Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, enerji dağıtım lisansı tarife usul ve esaslarının iptali, fazla ödemelerin iadesi ve sayaç okuma bedeline ilişkin yargı kararlarının uygulanması üzerine temyiz incelemesi gerçekleştirdi.
Özet: Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin tarife uygulamalarına ilişkin 2015 tarihli usul ve esasların iptali ile bu kapsamda yapıldığı iddia edilen fazla ödemelerin ticari faiziyle iadesi talebiyle açılan bir davada, önceki bir yargı kararının idarenin sayaç okuma bedelini tüketim miktarına göre değil sabit bir ücret olarak belirlemesi gerektiği yönündeki gerekçesini ve yargı kararlarına uyma yükümlülüğünü dikkate alarak yapılan yargılama sonucunda verilen, elektrik dağıtım tarifelerindeki "sayaç okuma bedeli" uygulamasına ilişkin kararın taraflarca bozulması talep edilmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2753Karar No : 2025/339 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ... Enerji AŞ VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI): ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/01/2024 tarih ve E:2022/512, K:2024/107 sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 31/12/2015 tarih ve 29579 4. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30/12/2015 tarih ve 5999-3 sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın iptali ile söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/01/2024 tarih ve E:2022/512, K:2024/107 sayılı kararıyla; Dairelerinin, davanın reddi yolundaki 19/11/2019 tarih ve E:2016/1450, K:2019/3666 sayılı kararının, sayaç okuma bedeli ile davacının tazmin istemine ilişkin kısımları yönünden bozulması, diğer kısımları yönünden onanmasına dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kısmen bozma kararına uyularak, bozulan kısım hakkında yapılan yargılama sonucunda; Dairelerinin 19/11/2019 tarih ve E:2016/1128, K:2019/3661 sayılı davanın reddi yolundaki kararının, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/12/2021 tarih ve E:2020/2680, K:2021/2939 sayılı kararı ile; "31/12/2015 tarih ve 29579 4. Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 30/12/2015 tarih ve 5999-3 sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar'ın iptali ile söz konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce genel olarak elektrik dağıtım faaliyetlerine ilişkin ayrı bir başlık altında bilgi verildikten sonra 'dağıtım tarifeleri ile teknik ve teknik olmayan kayıp', 'sayaç okuma bedeli', 'dağıtım bedeli', 'çift terimli tarife sınıfı' başlıkları altında hukukî irdeleme yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, 'dağıtım tarifeleri ile teknik ve teknik olmayan kayıp', 'dağıtım bedeli', 'çift terimli tarife sınıfı'na ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Daire kararının 'Sayaç okuma bedeli'ne ilişkin kısmına gelince; Anayasa'nın 138. maddesinde belirtilen yargı kararlarının uygulanması zorunluluğunu, kararların hiç uygulanmamasının önüne geçilmesinden ziyade, tam olarak yerine getirilmesini sağlamaya yönelik bir düzenleme olarak değerlendirmek gerekmektedir. Nitekim, Anayasa hükmünde yer alan kararların 'değiştirilemeyeceği' ifadesi, kararın şeklen değil, içeriğine uygun olarak yerine getirilmesini belirtme amacını taşımaktadır. Bu bağlamda, hukuk devletinde idarenin, yargı kararlarının maksadına uygun şekilde işlem tesis etmesi zorunlu olup, idare, yargı kararlarının gereklerinin, kararın gerekçesine uygun şekilde yerine getirilmesi noktasında 'bağlı yetki' içerisindedir. 4628 sayılı Kanun'un tarifelere ilişkin maddelerinin yürürlükte olduğu dönemde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 875 sayılı kararı ile onaylanan ve 2006-2010 yılları arasını kapsayan 1. Uygulama Dönemi'nde perakende satış hizmeti bedelini kWh bazında belirleyen 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisinin, Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümün (B) bendinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 06/04/2011 tarih ve E:2008/2695, K:2011/1368 sayılı kararıyla, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; kararın davalı idarece temyizi üzerine, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/05/2012 tarih ve E:2011/1901, K:2012/798 sayılı kararıyla, davacı şirketin serbest tüketicilere elektrik satan bir şirket olduğu dikkate alınarak Daire kararının 'serbest tüketiciler' ile sınırlı olarak uygulanmasının gerektiği belirtilerek onanmış; yine 2011-2015 yılları arasını kapsayan 2. Uygulama Dönemi'ne ilişkin olarak alınan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 28/12/2010 tarih ve 2977, 2978, 2979, 2980, 2981, 2982, 2983, 2984, 2985, 2986, 2987, 2988, 2989, 2990, 2991, 2992, 2993, 2994, 2995, 2996, 2997, 2998, 2999 sayılı ve 29/12/2010 tarih ve 3002 sayılı kararları ile Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1., 3., 4. ve 11. maddelerinin ve Elektrik Dağıtım Bölgelerinde Uygulanacak Fiyat Eşitleme Mekanizması Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 7. maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 31/03/2015 tarih ve E:2011/690, K:2015/1261 sayılı kararıyla, yukarıda belirtilen karara ve gerekçeye atıf yapılmak suretiyle Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin perakende satış hizmeti fiyatının 2011-2015 döneminde kWh üzerinden uygulanmaya devam edileceğini düzenleyen 11. maddesinin ve dava konusu kararların bu Yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımlarının serbest tüketiciler yönünden iptaline, diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş; bu kararın taraflarca temyizi üzerine karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07/06/2017 tarih ve E:2015/3403, K:2017/2449 sayılı kararıyla onanmıştır. Bahse konu yargı kararlarında, sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, perakende satış hizmet bedeli adı altında tahsil edilen sayaç okuma hizmetlerine ilişkin giderler nedeniyle ortaya çıkan bedelin serbest tüketicilerden abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceği açık bir şekilde vurgulanmıştır. Bu itibarla, davalı idarece yasal bir dayanağı olmaksızın, bu kararları bertaraf edecek şekilde uygulama yapılmaması ve kararların gerekçesinin yapılacak düzenlemelerde göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; davacının iptalini istediği düzenlemelere ve 2016-2020 yılları arasında uygulanması öngörülen tarife tablolarına bakıldığında; sayaç okumadan kaynaklı hizmet maliyeti ve buna ilişkin bedelin önceki uygulama dönemlerinden farklı olarak dağıtım tarifesi kapsamında değerlendirilmeye başlanıldığı ve serbest tüketicilerden diğer bedellerle birlikte dağıtım bedeli adı altında tahsili yoluna gidildiği görülmekle ve dağıtım bedelinin ne kadarlık kısmının sayaç okumaya ilişkin hizmet maliyetleri ile dağıtıma ilişkin diğer bedellerden oluştuğu ve bunların hangi miktar ve değer üzerinden hesaplandığı anlaşılamamakla birlikte; sayaç okuma bedelinin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyet niteliğinde olmadığı, abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceği yönündeki yargı kararlarına aykırı olarak nispi bir bedel olarak öngörüldüğü ve Dairece, sayaç okuma bedelinin nispi bir bedel olarak faturalara yansıtılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar konuyla ilgili tarife metodolojisi değişmiş ve sayaç okuma bedelinin nispi usûlle belirlenemeyeceğine ilişkin yargı kararları önceki uygulama dönemlerine ilişkin olarak verilmiş olsa da yargı kararıyla ortaya konulan husus, 'sayaç okuma bedeli'nin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek bir maliyet niteliğini taşımadığı, abone başına sabit bir bedel olarak belirlenerek tahsil edilmesi gerektiği ve buna ilişkin bedelin tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak kWh üzerinden belirlenemeyeceğidir. Bu bağlamda, davalı idarece, yasal bir dayanağı olmaksızın, söz konusu yargı kararlarının gerekçeleri göz önünde bulundurulmadan ve bu kararları bertaraf edecek şekilde uygulama yapılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddine yönelik Daire kararının 'sayaç okuma bedeli'ne yönelik kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır. Dairece 'sayaç okuma bedeli'nin sabit bir bedel olarak öngörülmesi gerekliliğine ilişkin yargı kararları göz önünde bulundurulmak suretiyle dava konusu düzenlemeler ve davacının tazmin istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle Daireleri kararının sayaç okuma bedeli ile davacının tazmin istemine ilişkin kısımları yönünden bozulmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğunun kurala bağlandığı, Aktarılan Kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeline ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kararıyla Dairelerinin anılan kararının davacının tazmin istemine ilişkin kısmının da bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Dairelerine gönderilmesine karar verilmesi üzerine Dairelerinin 16/05/2023 tarihli ara kararıyla, "dava dilekçesinde, ... tarih ve ... sayılı fatura tutarının güç aşım bedeli hariç 20.795,83-TL+KDV olduğu, mülga Usul ve Esaslar yürürlükte olsa idi aynı dönem için söz konusu fatura tutarının 3.309,43-TL+KDV olacağı, dolayısıyla dava konusu işlem nedeniyle sadece 2016 yılı Ocak ayı için 17.486,40-TL+KDV fazla ödeme yapıldığı ileri sürüldüğü; bu kapsamda, davacıdan, fazla ödeme yapıldığı belirtilen fatura tutarı içerisinde sayaç okuma bedeli olup olmadığının açıklanmasının istenilmesine; davalı idareden de, dava dilekçesinin ekinde yer alan ... tarih ve ... sayılı fatura örneğinde sayaç okuma bedelinin nispi veya maktu alınmasına göre ne kadar olacağına ilişkin yapılacak hesaplamaya ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi"ne karar verildiği, Anılan ara kararına istinaden davacı tarafından verilen 22/06/2023 tarihli cevabî yazıda, söz konusu döneme ilişkin faturada sayaç okuma bedelinin bulunmadığı; davalı idare tarafından verilen 22/06/2023 tarihli cevabî yazı ve eklerinde ise, 3. Uygulama Dönemi'ne ilişkin olarak dağıtım şirketlerinin tüm işletme gideri unsurlarından sayaç okumaya ilişkin her bir kısmın ayrıştırmasının işbu ara kararına cevap verme süresi içinde yapılamadığı, uygulama dönemi bazında dağıtım şirketleri için onaylanacak gelir gereksinimi hesaplanırken bu şirketlerin işletme giderlerinin analizi/maliyet hesaplamaların yaklaşık bir 1 yılda tamamlanabildiği, sayaç okuma bedelinin 01/01/2012-31/12/2015 tarihleri arasında maktu olarak onaylandığı, sayaç okuma bedeline özgü ayrı bir gelir tavanının onaylandığı dönemde bu bedele ilişkin ayrı bir hesaplama yapılabildiği, 01/01/2016 tarihi ve sonrasında arıza, bakım, onarım, çağrı merkezi, teknik ve teknik olmayan kayıplar, ödeme bildirimi bırakma, ihbar bırakma, yatırım kapsamında olan hat, trafo gibi dağıtım şebekesi unsurlarının tesis edilmesi, sayaç okuma gibi dağıtım faaliyeti ile ilgili işlemlerin tamamının bir bütün olarak dağıtım maliyetini ve neticede dağıtım gelir tavanını oluşturduğu, dağıtılacak enerjinin de etkisi ile dağıtım birim bedellerinin hesaplandığı, bu kapsamda 2016 yılının ilk çeyreği için orta gerilim seviyesinden bağlı üreticilere uygulanması gereken dağıtım bedelinin 1,2922 kr/kWh olarak onaylandığı, öte yandan davacının sayaç okuma bedeli kaynaklı tazmin talebinin bulunmadığının beyan edildiği, Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava konusu Usul ve Esaslar'ın yürürlüğe girmesiyle dağıtım sistemi bedellerinde artış yapıldığı, mülga Usul ve Esaslar yürürlükte olsa idi aynı dönem için daha az ödeme yapılacağı, bu kapsamda dava konusu Usul ve Esaslar uyarınca yapıldığı ileri sürülen fazla ödemelerin ödeme tarihinden itibaren ticarî faiziyle birlikte iadesine, dava tarihi itibarıyla uğranıldığı ileri sürülen 20.633,96-TL zararın ticarî avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Bu kapsamda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/12/2021 tarih ve E:2020/3028, K:2021/2944 sayılı kararıyla, Dairelerinin davanın reddi yolundaki anılan kararının dava konusu Usul ve Esaslar'ın "dağıtım tarifeleri ile teknik ve teknik olmayan kayıp", "dağıtım bedeli" ile "çift terimli tarife sınıfı"na ilişkin kısmının onanarak kesinleştiği, her ne kadar Dairelerince dava konusu Usul ve Esaslar'ın "sayaç okuma bedeli"ne ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Dairelerinin 16/05/2023 tarihli ara kararına istinaden davacı tarafından verilen cevapta, fazla ödeme yapıldığı belirtilen döneme ilişkin faturada sayaç okuma bedelinin bulunmadığının beyan edildiği, bu itibarla, davacının sayaç okuma bedelinden kaynaklı herhangi bir zararının bulunmadığı, fazla yapıldığı iddia edilen ödemelerin ise Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeli dışında hukuka uygun bulunan diğer kısımları uyarınca yapıldığı ve davalı idarenin kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davacının tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen reddine, dava konusu Usul ve Esaslar'ın sayaç okuma bedeli yönünden iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın bilirkişi incelemesine başvurulmaması sebebiyle eksik inceleme niteliği taşıdığı belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.Davalı idare tarafından, sayaç okuma bedelinin sabit bir bedel olarak belirlenmesi yönünde mevzuatta bir hüküm bulunmadığı, sayaç okuma bedelleri açısından yapılan değişikliğin tüm ücret kalemleri ile birlikte değerlendirildiğinde zorunluluk arz ettiği, yapılan düzenlemenin objektif olduğu ve tarife metodolijisine uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmet iptal yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 12/01/2024 tarih ve E:2022/512, K:2024/107 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 13/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.