İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında, banka mevduat ve faiz alacağı talebinin, ilam zamanaşımı gerekçesiyle Yargıtay bozması sonrası yeniden yargılanması.
Özet: Davacı, bankaya yatırdığı TL ve USD cinsinden mevduatını faiziyle geri alamadığı iddiasıyla itirazın iptali davası açmış, davalılar ise yetki, görev, husumet ve zamanaşımı itirazlarında bulunmuştur; yerel mahkeme davayı başlangıçta husumet ve görevsizlik nedenleriyle reddetmiş, ancak davacının bu kararı hükmün tefhiminden yaklaşık yirmi iki yıl sonra temyiz etmesi üzerine Yargıtay, hükmün yasal temyiz süresinin çok ötesinde on yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozarak dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere geri göndermiştir.

T.C.
İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/326 EsasKARAR NO :2026/464DAVA:İtirazın İptaliDAVA TARİHİ:10/01/2003KARAR TARİHİ:14/07/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Ltd'e ... nolu hesap üzerinden 11.10.1999 tarihinde 5.000.000.000-TL tutarında mevduatın ... nolu hesap üzerinden 13.10.1999 tarihinde 3.300.000.000-TL tutarında mevduat yatırıldığı, bu mevduatın %83 faizle vade sonu olan 17.11.1999 tarihinde 3.462.643.000TL ye ulaştığını, ... nolu hesap üzerinden de 25.11.1999 tarihinde 4.600 USD tutarında mevduat yatırıldığını, davalı banka yönetiminin 22.12.1999 tarihinde diğer davalı ...'nin devredilmesinden sonra müvekkiline vade bitiminde herhangi bir faiz ödeme yapılmadığı gibi davalı bankaya yatırdıkları parayı iade alamadığının belirtildiğini, davalı ...'ın telkin ve iddiaları ile müvekkilini yanlış yönlendirdiğini, gerçekleri gizleyerek müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduklarını, 8.462.000.000 TL ana para ve dava tarihine kadar 27.930.000.00 TL işlemiş faiz olmak üzere 36.0392.000.000 TL + 4.600 USD'nin külli halef sıfatıyla sorumlu olan davalı borçlu bankadan ve davalı ... fonundan reeskont faiz oranı üzerinden ticari yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yetki, görev, husumet ve zamanaşımı yönünden itirazda bulunduklarını, % 40 inkar tazminatı talebinin tamamen usul ve yasalara aykırı olduğunu ve reddi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; tüm itirazlarının kabulünü, aksi durumda haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın ve %40 inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini ve %40 tazminat ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.Davalı ... (... - ...) A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi serbest iradesi ile daha fazla faiz getirisi sağlayan bir yatırım alternatifi olarak kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkili banka tarafından davacının iradesinin yanıltılmasının söz konusu olmadığını, ... A.Ş. İle ... Ltd'nin tamamen ayrı tüzel kişilikler olduğunu, ... Ltd'nin ... A.Ş.'nin iştiraki olmadığı gibi aralarında hiçbir organik bağ da bulunmadığını, husumet itirazları olduğunu, hukuki işlemlerin ancak kesin delil ile ispat edilebileceğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın öncelikle husumet yönünden reddini, husumet itirazlarının reddi halinde dava süresi içerisine açılmadığından zamanaşımı yönünden reddini, aksi halde davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.DELİLLER VE GEREKÇE;Mahkememizin 22/12/2003 tarih, ... sayılı kararında davalı ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, ...'ye karşı açılan davada idari yargı görevli olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/12/2025 tarih, 2025/6432 Esas ve 2025/7678 Karar sayılı ilamıyla; "...1.Temyize konu Mahkeme ilamı 2003 tarihinde verilmiş, karar davacı vekili tarafından 2025 tarihinde temyiz edilmiştir. Davalılar vekilleri tarafından verilen temyize cevap dilekçelerinde de ilamın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüştür. İlam, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (2004 sayılı İcra İflas Kanunu m. 39/1, 818 sayılı Borçlar Kanunu m.135, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.156). İlam zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkarılır ise, hüküm aleyhine olan taraf, bunun üzerine temyiz yoluna başvurmak suretiyle hükmün yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabilir (Bkz. KURU, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.:III, 6. Baskı, s. 3160). 11.04.1940 gün ve 15/70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça bu husus vurgulanmıştır. Bu itibarla 11.04.1940 gün ve 15/70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ilamın zamanaşımına uğradığı dikkate alınarak bir karar verilmesi için Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,..." karar verildiği ve bozma ilamı sonrası Mahkememize gelen dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı görüldü.Mahkememizce davanın yapılıp bitirilen yargılaması neticesinde; davanın davalı ... A.Ş. Yönünden husumet nedeniyle reddine, davalı ... yönünden idari yargı görevli olduğundan mahkememiz görevsiz olduğundan reddine karar verilmiş, mahkememiz iş bu kararının davacı vekilinin temyiz etmesi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/03/2026 tarih ve 2026/1742 Esas 2026/1366 Karar sayılı ilamı ile, yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün bozulmasına karar verilerek dava dosyası mahkememize iade olunmuş, mahkememizce usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07/02/2024 tarih ve 2023/460 Esas 2024/517 Karar sayılı ilamında; "Mahkemece verilen 18.07.2012 tarih ve .... sayılı karar, davacıya 30.11.2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı asil tarafından 14.11.2022 tarihinde temyiz edilmiştir. Davalı vekili ise 05.12.2022 tarihli temyize cevap dilekçesinde davacının yaptığı temyiz başvurusunun on yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle hükmün zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davacının temyiz başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir. Temyize konu hüküm tarihi ile kararın taraflara tebliğ tarihi arasında on yıldan fazla süre geçmiştir. Zaman bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 156/2 nci maddesi gereğince hüküm, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Bu sürede zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı kanıtlanamazsa alacağa ilişkin Mahkeme kararı zamanaşımına uğrar. 11.04.1940 tarih 1939/15 Esas ve 1940/70 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca Mahkeme, verilen hükmü kendiliğinden değiştiremez. İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemez. Bu durumda Mahkemece davalı vekilinin ilam zamanaşımı itirazları gözetilerek yeniden hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlam, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m. 39; 818 sayılı BK m.135,II, 6098 sayılı TBK m.156,III). İlam zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkarılır ise, hüküm aleyhine olan taraf, bunun üzerine temyiz yoluna başvurmak suretiyle hükmün yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabilir (Bkz. KURU, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.:III, 6. Baskı, s. 3160). 11.04.1940 gün ve 15/70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça bu husus vurgulanmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bozma öncesi Mahkememiz kararının 22.12.2003 tarihinde tesis edildiği, buna karşın işbu ilam 14/10/2025 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ve davacı vekilince 31/10/2025 tarihinde temyiz edildiği sonuç olarak 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmakla davanın reddine dair karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlamın zaman aşımına uğramış olması nedeniyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 732-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 13,10-TL. harcın mahsubu ile bakiye 718,90-TL. harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ....BÜNYESİNDE ...A.Ş. ve davalı ... A.Ş.'ne verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/07/2026 Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır