İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin ticaret sicil memuru kararına itiraz davasında, şirket genel kurul usulsüzlükleri ve bakanlık temsilcisi tarafsızlığı iddialarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacılar, bir anonim şirketin 29/12/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının; hazirun cetvelinde gerçeği yansıtmayan hisse ve oy oranları, hissedar olmayan şirkete oy hakkı tanınması, intifa hakkı iddialarına ilişkin belgesiz beyanlar, divan heyetinin tarafsızlığını ihlal eden tutumu, bakanlık temsilcisinin usulsüzlüklere göz yumması, toplantının uzun süre oyalamaya yönelik ve katılımcıların iradesini engelleyici şekilde yürütülmesi gibi ağır usulsüzlükler barındırdığı gerekçesiyle ticaret sicil memurunun ilgili kararına yapılan itirazın incelenmesi talebiyle istinafa başvurmuştur.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1739 KARAR NO : 2026/821T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 24/02/2023 (Dava) - 16/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2023/166 Esas - 2023/518 Karar DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtirazBAM KARAR TARİHİ : 06/05/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 06/05/2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli 2023/166 Esas ve 2023/518 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ....’ın ....’nün 134... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş.’nin imtiyazlı A Grubu pay sahibi; dava dışı .... Şti.’nin ise B ve D grubu pay sahibi hissedarı olduklarını, eldeki davaya konu rüçhan hakkı davetine ilişkin yönetim kurulu kararının temelini 29/12/2022 tarihli 2021 yılı olağan genel kurul toplantısından aldığını, 29/12/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının TTK’nın 420. maddesi uyarınca ertelendiğini, ardından ertelenen 2021 yılı olağan genel kurul toplantısının hukuka aykırı şekilde ve aynı zamanda suç oluşturan ve insanlık dışı şartlarda yapıldığını, hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmayan hisse ve oy oranları ile hazırlandığını, şirket hissedarı olmamasına ve toplantıya katılmamış olmasına rağmen hazirun cetvelinde ... A.Ş.'ye yer verilerek lehine oy hakkı tanındığını, bu işleme dayanak olarak “.... A.Ş. tarafından 06/03/2012 tarihli Hisse Rehin ve İntifa Hakkı sözleşmesi gereği Mayıs 2022 tarihinde intifa hakkı kullanılmak üzere şirkete başvurulduğu” hususunun belirtildiğini ancak haziruna bu hususta herhangi bir evrak sunulmadığını veya ileri sürülen evrakın incelenmesine izin verilmediğini, aynı “Hisse Rehin ve İntifa Hakkı sözleşmesi gereği payları üzerinde rehin ve intifa hakkı kurulmuş olan hissedarlardan ...., .... ve ....'ın bir sözleşme ile ....lehine şirket hisseleri üzerinde intifa hakkı kurulduğu, bu nedenle bu kişilerin oy haklarının aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan ....'ya devredildiği” hususunun iddia edildiğini, hazirun cetvelinde şirketin sermayesi ve paylarının itibari değeri, toplam pay adedi, asgari toplantı nisabı, mevcut toplantı nisabı, asaleten temsil edilen hissedarlar ile vekaleten temsil edilen hissedarlar bölümlerinin boş bırakıldığını, .... vekili ....’ın hazirun cetvelini ihtirazi kayıt ile imzaladığını, Bakanlık Temsilcisi ....'ın ise herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın usul ve yasaya aykırı hazirun cetvelini imzaladığını, hazirun cetveline özellikle intifa hakkına ilişkin itirazlarının iletilmesinin ardından Bakanlık temsilcisi tarafından “bu konunun kendisi tarafından incelendiği ancak teknik bakımdan bilgisinin yetersiz kaldığının” belirtildiğini, Bakanlık temsilcisi ....’ın bu tereddütüne rağmen hazirun cetvelini imzalamaktan çekinmediğini, divan başkanının, ..... vekilleri ile .... tarafından sunulan erteleme isteğini önce şifahen kabul ettiğini ve fakat ... vekili sıfatıyla “erteleme halinde bir hak kaybı oluşması durumunda erteleme talep edenler sorumludur” şeklinde beyanda bulunmak istediğini, bu beyan henüz toplantı tutanağına geçirilmeksizin Bakanlık Temsilcisi .... tarafından “bu beyanın muhalefet şerhi niteliğine olduğu bu durumda erteleme olamayacağı ancak oy birliği ile erteleme kararı alınabileceğinin” söylendiğini ve böylelikle genel kurul iradesinin bakanlık temsilcisi tarafından engellendiğini, toplantı esnasında Bakanlık Temsilcisi .... ve divan heyetinin sürekli toplantı salonunu terk ettiklerini ya da bakanlık temsilcisinin toplantı salonunu tek başına terk edip bu kişilerle birlikte toplantı salonuna döndüğünü, böylece Bakanlık temsilcisinin tarafsızlığını ihlal eden bir görünüm sergilediğini, toplantı katılımcılarının hiçbir madde görüşülmeyen toplantıda yaklaşık 6,5 saat bekletilmek suretiyle fiziken ve psikolojik olarak yıpratıldıklarını, saat 22:00 civarında divan başkanı ve bir kısım hissedar vekili ....’in Bakanlık temsilcisi ....'a “Biz seninle ne genel kurullar gördük ....” diyerek önceden tanışıklıkları ve samimiyetleri olduğunu açıkça ifade ettiğini, bu hususların tamamına .... vekilleri ... ile ....’ın tanık olduklarını ve konu ile ilgili 29/12/2022 tarihli tutanağın tutulduğunu, nihayetinde 29/01/2023 tarihli 2022 olağanüstü genel kurul toplantısının TTK’nın 420. maddesi uvarınca ertelendiğini, ertelenen toplantının 29/01/2023 tarihinde tarihinde yapılacağının ilan edildiğini, şirketin 29/12/2022 tarihli olağanüstü Genel Kurul toplantısının icrasında meydana gelen usulsüzlükler ile Bakanlık temsilci hakkındaki şikayetlerin 25/01/2023 ve 27/01/2023 tarihli dilekçeleri ile... .'ne bildirildiğini, ertelenen ve 29/01/2023 tarihli toplantıda benzer sorunların yaşanmaması adına özellikle intifa hakkı konusunda uzman ve tarafsızlığından şüphe duyulmayacak Bakanlık temsilcisi görevlendirmesi yapılmasının istendiğini; 29/01/2023 tarihli ertelenen genel kurul toplantısının ise 29/12/2022 tarihli genel kurul toplantısından çok daha olumsuz ve hatta insanlık dışı şartlarda gerçekleştirildiğini, saat 15.40 itibari ile hissedarlardan ... vekili Av. ....,.... vekili Av......, .... Şti. vekili Av.... ve intifa hakkı sahibi ... A.Ş. vekili Av. ....’nun şirket merkezinde hazır bulunduklarını ancak yaşanan olaylar sonucunda saat 16:00'da başlayan toplantının ertesi güne sarktığını, sabah 05.50 sıralarında müvekkilleri adına toplantıya katılan temsilcileri polis eşliğinde toplantı salonunu terk etmek zorunda kaldıklarını, şirket merkezine giriş yapıldığı andan itibaren toplantı salonuna ancak toplantı başlama saatinde girilebileceğinin bahane ve empoze edilerek toplantı salonu olmayan bir odada bekletilmek üzere şirket yönetim kurulu başkanı, şirket avukatı, muhasebecisi ve kim olduğu bilinmeyen sayısız personel gözetiminde beklenmesi zorunlu kılınmaya çalışıldığını, bu hususun kabul edilmeyerek toplantıyı toplantı salonunda beklemek ve toplantı başlama saatinden önce masa düzeni, bilgisayar kurulumu gibi konularda hazırlık yapılmak istenmesi belirtilmeye çalışılmasına rağmen; yönetim kurulu başkanı ....., yönetim kurulu üyesi ...., şirket muhasebecisi ... ..., şirket avukatı Av. ... ve ismi bilinmeyen ve toplantı hazirununda bulunmayan yaklaşık 10 kişinin bir kısım hissedar ve intifa hakkı alacaklısının vekillerinin üzerine yürüyerek toplantı salonuna girilmesini engellediklerini, aynı zamanda yönetim kurulu başkanı ....’nın Av. ....’ın üzerine yürüyerek ve kafasını yaklaşık 2cm'e kadar yaklaştırmak suretiyle “sen kimsin, burası benim hastanem, nerde istersem orda bekleyeceksin” diyerek tehditkâr tavırlarını sürdürdüğünü, toplantı salonuna girildiğinde Bakanlık temsilcisi.... ile şirket hissedarlarından ....'in toplantı salonunda olduklarının görüldüğünü, böylece davaya konu uyuşmazlık nedeniyle bir grup hissedar bakımından eşit işlem ilkesinin ihlal edildiğinin anlaşıldığını, Bakanlık temsilcisi tarafından yapılan pay defteri incelemesinde pay defterinde yer alan toplam sermaye miktarının müdürlük kayıtları, şirket esas sözleşmesi ve ilan edilen esas sözleşme tadil metni ile uyumlu olmadığının görüldüğünü ve tutanakla belirlendiğini, Bakanlık temsilcisi tarafından esasen toplantıda hazır bulunan .... A.Ş. vekilinin elinde hak sahipliğini gösterir geçici ilmühaberler, temlik sözleşmesi vs tüm resmi evraklar olmasına karşın, hazirunda kendisine usulsüzce yer verilmediğini ve bununla da yetinilmeyerek esasen % 27 oranında hissedar olan .... isimli kişiye gerçekte ....'a intifa hakkı daha önceden tanınmış olan hisselerle ilgili olarak ikinci kez intifa hakkı verilmek suretiyle aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan bu kişinin usulsüzce hakim hissedar grubu haline gelmesinin sağlandığını, ....'nın vekili gibi hareket eden ve toplantının her ne olursa olsun bir şekilde tamamlanması amacıyla süreci yöneten Toplantı Başkanı.....’in polis ekiplerinin toplantı odasına gelmesine karşın, onların huzurunda ....’nın Av.....ın üzerine yürüdüğünü, araya giren Av. ....'ı da iteklediğini, kabaca elini sıktığını ve “Koçum bu toplantıyı yapacağız” sözleriyle tehditlerini sürdürerek, her ne olursa olsun bu toplantının yapılacağı emrini toplantı başkanlığına verdiğini, açıklanan maddi vakıalar çerçevesinde 29/01/2023 tarihli genel kurul toplantısının ardından davalı .....'ne 30/01/2022 tarihli dilekçenin verilerek bu genel kurul toplantısına ilişkin tescil işlemlerinin yapılmaması yönünde istekte bulunulduğunu, davalı....’nün bu dilekçeye ilişkin yazılı ya da sözlü bir yanıt vermediğini, bu kez İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/112 Esas sayılı dosyasına konu edilen 09/02/2023 tarihli 10766 sayılı 153 sayfa numarasında tescil edilen ilanın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığının görüldüğünü, bunun üzerine davalı ....'ne 10/02/2023 tarihli dilekçenin verilerek tescil işleminden geri dönülmesinin bir kez daha bildirildiğini ancak bu dilekçeye red cevabının verildiğini, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/112 Esas sayılı dosyasında .....nün kararına itiraz davasının açıldığını, red cevabının ardından bu kez eldeki davaya konu 21/02/2023 tarihli 10774 sayılı 1304 sayfa numarasında tescil edilen “rüçhan hakkı davetine ilişkin yönetim kurulu kararı”na ilişkin ilanın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığının görüldüğünü, gelinen aşamada 29/01/2023 tarihli 2021 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı tescil edilmemiş ise de 21/02/2023 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde adeta esas sözleşme değişikliği içeren genel kurul toplantı tutanağı tescil ve ilan edilmiş gibi anılan genel kurul toplantısında alınan sermaye artışı kararına ilişkin rüçhan hakkının kullanılması yönündeki yönetim kurulu kararının hukuka aykırı şekilde tescil ve ilan edildiğini, 29/01/2023 tarihli 2021 yılı olağan genei kurul toplantısının sermaye artışına ilişkin olarak şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi gündem ve kararlarını içerdiğini belirterek, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 21/02/2023 tarihli 10774 sayılı 1304 sayfa numarasında tescil edilen tescil işleminin kaldırılmasına, yokluk/butlan hükmündeki kararın tescil eden işlemin telafisi imkânsız zararlara neden olmasının önüne geçilmesi amacıyla icrasının ve yayınlanmasının durdurulmasına yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu kararın sicilde yayınlanmasına, ....A.Ş.'nin yönetim kurulu organından yoksun kalması nedeniyle tedbiren kayyım atanmasına ve kayyım nezaretinde hukuka uygun bir genel kurul toplantısının gerçekleştirilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.CEVAP :Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; İzmir 26. Noterliği’nin 17/02/2023 tarihli 3221 yevmiye numarası ile tasdikli 17/02/2023 tarihli ve 2023/07 sayılı rüçhan hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının 21/02/2023 tarihinde tescil ve ilanının yapıldığını, nitekim; 6102 sayılı TTK'nın 461/1 fıkrası gereği her pay sahibinin yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına haiz olduğunu, yine 461/ll fıkrasının “Yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az onbeş gün süre verir. Karar tescil ve 35. maddedeki gazetede ilan olunur.” hükmü gereği rüçhan hakkının kullanımına ilişkin tescil ve ilan işleminin gerçekleştirildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 456 ve devam eden maddelerinde anonim şirketlerde sermaye artırımına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş olup, müdürlükleri tarafından rüçhan hakkının kullanımına ilişkin yapılan 21/02/2023 tarihli tescil ve ilanın bir sermaye artırımı tescili olmadığını, TTK'nın 461. maddesi gereği müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen tescil işleminde herhangi bir hukuka aykırı hususun bulunmadığını; davacıların esasen dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 29/01/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin karara itirazda bulunduklarını ancak müdürlükleri tarafından yapılan 21/02/2023 tarihli tescilin bir sermaye artırımı tescili olmayıp, sadece 6102 sayılı TTK'nın 461. maddesi gereği rüçhan hakkı kullanımına ilişkin yönetim kurulu kararının tescil ve ilanından ibaret olduğunu, sermaye artırımının genel kurulda görüşülmesi gerektiğini, söz konusu genel kurulun tescil ve ilanı ile hüküm ve sonuçlarını doğurduğunu, 29/01/2023 tarihli olağanüstü genel kurula ve dolayısıyla sermaye artırımına ilişkin bir tescilin bulunmadığını, hukuki sonuçları doğmamış bir işleme ilişkin olarak açılmış olan bu davada dava şartının ve hukuki yararın bulunmadığını belirterek, davanın reddine, müdürlükleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İlk derece mahkemesince; "...her ne kadar dava dışı şirketin 29/01/2023 tarihli sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı tescil edilmemiş ise de, rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin yönetim kurulunun varlığı karşısında davacının bu kararın tescil işleminin kaldırılmasında hukuki yararının var olduğu kabul edilmiştir. Tescil işleminin yapıldığı tarihte ortada tescil edilmiş bir genel kurul kararı bulunmadığından ve bu kararın iptali istemiyle İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açılmış olduğundan, yukarıda anılan yasal mevzuat çerçevesinde rüçhan hakkına ilişkin kararların sermaye artırımına ilişkin kararların bir parçası olarak nitelendirilmesi gerektiğinden, bu nedenle tek başına hukuki sonuç doğurmaları mümkün görülmediğinden, ortada tescil edilmiş bir sermaye artırım kararı bulunmadığı halde, dava dışı şirket yönetim kurulunun rüçhan hakkı davetinin davalı tarafça tesciline ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığından...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜ ile; Dava dışı .... A.Ş.’nin İzmir 26. Noterliği’nde 17/02/2023 tarih ve 3221 yevmiye numarası ile tasdik edilen 17/02/2023 tarihli ve 2023/07 sayılı rüçhan hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının.... tarafından tesciline ilişkin 21/02/2023 tarihli işlemin KALDIRILMASINA..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı temsilcisi istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sicil kayıtlarının tetkikinde, Merkez-132957 sicil numarasında kayıtlı .... Şirketi'nin sermaye artırım işlemine esas olmak üzere 6102 Sayılı TTK 461. Maddesi uyarınca İzmir 26. Noterliği'nin 17/02/2023 tarihli 3221 yevmiye numaralı, 17/02/2023 tarihli ve 2023/07 sayılı rüçhan hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının 21/02/2023 tarihinde tescil ve ilan edildiğinin tespit edildiğini, 6102 Sayılı TTK'nın 461/III fıkrasında “Yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az onbeş gün süre verir. Karar tescil ve 35 inci maddedeki gazetede ilan olunur. Ayrıca şirketin internet sitesine konulur. “ hükmü yer almakta olup söz konusu yasa maddesinin tüm metni ve üçüncü fıkrası birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesinin gerekçesinin aksine 461/1 fıkrası gereği genel kurulun sermaye artırımı kararı almasından sonra ve fakat söz konusu kararın tescil ve ilanından önce 461/III fıkrası gereği rüçhan hakkına ilişkin yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 72/III fıkrasında” sermaye artırımının tescilinden önce yönetim kurulunun yeni pay alma hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin kararın ve sermayenin halka arz edilmesi halinde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanmış izahnamenin tescili için müdürlüğe başvurulması gerekir.” hükmünün yer aldığını, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının tescilinden sonra veya eş zamanlı olarak rüçhan hakkının tescil ve ilan edilmesi ile sermaye artırımına iştirak etmek isteyecek pay sahiplerinin sermaye artırımının tescili ile işbu rüçhan haklarını kullanamayacaklarını, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının tescil ve ilanı ile sermaye artırımının bütün hukuki sonuçlarının doğmuş olacağını ve dolayısıyla rüçhan hakkı sahibi olan pay sahiplerinin bu haklarını kullanma imkânı bulamamış olacağını, 6102 Sayılı TTK 461/III fıkrası ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 72/III fıkrasına açıkça aykırı kararının kaldırılması gerektiğini belirterek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/166 Esas 2023/518 K sayılı 16/06/2023 tarihli kararının kaldırılarak davanın reddi ile müvekkili Müdürlük âleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 6102 sayılı TTK'nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık; dava dışı .... A.Ş.’nin İzmir 26. Noterliği’nde 17/02/2023 tarih ve 3221 yevmiye numarası ile tasdik edilen 17/02/2023 tarihli ve 2023/07 sayılı rüçhan hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının ... tarafından tesciline ilişkin 21/02/2023 tarihli işleminde hukuka aykırılığın bulunup bulunmadığı, sicil gazetesinin 10774 sayısında ve 1304 sayfa numarasında ilan edilen söz konusu bu işlemin yok hükmünde/batıl olup olmadığı, işleme yönelik davacı itirazının haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Dava konusu işleme dayanak olan 29/01/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 10. maddesinde; “şirketin sermayesinin 36.645.238 TL’den 146.583.352 TL’ye yükseltilmesine, sermayenin yeni şeklinin aşağıdaki şekilde tadil edilmesine oy birliği ile karar verildi” şeklinde karar alındığı görülmüştür.Davalı şirket yönetim Kurulu' nun 17/02/2023 tarihli ve 2023/07 sayılı yönetim kurulu kararı incelendiğinde davaya konu tescile dayanak; şirketin 29/01/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında "şirketin 36.645.238,00 TL olan sermayesinin 109.938.114,00 TL artırılarak 146.583.352,00 TL’ye çıkarılmasına; artırılan 109.938.114,00 TL sernaye ve beher bedeli 1,00 TL’den nominal bedelle ihraç olunacak 109.938.114 adet pay için tüm pay sahiplerinin artırıma iştirak etmeleri halinde oluşacak pay sahipliğinin aşağıdaki tabloda gösterikldiği, ..pay sahiplerinin bu kararın ticaret sicilinde tescilinden ve müteakiben davet yazısının sicil gazetesinde ilanından itibaren 15 gün içerisinde rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacaklarının şirkeyte yazılı olarak bildirmelerine ve iştirak tahahütnamelerini aynı süre içeirisnde imza etmelerine, ..tutarları yine aynı süre içerisinde nakden ve peşinen .…İban numaralı Türk Lirası hesabıbn sermaye artırım bedeli olarak bloke ettirmelerine, bloke yazısı iile ödeme dekontlarını şirket merkezinde hukuk depratmanına ibraz etmelerine, aksi takdirde rüçhan haklarını TTK’nın 461. maddesi kapsamında ihtara gerek kalmaksızın kullanılmamış sayılacağı, yönetim kurulunun kullanılmayan rüçhan haklarını….bu kararın internet sitesinde ve ayrıca ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesine” şeklinde karar alındığı görülmüştür.Davacı taraf, davanın konusu olan yönetim kurulu kararı ile ilgili tescilin hukuka uygun hale getirilmesi istemiyle 24/02/2023 tarihinde dilekçe ile davalı ...’ne başvurmuştur. Davalı .... 01/03/2023 tarihli cevabi yazısı ile; "işlemde hukuka aykırılığın bulunmadığını, TTK’nın 34 ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 39. maddesine göre ilgili işleme karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde itiraz yoluna gidilebileceğini" bildirmiştir.6102 sayılı Kanun'un 456 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre esas sermaye sisteminde sermaye artırımına 459 uncu madde uyarınca genel kurul karar verir. 456 ncı maddenin üçüncü fıkrasına göre artırım genel kurul kararı tarihinden itibaren 3 ay içinde tescil edilmediği taktirde genel kurul kararı geçersiz hale gelir. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin birinci fıkrasında sermaye artırımının ticaret siciline tescilinden önce yönetim kurulunca beyan hazırlanıp imzalanacağı, bu beyanın bilgiyi açık, eksiksiz, doğru, ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre hazırlanacağı, ikinci fıkrasında ise beyanın hangi bilgileri içereceği düzenlenmiştir. Esas sermaye sisteminde artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamının ya değişik esas sözleşmede ya da iştirak taahhütnamelerinde taahhüt edileceği, iştirak taahhüdünün, yeni pay almaya ilişkin 461 inci madde çerçevesinde, kayıtsız, şartsız ve yazılı olarak yapılacağı, iştirak taahhütnamesinin, taahhütnamenin verilmesine sebep olan sermaye artırımı belirtilerek; taahhüt edilen payların sayılarını, itibarî değerlerini, cinslerini, gruplarını, peşin ödenen tutarı, taahhütle bağlı olunulan süreyi ve varsa çıkarma primi ile taahhüt sahibinin imzasını içereceği anılan Kanun'un 459 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Rüçhan hakkı, kapsamı, hangi hallerde sınırlandırılabileceği veya kaldırılabileceği ise 6102 sayılı Kanun'un 461 inci maddesinde düzenlenmiştir.Ayrıca Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 72/3 fıkrasında aynen; ” sermaye artırımının tescilinden önce yönetim kurulunun yeni pay alma hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin kararın ve sermayenin halka arz edilmesi halinde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanmış izahnamenin tescili için müdürlüğe başvurulması gerekir.” hükmü yer almaktadır.Bu açıklamalara göre; şirket genel kurulunda alınan sermaye arttırımı kararının tescilinden önce Yönetim Kurulu kararının ilan edilmesinde 6102 sayılı TTK' nın 461. maddesi hükmü ve Ticaret Sicili Yönetmeliği' nin 72/3 maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, bu nedenle davalı kurum tarafından davacıların itiraz isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı kurum temsilcisinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce davanın reddine yönelik yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı kurum temsilcisinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli 2023/166 Esas ve 2023/518 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;"a-Davanın REDDİNE, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 552,10-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, c-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, ç-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, d-Davacılar tarafından tarafından yatırılan gider avansı ve davalı tarafından yatırılan delil avansının kullanılmayan kısımlarının kararın kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara iadesine," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davalıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,3-İstinaf incelemesi esnasında davalı tarafça yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/05/2026