Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı: 667 sayılı KHKye dayalı pasaportlara el koyma genelgesinin normlar hiyerarşisi ve seyahat hürriyeti yönünden hukuka uygunluğuna ilişkin Daire kararının temyizi.
Özet: İncelenen karar, olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan ve "FETÖ/PDY terör örgütü şüphelisi/eşi" ibaresiyle pasaportlara el konulmasını öngören 22/08/2016 tarihli genelgenin hukuka uygunluğunu değerlendirmiş olup, Anayasanın 15. ve 91. maddeleri ile 667 ve 673 sayılı KHKlerin olağanüstü dönemlerde seyahat hürriyetine sınırlama getirmesine imkan tanıması nedeniyle, söz konusu genelgenin kendi görev alanına ilişkin kısmını uygulamaya yönelik olarak hukuka aykırılık taşımadığına karar vermiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2024/1786Karar No : 2025/324 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/229, K:2023/6984 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacının Türkiye’ye giriş yaptığı sırada pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/229, K:2023/6984 sayılı kararıyla;Dava konusu Genelge, olağanüstü hâlin geçerli olduğu dönemde ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi çerçevesinde davacı hakkında uygulandığından, Genelge'nin iptali isteminin, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye göre davacının hukuki konumu göz önüne alınarak ve bununla (davacının hukuki statüsü ile olağanüstü hâl dönemi ile) sınırlı olarak incelendiği,Dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihteki hâliyle Anayasa'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verildiği,Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabildikleri, Ancak, bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı,Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu,Emniyet Genel Müdürlüğünün dava konusu 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinin 1. fıkrasına atıf yapılarak, Valiliklerce, pasaport hamillerinin ülkemizden yurt dışına çıkış yapmak istemelerine binaen, ibraz etmiş oldukları pasaportlarının iptal edildiğinin tespit edilmesi ve Pasaport Müracaat Sistemi "Açıklamalar" bölümünde "FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ ŞÜPHELİSİ/EŞİ" ibaresinin görülmesi durumunda pasaportlarına el konulması; Dış Temsilciliklerce, vatandaşlarımızın hamili oldukları pasaportlarına "FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ ŞÜPHELİSİ/EŞİ" kaydı olması nedeniyle "iptal-iptal" veri girişinin yapılması veya sistemde "iptal-iptal" veri girişinin görülmesi hâlinde, pasaportlar üzerinde geçerli/geçersiz vize ikamet ve çalışma izni dahi olsa pasaportuna el konulması yönünde işlem tesis edilmesi gerektiğinin bildirildiği,Öncelikle, her ne kadar Anayasa'nın 23. maddesinde, seyahat hürriyetinin, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin, yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabileceği hükme bağlanmış ise de; söz konusu hükmün olağan dönemlere yönelik genel kural içerdiği, Anayasa'nın 15. ve 91. maddeleri uyarınca olağanüstü dönemlerde çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler ile seyahat hürriyeti de dahil olmak üzere kişi hakları ve ödevlerinin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği gibi bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler de alınabileceğinin açık olduğu, bu itibarla, 667 ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile seyahat özgürlüğüne yönelik olarak getirilen kısıtlamaların, davalı idarece, kendi görev alanına ilişkin kısmının uygulanmasını göstermek amacıyla Genelge düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,Nitekim, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin kanunlaşmış hâli olan 6749 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasına yönelik iptal istemini de içeren dava sonucunda Anayasa Mahkemesince verilen 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararda, anılan fıkranın olağanüstü dönemler bakımından hukuka uygun bulunduğunun açıkça belirtildiği,Bununla birlikte, 22/08/2016 tarihli dava konusu Genelge'nin, 23/07/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinin 1. fıkrasına dayandırıldığı, anılan madde uyarınca milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirileceği, bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportların iptal edileceği kuralının getirildiği,01/09/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine eklenen ikinci fıkra ile ise, birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportların da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebileceğinin kural altına alındığı,Uyuşmazlıkta, davacının eşi hakkında soruşturma yürütüldüğünden bahisle davacının pasaportunun da iptal edildiği, bu işleme gerekçe olarak dava konusu Genelge gösterilmiş ise de, dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihte, pasaport iptali bakımından hakkında soruşturma olan kişilerin eşlerine yönelik bir düzenleme bulunmadığı, bu yöndeki düzenlemenin 01/09/2016 tarihinde getirildiğinin anlaşıldığı,Bu durumda, tesis edildiği tarihte Genelge'nin eşlere yönelik kısmında dayanağı Kanun Hükmünde Kararname hükmüne ve Anayasa'ya uygunluk bulunmadığı,Öte yandan, 6749 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasına yönelik iptal istemini de içeren dava sonucunda Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile anılan fıkranın -olağan dönemler bakımından- iptaline karar verilmiş olduğu, kararın ilgili kısmında,"...72. Dava konusu kural içeriği itibarıyla olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olmasına rağmen olağanüstü hâl süresini aşacak biçimde uygulanmaya imkân vermektedir. Başka bir ifadeyle kural olağanüstü hâl süresiyle sınırlı bir düzenleme öngörmemektedir. Bu durumda kurala ilişkin incelemenin sınırlamaya konu hakkın düzenlendiği Anayasa maddesi başta olmak üzere Anayasa’nın ilgili hükümleri bağlamında yapılması gerekir....75. Anayasa’nın 23. maddesinin beşinci fıkrasında vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararıyla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu kural ise belirli koşullardaki kişilerin haklarında bir suç nedeniyle yapılan soruşturma ya da kovuşturma olmaksızın ve hâkim kararı aranmaksızın pasaportlarının bakanlıkça iptaline karar verilebilmesine imkân sağlamaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa’nın yerleşme ve seyahat özgürlüğüne tanıdığı güvencelerle bağdaşmamaktadır.76. Öte yandan kural olağanüstü dönemde de uygulama alanı bulmuştur. Olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklere Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasına Anayasa belirli koşullarda cevaz vermiştir. Bu nedenle kuralın olağan dönemde seyahat özgürlüğüne aykırı olduğu yönünde yapılan tespit, kuralın olağanüstü dönemle sınırlı uygulamasını kapsamamaktadır.77. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 23. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. ..." gerekçesine yer verildiği gerekçesiyle, Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin "şüphelilerin eşleri" bakımından iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi kapsamında eşinin pasaportunun iptal edilmesi nedeniyle davacının pasaportuna el konulduğu, ayrıca 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 10. maddesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine, ilgili pasaport birimlerine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportların da iptal edileceğine yönelik hüküm eklendiği, Genelge'nin dönemin ihtiyacına yönelik Anayasal düzene ve devletin varlığına gerçekleştirilmek istenen saldırılar nedeniyle terörle mücadele kapsamında alınan tedbirlerden olduğu ve hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,2.Dava konusu Genelge'nin "şüphelilerin eşleri" yönünden yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 16/11/2023 tarih ve E:2023/229, K:2023/6984 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 12/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Davacının Türkiye’ye giriş yaptığı sırada pasaportuna el konulmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin iptali istemiyle açılmıştır.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Temel Haklar ve Ödevler" Başlıklı İkinci Kısmının "Kişinin Hakları ve Ödevleri" başlıklı İkinci Bölümünde yer alan "V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde,"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz." hükmü; dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir." hükmü; "2. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilanı" başlıklı 120. maddesinde, "Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir." hükmü; "3. Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme" başlıklı 121. maddesinde, "Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmi Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. (...) (...)Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir." hükmü; "E. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme" başlıklı 91. maddesinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez." hükmü yer almıştır.Yukarıda yer verilen Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı kararı ile Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 tarihli darbe girişimi üzerine kamu düzeni ve güvenliği açısından hükümete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun 20/07/2016 tarih ve 2016/9064 sayılı kararı ile ülke genelinde olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan OHAL ilanının ardından, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, "Yürütülen soruşturmalarda alınacak tedbirler" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.01/09/2016 tarih ve 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 10. maddesi ile, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine "(2) Birinci fıkraya göre ilgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebilir." şeklinde fıkra eklenmiştir.29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen düzenlemeler de dahil olacak şekilde kanunlaştırılmıştır.Emniyet Genel Müdürlüğünün dava konusu 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi ile, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinin 1. fıkrasına atıf yapılarak, Valiliklerce, pasaport hamillerinin ülkemizden yurt dışına çıkış yapmak istemelerine binaen, ibraz etmiş oldukları pasaportlarının iptal edildiğinin tespit edilmesi ve Pasaport Müracaat Sistemi "Açıklamalar" bölümünde "FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ ŞÜPHELİSİ/EŞİ" ibaresinin görülmesi durumunda pasaportlarına el konulması; Dış Temsilciliklerce, vatandaşlarımızın hamili oldukları pasaportlarına "FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ ŞÜPHELİSİ/EŞİ" kaydı olması nedeniyle "iptal-iptal" veri girişinin yapılması veya sistemde "iptal-iptal" veri girişinin görülmesi hâlinde, pasaportlar üzerinde geçerli/geçersiz vize ikamet ve çalışma izni dahi olsa pasaportuna el konulması yönünde işlem tesis edilmesi gerektiği bildirilmiştir.Uyuşmazlıkta, Almanya’dan Türkiye’ye giriş yaptığı sırada, eşine ait pasaportun 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi kapsamında iptal edilmiş olması nedeniyle davacının pasaportunun da iptal edildiğinin tespit edilmesi üzerine, pasaportuna el konulduğu, bu işlemin dayanağı olan Emniyet Genel Müdürlüğünün 22/08/2016 tarih ve 124420 sayılı Genelgesi’nin iptali istemiyle temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Anayasa'nın 23. maddesinde, herkesin yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğu; seyahat hürriyetinin suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlanabileceği, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabileceği hükme bağlanmış ise de; söz konusu hükmün olağan dönemlere yönelik genel kural içerdiği, Anayasa'nın 15. ve 91. maddeleri uyarınca olağanüstü dönemlerde çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler ile seyahat hürriyeti de dahil olmak üzere kişi hakları ve ödevlerinin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği gibi bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler de alınabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesine, 22/08/2016 tarihli dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihten kısa bir sonra 01/09/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 10. maddesi ile eklenen, pasaport birimine bildirilen Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin eşlerine ait pasaportların da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi halinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebileceğine yönelik kural dikkate alındığında, dava konusu Genelge'nin dayanaksız olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Bu durumda, davalı idarece, olağanüstü hal döneminde seyahat özgürlüğüne yönelik olarak getirilen kısıtlamalardan kendi görev alanı olan pasaport iptaline ilişkin kısmının uygulanmasını göstermek amacıyla düzenlenen Genelge'de olağanüstü hal dönemi bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Nitekim, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin kanunlaşmış hâli olan 6749 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasına yönelik iptal istemini de içeren başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince verilen 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararda, anılan fıkranın olağan dönem bakımından seyahat özgürlüğüne aykırı bulunduğu belirtilmiştir.Bu itibarla, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.