İşçinin 10.12.2000-05.01.2013 tarihleri arasında sigortasız çalıştığı iddiasıyla açtığı hizmet tespiti davasında ilk derece ve istinaf mahkemelerinin ret kararı sonrası temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, davalı şirkette 10.12.2000-05.01.2013 tarihleri arasında sigortasız çalıştığını iddia ederek bu dönemin tespitini talep etmiş, davalı ise iddiaları reddedip davanın hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının ancak 05.01.2013 tarihinde işe başladığını ve öncesinde fiili bir çalışmasının olmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacı vekili bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1036 E., 2025/1233 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bilecik 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : 2021/571 E., 2022/558 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Şirkete ait iş yerinde 10.12.2000 tarihinden 05.01.2013 tarihine kadar sigortasız olarak çalıştığını, belirtilen tarihlerde aynı Şirkette çalışan eşi ... ile birlikte fabrika binasının bulunduğu yere taşındığını, müvekkilinin ilkokul mezunu olduğunu, 10.12.2000 tarihinden itibaren aralıksız olarak davalı iş yerinde aşçı yardımcısı, temizlik elemanı, çamaşırhane sorumlusu ve çamaşırcı olarak 05.01.2013 tarihine kadar sigortasız çalıştığını, ancak 05.01.2013 tarihi itibariyle sigortalı girişinin yapıldığını, söz konusu çalışmaları sırasında işveren tarafından müvekkilinin sigortasının hiç bildirilmediğini ve bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olup emeklilik işlemlerinin gecikmesine sebep olduğunu belirterek, müvekkilinin 10.12.20 00... .01.2013 tarihleri arasında bilfiil davalı Şirkette çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava dilekçesinin tüm gerçekleri ters yüz eden taleplerle dolu olduğunu, davacının eşinin müvekkili Şirkette 15.01.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, söz konusu tarihten önce çalışmasının bulunmadığını, davacının eşi ...'ın şerik sanıklarla birlikte Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/488 Esas sayılı dosyasında yargılandığını, müvekkili Şirket ile davacı ve eşi arasında davacının eşinin kusurundan ve haksız fiil iddiasından kaynaklanan kabul edilemez nitelikte davacı eşine atılı eylem nedeniyle husumet bulunduğunu, müvekkili Şirketin iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayında, davacının eşi ve diğer şeriklerin şüpheli sıfatı ile haklarında soruşturma yürütüldüğünün ve tutuklama tedbirine başvurulduğunun belgelerle sabit olduğunu, 05-07.11.2015 tarihlerinde işe gelmemesi üzerine hakkında tutanaklar tutularak 09.03.2015 tarihinde Bilecik Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarı ile 05.01.2013 tarihi itibariyle davacının iş akdine son verildiğini, davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili Şirketin ulusal çapta büyümesi ile birlikte 2013 yılında büyümeye bağlı yüksek miktarda işçi alımına başladığını, davacının eşinin de uzun süredir müvekkili Şirkette çalıştığını, müvekkili Şirketin davacının eşine olan güveni ve bu güvene bağlı fabrikada lojman tahsisi karşısında, davacı ve eşinin artan geçim ihtiyaçlarını temin bakımından eşinin tavassutu ile davacının müvekkili Şirkette 05.01.2013 tarihinde işe başladığını, müvekkili Şirkette bulunan tek lojmanın davacının eşine tahsis edildiğini, davacının müvekkili Şirkette eylemli, bağımlı, devamlı ve ücret karşılığı herhangi bir çalışmasının olmadığını, davacının ne bir aşçı yardımcılığı, ne bir temizlik elemanı ne de çamaşırhane sorumlusu olarak çalışmadığını ve dava dilekçesinde belirtilen iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanında açılıp açılmadığının incelenerek açılmamış ise hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının, davalı Şirkette 05.01.2013 tarihinde işe başladığını, hizmet tespit davalarında ...'nın davada feri müdahil konumunda bulunduğunu, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepli işveren aleyhine açılan davalarda davanın kurumlarına re'sen ihbar edildiğini, ihbar üzerine davaya, davalı yanında feri müdahil olarak katılma durumları olduğundan, kurum olarak davada sıfatlarının fer'i müdahillik olup davada hasım olarak gösterilmelerinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, davalı ... Et ve Et Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. işyerinde 10.12.2000 tarihinden 05.01.2013 tarihine kadar sigortasız olarak çalıştığını, işveren tarafından elden ücret ödemesine dair yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeler ile tanık beyanları ve dosya kapsamındaki diğer delillerimiz ile sübut bulduğunu, Mahkemece yanılgılı teşhis ve değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesinin ve akabinde de İstinaf Mahkemesince istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya ve dahi yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu beyan ederek temyiz yasa yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.