Genel cerrahi ve gastroenteroloji cerrahisi yan dal uzmanının özel hastanede ana dalda çalışma talebinin, bakanlıkça belirlenen il yan dal oranı planlamasını aşması nedeniyle reddine ilişkin iptal davası.
Özet: Genel cerrahi ana dal ve gastroenteroloji cerrahisi yan dal uzmanlığına sahip bir hekimin, özel bir hastanenin genel cerrahi kadrosunda çalışma talebinin, bakanlık planlamalarının üzerine çıkacağı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan bu davada; davacı, red işleminin ve dayanağı olan Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararlarının çalışma özgürlüğünü kısıtladığını ve bilimsel temelden yoksun olduğunu savunurken, davalı idareler ise uzman hekimlerin ülke genelinde dengeli dağılımını ve tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunumunu sağlamak amacıyla yapılan planlamaların kamu yararı taşıdığını ileri sürerek kararı savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2023/4133Karar No : 2025/5454 DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLLERİ : Huk. Müş. ... Av. ... 2- ... ValiliğiVEKİLİ : Av. ...DAVANIN_KONUSU : Genel cerrahi alanında ana dal, gastroenteroloji cerrahisi alanında yan dal uzmanlığı bulunan davacının, Özel ... Hastanesinin boş olan genel cerrahi uzmanlık dalında çalıtırılması talebiyle yapılan başvurunun, anılan özel hastanede göreve başlaması halinde Yalova ilinde gastroenteroloji cerrahisi branşının il özel oranının Bakanlık planlamalarının üzerine çıkacağından bahisle reddine dair Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemlerin dayanağı olan 27/05/2021 tarihli Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/18) toplantısında alınan Prensip Kararlarının iptali istenilmektedir.DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, usule ilişkin olarak, dava konusu idari işlemin tarafına tebliğ edilmediği, söz konusu idari işlemden 20/01/2023 tarihi itibarıyla haberdar olunduğundan açılan davanın süresi içerisinde olduğu; esasa ilişkin olarak, Anayasanın 48. maddesinde güvence altına alınan çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlal edildiği, Bakanlıkça oluşturulan komisyona yalnızca görüş bildirme yetkisinin tanındığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 19. maddesinin 2. fıkrası hükmüne dayanılarak çalışma talebinin reddedilmesinin mümkün olamayacağı, idari işleme dayanak teşkil eden Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararında (KDK/18) belirtilen kriterler ve sınırlandırma nedenleri belirlenirken hangi bilimsel veri ve gerekçelerin esas alındığının ortaya konulmadığı, KDK/18 kararında özel sağlık kuruluşlarında ana dal uzmanlık kadrolarında çalışabilecek yan dal uzmanlarının sayısının, o ilde çalışan yan dal uzmanlarının sayısının %30'u olarak belirlendiği, ancak belirlenen bu oranın toplumun sağlık hizmetlerinden faydalanması ihtiyacına cevap vermediği, idari kurumlarca o ilde yan dal uzmanlarının ana dallarda istihdam edilmedikçe özel sağlık kuruluşlarınca yan dal uzmanlarının ana dallarında istihdam edilemeyeceği, 1219 sayılı Kanun ile verilen hekimlik yetkisinin normlar hiyerarşisine aykırı şekilde ortadan kaldırıldığı, hukuki güvenlik, hekimlerin maddi ve manevi varlığını geliştirme ve bilim ve sanatı serbestçe öğrenme hakkının ihlal edildiği, Yalova ilinde halihazırda görev yapan herhangi bir gastroentrolojik cerrahi yan dal uzmanı bulunmadığı gibi herhangi bir uzman hekim istihdamının da planlanmadığı, KDK/18 kararlarının uygulanması halinde bu ilde gastroentrolojik cerrahi yan dal uzmanlarının özel hastanelerin boş genel cerrahi kadrosunda çalışmasının mümkün olmayacağı ileri sürülmektedir.DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, usul yönünden, davacının gastroentereloji yan dalında uzmanlığa sahip olması sebebiyle Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararının (KDK/18) yan dal uzmanlığı bulunan tabiplerin ana dalda çalışmalarına ilişkin kısımları dışındaki diğer kısımlarının iptalini istemekte menfaati bulunmadığı, davanın bu kısmının ehliyet yönünden reddedilmesinin gerektiği; esas yönünden, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usul ve esasların Özel Hastaneler Yönetmeliği ile düzenlendiği, hekim planlaması kapsamında Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucunda özellikle yan dal uzman sayılarının kamu sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetersiz kalması ve ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşları dağılımında dengenin temini ve ihtiyaç bulunan yerlerde istihdamın sağlanması bakımından kamu yararı ve ülke genelinde tüm vatandaşların hizmet alması hususu gözetilerek ana dal ve yan dal olmak üzere uzman hekim planlamasının yapıldığı, sağlık hizmetinin niteliği gereği sürekliliği olan kesintiye uğratılamayan ve ertelenemeyen bir hizmet olduğu, hem kamu hem özel sağlık kuruluşlarında sunulan sağlık hizmetlerinin her bölgeye eşit sağlık hizmeti sunumu hedefiyle titizlikle planlandığı, Bakanlıkça yapılan uzman hekim planlamasının, yan dal uzmanlık alanları da dâhil uzman hekimin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımı kriteri çerçevesinde yapıldığı, ayrıca, bu planlamada ana dal ve yan dal uzmanlık alanları ile ilgili cihaz ve ünite planlamalarına paralel değerlendirme yapıldığı, uzman hekimin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımını kısıtlı insan kaynağı içerisinde düzenleyebilmek için, ülkedeki toplam uzman hekim sayısının, o ilin nüfusuna kıyaslanarak o ilde istihdam edilebilecek uzman sayısının belirlendiği ve o ildeki mevcut aktif çalışan uzman sayısının bu sayıya oranına göre değerlendirmeler yapıldığı, ülkenin ihtiyaç duyduğu yan dal uzmanı hekim yetiştirebilmek için yan dal uzmanı olan hekimlerin eğitim kurumlarında istihdamına öncelik verecek düzenlemeler yapılmasının Anayasanın 17. maddesinde ifadesini bulan yaşam hakkının bir gereği olduğu, belirli bir alanda belirli mesleği icra yetkisinin kazanılmış olmasının, o mesleğin herhangi bir kurala bağlı olmaksızın icra edilebileceği anlamına gelmediği, nitekim Anayasa Mahkemesince daha önce, hekimlerin çalışma koşullarının bazı kayıtlara tabi tutulmasının Anayasa’ya aykırı bulunmadığı, Bakanlıkça yürütülen planlama çalışmalarının sektörün paydaşları olan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, üniversiteler, eğitim kurumları, ilgili meslek kuruluşları ve diğer paydaşlarla geniş kapsamlı iş birliği içinde yürütüldüğü, bu planlamalar kapsamında mevcut durumda branş bazlı uzman hekim ihtiyaç analizlerinin, diğer gelişmiş ülkelerde de olduğu gibi henüz tamamlanmadığı, yan dal uzmanı olan bir hekimin ana dalda mesleğini icra etmesinin, sağlık hizmetlerini, özellikle de kamu sağlık hizmetlerini zora sokacak bir çok yönünün bulunduğu, sağlık sisteminin ve özellikle de kamu sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde sürdürülebilmesi ve aksamaması adına, özel sektör için hangi ilde hangi branştan hekimin kadrosuna izin verilip verilmeyeceğinin kontrol altında tutulmasının zorunlu olduğu, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355. maddesi ile bu görev ve yetkinin Bakanlıklarına verildiği, bunun için yine ilgili paydaşlarla iş birliği içinde çalışıldığı ve sonuçların Kapasite Değerlendirme Komisyonu tarafından karara bağlandığı, dokuz üyeden oluşan bu komisyonda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından 1 ve özel sektörden de 2 temsilci bulunduğu, bir yan dal uzmanının ana dalında çalışmak istemesinin genellikle, o ilde o yan dal branşı için kadroya izin verilmediği durumlarda olduğu, bunun da Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararı kapsamında yapılan planlamaların dışına çıkılması için bir yan yol oluşturduğu, sağlık sisteminin mevcut halinin, mevcut hekim, uzman hekim ve yan dal uzman hekim sayıları ile konuyla ilgili yapılan çalışmaların yan dal uzmanlarının ana dalda çalışmasına izin verilmesinin kısıtlanması gerekliliğini ortaya koyduğu, Bakanlıklarınca sağlık hizmet sunumunun bir parçası olan özel sağlık tesislerine, ülke imkânları çerçevesinde ve hatta şartlar zorlanarak gerekli kadro tanımlamalarının yapıldığı, yan dalda uzman olan bir hekimin öncelikli olarak yan dal uzmanı yetiştiren bir eğitim kurumunda istihdamı, şayet bu mümkün değil ise uzmanı olduğu yan dalda istihdamı, bu da mümkün değil ve planlama da cevaz veriyor ise ana dalda istihdamı yönünde yapılan düzenleme ve uygulamaların Anayasa ve 3359 sayılı Kanun’a uygun olduğu, her uzmanlık dalında ülkenin tamamında eşit ve kaliteli sağlık hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekimin bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamı için planlama yapılmasının zorunlu olduğu, bu şekilde planlama doğrultusunda düzenleme ve işlem yapılmasının hekimlerin çalışma haklarına sınırlama getirmek olarak değerlendirilemeyeceği, aksine planlama yapılarak mevcut insan gücü kaynağının en verimli şekilde kullanılabileceği, bu kapsamda kamu aleyhine dengenin bozulmaması ve kamu sağlık hedeflerinin aksamaması için ülke genelinde yüzde 30 özel sektör payı ile yüzde 70 üniversiteler dâhil kamu payı kriterlerinin hedeflendiği, her ilde bu hedefler doğrultusunda dengeli dağılım sağlanması için politikalar öngörüldüğü, Yönetmeliğin 19. maddesinin nihai amacının ülkemizde çok az sayıda bulunan yan dal uzmanlarının sayısının artırılması yoluyla ileri düzeyde uzmanlaşmış hekimler eliyle sağlık hizmetinin verilmesinin temini olduğu, yan dalda uzman olan hekimlerin ana dalda çalışma taleplerinin kayıtsız şartsız kabulünün bu maksada ve nitelikli insan kaynaklarının etkili kullanımı ilkelerine aykırı olarak kaynak israfına yol açacağı, bu çerçevede Kapasite Değerlendirme Komisyonunca Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 19. maddesi kapsamında konunun değerlendirildiği ve objektif kriterler belirlenerek yan dal uzmanı olan hekimlere hangi şartların tahakkukuna bağlı olarak ana dalda çalışma izni verilebileceğine açıklık kazandırıldığı, Yalova ilinde davacının yan dal alanında uzman hekimin, Bakanlığa bağlı kamu kurumları ile üniversiteler ve özel sağlık kuruluşlarında bulunmadığı, kısıtlı olan ve stratejik personel olarak tanımlanan yan dal uzman hekimin öncelikle kamuda istihdamının hedeflendiği, Yalova ilinde ilgili branşın il özel oranının Bakanlık planlamalarının üzerine çıkacak olması sebebiyle davacının başvurusunun uygun bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.Davalı Yalova Valiliği tarafından, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılıp açılmadığının re’sen tetkiki ile süresinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak, idarenin sağlık hizmetinin ülke genelinde dengeli bir şekilde dağılımını sağlamak amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık çalışanlarını uzmanlık durumları da gözetilerek planlama yapma yetkisinin bulunduğu, bu planlamaların uzman hekimlerin istihdamı konusunu da kapsadığı, hekim planlaması kapsamında Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucunda özellikle yan dal uzman sayılarının kamu sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetersiz kalması ve ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşları dağılımında dengenin sağlanması ve ihtiyaç bulunan yerlerde istihdamın sağlanması bakımından kamu yararı ve ülke genelinde tüm vatandaşların hizmet alması hususu gözetilerek ana dal ve yan dal olmak üzere uzman hekim planlamasının yapıldığı, yan dal uzmanlık alanları da dâhil uzman hekimin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımı kriteri çerçevesinde yapıldığı, ayrıca, bu planlamada ana dal ve yan dal uzmanlık alanları ile ilgili cihaz ve ünite planlamalarına paralel değerlendirme yapıldığı, uzman hekimin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımını kısıtlı insan kaynağı içerisinde düzenleyebilmek için, ülkedeki toplam uzman hekim sayısının, o ilin nüfusuna kıyaslanarak o ilde istihdam edilebilecek uzman sayısının belirlendiği ve o ildeki mevcut aktif çalışan uzman sayısının bu sayıya oranına göre değerlendirmeler yapıldığı, ülkenin ihtiyaç duyduğu yan dal uzmanı hekim yetiştirebilmek için yan dal uzmanı olan hekimlerin eğitim kurumlarında istihdamına öncelik verecek düzenlemeler yapılmasının Anayasanın 17. maddesinde ifadesini bulan yaşam hakkının bir gereği olduğu, belirli bir alanda belirli mesleği icra yetkisinin kazanılmış olmasının, o mesleğin herhangi bir kurala bağlı olmaksızın icra edilebileceği anlamına gelmediği, nitekim Anayasa Mahkemesince daha önce, hekimlerin çalışma koşullarının bazı kayıtlara tabi tutulmasının Anayasa’ya aykırı bulunmadığı, dava konusu Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararında ve buna dayanarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline, 27/05/2021 tarihli Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/18) toplantısında alınan Prensip Kararlarının 1. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava, Genel Cerrahi ana dal, Gastroenteroloji Cerrahisi yan dal uzmanlığı bulunan davacının, Özel ... Hastanesinin boş olan genel cerrahi uzmanlık dalında çalıtırılması talebiyle yapılan başvurunun, anılan özel hastanede göreve başlaması halinde Yalova ilinde gastroenteroloji cerrahisi branşının il özel oranının Bakanlık planlamalarının üzerine çıkacağından bahisle reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli, ... sayılı işlemi ile Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün ... tarihli, ... sayılı işleminin ve bu işlemlerin dayanağı olan 27/05/2021 tarihli Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonu'nun (KDK/18) Prensip Kararının 1. maddesinin (işlemin dayanağı ve dava dilekçesinin içeriği dikkate alındığında) iptali istemiyle açılmıştır.Davalı idarenin davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığı iddiaları yerinde görülmeyerek işin esası incelenmiştir.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu; 13. maddesinde de, temel hakların ancak kanunla sınırlandırılacağı kuralı bulunmaktadır.1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8. maddesinde: "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." kuralı yer almaktadır.1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinde, “Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.(Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:a) Kamu kurum ve kuruluşları.b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir...” kuralı getirilmiştir.Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla ve başka bir sınırlama olmadan, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilme hakkına sahip oldukları anayasal düzenlemeye dayanılarak kanunla düzenlemeye konu edilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde: "Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." kuralına yer verilmiştir.Prensip Kararlarının iptali istenilen düzenlemesinin de dayanağı olan Yönetmelikte, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin, ayrıca yan dal uzmanlığının da bulunması nedeniyle, sahip olduğu ana uzmanlık dalında çalışma hakkını Bakanlığın uygun görüşünün bulunması şartına bağlandığı görülmekte ise de; 1219 sayılı Kanun'da öngörülen çalışma hakkına ilişkin düzenlemeyle getirilen sınırlamanın ötesinde, yan dal uzmanlığı bulunan tabipleri özel sağlık kuruluşlarında çalışabilme bakımından yan dal uzmanlığı bulunmayan tabiplere göre dezavantajlı konuma getirerek çalışma hak ve özgürlüğünün engellediği, kanun ile yapılması gereken düzenleme konusunun yönetmelik yoluyla yapıldığı görülmektedir.Bu durumda, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin, o uzmanlık dalı içerisinde ayrıca yan dal uzmanlığının da bulunması durumunda, sahip olduğu uzmanlık dalında çalışma hak ve özgürlüğünü sınırlandıran, kanun tarafından tanınmış olan uzmanlık alanına uygun çalışma hak ve özgürlüğünün idarenin düzenleyici metinleri yoluyla sona erdirecek nitelik taşıması karşısında, hukuka aykırılığı belirlenen Yönetmelik kurallarına dayanılarak alınan dava konusu edilen Prensip Kararının 1. maddesi ve karar uyarınca tesis edilen bireysel işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığından 2577 sayılı Kanun'a dayanılarak iptaline karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 20/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ... ve davalı Sağlık Bakanlığı vekili Av. ...'in geldiği, davalı Yalova Valiliğini temsilen Av. ... tarafından mazeret dilekçesi sunulduğu, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY: Davacının, genel cerrahi uzmanlığı alanında ana dal, gastroentereloji alanında yan dal uzmanlığının bulunduğu, ana dalı olan genel cerrahi uzmanlığı kadrosunda çalıştırılması istemiyle Özel ... Hastanesi mesul müdürlüğü tarafından 04/08/2022 kayıt tarihli dilekçeyle Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun anılan İl Sağlık Müdürlüğünce Sağlık Bakanlığına gönderildiği, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, başvurunun Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 19. maddesinin 2. fıkrası hükmü ve 07/06/2021 tarih ve 1615 sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Kapasite Değerlendirme Komisyonu Prensip Kararları (KDK/18) çerçevesinde değerlendirilmesi neticesinde tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlem ile, "Yalova ilinde ilgili branşın il özel oranının Bakanlık planlamalarının üzerine çıkacak olması sebebiyle talebin uygun bulunmadığı" belirtilerek reddedildiği, bu işlemin Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilmesi üzerine davacı tarafından, anılan işlemler ile işlemlerin dayanağı olan Prensip Kararlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar davacı tarafından, dava dilekçesinin netice ve talep kısmında, 27/05/2021 tarihli Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/18) toplantısında alınan Prensip Kararlarının iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesinin içeriğinde KDK/18 Prensip Kararlarının 1. maddesine yönelik hukuka aykırı iddialarında bulunulduğu ve dava konusu bireysel işlemin anılan Prensip Kararının 1. maddesinde belirlenen kriterler değerlendirilmek suretiyle tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu Prensip Kararlarına yönelik incelemenin, yalnızca davacının iddialarıyla sınırlı olarak 1. maddesi bakımından yapılması uygun görülmüştür.İNCELEME VE GEREKÇE:USÛL YÖNÜNDEN:Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, davacının Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararının (KDK/18) yan dal uzmanlığı bulunan tabiplerin ana dalda çalışmalarına ilişkin kısımları dışındaki diğer kısımlarının iptalini istemekte menfaati bulunmadığından davanın bu kısmnın ehliyet yönünden reddedilmesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, dava konusu bireysel işlemin anılan KDK/18 Prensip Kararının 1. maddesinde belirlenen kriterler değerlendirilmek suretiyle tesis edilmesi ve davacının anılan Prensip Kararının 1. maddesine yönelik hukuka aykırılık iddialarında bulunması nedeniyle, dava konusu Prensip Kararlarına yönelik incelemenin, yalnızca davacının iddialarıyla sınırlı olarak 1. maddesi bakımından yapılmasına karar verildiğinden davalı idarenin bu itirazı yerinde görülmemiştir.Diğer davalı Yalova Valiliği tarafından, davanın dava açma süresi içerisinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davaya konu bireysel işlemin dayanağı Kapasite Değerlendirme Komisyon kararının (KDK/18) herhangi bir mecrada yayımlanmadığı, dava konusu bireysel işlemin davacıya tebliğ edilmediği, davacı tarafından dava konusu bireysel işlemden 20/01/2023 tarihinde haberdar olunduğunun belirtildiği ve davalı idarelerce bunun aksinin ortaya konulamadığı, dolayısıyla öğrenme tarihinden itibaren 60 gün içinde, 27/01/2023 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, bu itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında, "(Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:a) Kamu kurum ve kuruluşları. b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." hükmüne; 3. fıkrasında, -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle- tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve anılan maddenin ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hükmüne yer verilmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan- Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Diğer personel" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasında, "(Değişik ikinci fıkra: RG-25/3/2021-31434) Personelin işten ayrılışları, en geç beş iş günü içinde müdürlüğe bildirilir ve personel çalışma belgesi iptal edilir. İşten ayrılan personelin yerine çalışmaya başlayacak personel için mesul müdür tarafından düzenlenen personel çalışma belgesi en geç beş iş günü içinde müdürlüğe sunulur. İşten ayrılan uzman hekim yerine aynı uzmanlık dalında hekim başlatılabilir, ancak yan dal uzmanlığı bulunanlar Bakanlıkça planlama amacıyla oluşturulan komisyonlardan görüş alınarak ana dalda başlatılabilir." düzenlemesine; "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı ek 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlemesine yer verilmiştir.Yine, anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak çıkarılan ve 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan- Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda (Ek ibare:RG-21/3/2014-28948) muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlemesi; "Sağlık çalışanlarının sağlık kuruluşundan ayrılması" başlıklı 19. maddesinin 3. fıkrasında, "(Değişik:RG-12/12/2017-30268) Sağlık kuruluşu kadrosuna, ayrılanın yerine aynı uzmanlık dalında tabip başlatılabilir ancak yan dal uzmanlığı bulunanlar Bakanlığın uygun görüşü ile ana dalda başlatılabilir. Bakanlık yan dal değerlendirmesini her bir yan dal uzmanlık alanında, ülkedeki ve ildeki eğitim kurumlarının tıpta uzmanlık eğitimini sağlayacak şekilde yan dal uzmanı bulunup bulunmadığı çerçevesinde yapar. Başlatılacak personel için mesul müdür tarafından personel çalışma belgesi düzenlenerek müdürlüğe en geç beş iş günü içinde onaylatılır. Ayrılanın yerine başlayış dışındaki her türlü personel başlayışlarında ise, öncelikle mesul müdür tarafından çalışma belgesi düzenlenerek müdürlüğe onaylatılır ve çalışma belgesi onaylandığı tarihten itibaren personel sağlık kuruluşunda çalışabilir." düzenlemesi yer almaktadır.Anılan mevzuat hükümleri gereği, planlama ilkelerinin belirlenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Kapasite Değerlendirme Komisyonunun (KDK/18) 27/05/2021 tarihli toplantısında, "1)... Yan dal uzmanlığı bulunan hekimlerin, özel sağlık tesisinde yan dal kadrosu olmaması gerekçesiyle, ana dal kadrosunda başlatılarak mesleklerini icra edebilmeleri için yapılacak planlamaya esas kriterlerin aşağıdaki şekilde belirlenmesi; Özel sağlık tesisinin bulunduğu ilde;a) İlde ilgili yan dal branşında milyon kişiye düşen uzman tabip sayısının, Türkiye’de ilgili yan dal branşında milyon kişiye düşen uzman tabip sayısının altında olması,b) Özel sağlık tesislerinde ilgili branşta çalışan yan dal uzman tabipleri sayısının, ilde ilgili branşta çalışan toplam yan dal uzman tabip sayısının %30'unu geçmeyecek olması,c) Özel sağlık tesisinin ruhsata esas kadroları arasında ilgili yan dal uzmanlık dalı kadrosunun bulunmuyor olması,d) Özel sağlık tesisi ana dal kadrolarında çalışan ilgili yan dal branşında yan dal uzman tabibinin bulunmuyor olması, şartlarının sağlanması gerekmektedir.2) Türkiye ortalamasının altında ve/veya üstünde demografik/mortalite/morbitide vb. değerlerine sahip iller için ihtiyaç duyulması halinde Bakanlığımız tarafından ayrıca bir değerlendirme yapılır.3) 22/05/2015 tarih ve 1207 sayılı makam oluru ile yürürlüğe konulan Planlama İstihdam Komisyonu 2015/50 sayılı kararında 'B - Yan Dal Uzmanlığı Olan Hekimlerin Özel Sağlık Kuruluşlarının Ana Daldaki Boş Kadrolarına Başlatma Talepleri' başlıklı maddesinin 'Belirlenen Prensipler' alt maddesi c bendinde alınan 'Ülke ve il genelinde eğitici ihtiyacı bulunmayan Algoloji, Kliniknörofizyoloji, Perinatoloji yan dal uzmanlığı bulunanların, özel hastane veya tıp merkezinin ana dal uzmanlık kadrolarında çalışabilmesi, uygun görülmüştür.' hükmünün iptal edilmesi uygun görülmüştür." yönünde Prensip Kararları alınmıştır.Anılan kararlar, 07/06/2021 tarih E.54718026-020-1615 sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe girmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. Ayrıca, Sağlık Bakanlığının genel olarak sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmelerine ilişkin olarak da, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamaların esas alınacağı belirtilmiştir. Dava konusu Prensip Kararlarının dayanaklarından olan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin -25/03/2021 tarih ve 31434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik- 19. maddesinin 2. fıkrasında, yan dal uzmanlığı olan hekimlerin Bakanlıkça planlama amacıyla oluşturulan komisyonlardan görüş alınarak ana dalda başlatılabileceği düzenlemesine yer verilmiş, anılan düzenlemenin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada Dairemizin 17/05/2023 tarih ve E:2023/863 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir. Yine, dava konusu Prensip Kararlarının dayanaklarından olan ve yan dal uzmanlığı olan hekimlerin özel sağlık kuruluşlarının ana dal kadrolarında çalışmalarına ilişkin benzer düzenleme içeren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin -12/12/2017 tarih ve 30268 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik- 19. maddesinin 3. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada da, Dairemizin 29/12/2020 tarih ve E:2019/7114, K: 2020/7147 sayılı kararı ile, düzenleme kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümleri ile sağlık insan gücünün planlanması konusunda Sağlık Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde Bakanlık bünyesinde oluşturulan Kapasite Değerlendirme Komisyonunca, planlama ilkelerinin belirlendiği, komisyonun aldığı prensip kararlarının Bakanlık Olur'u ile yürürlüğe girdiği görülmektedir. Kapasite Değerlendirme Komisyonunun 27/05/2021 tarihli toplantısında alınan dava konusu Prensip Kararları ile de, yan dal uzmanlığı bulunan hekimlerin özel sağlık tesislerinin ana dal kadrolarında çalışmalarına ilişkin planlamaya esas kriterler belirlenmiştir. Dava konusu Prensip Kararlarının 1. maddesinin incelenmesi: Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, Sağlık Bakanlığının sağlık insan gücünü, kamu ve özel sağlık kuruluşları düzeyinde planlama yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılması gerektiği muhakkaktır.Dava konusu Prensip Kararlarının 1. maddesinin (a) bendinde, yan dal uzmanlığı bulunan hekimlerin, özel sağlık tesislerinin ana dal kadrolarında başlatılabilmeleri için, ilde ilgili yan dal branşında milyon kişiye düşen uzman hekim sayısının, Türkiye'de ilgili yan dal branşında milyon kişiye düşen uzman hekim sayısının altında olması gerektiği yönünde; (b) bendinde, ilde özel sağlık tesislerinde ilgili branşta çalışan toplam yan dal uzman hekim sayısının, ilde ilgili branşta çalışan toplam yan dal uzman hekim sayısının %30'unu geçemeyecek olması gerektiği yönünde planlama kriteri belirlenerek, kamu sağlık tesislerinin ihtiyacı da gözetilerek kamu - özel dengesinin kurulmasının ve atıl kapasitenin önlenmesinin amaçlandığı; (c) bendinde, özel sağlık tesisinin ruhsata esas kadroları arasında ilgili yan dal uzmanlık dalı kadrosunun bulunmuyor olması gerektiği yönünde; (d) bendinde ise, özel sağlık tesisinin ana dal kadrolarında çalışan ilgili yan dal branşında yan dal uzman tabibin bulunmuyor olması gerektiği yönünde kriter belirlenerek kadroların atıl hale gelmesinin önlenmesinin, sınırlı sayıdaki yan dal uzman hekiminin en verimli şekilde istihdam edilmesi ve yine atıl kapasiteye yol açılmasının önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.Buna göre, mevzuatla davalı idareye tanınan planlama yetkisi çerçevesinde, yan dal uzmanı hekimlerin ülke genelinde dengeli ve adil dağılımının gerçekleştirilmesi, kamu-özel dengesinin kurulması, atıl kapasitenin önlenmesi amacıyla getirilen kriterlerin, planlama kapsamındaki kısıtlı uzman hekim insan gücünün kaliteli ve verimli kullanılabilmesine yönelik ve objektif nitelikte olduğu anlaşılmakla kamu yararı ve hizmet gerekleri güdülerek tesis edilen düzenlemede üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu bireysel işlemlerin incelenmesi : Uyuşmazlıkta, yan dal uzmanlığı bulunan davacının anılan özel hastanede ana dal kadrosunda çalıştırılması istemiyle yapılan başvurunun, dava konusu işlemler ile KDK/18 kararının 1. maddesinin (b) bendindeki koşulun sağlanmaması sebebiyle reddedildiği, dosyaya sunulan belgelerden bu koşulun sağlanıp sağlanmadığının da 11/08/2022 tarihi itibarıyla geçerli olan verilere göre değerlendirildiği görülmektedir. Bakılan davada, dava konusu işlemlere esas başvurunun, 04/08/2022 tarihinde Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün kayıtlarına giren dilekçeyle yapıldığı, KDK/18 kararındaki koşulların sağlanıp sağlanmadığının bu tarih itibarıyla geçerli olan veriler esas alınarak değerlendirilmesinin gerektiği, başvuru tarihinden sonra idarece işlem tesis edilene kadarki süreçte geçerli olan verilerin esas alınmasının, bu süreçte verilerde değişiklik olabileceğinden davacı açısından hak kaybına sebebiyet verebileceği, yan dal uzmanlığı olup ana dal uzmanlığında çalışma isteminde bulunan hekime yönelik başvuru dilekçesinin, ancak idarenin (idarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca Valilik veya Bakanlık kayıtlarına girmesi fark etmeksizin) kaydına girdiği tarihteki planlama verilerine göre değerlendirilmesiyle objektif nitelikte ve hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşılabileceği anlaşılmaktadır.Bu durumda, davalı idarece başvuru dilekçesinin kayda girdiği tarihteki (04/08/2022) planlama verilerine göre değerlendirme yapılarak işlem tesis edilmesi gerekirken, daha sonraki bir tarih (11/08/2022) itibarıyla geçerli olan planlama verilerine göre tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, işbu kararın davacının anılan hastanede ana dal uzmanlığı kadrosunda doğrudan çalışmaya başlatılabileceği sonucunu doğurmayacağı, davalı idarece başvuru tarihi itibarıyla geçerli olan planlama verilerine göre yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem tesis edilmesi gerektiği de muhakkaktır. Bununla birlikte, dava konusu işlemlere esas teşkil eden 11/08/2022 tarihi itibarıyla geçerli olan planlama verilerini gösteren tabloda, gastroentoroloji alanında Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile kamu ve vakıf üniversitelerinde çalışan hekim sayısının "0" olarak belirtildiği görülmüştür. Vakıf yükseköğretim kurumlarının, kamu tüzel kişiliğine, üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahip oldukları, bu anlamda vakıf üniversitelerine ait sağlık tesislerinde yürütülen sağlık hizmetinin, özel hukuk tüzel kişilerince yürütülen sağlık hizmetinden ayrıldıkları dikkate alındığında, başvuru tarihi olan 04/08/2022 tarihi itibarıyla bu alanda vakıf üniversitelerinde çalışan hekimin bulunması halinde, KDK/18 kararının 1. maddesinin (a) ve (b) bentleri yönünden yapılacak değerlendirmede, bu sayının kamu payına dahil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Ayrıca, başvuru tarihi itibarıyla, özel sağlık tesisinin bulunduğu ilde söz konusu alanda Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile kamu ve vakıf üniversitelerinde çalışan hekimin bulunmaması durumunda, ülke genelinde milyon kişiye düşen uzman tabip sayısı da gözetilerek Yalova ili özelinde ilgili yan dal alanında kaç uzman hekime ihtiyaç olduğunun, bu uzman hekimlerden kaçının kamuda (Sağlık Bakanlığı, kamu ve vakıf üniversiteleri), kaçının özel sağlık tesislerinde çalıştırılabileceğinin ortaya konulması, bu suretle, ildeki sağlık hizmeti sunumunun sürdürülebilirliğinin sağlanması ve yan dal uzman hekimi ihtiyacının karşılanmasına öncelik verilmesi amacıyla özel sağlık tesislerinde çalıştırılabileceği öngörülen sayıda uzman hekimin çalışmasına, kamu payına tekabül eden sayıda hekimin istihdam edilmesi beklenmeksizin izin verilmesi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olacaktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Yalova Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin esasta oy birliğiyle, gerekçede oy çokluğuyla İPTALİNE,2. 27/05/2021 tarihli Sağlık Bakanlığı Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/18) toplantısında alınan Prensip Kararlarının 1. maddesinin iptali istemi yönünden oy çokluğuyla DAVANIN REDDİNE,3. Sonuç itibarıyla dava kısmen iptal, kısmen ret kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin yarısına karşılık gelen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısına karşılık gelen ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,4. Davanın reddedilen kısmına ilişkin olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı Yalova Valiliği vekilinin duruşmaya gelmediği gözetilerek ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin duruşmaya katıldığı gözetilerek duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinden ... TL mahsup edilerek kalan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı Sağlık Bakanlığına verilmesine,5. Kararın iptale ilişkin kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6. Fazladan yatırıldığı anlaşılan ... TL karar harcının ve posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,7. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/11/2025 tarihinde karar verildi.(X)-KARŞI OY : Dava konusu Prensip Kararlarının dayanağı olan -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan- Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 19. maddesinin 2. fıkrasında, "(Değişik ikinci fıkra: RG-25/3/2021-31434) Personelin işten ayrılışları, en geç beş iş günü içinde müdürlüğe bildirilir ve personel çalışma belgesi iptal edilir. İşten ayrılan personelin yerine çalışmaya başlayacak personel için mesul müdür tarafından düzenlenen personel çalışma belgesi en geç beş iş günü içinde müdürlüğe sunulur. İşten ayrılan uzman hekim yerine aynı uzmanlık dalında hekim başlatılabilir, ancak yan dal uzmanlığı bulunanlar Bakanlıkça planlama amacıyla oluşturulan komisyonlardan görüş alınarak ana dalda başlatılabilir." hükmüne; -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan- Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesinin 3. fıkrasında, "(Değişik:RG-12/12/2017-30268) Sağlık kuruluşu kadrosuna, ayrılanın yerine aynı uzmanlık dalında tabip başlatılabilir ancak yan dal uzmanlığı bulunanlar Bakanlığın uygun görüşü ile ana dalda başlatılabilir. Bakanlık yan dal değerlendirmesini her bir yan dal uzmanlık alanında, ülkedeki ve ildeki eğitim kurumlarının tıpta uzmanlık eğitimini sağlayacak şekilde yan dal uzmanı bulunup bulunmadığı çerçevesinde yapar. Başlatılacak personel için mesul müdür tarafından personel çalışma belgesi düzenlenerek müdürlüğe en geç beş iş günü içinde onaylatılır. Ayrılanın yerine başlayış dışındaki her türlü personel başlayışlarında ise, öncelikle mesul müdür tarafından çalışma belgesi düzenlenerek müdürlüğe onaylatılır ve çalışma belgesi onaylandığı tarihten itibaren personel sağlık kuruluşunda çalışabilir." hükmüne yer verilmiştir.Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu; 13. maddesinde de, temel hakların ancak kanunla sınırlandırılacağı hükmü yer almıştır.1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun’un 12. maddesinde, -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle- “Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.(Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:a) Kamu kurum ve kuruluşları.b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir...” hükmü yer almıştır.Mezkur Kanun hükmü uyarınca, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla ve başka bir sınırlama olmadan, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilme hakkına sahip oldukları tartışmasızdır.Dava konusu Prensip Kararlarının dayanağını teşkil eden Yönetmelik kuralları, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin, ayrıca yan dal uzmanlığının da bulunması nedeniyle, sahip olduğu ana uzmanlık dalında çalışma hakkını Bakanlığın uygun görüşünün bulunması şartına bağlayarak 1219 sayılı Kanun'daki sınırlamaların ötesinde engellemekte, yan dal uzmanlığı bulunan tabipleri özel sağlık kuruluşlarında çalışabilme bakımından yan dal uzmanlığı bulunmayan tabiplere göre dezavantajlı konuma getirmektedir. Bu durumda, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin, o uzmanlık dalı içerisinde ayrıca yan dalının da bulunması nedeniyle, sahip olduğu uzmanlık dalında çalışma hakkını ortadan kaldıran anılan düzenlemeler, yasayla tanınmış olan, uzmanlık dalında çalışma özgürlüğünü sona erdirmesi nedeniyle hukuka aykırı olduklarından ve bu şekilde hukuka aykırılığı tespit edilen Yönetmelik maddelerinin iptal edilmemiş olması, (2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca) bu maddelere dayanılarak tesis edilen işlemin iptaline engel olmayacağından, anılan düzenlemelere dayanılarak alınan dava konusu Prensip Kararlarında ve bu kararlara dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle,dava konusu Prensip Kararının 1. maddesi ve bireysel işlemler hukuka uygun bulunmadığından iptallerine karar verilmesi gerektiği oyuyla,Prensip Kararının 1. maddesinde esas yönünden, bireysel işlemlerde gerekçe yönünden Daire kararına katılmıyorum.