İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, şirket yönetim kurulu üyesinin genel müdürlük görevi nedeniyle doğan ücret alacağı itirazın iptali davasını istinaf yoluyla incelemektedir.
Özet: Bu hukuki evrak, genel müdürlük görevi sona erdirilen bir şirket yöneticisinin, son 22 günlük maaş alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine şirketin itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir. Davacı eski yönetici, aylık 30.000 TL net maaşının ödenmediğini iddia ederken, davalı şirket işçi-işveren ilişkisi olmadığını, maaş ödemesi yapılmadığını ve davacının yetkisini kötüye kullanarak şirketten avanslar çektiğini savunmaktadır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, davalı şirket bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2022/1958 KARAR NO:2026/1050T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:16/02/2022NUMARASI:2021/820 Esas - 2022/145 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Şirket yönetim kurulu üyesinin ücret alacağı)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Şirketi’nde 23/11/2016 tarihine kadar şirketin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığını, bu görevleri sırasında müvekkiline Yönetim Kurulu Başkanı olması nedeniyle aylık 2.500 Amerikan Doları huzur hakkı, Genel Müdürlük görevi nedeniyle de (her ayın 1’inde tahakkuk edecek şekilde) aylık net 30.000,00 TL maaş ödendiğini, bu durumun banka kayıtlarından anlaşılacağını, banka kayıtlarının incelenmesinde ödenmeyen dönemlerinde belirlenebileceğini, açtıkları davada huzur hakkıyla ilgili olarak huzurdaki davada herhangi bir iddialarının olmadığını, ancak müvekkiline Genel Müdürlük görevi nedeniyle aylık ödenen 30.000,00-TL. işçilik hakkının, Genel Müdürlük görevine son verildiği ayın 22 günü bakımından ödenmediğini, 23/11/2016 tarihinde müvekkili ...’e usulüne uygun bir davet gönderilmeden yokluğunda hâkim hissedar tarafından atanan iki yönetim kurulu üyesinin katılımı ile davalı şirket Yönetim Kurulu’nun toplanarak müvekkilinin Genel Müdürlük görevinin sona erdirilmesine ve şirketle irtibatının kesilmesine, keza Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine son verilmesine, bu aşamadan sonra Yönetim Kurulu üyesi olarak kalmasına karar verildiğini, sonrasında müvekkilinin şirket merkezine dahi alınmadığını, kendisine tahsis edilen aracın, kredi kartının, bina giriş kartı ve sair kayıtların 28/11/2016 günü şirket merkezinin bulunduğu bina önünde üçüncü kişilerce teslim alındığını, müvekkilinin Genel Müdürlük görevine son verildiği 23/11/2016 tarihine kadar tahakkuk eden 22 günlük Kasım 2016 maaşının kendisine ödenmediğini, yapılan görüşmelerde talep edilmesine rağmen ödeme yapılmayınca bu bedelin tahsiline yönelik olarak İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak borca itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, somut olayda takibe konu ücret alacağının likit ve önceden belirlenebilir olduğunu, müvekkilinin aldığı maaşın, kaç gün çalıştığının kolaycı tespit edilebileceğini iddia ederek, davalı şirketin İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında borca ve takibe yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı şirket aleyhine %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davalı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, bu davaya bakmaya İş Mahkemesi’nin görevi olmadığını, dosyada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin HMK.’nun 119/f maddesine uygun olarak tanzim edilmediğini, davacı ...’in 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sigortalı çalışan olmadığını, müvekkili şirketçe davacıya maaş ödemesi yapılmadığını, davacı ...'e kendisinin de ifade ettiği gibi Yönetim Kurulu Üyesi olması nedeniyle 2.500-USD huzur hakkı ödendiğini, Genel Müdürlük görevi nedeniyle iddia edildiği gibi herhangi bir maaş ödemesi yapılmadığını, davacı tarafın dayanaksız ve hukuka aykırı olarak kendi yetkisinin sınırlarını aştığını, şirketten her ay farklı miktarlarda iş avansı adı altında borç alarak kendi hesabına aktardığını, davacının şirketten aldığı bu paraların hiçbir şekilde hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı tarafın bu hareketlerinin şirketi zarara uğrattığını, davacının sürekli şirketten borç aldığını ve yetkilerini kötüye kullandığını, dilekçesinde iddia ettiği gibi davacıya Genel Müdürlük görevi nedeniyle düzenli olarak bir maaş ödemesi yapılmadığını, Genel Kurul Kararı ya da Ana Sözleşme ile böyle bir kararın da alınmadığını, mahkemece davacının dayanaksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddi gerektiğini, icra inkar tazminatı hususundaki taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; öncelikle davada görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının müvekkili şirket nezdinde işçi konumunda olmadığından ve işçilik alacağı bulunmadığından haksız davanın reddine, takibin iptaline, davacı taraf aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İstanbul 26. İş Mahkemesinin 2017/145 Esas, 2019/25 Karar ve 10.01.2019 tarihli kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı ve davalı tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul BAM 30. Hukuk Dairesinin 2019/1164 Esas, 2021/2535 Karar ve 17.11.2021 tarihli ilamı ile; "...Davalı şirketin 23/11/2016 Tarih 8 Nolu Yönetim Kurulu Kararı '' ile davacının Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevinden alındığı, Yönetim Kurulu üyeliğinin ise devam ettiği ,davacının Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürlük görevinin devam ettiği döneme ilişkin ödenmeyen maaş alacağı talebinde bulunduğu,Yargıtay içtihatları doğrultusunda Yönetim Kurulu Başkanı akabinde Yönetim Kurulu üyesi olan davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı, önce Yönetim Kurulu Başkanı akabinde Yönetim Kurulu üyesi olan davacının Şirkete karşı açacağı davaların Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekirken görevsiz mahkemede işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya ve kamu düzenine aykırılık oluşturmuştur. HMK 353/1-a-3 uyarınca kararın kaldırılmasına..." Davacı ve davalı istinaf başvurularının kabulü ile HMK. 353/1-a-3 maddesi uyarınca İstanbul 26. İş Mahkemesi'nin 10/01/2019 tarihli 2017/145 Esas - 2019/25 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİGörevli ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı ...’in davalı şirkette Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür olarak çalıştığı, bizzat davalı şirketin yetkilileri/temsilcileri tarafından imzalanan dosya kapsamında mevcut belgeler, yazışmalar, talimatlar, banka hesap hareketleri ile dinlenen tanık beyanlarından, davalı şirket tarafından davacı ...’e şirkette Genel Müdürlük yapması nedeniyle 2016 yılı Kasım ayı öncesinde aylık 30.000,00-TL. ödendiği, düzenli olarak ödenen bu miktar her ne kadar şirket yönetimince alınmış bir karara dayanmasa da şirkette yetkisi bulunan kişilerin tasarrufu ile yapıldığından ve taraflar arasında uygulanagelen bir teamül haline geldiğinden davacının davalı şirketten Genel Müdür olarak her ay düzenli olarak ücret aldığı, son ücretinin de aylık 30.000,00-TL. olduğu, davacının 2016 yılı Kasım ayı ücretinin ödendiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacının şirketteki Genel Müdürlük görevinin ise davalı şirket karar organı tarafından 23/11/2016 tarihi itibariyle sonlandırıldığı, davacının huzurdaki davadaki talebinin 2016 yılı Kasım ayı için 22 günlük çalışması karşılığında 22.000,00-TL. olduğu dikkate alındığından davalı şirketin bu tutarı davacıya ödemesi gerektiği, bu nedenle taleple bağlılık ilkesi gereği davalı şirketin davacıya ödenmeyen Genel Müdürlük ücreti tutarı ile ilgili olarak 22.000,00-TL. borcu olduğu, sonuç olarak davacının İstanbul 29. İcra Müdürlüğü’nün ... takip sayılı dosyasında talep ettiği ve davaya konu ettiği 22.000,00-TL. kadar davalıdan alacaklı olduğu, davalı şirketin bu miktara yönelik itirazının iptalinin gerektiği, ayrıca takip (dava) konusu yapılan ücret alacağı likit ve önceden belirlenebilir nitelikte para alacağı olduğundan ve davalı şirketin düzenli olarak ödediği tutarı ve ödemesi gerektiğini bilmesi (en azından bilebilecek durumda olması) gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında 22.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.400,00 TL icra inkâr tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucusu olan davacının kendi insiyatifi ile üstlenmiş olduğu genel müdürlük görevine istinaden maaş alacağı olduğu iddiası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, iş mahkemesi kararının görevsizlik nedeni ile kaldırılması neticesinde mahkemece karar verildiğini, mahkemenin 16.02.2022 tarihli ilk celsesinde yargılama açısından önem teşkil eden sonucu etkileyecek nitelikte olan İstanbul 11. ATM'nin 2018/48 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın bekletici mesele yapılması talebinin reddedildiğini ve davanın kabulüne karar verildiğini, davalı şirket tarafından davacıya genel müdürlük yapması nedeniyle 2016 yılı Kasım ayı öncesinde aylık 30.000,00 TL ödendiği, düzenli olarak ödenen bu miktarın her ne kadar şirket yönetimince alınmış bir karara dayanmasa da şirkette yetkisi bulunan kişilerin tasarrufu ile yapıldığından ve taraflar arasında uygulanagelen bir teamül haline geldiğinden davacının davalı şirketten her ay genel müdür olarak ücret aldığı kabul edilerek hüküm kurulduğunu, davanın tümden reddi gerektiğini, müvekkili kurucusu ile davacı arasında hiçbir dönem işçi, işveren ilişkisinin bulunmadığını, mahkeme gerekçesinde belirtilenin hususların tamamen maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, varsayımdan ibaret olduğunu, müvekkili şirketin 2004 yılında davacı tarafından ... AŞ unvanı ile kurulduğunu, 2011 yılında müvekkili şirketin ...AŞ'nin %74 hissesini satın aldığını ve şirketin ticari unvanınında müvekkili şirket şeklinde değiştirildiğini, davacının müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görevine devam ettiğini, hisse devir süreci devam ederken müvekkili şirket bünyesinde gerçekleştirilen yönetim kurulu toplantısında şirketin aylık finansal verilerinin değerlendirildiğini ve şirketin yönetim kurulu başkanlığına ... AŞ'nin atanmasına karar verildiğini, bu aşamadan sonra davacının bir çok hukuk davasını açtığını, ayrıca açılan bu davalarla yetinmeyen davacının söz konusu davalarla eş zamanlı olarak müvekkili şirketle aynı faaliyet alanında ... AŞ unvanı ile yeni bir şirketin kurulmasına öncülük ettiğini, her ne kadar bu şirketin yönetiminde namı müstear olarak ... gözükmekte ise de şirketin dolaylı hakiminin davacı ve müvekkili şirketin diğer hissedarlarına olduğuna dair güçlü deliller bulunduğunu, davacının müvekkili şirket bünyesindeki genel müdürlük dönemininde açıklanması gerektiğini, şirketin 2016 yılında yönetimsel anlamda bir geçiş dönemi yaşadığını bu dönemde müvekkili şirketin genel müdürü olan dava dışı ...'nin iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek ayrıldığını, 2016 yılında müvekkili şirketten ayrılması üzerine dava dışı ...'nın genel müdür olarak göreve alındığını, ancak genel müdürün işten ani ayrılışı ve akabinde şirket iç işleyişine hakim olmayan yeni bir kişinin genel müdürlük görevine atanması sırasında şirket işleyişinde herhangi bir aksaklık olmaması için uzun dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olan davacının yaklaşık dört ay geçici olarak genel müdürlük yaptığını, bu süreçte şirket kurucusu olan davacının aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı da olduğundan iş sözleşmesi akdedilmediği gibi SGK girişininde yapılmadığı, mahkeme tarafından davacının gerçek dışı iddialarının mutlak doğru kabul edilerek şirket bünyesindeki genel müdürlüğünde davacının maaş almadığı, daha önceden yapmış olduğu gibi usulsüz şekilde kullanarak iş avansı adı altında müvekkili şirket hesaplarından kendi hesaplarına ödeme talimatları verdiğini, ancak mahkemenin tüm delillere rağmen davacı iddialarını kabul ettiğini, TTK 395 maddesine göre yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadıkça kendisi ve başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı kaidesinin bulunması nedeniyle davacının müvekkilinden maaş almasının mümkün olmadığını, defterlerdeki davacının müvekkil şirkete borçlu olduğunun sabit olduğu gerçeği karşısında ödemelerin maaş değil iş avans olduğunu, geçici müdürlüğün 4 ay sürdüğünü, mahkemenin bekletici mesele talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin icra inkar tazminatının kabulünün hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin ücret alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının, davalı şirketin kurucusu olduğu, geçici süreli olarak genel müdür olarak görev yaptığı, uzun yıllar yönetim kurulu başkanı olarak görevde bulunduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının davalı şirketteki genel müdürlük görevinden dolayı ücret talep hakkının olup olmadığı, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile icra inkâr tazminat talebine dair verilen hükmün hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından dava dışı ... AŞ şirketine hitaben 15.11.2016 tarihli yazı ile şirket ortaklarından ...'e yönetim kurulunda yer alması nedeniyle aylık 2.500,00 USD huzur hakkı ve şirkette yürütmüş olduğu genel müdürlük görevine istinaden aylık net 30.000,00 TL ödeme yapıldığının bildirildiği, şirketin 23.11.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile aylık finansal verileri değerlendirildiğinde şirketin bütçe hedeflerinin gerisinde kaldığını ve hedefleri yakalaşamayacağının tespiti üzerine pazarlama ve ve armatör ilişkilerinde daha etkin yönetime geçilmesi için aksiyon alınmasına, bu doğrultuda yönetim kurulu başkanlığına ... AŞ'nin temsilcisi ...'ın atanması, ... ve...'nun yönetim kurulu üyeliklerinin devamına, yönetim kurulu başkan ve genel müdürlüğü devreden ...'in makama tahsis edilmiş olan şirkete ait mail adresinin corbüs numarasının iptaline, binek aracının iadesine ve şirket operasyonlarında kendisine ihtiyaç duyulması halinde dışardan destek vermesine karar verildiği, ...'in toplantıya katılmadığının tespitine dair not düşüldüğü, davacı ... tarafından 28.11.2016 tarihinde davalı şirkete gönderilen ihtarname ile 23.11.2016 tarihinden bu zamana kadar %24 oranında ortağı ve hala yönetim kurulu başkanı olduğu, ... AŞ'nin sözde yönetim kurulu görev değişimi yapıldığı iddia edilmiş ise de yaşananların sıralanmasının gerektiği, kendisi ve yardımcılarının şirkete girişinin fiziki güç kullanılarak engellendiğini, email adresinin ve telefonunun bloklandığını, iletişim kurmanın önüne geçildiğini, şahsi ve değerli eşyalarının bulunduğu odaya rıza dışı girildiğini ve diğer hususlara yer verilerek tüm bunların sebebinin sadece, taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan haklarını kullanmak olduğunu TCK 155.maddesine muhalefet edildiğini, cezai sürecin başlayacağını, savcılığa hesap verileceğini beyan ettiği, davalı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinde 30.11.2016 tarihinde düzenlenen ihtarname ile davacının 23.11.2016 tarihli şirket yönetim kurulu kararı doğrultusunda yönetim kurulu başkanlığının ve genel müdürlük görevinin sonlandırıldığı, söz konusu şahsına ait telefon, bilgisayar vb üç gün içinde şirkete iadesinin istendiği, ayrıca diğer hususlara yer verilerek yönetim kurulu kararı gereğince yönetim kurulu başkanlığı sona ermiş olmasına rağmen halen yönetim kurulu başkanlığı unvanının kullanıldığının görüldüğü, hiçbir şekilde bu unvanının kullanılmamasının belirtildiği, davacı tarafça davalı şirket hakkında İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında 23.000,00 TL asıl alacak, 740,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.740,06 TL, 2016 yılı Kasım ayı 23 günlük müdürlük, yöneticilik ücret alacağı adı altında ilamsız icra takibi başlattığı, takibe dayanak olarak davalı şirketin dava dışı .... AŞ şirketine hitaben yazmış olduğu 15.11.2016 tarihli yazıyı gösterdiği, davalı şirketin takibe ve borca itiraz ettiği, davacının İİK 67. maddesi gereğince önce iş mahkemesinde itiraz iptalini davasını açtığı anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 19.11.2019 tarihli (İstanbul 26. İş Mahkemesinin 2017/145 Esas sayılı dosyada alınan) bilirkişi raporunda; iş mahkemesinde dinlenilen tanık beyanlarına yer verildikten sonra, şirketin yönetim kurulu karar örnekleri, davacıya ait banka hesap dökümleri, tarafların sunmuş olduğu mail yazışmaları ile davalı şirkete ait ticari defterlerden, davacının, 23.11.2016 tarihine kadar davalı şirketin genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı, yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle aylık 2.500,00 ABD Doları huzur hakkı, genel müdür görevi nedeni ile aylık net 30.000,00 TL maaş ödendiği, 23.11.2016 tarihinde yönetim kurulu toplantısında genel müdürlük görevinin ve yönetim kurulu başkanlığının sona erdirildiğini, 2016 yılı Kasım ayı ücretinin ödenmediğini bu nedenle 23 günlük ücreti olan 23.000,00 TL için takipte bulunduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptali takibin devamını talep ettiği, davalı şirketin ise davacının kendi yetkisinin sınırlarını aşarak her ay farklı miktarlarda iş avansı adı altında şirketten ödemeler aldığını, şirketi zarara uğrattığını bu nedenle davacı aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... ve... sayılı dosyaları ile icra takibi başlattıklarını ve İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/48 Esas ve 2018/49 Esas sayılı dosyaları ile davacı aleyhine itirazın iptali davası açtıklarını beyan ettiği, davalı şirketin 23.11.2016 tarihli 8 nolu yönetim kurulu kararı incelendiğinde davacının yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiği, davalı şirket tarafından davacının şirket masrafları için avans aldığı sonrasında bu avansları ilgili masraf belgesi ile kapattığı şeklinde beyanda bulunduklarını, davalı şirket defterlerinde davacı hesabının 11.03.2016 tarihine kadar personel hesapları adı altında takip edildiği, hesabın borç bakiyesinin 61.303,24 TL, 9.933,34 USD ve 1.568,08 EURO borç bakiyesi verdiğinin tespit edildiği, bu bakiyelerin diğer hesaba virman yatırıldığı, 11.03.2016 tarihinden sonra ise davacının hesabının iş avansları hesaplarında takip edildiği, sonuç olarak davalı şirket defterlerinin incelenmesinde davacının hesabının Türk Lirası olarak borç bakiyesinin 353.294,24 TL, USD olarak ise 5.000,00 USD borç bakiyesi verdiğinin tespit edildiği, davalı şirketin davacı aleyhine ikame ettiği davaların bekletici mesele yapılıp yapılmasının mahkemenin takdirinde olduğu, davacıya ait ... Bankası hesap dökümü incelendiğinde 01.07.2016 dahil 30.11.2016 tarihlerinde davacı hesabına 30.000,00 TL ödeme yapıldığı, ödemelerin sadece 21.03.2016 tarihinde yapılan 15.000,00 TL'lik kısmının iş avansı açıklamalı olarak ödendiği, diğer ödemelerin ise para transferi veya ... açıklamalı olarak ödendiği, davacının kendisine ödenen 15.000,00 TL ücret alacağının 30.000,00 TL tutara çıkarıldığını, davalı şirket antetli kağıdı ile ... firmasına belgenin sunulduğunu belirttiği, sonuç olarak mahkemenin davacının ücret olarak her ay net 30.000,00 TL ödendiğinin kabulü halinde davacının 2016 yılı Kasım ayının 23 günlük ücret alacağının 23.000,00 TL olacağı belirtilmiştir. Davalı şirket tarafından davacı aleyhine açılan 2018/48 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasına dair düzenlenen 15.10.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise taraflar arasındaki çekişmenin davalıya şirket tarafından yapılan ödemelerin ücret mi yoksa iş avansı mı olduğu hususuna ilişkin olduğu, taraf delilleri ile şirket kayıtları ve ödeme belgelerinin incelenmesi sonucunda davalıya iş avansı olarak yapılan ve kapatılmayan ödemenin 8.306,00 TL olduğu, davalıya 05.11.2015 tarihini ve izleyen ayların başında yapılmaya başlayan 15.000,00 TL ile daha sonra 30.000,00 TL olarak 01.07.2016 tarihine kadar devam edilmesi sonucunda bunların tutarının 353.294,24 TL olup iş avansı olmayıp ücret ödemesi olarak yapıldığı, zira her ay aynı miktar ödeme yapılmasının iş avansı uygulaması ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir. Mahkemece, dosyada alınan bilirkişi raporları da göz önünde bulundurularak davalı vekilinin İstanbul 11. ATM'nin 2018/48 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talebi, söz konusu dosyanın belge ve bilirkişi raporlarının incelenmesinden tüm delillerin toplanıldığı, başkaca bir hususun kalmadığı belirterek bekletici mesele yapılma talebi reddedilmek suretiyle yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, davacının 23.11.2016 tarihli yönetim kurulu kararına kadar yönetim kurulu başkanı ve genel müdür olarak görev yaptığı tartışmasızdır. Ayrıca davalı şirket tarafından dava dışı ... AŞ şirketine hitaben yazılan 15.11.2016 tarihli yazıda; davacının yönetim kurulunda yer alması nedeniyle aylık 2.500,00 USD huzur hakkı ile genel müdürlük görevine istinaden aylık net 30.000,00 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir. Davalı tarafça yapılan bu bildirime karşı aksine bir beyanda bulunulmamıştır. Davacıya ait banka hesap özetlerinden, davalı şirket tarafından davacı adına düzenli olarak aylık ödemelerin yapıldığı sabittir. Bekletici mesele yapılması talep edilen ve davalı şirket tarafından davacı aleyhine şirketten avans olarak alınan alacaklara dair başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline dair dosyada alınan bilirkişi raporlarında da söz konusu ödemelerin iş avansı olmadığı tespitine yer verilmiştir. Bu durumda, mahkemenin mevcut bilgi ve belgeler kapsamında davacının takibe konu etmiş olduğu alacak talebi yönünden kabul kararı vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, davalı vekilince bekletici mesele yapılması talep edilen dava sonucunda verilecek karar iş bu dava sonucunu etkilemeyecektir. HMK 165.maddesi kapsamında bekletici mesele yapılmasında herhangi bir hukuki yarar mevcut değildir. Şöyle ki, davalı tarafça avans ödemelerine dair davacı hakkında başlatılan icra takipleri sonucunda açılan itirazın iptali davasının konusu avans ödemelerine ilişkin olup iş bu davanın konusu değildir. Bilirkişi raporlarında da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davanın konusu maaş ödemesidir. Ve bu durum davalı tarafça dava dışı şirkete gönderilen yazı içeriği ile sabittir.Davalı vekili tarafından ayrıca kabul edilen alacak miktarı üzerinden İİK'nın 67. maddesi kapsamında icra inkâr tazminatına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı iddia edilmiş ise de davalı şirket tarafından dava dışı şirkete hitaben yazılan yazı içeriğinde ve davacı hesabına yapılan ödemelerdeki miktar belirli olup alacağın likit ve bilinir olması nedeniyle, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.126,82 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.06.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.