İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, çalınan ve sahte imzayla cirolandığı iddia edilen çekten kaynaklanan borçlu olunmadığının tespiti ve çekin istirdadı talepli davaya ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir şirket, çalınan ve ödeme yasağı kararı bulunan bir çekle ilgili olarak, davalı bankanın çeki kötü niyetli ve hukuka aykırı şekilde edindiğini ileri sürerek çekin iadesi ve borçlu olunmadığının tespiti davası açmış, davalı banka ise çeki ödeme yasağı kararından önce iyi niyetle ve usulüne uygun ciro silsilesiyle edindiğini savunmuş; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuyla çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edilmesi üzerine, davacının çeke ilişkin borçlu olmadığına karar vererek menfi tespit talebini kabul ederken, çekin istirdadı talebini reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2002
KARAR NO:2026/1176
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:22.02.2022
NUMARASI:2018/31 Esas - 2022/115 KArar
DAVA:Çekin istirdadı ve menfi tespit
Taraflar arasındaki istirdat ve menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle çekin istirdadı talebinin reddine, menfi tespit talebinin kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari ilişkisi neticesinde alacaklarına karşılık olarak .... Şti.'nden aldığı toplam 693.000 TL bedelli çeklerin çalınarak zayi olduğunu, çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkması nedeniyle Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/749 Esas sayılı dosyasında açılan çek iptali davasında ödeme yasağı kararı verildiğini, çeklerin çalınması ile ilgili olarak ... Şti yetkilileri ...ve ... hakkında taraflarınca yapılan suç duyurusuna ilişkin soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/103615 Soruşturma sayılı dosyasında devam ettiğini, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/749 Esas sayılı dosyasında 07.12.2017 tarihli ara kararı ile çeklerin istirdadı için TTK'nın 758.maddesi gereğince iade davası açılması için bir aylık kesin süre verildiğini, müvekkili şirketin elinden rızası dışında çıkan çeklerden ... Bank ... Şubesi'nin ... numaralı hesabına ait ... çek seri numaralı 07.12.2012 keşide tarihli ve 60.000 TL bedelli çekin müvekkili şirketin ticari herhangi bir ilişkisi bulunmayan ... Şti tarafından ciro edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, çalıntı çeki elinde bulunduran banka iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, çek çalıntı çek olduğundan çekin zilyedi durumunda olan davalı bankanın yetkili hamil olmadığı gibi iyi niyetli üçüncü şahıs da olamayacağını, müvekkilinden çalınarak adına sahte olarak cirolanmış çeki elinde bulundurmanın yetkili hamil sıfatı kazandırmayacağını, çek hakkında Ankara 5. ATM'nin 03.10.2012 tarihinde ödeme yasağı kararı verdiğini, davalı bankanın çekleri bu tarihten sonra iktisap ettiğini, güven kurumu olan bankanın hakkında ödeme yasağı bulunan çekleri iktisap etmesinin ağır kusur olduğunu, çek bedellerinin davalı şirket tarafından tahsil edilmesi halinde müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağını ileri sürerek, müvekkili şirketin ... Bank ... Şubesi'nin ... numaralı hesabına ait ... çek numaralı 07.12.2012 keşide tarihli 60.000 TL bedelli çeki nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ile dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili bankanın çeki düzgün ciro silsilesi ile iktisap eden yasal hamil ve iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, çek iptal davasını 01.10.2012 tarihinde açıldığını ve ödeme yasağı kararının 03.10.2012 tarihinde verildiğini, müvekkilinin ise çeki 14.05.2012 tarihinde teslim aldığını, müvekkilinin ödeme yasağı kararından sonra çeki aldığı iddiaların asılsız olduğunu, çekin çalıntı olduğuna ilişkin müvekkilinin bilgisi bulunmadığını, davacının TTK'nın 687. maddesi gereğince müvekkili bankanın çeki iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğini ıspatlamak zorunda olduğunu, iyi niyetli üçüncü kişi ve yasal hamil olan müvekkilinin iktisabının korunması gerektiğini, müvekkil bankanın davacı ile bahse konu şirketler arasındaki ticari ilişkinin ve çalınma iddialarının tarafı olmadığını, sadece taraflar arasındaki ticari ilişkide ödeme aracı olarak belirlenen çekleri muteber bir ciro silsilesi ile iktisap ettiğini savunarak, davanın reddi ile davanın ciranta şirket ile yetkililerine ihbarına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama sırasında, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; davacı tarafça takip konusu çek üzerindeki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle, davacı şirket yetkilisinin ıslak imza örnekleri, imza örneklerinin bulunduğu bir kısım evrak asılları ile dava konusu çek aslındaki imzalarının karşılaştırılması suretiyle, çek üzerinde bulunan davacı şirket imzasının, davacı şirket yetkilisi eli ürünü olup olmadığı hususunda yapılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen, hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile dava konusu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmakla, davaya konu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile davacının ... A.Ş.,... Şubesine ait, ... çek nolu, 07/12/2012 keşide tarihli, 60.000-TL. bedelli çek nedeniyle, davalıya borçlu olmadığının tespitine, 6102 Sayılı TTK'nun 792. Maddesi gereği, çek eline geçmiş bulunan yeni hamilin, çeki, ancak kötüniyetle iktisap etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde yetkili hamil sayılmaması ve çeki iade ile yükümlü tutulması gerektiği, davacı yanca buna ilişkin delil sunulmadığı..." gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile davacının ... A.Ş. ... Şubesine ait ... çek nolu 07.12.2012 keşide tarihli, 60.000 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının çekin iadesi talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Defalarca izah edildiği üzere ihbar olunan .... Şti. yetkililerinin, müvekkil şirkete ait birçok çeki çalarak müvekkili şirket yetkilisinin imzalarını taklit ettiklerini ve çalıntı çekleri ciro ederek tedavüle soktuklarını, ... şirketi yetkilileri hakkında hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik yönünden suç duyurusunda bulunulduğunu, 2021/152220 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, çekin iptali için ise Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/749 Esas sayılı dosyasında açılan davada ibraz edilen çekin istirdadı için süre verildiğini, bu çekin ...'a ciro edilmediğini, çekte yer alan imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davalı şirketin çalıntı çekin meşru hamili olmadığını, çalınmış ve müvekkil şirket adına sahte olarak cirolanmış çeki elinde bulundurmanın davalıya yetkili hamil sıfatını kazandırmadığını, senetteki imzanın sahteliği defisinin, senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin defilerden olmakla herkese karşı ileri sürülebileceğini, bu nedenle çeki elinde bulunduranın iyi niyetinin sonucu değiştirmeyeceğini, kötü niyet ve kusur araştırmasının bir öneminin bulunmadığını, asıl tespit edilmesi gereken hususun cirodaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı hususu olduğunu, imzanın sahteliğinin de belirlenmesi nedeniyle çekin iadesi gerektiğini, mahkemece de çekin iktisabında davalının kusuru bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, çalınan çeklere ilişkin bir çok kişiye karşı dava açıldığını, ihbar olunanlar hakkında yürütülen soruşturmaların devam ettiğini, bankanın basiretli tacir olarak hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmaksızın iktisap etmesinde ağır kusurlu olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Çekin ilk cirantasının davacı şirket olduğunu, Ankara Ticaret Odası tarafından verilen cevapta, çekin keşide ve ciro edildiği tarihlerde ...'nin davacı şirket yetkilisi olduğunun bildirildiğini, bu nedenle sadece ...'nin imzasıyla mukayeseli inceleme yapıldığını, ancak ...'nin davacı şirketin çek keşide etme hususunda tek yetkilisi olduğunun sabit olmadığını, bu hususun kesinleştirilmeden imza incelemesi yapılmasının hatalı olduğunu, imza yetkisinin başka kişilere devir edilip edilmediğinin araştırılmadığını, temsile ilişkin müzekkere cevabının davacı şirketin tek çek keşide etme/cirolama yetkisinin ...'de olduğuna ilişkin kesin delil olmadığını, şirketin kayıtları incelenerek önceki çeklerinin kim veya kimler tarafından imzalandığı hususunda yerinde inceleme yapılması gerektiğini, müvekkilinin çekin iktisabında ağır kusur veya kötü niyeti bulunmadığını, bu yönü ile davanın reddine karar verilmesine rağmen müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin çeki ciro silsilesine göre iktisap ettiğini, davada iki ana talep bulunduğunu ve mahkemenin menfi tespiti kabul ederken çekin istirdadı talebini ise reddettiğini, reddedilen talep yönünden vekalet ücreti verilmemesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacının çek nedeniyle borçlu olmadığının İİK'nın 72.maddesi uyarınca tespiti ve TTK'nın 792. maddesi gereğince çekin istirdadı taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda menfi tespit talebinin kabulüne, çekin istirdadı talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştırDavacı vekili, müvekkiline ait bir kısım çeklerin ihbar olunan şirket ve yetkililerince çalındığını, bu kapsamda çalınan ... AŞ ... Şubesine ... çek numaralı 07.12.2021 keşide tarihli 60.000 TL bedelli çekin çalınarak müvekkilinin yetkilisinin imzasının atıldığını, davalı bankanın çekin çalıntı olduğunu ve çek hakkında ödeme yasağı kararı bulunduğunu bilerek çeki iktisap ettiğini belirterek çeki nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdadına karar verilmesini istemiştir. Davacının bir birinden bağımsız iki ayrı talebi bulunmaktadır. Davacı hem çek nedeniyle menfi tespit istemiş, hem de çekin istirdadını talep etmiştir. Bu durumda davacının talep yığılması şeklinde ileri sürdüğü bir birinden bağımsız iki talebi bulunmaktadır. Davacının menfi tespit istemi yönünden yapılan incelemede; dava konusu çekin aslı üzerinde mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Çekin ... Şti tarafından davacı şirket emrine 07.12.2012 tarihli, 2012 tarihli olarak keşide edildiği, ... numaralı 60.000 TL çekteki ilk imzanın ciranta ve lehtar olan davacı şirket adına atıldığı çekin lehtar cirosuyla ... AŞ tarafından iktisap edildiği, onun da cirosuyla çekin davalı Türkiye ... Bankası tarafından iktisap edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ekindeki belgelere göre bu çekin 14.05.2012 tarihinde davalı tarafından kredi borcuna mahsuben alındığı anlaşılmıştır. Çekin kaybolması üzerine davacı tarafından Ankara 5. Asliye Ticaret mahkemesinin 2014/749 Esas sayılı dosyasında 01.10.2012 tarihinde çek iptali davası açılmış, ödeme yasağı kararının ise 03.10.2012 tarihinde aldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından .... Şti ve yetkilileri ... ve ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/152250 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğu, ancak bankaya yönelik bir suç duyurusu bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 01.04.2022 tarihli raporda çekteki lehtara atfen atılan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'nin eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. İmza mutlak defi olup tüm çek alacaklılarına karşı ileri sürülebilir. Çek davacı emrine düzenlenmiş olmasına rağmen henüz davacının cirosu bulunmadığı bir aşamada başka kişilerce ele geçirilip davacı adına sahte imzayla çekin ciro edilmesi halinde lehtar olan davacının bu çek nedeniyle sorumlu olmadığı açıktır. Mahkemece Ankara Ticaret Odasından yapılan araştırmada davacı şirketin imza yetkilisi belirlenmiştir. Çekteki imza da şirketin yetkilisine ait değildir. Bunun dışında davacı şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Şirketin diğer çeklerinin başkaları tarafından ciro edildiği veya başka kişilerce keşide edilen çeklerin davacı şirket tarafından benimsenip ödendiğine ve dolayısıyla bu çek nedeniyle de davacı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin davalı tarafça bir kanıt sunulmamıştır. Mahkemenin bu durumda kendiliğinden davacı şirketin tüm çeklerinin şirket kayıtlarını inceleyerek bu çeke benzer imzaların bulunduğu çeklerin davacı şirket tarafından benimsenip benimsenmediğinin araştırılması hukuk yargılamasının genel ilkelerine aykırıdır. Bu nedenle mahkemece menfi tespit talebinin kabul edilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin menfi tespite yönelik istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; davacı HMK'nın 110. maddesi gereğince aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmüştür. Davacının ilk talebi çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitidir. Davacı bu talebin yanı sıra asli talep olarak çekin istirdadını da istemiştir. Her iki talep terditli olarak ileri sürülmemiş, aksine davaların yığılması şeklinde asli talep olarak ileri sürülmüştür. Mahkemece istirdat talebinin reddine karar verilip, davacı vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde olduğu gibi, reddedilen istirdat talebi yönünden de çekin harçlandırılan değeri üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken, bu hususta bir karar verilmemesi doğru olmadığından, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararanın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerekmiştir.Davacının çek istirdadı talebinin incelenmesinde; uyuşmazlık TTK'nın 792. maddedeki şartların oluşup oluşmadığı, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu şekilde çeki iktisap edip etmediği, mahkemece yapılan incelemenin eksik olup olmadığına ilişkindir. TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çekin iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre davacı, dava konusu olan ve kendisine ticari mal karşılığı verildiğini iddia ettiği çekin çalınarak rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda, çekin ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delilin sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iddiasının aksine, davalı banka dava konusu çeki davacının açtığı iptal davası ve bu davada verilen ödeme yasağı kararından önce iktisap etmiştir. Bankanın, şikâyet edilen kişilerle iş birliği içerisinde olduğuna ilişkin bir iddia veya delil bulunmamaktadır. Bu nedenle 2012 yılında yapılan şikayet ve soruşturma sonucunun istinaf incelemesi tarihi itibariyle beklenmesini gerektirir somut bir neden bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince çekin istirdadı bakımından yapılan inceleme yeterlidir. Ciranta imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmamasının menfi tespit bakımından etkisi bulunmakla birlikte, bankanın yükümlülüğünün ciro silsilesinin kopuk olup olmadığını kontrolden ibaret olduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirildiği, bankaya ayrıca sahtecilik incelemesi yapma yükümlülüğü yüklenemeyeceği, imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle menfi tespit talebinin kabul edildiği, bu durumun istirdat davasının kabulünü gerektirmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davacının menfi tespit talebinin kabulü ile davacının ... A.Ş. ... Şubesine ait ... çek nolu 07.12.2012 keşide tarihli 60.000 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının çek istirdadı talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre alınması gereken 4.098,60 TL harçtan, peşin alınan 2.977,50 TL harcın mahsubu ile kalan 1.121,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen menfi tespit istemi yönünden hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen çekin istirdadı istemi yönünden hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı 2.977,50 TL peşin harç gideri olmak üzere toplam 3.033,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından harç dışında yapılan ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 4.536,55 TL yargılama giderlerinin, davadaki haklılık oranlarına göre takdiren %50 oranında belirlenen 2.2268,27 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avanslarının, karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, davalının yatırdığı istinaf karar harcının ise karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
b-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL harç gideri ile 100,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 320,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
d-Davacının yaptığı kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bıakılmasına,
11-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 18.06.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır