Danıştay, gözetim belgesi zorunluluğundan kaçınmak amacıyla yurt dışı gider eklenerek artırılan gümrük kıymeti üzerinden ihtirazi kayıtla ödenen fazla verginin iadesine dair kararı onadı.
Özet: İthalatçının ticaret politikası önlemi olan gözetim uygulamasından kaçınmak amacıyla, beyannameye gerçek dışı yurt dışı gider ekleyerek eşyanın kıymetini yükseltmesi sonucu fazladan ödediği gümrük ve katma değer vergilerinin iadesi talebi değerlendirilmiş; mahkemeler, gözetim belgesi için esas alınan kıymetin gümrük kıymeti olarak kabul edilemeyeceğini, basiretli bir tacirin iradesi dışında oluşan bu durumun hukuka aykırı olduğunu belirterek, fazladan ödenen vergi ve harçların yasal faiziyle birlikte iadesi yönündeki istinaf mahkemesi kararını onamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3247Karar No : 2025/686 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Havalimanı Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Elektronik Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı adına tescilli ... tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin yurt dışı gidere ekleme yapılarak yükseltilmesi suretiyle ihtirazi kayıtla beyan edilmesi üzerine tahakkuk ettirilerek fazladan ödenen gümrük ve katma değer vergilerine vaki itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; gözetim belgesi için esas alınan kıymet, gümrük mevzuatı çerçevesinde esas alınacak kıymet olmayıp, gözetim belgesi ibrazının gerekli olup olmadığının tespitinde esas alınacak değer olduğundan, gümrük kıymeti olarak kabul edilemeyecek olan kıymetin tamamlanması amacıyla ihtirazi kayıtla fazladan yurt dışı gider beyan edilerek gerçekleştirilen tahakkuklar da hukuka uyarlık görülmediği; fazladan ödenen tutarın 4458 sayılı Kanun'un 216. maddesine göre hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesinin icap ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Mahkeme kararının, davacı adına tescilli beyannamede yer alan eşya için gözetim kıymet uygulamasına isabet eden kıymet üzerinden hesaplanan vergilere ilişkin hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği, dava konusu işlemin gözetim kıymeti üzerinden yurt dışı gider hanesine beyan edilen kıymeti aşan tutar esas alınarak hesaplanan vergilere isabet eden kısmı yönünden ise; her ne kadar davalı idarece davacı tarafından ithal edilen eşyanın bir kısmında gözetim uygulamasının bulunduğu ve aşan tutarların davacının kendi iradesiyle beyan edildiği ileri sürülmüş ise de; basiretli bir tacir olduğu kabul edilen davacının kendi iradesiyle eşyanın satış bedelinin üzerine çıkacak şekilde belli bir tutarı yurt dışı gider olarak beyannameye eklemesi ve bu tutar üzerinden vergi ödemesi hayatın olağan akışına aykırı olup, olayda, gümrük işlemleri sırasında beyan edilen kıymetin kabul edilmemesi nedeniyle idarece belirlenen bir tutarın yurt dışı gidere ilave edilmesi suretiyle fazladan vergi tahakkuk ettiği ve ödendiği açık olduğundan, gözetim kıymeti üzerinden yurt dışı gider hanesinde beyan edilen kıymeti aşan tutar esas alınarak hesaplanan vergilerde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gözetim belgesi sunma yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla ve kendi iradesiyle yurt dışı gider beyan ederek eşyanın kıymetini yükselten davacının beyanı doğrultusunda tahakkuk ettirilerek ödenen vergilerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :Dava konusu olayda, ithal edilen eşyanın kıymeti, ithalatçı tarafından ticaret politikası önlemi olan gözetim uygulamasından kaçınmak amacıyla mükellefin kendi iradesiyle arttırılmıştır. Dış ticaret önlemleriyle ilgili gözetim belgesi temin etme yükümlülüğünden kaçınmak ve buna dair yasal düzenlemeleri etkisiz kılmak yönündeki bu amacı hukuk düzeninin korumayacağı açıktır. Yükümlünün kendisini beyanı artırmaya zorladığı öne sürülen husus dış ticaret mevzuatıyla ilgili yasal düzenlemelerden ibaret olup, faturada yazılı gümrük kıymetini beyan ederek gözetim belgesi temin etme yerine bu yasal yükümlülüğü bertaraf etme gayesiyle ihtirazi kayıtla beyan yükseltilmektedir. Bu suretle, dava sürecinde gözetim belgesi temin edilmeden malın ithali sağlanmakta ve sonuç olarak hem düşük kıymet üzerinden ithalat hem de gözetim belgesi alma külfetinden kurtulma gibi gözetimle ilgili yasal düzenlemelerin aşılması ve uygulanmadan devre dışı bırakılması sonucuna yol açılmaktadır. Belirtilen bağlamda, mükellefin tamamen kendi özgür iradesiyle ve dış ticaret önlemleri kapsamında öngörülen yasal ödevleri yerine getirmeme gayesiyle faturada yazılı ve gözetim belgesi gerektiren kıymeti sanki belgeye tabi değilmiş gibi yükseltme davranışının, gümrük idaresine atfedilebilir bir yönü bulunmamakta ve bu husus mükellefin kendi seçim ve tercihinden ibaret kalmaktadır. Zira yüksek kıymet üzerinden beyanda bulunmak suretiyle gözetim belgesi ibrazı ödevinden kaçınma gibi bir seçenekten yararlanılmaktadır. Bu nedenle, davanın salt Gümrük Kanunundaki kıymetle ilgili hükümler üzerinden çözümlenmesi maddi ve hukuki gerçeklikle ilgili bütünlüğün göz ardı edilmesine ve dış ticaret mevzuatına ilişkin bir kısım hükümlerin fiilen uygulanamaz hale gelmesine sebebiyet verecektir.Öte yandan yapılan itiraz başvurusu bir yönüyle 211. maddede öngörülen sürelerde yapıldığı gibi, maddede yer alan "tahakkukun kaldırılması" ve "ödenen verginin geri ödenmesi" taleplerini de içerdiğinden, taleplerin değerlendirilmesinde anılan maddede yer alan kısıtlamaların dikkate alınmaması gümrük idaresi açısından mümkün bulunmamaktadır. Sonuç olarak, eşyanın kıymetinin, gözetim tebliğindeki kıymete eşitlenecek tutarda yurt dışı gider kalemine ihtirazi kayıtla beyanda bulunmak suretiyle artırılması nedeniyle tahakkuka yapılan itirazın reddi işleminin iptali ve gözetime isabet eden verginin faiziyle birlikte iadesine ilişkin açılan davada, yükümlünün kendi beyanı ile gümrük kıymetini artırmasının dış ticaret önlemlerine tabi eşya dolayısıyla yasal düzenlemelere göre ibraz etmek zorunda olduğu belgeleri temin etmeden ithalat yapmasının önünü açtığı, uyuşmazlığın salt kıymet ihtilafı gibi ele alınmasının söz konusu yasal düzenlemeleri işlevsiz bıraktığı, bu nedenle dünya piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlarla yapılan ithalatların izlenmesini sağlayan önlemlerin etkisizleştirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla anılan maddede yapılan yasal değişikliğin dava konusu işlemi de kapsadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.