Kooperatif üyesine tahsis edilen konutun borç nedeniyle satılması sonucu verilen senedin geç ödenmesiyle oluşan, değişen ekonomik koşullardan kaynaklı munzam zararın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespiti.
Özet: Bu hukuki metin, davacının kooperatiften alacaklı olduğu paranın geç tahsil edilmesi nedeniyle uğradığı aşkın zararın (munzam zarar) tespiti ve tahsili talebine ilişkin olup; Yargıtayın, ülkedeki enflasyon, döviz kurları, faiz oranları gibi ekonomik göstergeler ışığında temerrüt faizini aşan bu zararın oluştuğunu kabul ederek uzman bilirkişi aracılığıyla denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde belirlenmesi gerektiği yönündeki bozma kararına, ilk derece mahkemesinin uyarak yargılamayı sürdürdüğünü anlatmaktadır.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2025/237 E., 2025/938 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; kooperatifin üyesi olan davacıya konut tahsis edilmesine rağmen davalı kooperatifin borcundan dolayı tahsis edilen konutun satıldığını, davalı tarafından bunun karşılığında davacıya 28.08.2007 tanzim, 29.10.2017 vade tarihli, 135.000,00 TL bedelli senet verildiğini, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davacının uzun süren uğraşlar sonucu alacağını 219.264,86 TL olarak tahsil etmiş ise de bu parayla ev alamadığını, bu sebeple değişen ekonomik koşullar gereği aşkın zararının oluştuğundan, aşkın zararın ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kooperatifin konut yapımlarının devam ettiğini, davacıya tahsis edilen konutun mülkiyet hakkının doğmadığını, davacının konuta ilişkin ödemelerini tam olarak yapmadığından davalının borçlandığını, borçtan dolayı icra yoluyla satılan daireden kaynaklı olarak davacının aşkın zararının doğmadığını, davacının müvekkili kooperatiften istifa ettiğini, istifa nedeniyle ancak çıkma payı alacağı talep edebileceğini, müvekkilinin icra baskısı altında ödeme yaptığını, icra takip dosyası borcunun tüm ferileriyle birlikte kapatıldığından davacının aşkın zararının doğmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 07.06.2024 tarihli kararı ile davacının, davalı kooperatif üyesiyken kendisine tahsis edilen dairenin icra yoluyla satıldığı ve dairenin yerine geçmek üzere kendisine 135.000,00 TL bedelli senedin anlaşma doğrultusunda verildiği, davacı tarafından senedin yaklaşık altı sene sonra tahsil edildiği, kooperatiften alacağı para ile konut alacağı hayaliyle yaşadığı, uzun süre alacağını tahsil edemediğinden bu hayalini gerçekleştiremediği, bugün tahsil edilen para ile ancak bir veya iki yıllık kira parasını ödeyebileceği beyan edilmişse de, davacının bu beyanıyla genel anlamda enflasyon nedeniyle yoksun kaldığı kârı talep ettiğinin anlaşıldığı, somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 07.06.2024 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.10.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.10.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.01.2025 tarihli ve 2024/3534 Esas, 2025/15 Karar sayılı ilamı ile davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu, kooperatifçe kendisine tahsis edilen konutun davalının borcundan dolayı satıldığı, davalı tarafından davacıya 28.08.2017 tanzim, 29.12.2017 vade tarihli senet verildiği, senedin vadesinde ödenmediği ve davacının 08.02.2018 tarihinde icra takibine geçtiği, davacının, icra takip sonucu alacağını 24.07.2023 tarihinde tahsil ettiği, temerrüt tarihi olan 29.12.2017 tarihinden alacağın tahsil edildiği 24.07.2023 tarihine kadar ülkemizdeki enflasyon oranları, yabancı paranın değer artışı, altın fiyatlarının artışı, vadeli mevduat faiz oranları, devlet tahviline verilen faiz oranı, asgari ücret artışı gibi ekonomik göstergeler yine o dönem içerisindeki yasal faiz oranları dikkate alındığında, davacı alacaklının parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çabada bulunmasının hayatın olağan akışına da uygun olduğu, en azından paranın değer kaybını önlemek için döviz, altın, vadeli mevduat hesabı, devlet tahvili gibi yatırımlara yönelmesinin doğal olduğu kanaatine varılmakla, davacı alacaklının temerrüt faiz oranı üzerinde aşkın zararı (munzam) oluştuğu, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, varsa bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak, davacının munzam zarar miktarı bulunup, davacı alacaklının aşkın zararının (Munzam) tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, denkleştirici adalet ilkesi kapsamında davacı tarafından Kayseri 3. İcra Dairesinin 2018/1538 Esas (Kayseri Genel İcra Dairesi 2019/128337 E.) sayılı dosyasında mevcut asıl alacak miktarı olan 135.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 24.07.2023 tarihindeki karşılığının 829.073,05 TL olarak hesap edildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda munzam zarar hesabı yapılırken 50.000,00 TL tahsilatın da asıl alacak ve faiz hesabına katılarak mahsup edildiği görülse de bu hususta sehven hata yapıldığı, munzam zarar temerrüt faizini aşan zarar olduğu gözetilerek, davacının takip dosyasında asıl alacak, komisyon bedeli, takip öncesi ve sonrası işlemiş faiz toplamı (135.000,00 TL-1.294,52 TL- 405,00 TL-105.518,22 TL) 242.217,74 TL tahsil etmiş olduğu görüldüğünden mahsubunda davacının (829.073,05 TL-242.217,74 TL) 586.855,31 TL munzam zararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 586.855,31 TL'nin dava tarihi olan 22.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı kooperatifte konut imalatlarının devam ettiğini, davacıya tahsis edilen daire ile ilgili olarak mülkiyet hakkının doğmadığını, davacının tahsis edilen konuta ilişkin ödemelerini tam olarak yapmadığından mülkiyet hakkının doğmadığından kooperatifin borcundan dolayı icra yoluyla satılan daireden kaynaklı olarak davacının munzam zararının doğmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davacının kooperatiften istifa etmesi sebebiyle yalnız çıkma payını talep edebileceğini, davalı kooperatifçe, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/128337 Esas sayılı dosyasına adına kayıtlı taşınmazların dosya alacaklısı davacı tarafından satılmasına yönelik işlemlerin yapılması nedeniyle cebri icra baskısı altında alacak faizi ile ödenerek takibin kapatıldığını, munzam zararın doğmadığını, kooperatifin borcun vadesinde ödenmemesinde kusurunun olmadığını, bu hususta inceleme yapılmadığını, ekonomik dalgalanmaların aşkın zararın delili olamayacağını, davacının ticari temerrüt faizinin altında faiz ile kredi çekerek mal iktisap etmek imkanı bulunduğunu, 28.08.2017 tarihli şarta bağlı protokol şartları incelenmeksizin karar verildiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kooperatif üyeliği ve bonodan kaynaklanan alacağın vadesinde ödenmemesi, borçlunun temerrüde düşmesi nedeniyle uğranılan aşkın zarar (munzam zarar) alacağının tahsili istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz edenin sıfatına ve temyiz sebeplerine göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.