Danıştay 8. Daire, okulda öğrenci şiddeti sonucu sağ kulakta işitme kaybı iddiasıyla açılan maddi-manevi tazminat davasında, illiyet bağı, kusursuz sorumluluk ve tazminat miktarı hakkındaki bölge idare mahkemesi kararının karşılıklı temyizini değerlendiriyor.
Özet: Okulda bir öğrencinin maruz kaldığı şiddet eylemi sonucu meydana geldiği iddia edilen kalıcı işitme kaybı nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararını kaldıran bölge idare mahkemesi, her ne kadar işitme kaybının olaydan önce de var olduğunu ve mevcut durumla doğrudan illiyet bağının kurulamadığını tespit etse de, davalı idarenin kusursuz sorumluluğu kapsamında, davacı çocuğun ve ailesinin olay nedeniyle yaşadığı elem ve üzüntüyü dikkate alarak toplam 175.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiş; maddi tazminat taleplerini ise reddetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2024/771Karar No : 2025/5778 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ...Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACILAR) ...'a velayeten Kendi adlarına asaleten I- ... II- ... VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... İlköğretim Okulu'nda öğrenci olan çocukları ...'a 18/12/2018 tarihinde başka bir öğrenci tarafından uygulanan şiddet eylemi nedeniyle sağ kulağının duyma yetisini tamamen kaybettiğinden bahisle uğranılan zararlara karşılık olarak ... için şimdilik 10.000,00-TL maddi ve davacılardan anne... ve baba ... için ayrı ayrı 300.000,00-TL ve ... için 500.000,00-TL olmak üzere toplamda 1.100.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizli ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Adli Tıp Kurumu raporu, dosya içeriğindeki diğer bilgi ve belgeler ile okulda gerçekleşen darp olayının sonuçlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacı küçüğün sağ kulağındaki işitme kaybının olaydan önce de var olduğu, mevcut işitme kaybı ile okulda yaşanan hadise arasında illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıyla davacılar yönünden küçüğün duyma yetisinin okuldaki yaralanmadan kaynaklı şekilde kaybedildiğinden bahisle ortaya çıkan maddi ve manevi bir zarardan bahsedilemeyeceği, olayda davalı idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazmininden sorumlu olduğu bir zararın bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacıların, ...'ın eğitim gördüğü ... İlkokulunda iken 18/12/2018 tarihinde M.Ç. isimli başka bir öğrenci tarafından kulağına yumruk atılması sebebiyle oluşan, davalı idarenin yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen özel ve olağan dışı zararlarının, kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmin edilmesi gerektiği, dosyada mevcut ... tarih ve ... sayılı Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunda, davacı ...'ta olay öncesine ait bünyesel kronik adeviz otisis madiaya bağlı işitme kaybı olduğu, mevcut işitme kaybı ile okulda yaşanan dava konusu darp olayı arasında illiyet bağı olmadığı belirtilmiş ise de, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisinden alınan rapor ile yine aynı hastanenin Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Servisince düzenlenen epikrizde yer verilen hususlar karşısında dava konusu darp olayının, sağ kulakta hiperemi ve ödeme sebebiyet verecek derecede davacıların çocukları ...'da mevcut kronik kulak rahatsızlığı şikayetlerini arttırdığının görüldüğü ancak Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun ilgili raporunda, davacının her iki kulağında mevcut işitme kaybının maluliyet verilen değerin altında olduğu, sürekli maluliyet oranının yüzde sıfır olduğu, bir başkasının bakımına muhtaç durumda olmadığı tespitlerine yer verildiğinden, davacı küçük ...'ın olay nedeniyle herhangi bir maddi zarara uğradığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılmakla maddi tazminat istemlerinin reddine, dava konusu olay nedeniyle davacıların uğradıkları manevi zararların yaşadıkları elem ve üzüntü ölçüsünde davalı idarece tazmin edilmesi gerektiğinden, davacıların uğradığı manevi zararlara karşılık takdiren davacı küçük ... için 75.000,00-TL, diğer davacılar baba ... için 50.000,00-TL, anne ... için 50.000,00-TL olmak üzere toplamda 175.000,00-TL manevi tazminatının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacıların iddiaları : Yaşanan olay sebebiyle çocukları ...'ın duyma yetisini tamamen kaybettiği, duyma yetisinin kaybedilmesinin okulda gerçekleşen olay ile doğrudan bağlantısı olduğu, dolayısıyla talepleri doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, çocuklarının tedavisinin devam ettiği, uzun ve ağır süren tedaviler ve duyma yetisinin tamamen kaybedilmesi sebebiyle psikolojik tramvalar yaşadığı, okula gitmek istemediği, arkadaşları tarafından alay konusu olduğu, tüm bu yaşananlar sebebiyle anne ve baba olarak kendilerinin de psikolojik olarak etkilendikleri, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile maddi zararlarının ortaya çıkarılması ve olayın ağırlığı göz önüne alınarak manevi tazminatın hakkaniyete uygun bir oranda belirlenmesi için istinaf kararının bozulması istenilmektedir. Davalı idarenin iddaları: Tazminata konu olay sebebiyle oluşan zarar ile idare arasında illiyet bağının olmadığı, olayın idare dışında üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirildiği, davacıların oluşan zararlarının eylemi gerçekleştiren çocuğun velisinden talep edilmesi gerektiği, zararın idarenin işlem ve eyleminden kaynaklanmadığı belirtilerek istinaf kararının manevi tazminata ilişkin kabul kısmının bozulması istenilmektedir.TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz istemlerinin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, 17/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY :(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir.Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.