TARİHİ : 04/12/2025KARAR Y. TARİHİ : 16/12/2025Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacı ........ .......... Marina Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş. ("........") ile müflis ......... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. (".........") arasında 15.09.2012 tarihli Sözleşme akdedildiğini, Sözleşmenin konusunun davacının yatırımcısı olduğu Muğla .......... Yat Limanı'nın inşaat işi kapsamında ......... tarafından 24" ile 42" (inç) arasındaki çelik boru kazıkların denize çakılması ve bu imalatlara bağlı tüm işlerin anahtar teslim usulü ile yapılması olduğunu, (15.09.2012 tarihli Sözleşme). Anılan sözleşme ile ........., sözleşme konusu işi malzeme, işçilik, nakliye ve tüm vergi, sigorta ve benzeri giderler dahil olmak kaydıyla, sözleşmeye ekli birim fiyatlar ile yapmayı ve teslim etmeyi, sözleşme konusu işi 45 (kırk beş) günlük mobilizasyon süresi hariç 240 (iki yüz kırk) günde bitirmeyi, sözleşmede öngörülen sürenin bitiminden itibaren gecikilecek her takvim günü için toplam bedelin on binde altısı (0,0006) oranında gecikme cezasını davacıya ödemeyi, Sözleşme gereği .........'ın hakedişleri süresinde ve tam olarak ödenmesine rağmen, ......... tarafından Sözleşme konusu iş kapsamında çalıştırılan işçilerin işçilik alacakları ile SGK primleri ödenmediği gibi işin de süresinde bitirilemediğini, işin süresinde bitirilememiş olduğundan, 01.08.2013 tarihli 2 nolu Zeyilname ile önce 02.04.2014 tarihine kadar, sonrasında ise 02.04.2014 tarihli 3 nolu Zeyilname ile 31.07.2014 tarihine kadar süre uzatımına gidildiğini, ancak, tüm bu süre uzatımlarına rağmen, sözleşme konusu iş bitirilmeden ......... hakkında iflas kararı verildiğini, sözleşme uyarınca tahakkuk eden gecikme cezaları ile aşağıda açıklanan diğer nedenlerle davacının .........'tan alacaklı olduğunu, ......... tarafından ödenmesi gereken SGK prim borçlarının bir kısmı ilgili İdare tarafından davacıdan tahsil olunduğu, diğer kısmı ise yapılandırma kapsamına alındığını, ödemelerin davacı tarafından yapıldığını, 12.02.2015 tarihi itibariyle davacının söz konusu borçlara istinaden, müflisten 567.381,26 TL alacaklı olduğu iflas masasına bildirildiği, öte yandan Müflis ......... tarafından ödenmesi gereken ve yine ödenmeyen işçilik alacaklarına dair, müflis ile birlikte davacıya karşı Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 24.04.2015 tarihi itibariyle tebliğ edilmiş olan 56 adet dava açıldığını, (İş davaları listesi) dava değerleri toplamı 24.04.2015 tarihi itibariyle 639.916,07 TL olarak iflas masasına bildirildiğini, sözleşme süre uzatımlarına rağmen, iş süresinde bitirilmeden ......... hakkında iflas kararı verildiğini, iflasın açıldığı 12.02.2015 tarihine kadar olan 196 günlük gecikme karşılığında, 15.09.2012 tarihli Sözleşme'nin 8. maddesi gereğince davacının müflisten 634.765,60 TL tutarında gecikme cezası alacağı olduğunu, .........'ın Sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmek üzere mal ve hizmet aldığı üçüncü şahıslara olan borçları, işin tamamlanabilmesi ve SGK taşeron dosyasının kapatılabilmesi için, Müflis ......... nam ve hesabına ilgili şahıslara ödemeler yaptığını, bu ödemeler nedeniyle .........'tan 200.000,00 TL alacaklı olduğunu, ek olarak davacının .........'tan olan alacaklarını teminat altına almak üzere; rehin Alan sıfatıyla ........ .......... Marina Turizm İnşaat ve Ticaret A.Ş. ve Rehin Veren sıfatıyla ......... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. arasında 06.03.2014 tarihli İş Makinesi Rehin Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile American Paletli 5299 Vinç üzerinde davacı lehine rehin tesis edildiğini, (Is Makinesi Rehin Sözleşmesi) rehin Alan sıfatıyla ........ .......... Marina Turizm Inşaat ve Ticaret A.Ş. ve Rehin Veren sıfatıyla ......... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. arasında 06.03.2014 tarihli İş Makinesi Rehin Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile .......... 25HLA üzerinde davacı lehine rehin tesis edildiğini, (İş Makinesi Rehin Sözleşmesi) bu sebeple, rehin sözleşmelerine istinaden tarafımızca 24.04.2015 tarihinde müflis hakkında ........ 18. İcra Müdürlüğünün 2015/11260 E. sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, başlatılan takip dosyasından alınan 24.04.2015 tarihli derkenar ve kapak hesabı ile davacının müflisten olan alacağının 24.04.2015 tarihi itibariyle 1.957.579,43 TL'ye ulaştığı öğrenildiğini, iflas masasına bildirildiğini, (........ 18. İcra Müdürlüğü'nün 2015/11260 E. sayılı dosyasından alınan derkenar ve kapak hesabı) nihayetinde, davacının müflis .........'tan 12.02.2015 itibariyle toplam 1.842.062,93 tl alacağının iflas masasına rüçhanlı olarak kayıt ve kabulü ile işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacıya ödenmesi ve davacıyı İlgilendiren iflas masası işlemleri ile sıra cetvelinin tebliği talep edildiğini, .......... İflas (21. İcra) Müdürlüğü 2015/2 İflas sayılı dosyası kapsamında 'İcra Ve İflas Kanununun 206 ve 207 nci Maddeleri Gereğince Düzenlenen | Nolu Sıra Cetveli' düzenlediği, davacıya tebliğ ettiğini, |Nolu Sıra Cetveli ve Derece Kararında davacının alacak kayıt talebi, alacakların tümü yönünden reddedildiğini, somut olayda davacıya ait yat limanı inşaatı ile ilgili SGK dosyasının bir alt kolu olarak, ......... adına taşeron dosyası oluşturulduğunu, ancak firmanın üçüncü şahıs tedarikçilere olan borçlarını ödeyemeden iflas etmesi nedeniyle taşeron dosyası kapatılamadığından, yat limanı inşaatı ile ilgili ana dosya da açık kaldığını, bir işletmenin asıl faaliyet alanı ile ilgili iş kolu üzerinden faaliyete geçebilmesi için, öncelikle inşaat aşamasında açılmış olan SGK dosyasının kapatılmasının şart olduğunu, ilgili Bakanlık da faaliyet belgesi vermek için, faaliyet koduna uygun SGK dosyasının açılmasını istediğini, bunun inşaat iş kolu kapsamındaki SGK dosyasının kapatılması ile mümkün olduğunu, bu yüzden davacının .........'ın Sözleşme konusu iş ile ilgili aldığı mal ve hizmetlerle ilgili borçlarını da ......... nam ve hesabına ödemek zorunda kaldığını, bu nisbette .........'tan alacaklı hale geldiğini, davacının bu çerçevede yaptığı toplam 200.000,00 TL tutarındaki ödemenin listesi, dilekçe ekinde sunulduğu, muhasebe kayıtları yaklaşık on yıl eskiye dayandığından, muhasebe ve ödeme kayıtlarının yerinde incelenmesinin talep edildiği, alacak kayıt başvurusu tarihinde bir kısmı yapılandırılmış durumda olan SGK prim borçlarının tamamı, takip eden yıllarda davacı tarafından ödendiğini, bu çerçevede Kuruma toplam 843.101,28 TL ödeme yapıldığını, ayrıca ......... işçilerinin ücret ve sair haklarını ödeyemediğinden, davacının ......... işçilerinin işçilik alacakları nedeniyle toplam 448.987,00 TL ödeme yaptığını, son olarak Sözleşme konusu işte yaşanan toplam 196 günlük gecikme karşılığında, 15.09.2012 tarihli Sözleşme'nin 8. maddesi gereğince davacının müflisten 634.765,60 TL tutarında gecikme cezası alacağı olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki alacaklarını teminen ......... tarafından American Paletli 5299 Vinç ve .......... 25HLA tipi iki adet iş makinesi üzerinde, müvekkil şirket lehine rehin tesis edildiğini, rehinlerin paraya çevrilmesi konulu ........ 18. İcra Müdürlüğünün 2015/11260 E. sayılı dosyasının masaya kayıt tarihindeki kapak hesabı 1.957.579,43 TL olduğunu, davacının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla .........'tan bu tutar kadar daha alacaklı olduğunu, yukarıda detaylandırılan alacak kalemlerinin toplamı olarak davacının .........'tan iflas tarihi itibariyle yaklaşık 2.150.000,00 TL alacaklı olduğunu, bu alacaklarının rehinle teminat altına alınmış olduğu ve bir kısmının SGK primleri, işçilik alacakları gibi borçlardan kaynaklandığı göz önünde bulundurularak, tamamının rüçhanlı alacak olarak birinci sıraya kayıt ve kabulünün yapılması gerektiğini, Sonuç olarak, davacının müflis adına ödemek zorunda kaldığı işçilik alacakları ile SGK Prim borcu imtiyazlı alacak olduğundan sıra cetvelinde dördüncü sıraya kaydı hatalı olduğu, kaldı ki, davacının ödemek zorunda kaldığı işçilik alacakları ile SGK prim borcu 15.09.2012 tarihli Sözleşme'den doğmuş olup bahse konu Sözleşmeye konu borçlar da rehinle temin edilmiş olduğundan, davacının rehinli mal üzerindeki rüçhan hakkı gereği alacağının öncelikli olarak ödenmesi gerekmekteyken davacının alacağının dördüncü sıraya kaydı bu sebeple de ayrıca hatalı olduğunu, Dolayısıyla, .......... İflas(21. İcra) Müdürlüğünün 2015/2 İflas sayılı dosyası kapsamında tanzim olunan 'İcra Ve İflas Kanununun 206 ve 207 nci Maddeleri Gereğince Düzenlenen| Nolu Sıra Cetveli'nde; davacının alacağının dördüncü sıraya kaydedilmiş olmasına, sıra cetvelinin açık olmamasına, sıra cetvelinin hazırlanmasında göz önünde tutulması gereken kanun hükümlerine riayet edilmemesini, İflas İdaresinin 15/06/2018 tarih ve 50 nolu kararına, karşı şikayet yoluyla açıkça itiraz edildiğini, Telafisi güç ya da imkansız zararların önüne geçilebilmesi açısından iflas idaresi kasasında bulunan paraların paylaştırılmaması ve takibin şu aşamada durdurulmasını talep ettiklerini Telafisi güç ve imkansız zararların önüne geçilebilmesi amacıyla paraların paylaştırılmamasına ve takibin durdurulmasını, davamızın kabulü ile davacının 2.150.000,00 TL tutarındaki alacağının rüçhanlı olarak 1. (birinci) sıraya kayıt ve kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı İflas İdare Memurları vekili cevap dilekçesi ile özetle; .......... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.02.2015 tarihli 2014/404 E. 2015/69 K. Sayılı kararı ile davalı ......... İnşaat Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi'nin iflasına karar verildiğiri, iflas işlemlerinin .......... İflas Müdürlüğü 2015/2 İflas sayılı dosyasında devam ettiğini, davacı, iflas masasına yapılan alacak kaydı talebinin reddine ilişkin 2015/2 İflas dosyası kapsamında oluşturulan sıra cetveline itiraz ettiğini, davacı, 24.04.2015 tarihlinde iflas masasına alacak başvurusunda bulunduğunu, başvuru neticesinde 50 no'lu başvuru olarak kaydedildiğini, 15.06.2018 tarihli 50 Karar Numaralı iflas idare kararında yapılan başvuru; "........ .......... MARİNA TURİZM İNŞ. VE TİC, A.Ş. 50 nolu 27.04.2015 tarihli alacak kaydı başvurusunda müflis ile arasındaki 15.09.2012 tarihli sözleşmeden dolayı ... iflas tarihi itibari ile 634.765,60.-7L gecikme cezası alacağı doğduğunu, SGK prim borçlarını yapılandırıp bir kısmını ödedikleri bundan dolayı 567.381,26.-TL alacakları olduğunu, müflis tarafından ödenmeyen işçilik alacaklarından kaynaklı ...639.916,07.-TL olduğunu, tüm bu alacaklardan kaynaklı 2012 tarihli sözleşme kapsamında 06.03.2014 tarihli iş makinesi rehin sözleşmesi akdedildiğini, bu rehin sözleşmesine istinaden American Paletli 5299 Vinç ile .......... 25H1A üzerinde şirketleri lehine rehin tesis edildiğini, bu rehine dayanarak ........ 18. İcra Müdürlüğü'nün 2015/11260 Esas sayılı dosyasından rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattıklarını, iflas tarihi itibari ile 1.842.062,93.-TL alacakları olduğunu, alacağın kayıt ve kabulünü talep ettiklerini, SGK borçlarının ne kadarının idare tarafından alacaklıdan kesildiği ve ne kadarının yapılandırma kapsamında doğrudan kendileri tarafından ödendiği açıklanmamış sadece SGK prim borçlarından dolayı 567.381,26-TL alacaklı olduklarını belirttiklerini, sözleşmeden doğan 634.765,60.-TL gecikme cezası idare tarafından başvurucu şirkete salınan bir ceza olmayıp başvurucu işin geciktiğini ileri sürerek gecikme cezası doğduğunu iddia etmektedir; bu alacağın niteliği yargılamayı gerektirdiğini, tarafların anlaşma yaptıkları işte çalışan işçilerin her iki şirkete de dava açıldığı, dava değeri toplamı üzerinden başvurucu tarafından alacak olduğu iddia edilmişse de işçilere başvurucu şirket tarafından yapılan ödeme belgeleri sunulmadığını, ödeme yapılmadan müflis şirkete rücu hakkı doğamayacağından belge sunulduğunda bu kalem açısından tekrar değerlendirme yapılacağını, rehine dayanan takip yapıldığı belirtilmesi karşısında tekrar rehin alacağının tahsil edilip edilmediği belli olmadığından bu alacak da yargılamayı gerektirdiğini, keza işbu başvuru yargılamayı gerektirdiğinden reddedildiğini, Temel borç. İlişkisini dayanak alan yeni bir başvuru yapıldığında talebin yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür..." gerekçesi ile kısmen kabul kesmen reddedilmiştir.” gerekçesi ile alacağın reddine karar verildiğini, İflas masasının karar evrakından da açıkça anlaşılacağı üzere iddia edilen borçlar açık ve net olarak varlığı ispatlanmamış olduğundan reddedildiğini, SGK ve işçi alacaklarına ilişkin olarak dosyaya ödeme belgesi sunulmadığını, gecikme cezasına ilişkin olarak ise cezanın varlığı iflas idaresin tarafından değerlendirilemeyeceğinden yargılamayı gerektirdiğini, cezanın davacı tarafından ödendiğine dair bir belge de bulunmadığını, alacaklı, başvurusunda rehin takibine konu rehin sözleşmesinin SGK, işçi alacakları ve gecikme cezası bedelinden kaynaklandığını belirttiğini, söz konusu borçların gerçekte doğup doğmadığı İspat edilmediğinden alacak tamamen ret edildiğini, rehinli takip var iken satış yolu ile alacak tahsil edilebileceği halde satış konusunda bir belge ve beyan sunulmadığından talep 4. Sırada değerlendirildiğini, başvuru dilekçesinde taraflar arasındaki işin gecikmesinden kaynaklı SGK borçları doğduğu, işçilerin dava açtığı, asıl işveren olan idarenin ceza uygulayacağı belirtilmiş ancak henüz davacı tarafından yapılmayan bir ödemenin bedeli yani borç henüz müflis açısından doğmadığından bunu aksi de davacı tarafından ispatlanmadığından talep ret edildiğini, üstelik yeni belge sunulduğunda tekrar değerlendirme yapılacağı kararda belirtilmesine rağmen karardan sonra belge sunulmadığını, alacağı olduğunu iddia eden tarafın alacağın kaynağını başka belgelerle de ispat etmesi gerektiğini, davalı şirketin iflasına karar verilmiş olduğundan iflas idaresinin, İflas hukukunun kamusal olma niteliğini göz önünde bulundurarak, iflas masasına kayıtlı diğer alacaklıların haklarını koruyarak iflas masasını temsilen davada yer aldığını, soyut bir alacağın dayanağı temel borç ilişkisini ispatlayan belgeler olmadan alacağın varlığına kanaat getirilemeyeceğini, ödeme belgeleri, borca dair temel ilişkiyi ispat edecek bir belge sunulmadığından davanın açılmasına iflas idaresi sebebiyet vermediğini, bu sebeple müflis şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, bu nedenlerle davalı şirket hakkında iflas kararı verilmiş olması ve 2. Alacaklılar Toplantısının henüz yapılmamış olmasının yargılama esnasında dikkate alınmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLER :.......... İflas Dairesi'nin 2015/2 İflas Sayılı Dosyasının incelenmesinde; .......... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2015 tarih, 2014/404 E, 2015/69 K, sayılı kararları ile ......... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş'nin iflas tasfiye işlemlerin .......... İflas İdaresi'nin 2015/2 esas sayılı dosyasından yürütüldüğü, davacı şirket tarafından 15.09.2012 tarihli Sözleşmeden doğan, 12.02.2015 itibarıyla toplam 1.842.062,93 TL (bir milyon sekiz yüz kırk iki bin altmış iki Türk Lirası doksan üç kuruş) alacağının işleyecek avans faizi ile birlikte rüçhanlı olarak iflas masasına kaydının talep edildiği, 15/06/2018 tarihli sıra cetveli kararı ile "SGK borçlarının ne kadarının idare tarafından alacaklıdan kesildiği ve ne kadarının yapılandırma kapsamında doğrudan kendileri tarafından ödendiği açıklanmamış sadece SGK prim borçlarından dolayı 567.381,26.-TL alacaklı olduklarını belirtmişlerdir. Sözleşmeden doğan 634.765,60.-TL gecikme cezası idare tarafından başvurucu şirkete salınan bir ceza olmayıp başvurucu işin geciktiğini ileri sürerek gecikme cezası doğduğunu iddia etmektedir; bu alacağın niteliği yargılamayı gerektirmektedir. Tarafların anlaşma yaptıkları işte çalışan işçilerin her iki şirkete de dava açıldığından başvurucu tarafından alacak olduğu dava değeri toplamı üzerinden başvurucu tarafından alacaklı olduğu iddia edilmişse de işçilere başvurucu şirket tarafından yapılanı ödeme belge sunulmamıştır. ödeme yapılmadan müflis şirkete rücu hakkı doğamayacağından belge sunulduğunda bu kalem açısından tekrar değerlendirme yapılacaktır, Rehine dayanan takip yapıldığı belirtilmesi karşısında tekrar rehin alacağının tahsil edilipi edilmediği belli olmadığından bu alacak da yargılamayı gerektirmektedir. Keza işbu başvuru yargılamayı gerektirdiğinden reddedilmiştir. Temel borç ilişkisini dayanak alan yeni bir başvuru yapıldığında talebin yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Herhangi bir imtiyaz tespit edilemediğinden talep dördüncü sıra kapsamında değerlendirilmiştir Dosyaya sunulan gerekçelere dayanan borç ilişkisinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde anlaşılması gerekmektedir. sunulan belgelerde borcun var olduğu değerlendirilmiştir. Tüm bu nedenlerle, talep edilen alacağın kayıt ve kabulüne oybirliği ile karar verilmiştir. Herhangi bir imtiyaz tespit edilemediğinden talep dördüncü sıra kapsamında değerlendirilmiştir." denilerek alacak kaydının reddine karar verildiği ve kararın davacı bankaya 09/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. ........ 18. İcra Müdürlüğü'nün 2015/11260 sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı müflis aleyhine rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, takibe konu alacağın 1.842.062,93 TL rehin alacağı ve 37.623,50 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.879.686,43 TL olduğu, takibin dayanağı olarak 06/03/2014 tarihli iş makinesi rehin sözleşmelerinin gösterildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı yana ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere istinabe yolu ile Mali Müşavir bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı yana ait defter ve belgelerde satıcılar hesabı muavininde bulunan 320.01.CEO1-......... İNŞAAT TİC.VE SAN.A.Ş. nin muavinin 567.381,27TL Borçlu bakiye verdiği, dolayısıyla davacı şirketi “ ......... İNŞAAT TİC.VE SAN.A.Ş. “nin 567.381,27TL borçlu olduğu, Müflis ......... tarafından ödenmesi gereken ve yine ödenmeyen işçilik alacaklarına dair, müflis ile birlikte müvekkil şirkete karşı Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 24.04.2015 tarihi itibariyle tebliğ edilmiş olan 56 adet dava açılmış olup (İş davaları listesi) dava değerleri toplamı 24.04.2015 tarihi itibariyle 639.916,07 TL olarak iflas masasına bildirildiği, i2014 ve 2015 dönemlerine ait ticari defter kayıtlarında rastlanmadığı, sözleşme süre uzatımlarına rağmen, iş süresinde bitirilmeden ......... hakkında iflas kararı verildiği, iflasın açıldığı 12.02.2015 tarihine kadar olan 196 günlük gecikme karşılığında, 15.09.2012 tarihli Sözleşme'nin 8. maddesi gereğince müvekkil şirketin müflisten 634.765,60 TL tutarında gecikme cezası alacağı bulunduğu, iddia edilen bu tutar inceleme yatığımız 2014 ve 2015 dönemlerine ait Ticari defter kayıtlarında rastlanmadığı, .........'ın Sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmek üzere mal ve hizmet aldığı üçüncü şahıslara olan borçları, işin tamamlanabilmesi ve SGK taşeron dosyasının kapatılabilmesi için, Müflis ......... nam ve hesabına ilgili şahıslara ödendiği, 2014 ve 2015 dönemlerine ait ticari defter kayıtlarında 179.01 ......... İNŞAAT A.Ş. nolu muavin de kayıtlı olduğu, bu muavin hesabın 10/01/20215 tarihinde 320.01.CEO1-......... İNŞAAT TİC.VE SAN.A.Ş. muavin hesaba devredildiği devir sonucunda davalıya ait muavin hesabında 567.381,27 TL borç bakiyeye ulaştığı bildirilmiştir. Mahkememizce Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ve İnşaat Mühendisi bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda; Tarafların ticari defter ve kayıtlarını kağıt defter şeklinde tutmuş olduğu, tarafların bilanço esasına göre defter tuttukları, taraflara ait ticari defterlerin usulüne uygun ve zamanında e-defter beratlarının oluşturulduğu, TTK, VUK ve muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun olarak kayıt nizamına uyulduğu, borç-alacak kayıtlarının işlendiği ve kayıtların defterler arasında birbirini doğruladığı, HMK madde 222'ye göre davacı lehine delil teşkil edecek şekilde tutulmuş olduğu, Gecikme cezası sözleşmede belirlenen oranda, işin, süre uzatımları dahil bitim süresi ile işin bitim (geçici kabul) tarihi arasında geçen sürede kesilebilecek gecikme cezası olup, somut olayda işin bitirilmeden süre uzatımı olarak verilen 31.07.2014 tarihinden yüklenici hakkındaki 12.02.2015 tarihli iflas kararına kadar geçen 196 günlük süre için hesaplandığı, davacının müflis nam ve hesabına yaptığı ödemelerin görülmediğini, davacının ticari defter ve kayıtlarında sadece 567.381,27TL bakiye görüldüğü, Tarafların aralarındaki ticari ilişkinin mevzuatın öngördüğü 120 Alıcılar Hesabı ile 320 Satıcılar Hesabı ilgili alt hesap kodlarında izlenmiş olduğu, 320.01.CEO1 alt hesap kodlu muavin kaydına göre davacı şirketin davalı şirketten 567.381,27TL alacaklı olduğu şeklindeki tespit ile, 120 Alıcılar Hesabı 120.01.010 Alt hesap kodlu cari hesabın muavin kaydına göre davalı şirketin davacı şirketten 31.12.2014 itibariyle 468.788,46 TL tutarında alacaklı olduğu; bir başka ifadeyle her iki tarafında birbirinden alacaklı durumda olduğunu, aradaki farklılığın nasıl oluştuğuna ilişkin dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden açıkça değerlendirmenin yapılamadığı, davacı tarafından iddia olunan SGK prim alacağı, işçilik alacakları ile sözleşmeye dayalı gecikme cezası alacağına ait davalı ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanmadığı, taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, tarafların yapmış olduğu rehin sözleşmesinde SGK Prim alacaklarının karşılıklı olarak 06/03/2014 tarihinde 512.730,20 TL olarak belirlendiği, bu miktarın da rehinli takibe konu edildiğini, davacı, müflisle birlikte kendisine açılmış bulunan işçilik alacaklarına ilişkin dava listesi sunmuş, 56 dava içerisinde bir kısım davaların davacı ile birlikte ........ İnşaat Ltd. Şti.'ye karşı açıldığı, Davacının ticari defter ve kayıtlarında bu işçilik alacaklarının ödendiğine ilişkin bir bilgi ve belge görülmediği, davacının ticari defter ve kayıtlarında sadece 567.381.27 TL bakiye görüldüğü, davalının da 31.12.2014 itibariyle 468.788,46 TL tutarında alacaklı olduğu bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Taraflar arasında, iflas masasına alacak kaydı talebinin iflas idaresince reddi üzerine açılmış bulunan kayıt kabul davasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, 2022/1789 Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. Maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, .......... 2013, s. 1212). İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, .......... 2013, s. 1212).İflâs alacakları, iflâs kararından önceki dönemlere isabet eden alacaklar olup alacaklılar tarafından masaya yazdırılarak istenebilir ve iflâs kararına kadar olan müflis borçlarını gösterir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir. Anılan hüküm gereğince alacağı iflâs idaresi tarafından tamamen veya kısmen reddedilen ve sıra cetveline alınmayan yahut da sıra cetveline alınan başka bir alacaklının alacağına veya sırasına karşı koymak isteyen alacaklının, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün içerisinde iflâs masasına (idaresine) karşı iflâs kararı verilen yerdeki asliye ticaret mahkemesine sıra cetveline itiraz davası açması gerekir. Bu dava iflâs alacaklıları veya mülkiyet dışında istihkak iddiasında bulunanlar tarafından açılabilir; müflisin bu davayı açması mümkün değildir (Atalı, Murat/Ermenek, İbrahim/Erdoğan, Ersin: İcra ve İflas Hukuku, 6. Baskı, .......... 2022, s. 613). Sıra cetveline itiraz davası, normal bir eda (alacak) davasıdır. Çünkü bu dava ile, alacaklı, iflâs idaresinin alacağını tamamen veya kısmen haksız olarak reddettiğini iddia ederek iflâs masasının (idaresinin) bu alacağı ödemeye mahkûm edilmesini ister. Uygulamada bu dava “kayıt kabul davası” olarak nitelendirilmekte ve dava dilekçesinde, alacaklı, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmektedir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, .......... 2013, s. 1333).İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır.İİK m. 206'da imtiyazlı (rehinle karşılanmamış) alacakların ilk üç sırada düzenlendiği, dördüncü sıradaki imtiyazsız alacaklara göre önce ödenmesi gerektiği, İİK m. 206/4 gereğince iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hakedilen işçi alacaklarının birinci sırada olduğu belirtilmiştir.Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/15-425 E., 2021/440 K.; 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 Esas, 2021/546 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, 2019/11-172 Esas, 2022/69 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, 2019/23 (6)-852 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararları).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, 2022/1789 Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, .......... 2013, s. 1212).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, 2019/23 (6)-852 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; HMK'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Açıklanan bu hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/15-425 E., 2021/440 K.; 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 E., 2021/546 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, 2019/11-172 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, ........ 2017, s, 1814, 1815) İİK. m.235 uyarınca; alacağı kısmen veya tamamen reddedilen ve bu reddine haksız olduğu iddiasında olan alacaklı, iflas masasına karşı alacağın reddine dair kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabilir. Açılan bu davada ispat yükümlülüğü genel hükümler doğrultusunda alacaklı olduğu iddiasında bulunan tarafa aittir.Sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü davacıya aittir. Davacının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibin devamına engel bir husus olmadığı, takibin iflas masasına karşı devam edileceğini açıktır. Ancak alacaklının, rehinli alacağının iflas masasına kaydına ilişkin olarak da İİK.'nun 206. Maddesinin 4. Fıkrasında, "Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiştir (YHGK 27/01/2022 tarih, E. 2019/11-172, K. 2022/69 ).Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesinde " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(1) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" olarak ifade edilmiştir. Taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler.Davacı ile davalı arasında imzalanan İş Makinesi Rehin Sözleşmesinin incelenmesinde; 06/03/2014 tarihli ........ 25H1A iş makinesine ve A...........Lİ 5299 VİNÇ ”e ilişkin sözleşmede; Teminatlandırılmış Borçlar olarak; Davacı davalının SGK prim borçlarını ödemesi sebebi ile 12.02.2015 tarihi itibariyle davacının söz konusu borçlara istinaden, müflisten 567.381,26 TL alacaklı olduğunu ileri sürmüştür."2.2.a. Rehin Veren'in Rehin Alan'dan, istisna Adi kapsamında almış olduğu avansın işbu sözleşme tarihi itibarıyla bakiye kısmı olan 253.581,76 TL2.2.b. İstisna Akdi kapsamında, Rehin Veren tarafından ödenmesi gerekirken Rehin Alan tarafından, Rehin Veren adına ödenen ve/veya ödenecek tüm SGK prim borçlarının karşılığı. (512.730,20 TL) " olarak rehin verildiği, bu çerçevede, davacının avans alacağını ve SGK prim borçları karşılığı bu iş makinelerinin rehin alındığı anlaşılmaktadır.Ancak tarafların yapmış olduğu rehin sözleşmesinde bu miktar karşılıklı olarak 06/03/2014 tarihinde 512.730,20 TL olarak belirlendiği bu miktarın da, rehin sözleşmesinde “Rehin Veren adına ödenen ve/veya ödenecek tüm SGK prim borçlarının karşılığı” olarak gösterildiği, Rehin sözleşmesinin, davalı tarafından ve kayyum heyetinin oluru ile yapıldığına ilişkin delil ibraz edilmediği, davacının, müflisle birlikte kendisine açılmış bulunan işçilik alacaklarına ilişkin dava listesine göre 56 dava içerisinde bir kısım davaların davacı ile birlikte ........ İnşaat Ltd. Şti.'ye karşı açıldığı, davacı doğrudan doğruya rehinle temin edilmiş alacağının iflas masasına kayıt kabulünü talep etmiş ise de rehinlerin davacının hem davalıdaki avansı hem de tüm SGK ödemelerini kapsadığı, davacının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiği anlaşılmakla, rehinle temin edilmiş bu alacaktan arta kalan bir miktar olduğuna ilişkin de itiraz bulunmadığından davacının bu yöndeki talebinin reddi gerekmiştir. Keza davacının alacağının rücudan kaynaklanması sebebi ile SGK alacağı talebinde kamu alacağı niteliği de bulunmamaktadır.Davacının ticari defter ve kayıtlarında davaya konu işçilik alacaklarının davacı tarafça ödendiğine ilişkin bir belge sunulmamıştır. Taraf defter ve kayıtlarında iddiaların delillendirilememesi, ödeme belgelerine sunulmaması nedenleri ile davacının işçilik alacaklarının kayıt kabulünü talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacı işin süresinde bitirilemeden iflasına karar verildiği, iflasın açıldığı 12.02.2015 tarihine kadar olan 196 günlük gecikme karşılığında, 15.09.2012 tarihli Sözleşme'nin 8. maddesine göre gecikme cezası alacağının bulunduğu ileri sürülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, 8. maddesinde Gecikme Cezasına ilişkin olarak “Sözleşmenin 6. Maddesinde yer alan süre, Yatırımcının sebep olacağı haller ve mücbir sebepler dışında yüklenici tarafından gecikmeye uğratıldığı takdirde Yatırımcı durumu ikaz mahiyetinde Yükleniciye yazı ile bildirecek ve varsa aynı yazıda tespit edilen noksanlıkları ve bunların makul bir süre içinde ikmal edilmesi gerektiğini yazılı olarak ihtar edecek olup, Yüklenici buna rağmen onaylı iş programının süresi dışına çıkmayacaktır. Yüklenici bu yazıyı aldıktan sonra, eksik, bozuk ve hatalı işleri Yatırımcı tarafından belirlenen süre içinde telafi etmediği takdirde, bu süreninin bitiminden itibaren Yatırımcının Türk Ticaret hukuku kapsamında mevcut haklarına herhangi bir halel gelmeksizin, geçecek her takvim günü için sözleşme konusu işlerin toplam bedelinin onbinde altısı (0,0006) oranında gecikme cezasını Yatırımcıya ödemekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Keza, 4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu'nun 17/b maddesine göre “Yüklenicinin iflas etmesi halinde, sözleşme feshedilerek yasaklama hariç hakkında 20. ve 22 nci maddeye göre işlem yapılır.” 4735 sayılı Kanun'un 20. maddesine göre idare sözleşmeyi feshedebilmesi için a) Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi,” gerekmektedirSomut olayda işin bitirilmeden süre uzatımı olarak verilen 31.07.2014 tarihinden yüklenici hakkındaki 12.02.2015 tarihli iflas kararına kadar geçen 196 günlük süre tespit edilmekle birlikte davacı şirket tarafından gecikme cezası uygulayabilmesi için öncelikle davalıya yazı ile gecikmenin bildirilmesi gerektiği, davacının, müflise gecikmeye ilişkin bir ihtarı ibraz olunmadığından davacının gecikme cezası uygulayamayacağı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekiline e-duruşma yolu ile, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .......... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025