Mimari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve itirazın iptali davasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesiyle icra inkar tazminatı talebi.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacının davalıya mimari hizmet verdiği, davalının ise hizmet bedelini ödemediği ve icra takibine itiraz ettiği tespit edilmiştir; yazılı sözleşme olmamasına ve tarafların anlaşılan bedeli ispatlayamamasına rağmen, yerel mahkeme mimari projenin çizildiğini ve davalının ödeme ispatlayamadığını dikkate alarak, bilirkişi tarafından belirlenen asgari ücret tarifesi üzerinden davacının alacağına hükmetmiş ve icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/285 KARAR NO:2026/808TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:23/11/2021NUMARASI:2020/310 Esas, 2021/907 KararDAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:16/06/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya mimari hizmet verildiğini,davalının aldığı hizmetin bedelini yapı ruhsatının alındığı tarihte ödemediğini, referans kişi faktörü de dikkate alınarak taraflar arasında sözleşme yapılmadığını, ödeme yapılamadığı için İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını , davalının itirazı sonucunda takibin durdurulduğunu iddia ederek borçlunun adına kayıtlı Kırklareli'ndeki hisseli taşınmaza tedbir konulmasını,itirazın iptalini ve takibin devamını,davalının %40'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını,referanstan dolayı ... asgari fiyatının altında bir rakam üzerinde anlaşıldığını , iki proje için toplam 7.500,00 TL.'ye anlaştıklarını , müvekkilinin ödemeleri elden teslim ettiğini , bunun ispatının da davacının çizdiği projelere imza atarak verdiğini, aynı konu ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2019/705 Esas sayılı dosyasında davanın derdest olduğunu belirterek tedbir talebinin reddini ve derdestlik nedeni ile davanın reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretini karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; Uyuşmazlığın çıktığı tarihte yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesinin unsurları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre bir eser meydana getirme, eser ve iş bedelidir. Satım akdinin unsurları da satılan mal, satış bedeli ve tarafların anlaşmasıdır. Eser sözleşmesinde yüklenici faaliyette bulunmak suretiyle bir sonucu gerçekleştirmektedir. Meydana getirme (imal) unsuru eser sözleşmesi ile satış sözleşmesi arasındaki en önemli farktır. Satış sözleşmesinde satıcı sözleşmenin yapıldığı sırada hazır olan bir şeyi, eser sözleşmesinde ise yüklenici iş sahibinin siparişi üzerine kendisinin meydana getirdiği şeyi bir bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.04.1978 gün ve E:3, K:4 sayılı ilâmında satış ve eser sözleşmeleri arasındaki ayırt edici unsurun imal (meydana getirme) olgusu olduğu vurgulanmıştır. Eldeki davada davacı tarafından davalıya mimari proje çizildiği her iki tarafın da kabulünde olup bu hususta bir ihtilaf bulunmamaktadır, meydana getirilen eser için ödenmesi gereken ücret hususunda ihtilaf bulunmaktadır, uyuşmazlığa yukarıda bahsedildiği üzere eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi imzalanmadığından tarafların anlaştığı bedel dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Davalı taraf davacı ile yasal ücret tarifesinin altında bedel ile anlaştıklarını ve bu bedelin elden davacıya ödendiğini iddia etmiş ise de davalı taraf tarife altında anlaşmaya ve elden ödemeye ilişkin delil sunmamıştır. Davacı taraf da tarife üzerinde bir rakamda anlaştıklarına ilişkin bir delil sunamamıştır. Taraflar mimari projenin çizildiğini kabul ettiklerine ve davalının da ödemeyi ispat edemediğine göre davacının çizdiği projeye karşılık asgari ücret tarifisi üzerinden ücrete hak kazanacağından tarife üzerinden bilirkişi tarafından hesaplanan bedel dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü ile Davalının İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, alacağın yargılamayı gerektirmesi sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında sözleşme ve makbuz bulunmadığını, yüksek mahkemeniz takdir eder ki mezkur dava 6100 sayılı HMK'nın 200 . maddesi gereği belge ile ispata tabi olduğunu, ancak yapılan üç ayrı bilirkişi incelemesinde taraflar arasında sözleşme ve makbuz olmadığı tespit edildiğini, müvekkilimin ticari ilişkiyi ikrarı 7500 TL ile sınırlı olduğunu, sayın mahkemeniz takdir eder ki dava içeriğine bakıldığında müvekkilim davacı ile 7.500 TL iş yaptığını ve bu miktarı davacıya ödediğini belirttiğini, ödeme olmadan belgeler davacı tarafından belediyeye imzalanıp teslim edilemeyeceğini, belgelerin belediyeye teslimi ödeme karinesini içerdiğini, aksi düşünülse bile müvekkilimin ikrar ettiği ticari ilişki miktarının 7.500 TL olduğunu, yerel mahkeme devletin belirlediği kanuni asgari ücret tarifesini değil mimarlar odasının tavsiğe niteliğinde ki ücret tarifesini dikkate aldığını, yüksek mahkemenin takdir edeceği üzere taraflar arasında ki uyuşmazlıkta (davayı kabul manasına gelmemek şartı ile bir an için aksi düşünülecek olsa dahi) devletin kanun ve yönetmelik ile belirlediği asgari ücret tarifesi dikkate alınması gerekirken mimarlar odasının tavsiğe niteliğinde ki ücret tarifesinin dikkate alınması hukuka aykırı olduğunu, zaten bilirkişi raporunda da mimarlar odasının belirlediği ücretin pazarlığa tabi olduğunu belirtiğini, açıklanan ve resen dikkate alınacak husulardan dolayı İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/310 E ve 2021/907 K sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, davacının davalı adına ... ve ... Apartmanına ilişkin mimari proje müellifliği hizmetlerini yerine getirdiğini, yapı ruhsatlarının alınmasını sağladığını, kararlaştırılan mimari hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, davacı ile ... proje ve görsel çizimi için 4.500,00 TL, ... proje çizimi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 7.500,00 TL bedel üzerinden anlaşıldığını ve bu bedelin ödendiğini, aynı konuda daha önce açılmış dava nedeniyle derdestlik bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davacının dava konusu mimari projeleri hazırladığı, taraflar arasında kararlaştırılan bedelin ispat edilemediği, davalının ödeme savunmasını kanıtlayamadığı, davacının hazırladığı projeler karşılığında asgari ücret tarifesi kapsamında ücret talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, davacı ve davalıya ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu alacak ve davalının ileri sürdüğü ödeme savunmasını doğrulayan serbest meslek makbuzu, ödeme belgesi veya ticari kayıt bulunmadığı, dava konusu projelerde davacının mimari proje müellifi olarak yer aldığı ve davacının talep ettiği proje hizmet bedellerinin ... asgari ücret tarifesi ile piyasa koşullarına uygun olduğu değerlendirilmiştir.Davalının taraflar arasında yazılı sözleşme ve serbest meslek makbuzu bulunmadığı, ilişkinin en fazla 7.500,00 TL ile sınırlı olduğu ve ödendiği, belediyeye sunulan projelerin ödeme yapıldığını gösterdiği, ... ücret tarifesinin esas alınamayacağı yönündeki istinaf sebeplerinin, davacının dava konusu projelerin mimari müellifi olduğunun sabit bulunması, davalının iddia ettiği ödeme ve ücret anlaşmasını usulüne uygun delillerle ispatlayamaması, taraflar arasında kararlaştırılan bedelin belirlenememesi karşısında mahkemece bilirkişi raporları doğrultusunda davacının talep ettiği bedel üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/11/2021 tarih ve 2020/310 Esas, 2021/907 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.885,44 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 725,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.160,44 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.