İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında vade farkı ve sulh protokolü ispatı üzerine ilk derece mahkemesi red kararının istinaf incelemesini konu alan kararı.
Özet: Ticari ilişkiden kaynaklanan vade farkı alacağına dair itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi davacının alacağını yazılı delillerle ispatlayamadığını, taraflar arasında vade farkı uygulamasına dair yazılı sözleşme veya teamül bulunmadığını ve sunulan sulh protokolü kapsamındaki ödemeleri kanıtlayamadığını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir; davacı vekili ise istinaf başvurusunda, yargılamaya konu bu davayı da kapsayan bir sulh protokolü imzalandığını, bu protokol ile davalının borcunu kabul ettiğini ve tarafların protokol haricinde başkaca talepte bulunmayacağının kararlaştırıldığını belirterek, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesini talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2183
KARAR NO:2026/1207
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:12/05/2022
NUMARASI:2021/245 E. - 2022/467 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ve davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davacı alacağı için Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından ilamsız icra takibine geçildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; yetkisiz mahkemede dava açıldığını, davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında vade farkına ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme olmadığı gibi teamül de bulunmadığını, davacının gerek dava konusu edilen icra takibinde gerekse işbu davada "... seri numaralı 09.08.2015 tarihli Vade Farkı Faturasının" davalı yanca ödenmediğini iddia ettiğini, her ne kadar müvekkili davalı ile davacı şirket arasında süregelen ticari ilişki mevcut olsa da, iş bu ticari ilişkiden kaynaklanan, keza vade farkı olarak adlandırılabilecek herhangi bir borç bulunmadığını, vade farkı talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme yahut taahhüt mevcut olmadığını, kaldı ki, taraflar arasında devam eden ticari ilişki boyunca bu yönde bir uygulama, bir teamül de söz konusu olmadığını, faizin de fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda sulh protokolü doğrultusunda 8 madde şeklinde belirtilen ödemelerin ödenip ödenmediği ilgili bankaya sorulmuş olup, bankanın cevabi yazısında; dekont örneğinin gönderilmesi halinde cevap verilebileceği belirtilmiştir. Mahkememizce davacı tarafa kesin süre verilmiş olup verilen kesin sürede dekont örneği sunulmamıştır. Dolayasıyla davacı taraf sulh protokolünün gereğini yerine getirdiğini ispat edememiştir.Taraflar arasında vade farkı uygulacağına ilişkin yazılı sözleşme, teamül halini alan fiili bir kararlaştırma ve uygulama bulunmadığından, ayrıca davalının usulüne uygun tutulmuş olan ticari defterinde davacı tarafından düzenlenen herhangi bir vade farkı faturasının kayıtlı olmadığından, taraflar arasındaki ticari ilişki süresi içerisinde dava konusu vade farkı faturası dışında düzenlenmiş herhangi bir vade farkı faturasının bulunmadığı da göz önüne alınarak davacının vade farkı faturasına hak kazındığını HMK 200 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat edemediği, sulh protokolüne konu ödeme şartına ilişkin dekont örneklerinin davacı tarafça kesin süre içerisinde sunulmadığı, bu sebeple değerlendirmeye alınmadığı; davacının yemin deliline de dayanılmamış olduğu anlaşıldığından, davacının ispatlanamayan vade farkı fatura alacağına ilişkin isteminin ve şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaları haklı olmasına rağmen, dava sırasında beyanda bulunarak ''İşbu davanın tarafları arasında 27/02/2018 tarihinde 'Sulh Protokolü' imzalanmış olup, ekte sunarız. (ek-1 sulh sözleşmesi) Protokolde de tespit-yer aldığı üzere; davalı ... firmasının müvekkil İndorama firmasına 16.049,49 USD borçlu olduğu hususunda taraflar mutabıktır. Yine 27/02/2018 tarihli sözleşme kapsamında, borçlu ... firması vekili Av. ...’a 04/06/2018’de 1500 TL. vekalet ücreti de ödenmiştir. (ek-2 banka dekontu)27/02/2018 tarihli Sulh protokolünde, tarafların birbirinden protokol harici başkaca taleplerinin olmayacağı da kabul edilmiş ve ödeme planı süresinden sonra -yani 13/10/2018'den sonra- davayı takip etmeyeceklerini de kararlaştırmışlardır. Neticeten; taraflar arasında akdedilen 27/02/2018 tarihli Sulh Protokolü kapsamında davaya devam etmiyoruz. İzah olunan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; işbu davadan sonra ve bu davayı da kapsar mahiyette sulh protokolü akdedilmiş olmakla; taraflar arasında konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve de 27/02/2018 tarihli protokol harici tarafların birbirinden başkaca talepte bulunamayacağı gözetilerek, aleyhimize yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduklarını, bu beyan ve taleplerine karşın daha önce mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını ve aleyhe vekalet ücretine de hükmettiğini,istinaf edilen bu karara ilişkin olarak BAM tarafından kaldırma kararı verildiğini, sundukları protokolün de tevsik ettiği üzere 27/02/2018 tarihli sulh protokolünde, tarafların birbirinden protokol harici başkaca taleplerinin olmayacağının kabul edildiğini, ödeme planı süresinden sonra -yani 13/10/2018'den sonra- davayı takip etmeyeceklerini de kararlaştırdığını, sözleşmedeki ''Yukarıda belirtilen ödeme planındaki ödemelere ilişkin olarak art arda 2 (iki) ay ödemelerde gecikme yaşanır veya 2 (iki) ay üst üste ödeme yapılmaz ise işbu ödeme planı geçersiz hale gelecek ve ilgili dava ve icra dosyasının takibine devam edilecektir." hükmünün önemli olduğunu, ikrar anlamına geldiğini, ödeme yapması gerekenin ... firması olduğunu, sözleşme kapsamında ödeme yapmamakla ödeme planının geçersiz hale geldiğini, sözleşmenin gelmediğini, ilgili dava ve icra dosyasının takibine devam edilecektir denmek suretiyle de davalının icra dosyasına ve huzurdaki davaya konu 'borcu' kabul ve ikrar etmiş olduğunu, ikrarın, kesin delil ve dahi sözleşmeye uymayanın dahi davalı olduğu dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddsi uyarınca kaldırılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu belirterek, dava ve takip konusu 7.302,48 USD fatura sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olduğundan bahisle takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmış; davalı vekili ise taraflar arasında ticari ilişki bulunmakla birlikte davalının davacıya borcu olmadığını, taraflar arasında vade farkı ödenmesi konusunda sözleşme veya teamül bulunmadığını, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün ... (İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasından yetkisizlikle gelen) sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 14.08.2015 tarihinde 7.302,48 USD fatura, 8,40 USD işlemiş faiz, 1,19 TL BMSV olmak üzere toplam 7.310,88 USD (20.771,41 TL) için takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak 7.302,48 USD faturanın gösterildiği, vade tarihi 08.08.2015 gösterildiği, ödeme emrinin 22.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemenin 08.11.2018 tarihli ve 2015/1164 Esas, 2018/1241 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafında kararın istinaf edilmesi üzerine ilk derece mahkemesi kararı,Dairemizin 09.012021 tarihli ve 2019/380 Esas, 2021/95 Karar sayılı kararı ile '' ... 27.02.2018 tarihli ....protokol şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılarak, gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yol olmadığına ilişkin hüküm tesis edilmesi gerekmektedir... Yargılama sırasında dosyaya sunulan sulh protokolü ilk derece mahkemesince hiç değerlendirilmeden karar verilmiştir.'' denilerek eksik inceleme sebebiyle kaldırılmış, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda istinafa konu eldeki karar verilmiştir.Davacının iddiası, davalıdan fatura konusu vade farkı alacağı bulunduğu yönünde olup yargılama sırasında davacı vekilince dosyaya 27.02.2018 tarihli olan ve taraf vekillerince imzalanan ''Sulh Protokolü'' başlıklı belge sunulmuştur. Protokolün incelenmesinde; davalının davacıya 15.02.2018 tarihi itibariyle 16.049,49 USD +KDV borcu olduğu konusunda tarafların mutabık kaldığı, 13.03.2018 tarihinden, 13.10.2018 tarihine kadar 2.000,00 USD ve son taksit 2.049,00 USD olmak üzere 8 taksitte ödeme yapılacağı, bu ödeme planındaki ödemelere ilişkin ilk (2) defa ödemelerde gecikme yaşanması ve iki defa ödeme yapılmaması halinde protokolün geçersiz olacağı, protokolün şartları tamamen yerine geldiğinde ise davacının başlattığı Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibi ve Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1164 Esas sayılı dava dosyasının karşılıklı olarak takip edilmeyeceği, yani eldeki davanın ve dayanağı takip dosyasının takip edilmeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Davanın konusu olan vade farkı fatura alacağının söz konusu protokole konu olmadığı hususu gerek protokol içeriğinden, gerek davacı vekilinin 08.11.2018 tarihli duruşmadaki beyanından gerekse davalı vekilinin beyanlarından anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu protokolde belirlenen davacı alacaklarının davalı yanca belirtilen tarihlerde ödenerek sonlanması halinde, tarafların eldeki davayı ve dayanağı takip dosyasını takip etmeyecekleri kararlaştırıldığından, buna göre eldeki davada verilecek kararın niteliği değişeceğinden Dairemizce protokolün incelenmesi, şartın gerçekleşip protokolün geçerli hale gelip gelmediğinin tespiti gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Mahkemece davacı vekiline protokolde yer alan toplam sekiz adet ödemenin davacıya yapılıp yapılmadığının bildirilmesi ve dekontlarının sunulması için kesin süre verilmiş, davacı vekilince 12.05.2022 tarihli celsede, dekontların kendilerinde olmadığı belirtilmiş, davalı tarafça ödeme yapıldığına dair bir beyanda da bulunulmamıştır. Hal böyle olunca protokolün geçerli olup olmadığı tespit edilemediğinden, eldeki davada, protokol kapsamında bir inceleme yapılıp karar verilmesi mümkün değildir. Bir diğer deyişle, protokol kapsamında eldeki davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyecektir. Bu bilgi ve tespitlere göre davacının davalıdan davanın dayanağı fatura uyarınca vade farkı alacağı bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekir.Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerekir.Örneğin iki veya daha fazla vade farkı faturasının davalı yanca itirazsız ödendiği hallerde bir teamülün varlığından bahsedilebilir (Yargıtay 19. HD'nin 06.12.2012 tarih ve 2012/12679 - 18618 E.K.25.10.2017 tarih, 2016/13496 Esas, 2017/7273 Karar).Somut olayda, taraflar arasında vade farkı talep edilebileceğine ilişkin sözleşme hükmü bulunmadığı, gerek dosya kapsamına sunulan deliller,gerekse bilirkişi kök ve ek raporlarına göre bu konuda bir teamülün oluşmadığı, davacı defterlerinde dahi takip konusu fatura tarihinden önce davalıya düzenlenen bir vade farkı faturası bulunmadığı nazara alındığında davacının alacağını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacı vekili, davalı yanca dava konusu alacağın varlığının ikrar edildiği ileri sürülmekte ise de, dosya kapsamında bu yönde bir beyanı bulunmamaktadır. Bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.