Danıştay kararıyla iptal edilen EPDKnın 875 sayılı kurul kararı doğrultusunda fazladan tahsil edilen perakende satış hizmeti bedellerinin iadesi talepli dava.
Özet: Elektrik üreticisi davacı, Danıştay tarafından iptal edilen ve perakende satış hizmeti (PSH) bedelinin tüketim üzerinden alınmasını sağlayan EPDK kararının geçersizliği nedeniyle, davalı şirketler tarafından 2006-2010 döneminde fazladan tahsil edildiğini iddia ettiği PSH bedellerinin iadesini talep etmiş; davalılar ise davanın zamanaşımına uğradığını, husumet eksikliği bulunduğunu ve iptal kararının geçmişe etkili olmadığını savunarak reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise Danıştay kararının serbest tüketicilerle sınırlı uygulanması ve sonrasında PSH bedelleri için açık bir düzenleme bulunmaması durumunda davacının serbest tüketici olup olmadığına göre karar verileceğini belirtmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/289 E.  ,  2026/2264 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/333 E., 2025/1989 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/840 E., 2024/1496 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin elektrik üretim faaliyeti gösterdiği ve üretilen elektriğin davalı ... tarafından tüketicilerin sayaçlarını okumak suretiyle tahakkuka esas endeksleri belirlemek suretiyle perakende satış hizmeti verdiğini, davalının bu hizmet bedelini taraflar arasındaki sistem kullanma anlaşması uyarınca vermiş olduğu diğer hizmetler ile birlikte fatura düzenleyerek tahsil ettiğini, davalının PSH hizmet bedelini sabit bir ücret olarak fatura etmesi gerekmesine rağmen EPDK'nın 875 sayılı kurul kararı uyarınca tüketilen enerji miktarı üzerinden tahsil ettiğini, ancak Danıştay 13. Dairesi'nin 06.04.2011 tarihli, 2008/2695 E., 2011/1368 K. sayılı ilamı ile sayaç okuma ve faturalama hizmetinin sabit ücret olması gerektiği gerekçesiyle EPDK'nın 875 sayılı kararının iptal edildiğini ve Danıştay dava daireleri kurulunca onanarak kararın kesinleştiğini, iptal kararının ardından 28.12.2011 tarihli ve 36 07... sayılı Kurul Kararı ile 01.01.2012 tarihinden itibaren uygulanmak üzere Fonsuz Tarifelerin belirlendiğini, Danıştay iptal kararının geçmişe etkili sonuç doğurduğu kabul edilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşmeye doğrudan uygulanması gerektiğini, bu kapsamda da 875 sayılı kurul kararının uygulandığı dava konusu dönem için davalı tarafından tahsil edilmesi gereken sabit PSH bedellerinin düşülmek suretiyle fazladan tahsil edilen PSH bedelinin iadesinin gerektiğini, açıklanan gerekçelerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2006 Eylül - 2010 Aralık dönemlerine ilişkin faturalar ile fazladan tahsil edilen 100.000,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesin talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, talep edilen döneme ilişkin alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirketten yalnızca 01.01.2012-01.03.20 12... .07.2012-01.12.2012 tarihleri arasında elektrik satın aldığını, bu tarihler dışında herhangi bir fatura düzenlemediklerini, görevli tedarik şirketinin ... olduğunu, müvekkilinin ise dağıtım şirketi olup faturalama ve tahsilat gibi hizmetlerin ... yada diğer tedarik şirketleri tarafından yerine getirildiğini, bu nedenle müvekkilinin husumetinin bulunmadığını, davanın dayanağı olduğu iddia edilen ve iptal edilen idari işlemlerin yalnızca 2011 yılı Ocak-Mart dönemine etki ettiğini, 2011 yılı Mart ayından itibaren geçerli EPDK tarifelerinin iptal edilmediğini, davacının müvekkilinden elektrik satın aldığı dönemde Danıştay kararıyla iptal edilen tarife düzenlemesinin değil 3002, 36 07... sayılı kurul kararlarıyla belirlenen tarifelerin uygulandığını, dolayısıyla iptal kararının bu işlemlerle bir ilgisinin olmadığını, sayaç okuma bedelinin maktu alındığını, davacının serbest tüketici olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının ödemelerinde itirazı kayıt koymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2- Davalı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ispat yükünün dahi tacir olan davacıya ait olduğunu, müvekkilinin 01.01.2013 tarihinden önceki dönemde sorumluluğunun bulunmadığını, iptal edilen idari işlemlerin yalnızca 2011 yılı Ocak-Mart dönemine etki ettiğini, 2011 yılı Mart ayından itibaren geçerli EPDK tariflerinin dayanağı olan idari işlemlerin iptal edilmediğini, dava konusu dönemde 3002, 37 87... sayılı EPDK kararlarının yürürlükte olduğunu ve iptal edilmediğini, sayaç okuma bedelinin maktu alındığını, davanın TMK'nın 2. ve 3. maddelerinde düzenlenen iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Danıştay 13. Dairesi'nin düzenleyici işleminin iptali ve iptal hükmünün serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanması gerektiğine yönelik gerekçeyle onanarak kesinleşmesinden sonra EPDK tarafından serbest tüketiciler için yürürlüğe konulmuş psh bedellerinin tahsiline ilişkin açık bir hüküm/düzenleme bulunmadığı, buna göre davacının serbest tüketici olduğunun tespiti halinde talep edilen dönemde psh ve sayaç okuma bedelinin maktu olarak tespiti ile fazladan ödenen bedellerin iadesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 134.401,32 TL'nin ...'dan, 363.290,55 TL'nin ...'tan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davalı ... Perakende Satış A.Ş. temyiz dilekçesinde;
Davacının serbest tüketici olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, yapılan ücretlendirmelerin tarifeye uygun olduğu, verilen kararın hatalı olduğunu beyan etmelktedir.
2-Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde
Davacının serbest tüketici olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, yapılan ücretlendirmelerin tarifeye uygun olduğu, verilen kararın hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşme kapsamında yapılmış bir kısım ödemelerin idari yargıda verilen iptal kararı üzerine davalıdan geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir.
Taraflar arasında "Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması" bulunmaktadır. Sözleşmenin 3/A-1 maddesinin ilk paragrafı hükmünde, kullanıcının aylık olarak, dağıtım sistemi kullanım fiyatı üzerinden tahakkuk ettirilen bedeli dağıtım şirketine ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede kullanım fiyatının miktarı belirtilmemiş ise de ait olduğu dönemdeki güncel tarifeler uygulanarak bu bedelin ödeneceği anlaşılmaktadır.
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Kanu'nun 5/3. maddesinin (e) bendi hükmünde; İlgili lisans hükümleri uyarınca hazırlanacak olan; Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi'nin toptan satış fiyat tarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakende satış tarifelerini incelemek ve onaylamak" (f) bendi hükmünde ise " İletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek" bu kurulun görevleri arasında sayılmıştır.
Sözleşmede belirtilen dağıtım sistemi kullanım fiyatının da EPDK tarafından incelenip onaylanan tarifeler kapsamında tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi bulunmakta ise de sözleşme nedeniyle kullanıcının ödemesi gereken bedel, idari işlem ile tesis edilen tarife hükmü ile belirlenmektedir.
Danıştay 13. Dairesi'nin 06.04.2011 tarihli ve 2008/2695 Esas, 2011/1368 Karar sayılı kararı ile perakende satış hizmet bedelinin belirlenmesinde kullanılan ve EPDK tarafından belirlenen nispi tarifeye ilişkin olan 24.08.2006 tarihli ve 875 sayılı Kararın iptaline karar verilmiş ve bu karar temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24.05.2012 tarihli ve 2011/1901 Esas, 2012/798 Karar sayılı kararı ile onanmıştır.
Açılan davada, idari işlem niteliğindeki tarife belirlenmesine esas olan EPDK kararının iptali nedeniyle fazla ödendiği iddia edilen miktarlar talep edilmiş olduğundan idari işlemin iptalinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine etkisinin değerlendirilmesi gerekir. Zira idari işlem iptal edilmiş ise de davacı bu ödemeleri sözleşme hükmüne dayalı olarak yapmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede kabul edilen fiyat açıkça gösterilmeyip geçerli tarifelere atıf yapılmış olsa da sözleşme imzalanmakla tarife hükmü de sözleşme hükmü haline gelmiştir. Bu nedenle tarife belirlenmesine esas idari işlem, sözleşmeden ayrı bir işlem niteliğini taşımaktadır.
Sözleşmeden ayrı olan, ayrılabilir işlem niteliğini taşıyan idari işlemle ilgili olarak idari yargıda iptal kararı verilmiş olmasının sözleşmenin geçerliliği ve sözleşme hükümleri üzerinde bir etkisi yoktur. Ayrıca idari yargıda görülen iptal davasında verilen karar ile taraflar arasındaki özel hukuk sözleşmesine müdahale edilebileceği ve iptal davasına bakan hakimin sözleşmeye dokunabilme ve sözleşme hükümlerini değiştirebilme yetkisine sahip olabileceği düşünülemez.
Sözleşmeden ... uyuşmazlıklar adli yargı mahkemelerinde görülür. Davacı uzun süre bu tarife hükmünün hukuka aykırılığını adli yargı mahkemelerinde ileri sürmeksizin tarife hükmüne göre fiyat belirleyen sözleşmeye bağlı kalarak edimlerini yerine getirmiş, bu davayı ise 2014 yılında açmıştır. İptal kararının sözleşmenin geçerliliğiyle ilgisi yoktur. Özel hukuk sözleşmesinin geçersizliği borçlar hukuku hükümlerine göre belirlenir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 21/2. maddesi (TBK 27/1) hükmüne göre, Kanun'un emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Taraflar arasındaki sözleşmede fiyat belirleyen düzenlemenin Borçlar Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında geçersiz sayılmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Borçlar hukukunda ahde vefa ilkesi geçerli olup BK 19/1 (TBK 26/1) madde hükmü ile de sözleşme özgürlüğü ve sözleşmeye bağlılık açıkça düzenlenmiştir. Anayasa'nın 48/1. maddesi hükmü de sözleşme hürriyetini anayasal teminat altına almaktadır. Davacı edimlerini sözleşmeye bağlı kalarak yerine getirmekte iken edimlerin yerine geldiği 2006 Eylül-2008 Temmuz dönemi üzerinden 6 ila 8 yıl geçtikten sonra 2014 yılında açtığı dava ile idari işlemin iptaline dayalı olarak talepte bulunmasının borçlar hukuku kapsamında hukuki bir dayanağı yoktur.
Taraflar arasındaki sözleşme sürekli edimli bir sözleşme olup edimlerin ifa edildiği dönemler itibarıyla ... borçlar yönünden taraflar arasındaki borç ilişkisi ifa ile sonuçlanmış olduğundan ifası sonuçlanan edimlerin idari işlemin iptaline dayalı olarak tekrar sorgulanıp geriye dönülerek bunların geri istenebileceği düşünülemez. Geri istenebilme ancak sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması halinde mümkün olabilir ise de sözleşmede buna ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Sözleşmenin 3. maddesinde maddi hatalar dışında, ödeme bildirimi içeriğine yapılacak herhangi bir itirazın ödemeyi durdurmayacağı, dağıtım şirketinin hatası nedeniyle fazladan ödenmiş olan tutarın, dağıtım şirketi tarafından ödeme bildiriminin tebliğ edildiği günden sonraki on gün içerisinde herhangi bir itirazda bulunulması hâlinde ödeme tarihini izleyen on birinci günden başlamak üzere 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51 inci maddesine göre hesaplanan gecikme zammı da dâhil olmak üzere bir sonraki ödeme dönemine ait bedelden mahsup edileceği kararlaştırılmış ise de bu düzenleme iptal kararı üzerine yapılan fazla ödemeleri geri isteme hakkı veren bir içerik taşımamaktadır. Zira bu düzenleme o dönemde geçerli olan tarife hükmüne dayalı olarak alınması gereken miktarlara rağmen dağıtım şirketinin hatasıyla daha fazla ödeme yapılmış olmasıyla ilgilidir. Bu nedenle idari işlemin iptal edilmiş olması bu hükme dayalı olarak dahi talepte bulunmayı haklı kılmaz.
Sözleşme kapsamında ifa edilmiş edimlerin aradan uzun süre geçtikten sonra idari yargıdaki iptal kararına dayalı olarak geri istenebileceğinin kabul edilmesi hukuki istikrar ve hukuki güvenlik ilkesiyle de bağdaşmaz. Kaldı ki davacı ifa ettiği edim kapsamındaki ücretleri, elektrik sattığı müşterisine yansıtarak bedel olarak tahsil etmiş olup bu kapsamda bir zarara da uğramış değildir.
Davacı tarafından yapılan ödemeler sebepsiz olmayıp sözleşme hükmüne dayalı olduğundan, idari işlemin iptali sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak da davacıya bir talep hakkı vermez.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davalının temyiz itirazlarınn kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan dağıtım sistem kullanım anlaşması uyarınca tedarikçi şirket olan davacının dağıtım şirketi davalıdan perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin EPDK’nın 875 sayılı kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi nedeniyle iptal öncesi dönem için davacının davalıya fazladan ödediğini iddia ettiği bedelin tahsilini talep edip edemeyeceği konusunda toplanmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen “ Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması” uyarınca davalının EPDK’nın 875 sayılı kararına dayanarak perakende satış hizmet bedelini belirlediği, belirlenen bu bedel üzerinden de tahsilat yapıldığı anlaşılmıştır.
Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli ve 2008/269 Esas, 2011/1368 Karar sayılı kararı ile perakende satış hizmet bedelinin belirlenmesine dayanak olan EPDK’nın 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı kararının iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Danıştay tarafından iptal edilen EPDK’nın düzenleyici işlemine dayanarak davalının işlemin iptali öncesindeki dönemde tüketilen enerji miktarı dikkate alınarak nispi olarak perakende satış hizmet bedeli tahsil ettiği, Danıştay kararında ise tüketilen enerji miktarına göre değil abone başına (maktu) ücret uygulanması gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır.
İdari işlemin iptali kararı ile iptali istenilen idari işlem tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kalkar ve o işlemin tesisinden önceki hukuki duruma dönüleceği tartışmasızdır.
Düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemler de bütün hukuki sonuçları ile ortadan kalkar.
Genel düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bireysel işlemler nedeniyle bu süre içerisinde kişilerin elde ettiği öznel kazanımlarının geri alınması da mümkündür.
EPDK’nın 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı düzenleyici işleme yönelik kararı Danıştay tarafından iptal edildiğinden kararın iptali nedeniyle davalının önceki yıllara ilişkin dönemler için perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasında sabit ücret yerine nisbi tarife uygulaması suretiyle davacıdan tahsil ettiği fazla bedelin iadesi gerekir. Yukarıda belirtilen gerekçe ve emsal kararlar dikkate alındığında gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca gerekse Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nce verilen emsal kararlar da aynı şekildedir. (HGK 06.06.20 24... I (23) g- 446 E. 2024/315, 3 HD. 15.04.20 25... /893 E. 2025/2141 K., 30.06.20 25... /4375. 20205/3700 K., 02.12.20 25... /583 E. 2025/5824 K). Davacı bu bedeli talep etmekte haklı olduğundan mahkemece verilen kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve gerekçesine katılmamaktayım.