Doğalgaz tesisatı sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen bonoların icra takibine konulması üzerine açılan borçlu olunmadığının tespiti davasında, davalının ikrarı ile senetlerin teminat niteliğinin kesinleşmesi ve esastan inceleme zorunluluğu.
Özet: Bu hukuki metin, doğalgaz tesisat işi karşılığında bir daire vaadiyle başlayan ve teminat amaçlı verilen bonoların icraya konulmasıyla ortaya çıkan bir uyuşmazlığı konu almaktadır; davacının borçlu olmadığının tespiti talebine karşılık, yerel mahkemenin davayı reddetmesi üzerine Yargıtay, davalının ceza mahkemesindeki ifadesinde bonoların sözleşmenin teminatı olarak verildiğini ikrar ettiğini belirterek, bu ikrarın kesin delil teşkil etmesi sebebiyle ilk derece mahkemesinin işin esasına girerek yüklenicinin sözleşme konusu işi tamamlayıp tamamlamadığını araştırması ve bu doğrultuda yeni bir karar vermesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
6. Hukuk Dairesi         2025/2379 E.  ,  2026/1993 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2017/342 E., 2024/519 K.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2008 yılı başlarında, davalı ... ile davacılardan ... arasında o tarihte inşaat halinde bulunan 95 dairelik .... Bloklarına doğalgaz tesisatı döşenmesi konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre davacı ...'nun doğalgaz tesisat döşeme işinin montaj işçiliğini yapacağını, karşılığında da 9374 parselde kayıtlı 1. kat ve 2 numaralı apartman dairesini alacağını, davacılardan ...'nun sözleşme konusu işleri yaptığını, karşılığında bahsi geçen apartman dairesini vekaleten satarak bedelini, işçiliğinin kısmi karşılığı olarak aldığını, bakiye yönünden alacak hakkı sürdüğünü, davalı ...'a işin teminat altına alınması bakımından 150.000,00 TL bedelli ve kefilli bono verildiğini, taraflar arasındaki ilişki bittiğinde davalının bonoları iade etmediğini, davalı ...'un bonoları takibe koyduğunu, icra takibine karşı dava açılamadığından takibin kesinleştiğini, Gaziosmanpaşa 5. İcra Dairesi'nin dosyasından, ... adına 4167 parselde kayıtlı taşınmazın, alacağına mahsuben ...'a ihale edildiğini, bu ihaleye karşı Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/245 Esas sayılı ihalenin feshi davası açıldığını, icra takibinde takip alacaklısı ... olarak görünmekte ise de, esasında yapılan ciroların gerçek muhatabının dava dışı ... olduğunu, ev hanımı olan ...'un mezkur bonoların bedelini ödeyecek ekonomik imkânının bulunmadığını belirterek, davacıların borçlu olmadığının tespitine, dava konusu takip ve dayanak senetlerin iptaline, her iki davalı yönünden %40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin, yapıldığını ve bakiye alacak hakkı olduğunu söylediği bitmiş işleri kanıtlamakla mükellef olduğunu, davacı borçluların neden 5 yıl beklediklerini açıklamadıklarını, davacıların kötüniyetli olduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.12.2013 tarih ve 2013/316 Esas, 2013/628 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 27.12.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 12.01.2017 tarih ve 2016/3615 Esas, 2017/130 Karar sayılı kararı ile,"... İcra takibine konu olan bonolarda bedel kaydı "nakden" olarak gösterilmiştir. Davalı iş sahibi ... savcılık ifadesinde davacılara sattığı daire karşılığında bonoların alındığını ve bedelin ödenmediğini kabul ederek bonolardaki bedel kaydını "talil" etmiş olup, bu halde bonoları, davalılara sattığı daire karşılığı (malen) aldığını ispat külfeti kendisine düşmektedir. Ne var ki, davalı iş sahibi ..., İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/176 Esas sayılı dosyasında, tehdit suçundan açılan davada, 19.04.2012 tarihinde katılan olarak verdiği beyanında "sanık (davacılardan ...) benim inşaatın doğalgaz işlerini yapacaktı, onun karşılığında da kendisine bir daire verdim ve tapusunu devrettim, o da malzemeciye bu daireyi devretmiş, sanık tapuda dairenin devrini aldıktan sonra 5.000,00-10.000,00 TL'lik iş yaptı, 150.000,00 TL'lik iş yapacaktı, işi yarım bırakıp gitti. Babasından kefalet alarak daha doğrusu sanıktan aldığım senedin altına kefil olarak babasının da imzasını alarak, aldığım senedi icraya koydum, babasının dairesini haczedip icra yoluyla sattım. Bunun üzerine sanık benim cep telefonuma -bu işin sonu kanlı bitecek- şeklinde mesaj attı" ifadesinde bulunmuştur. Davalı ... ceza mahkemesindeki bu beyanı ile, bonoların sözleşmenin teminatı olarak davacılar tarafından verildiğini kabul etmiş olup, bu beyan 6100 sayılı HMK'nın 188/I maddesi uyarınca mahkeme için ikrar niteliğindedir. İkrar, ikrar eden aleyhine kesin delil teşkil eder ve dolayısıyla ikrar olunan hususlar yanlar arasında çekişmeli sayılmaz. Bu durumda, diğer davalı yetkili hamil ... vekilinin cevap dilekçesinin 2. sayfasının 3. maddesinde yazılı "sözkonusu iş yapılmamış ve karşılığında müvekkillerinin kendilerine devrettiği taşınmaz karşılığında alınan senetler takibe konu edilmiştir" beyanı ve dosya kapsamı dikkate alındığında, dava konusu her üç bononun da sözleşme konusu işin teminatı olarak verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece işin esası incelenerek gerekirse mahallinde konusunda uzman teknik bilirkişi marifetiyle keşif de yapılarak yüklenicinin sözleşme konusu işi tamamlayıp tamamlamadığı, takip dayanağı bonoların teminat vasfının halen devam edip etmediği konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, davacılar tarafından bonoların teminat olarak verildiği anlaşıldığı halde, ispat külfeti kendilerine düşmeyen davacılara yemin teklif hakkı hatırlatılıp kullandırılmak suretiyle hukuki sonuç doğurmayan yemin deliline dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır" gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sözleşme kapsamında yapılan işlerin toplam bedelinin 32.700,00 TL olduğu, davacı ... ve kefili ... tarafından da icra takibine konu 15.12.2008, 15.01.20 09... .02.2009 tarihli 50.000,00'er TL bedelli toplam 150.000,00 TL tutarlı üç adet bononun tanzim edilerek, davalı ...'a teminat senedi olarak verildiği, davacılar tarafından, davalı yana verilen 150.000,00 TL tutarlı senetlerin teminat senedi olduğunda ihtilaf olmadığı, davacı yanca söz konusu işin tamamlanmadığı, işin bedelinin 120.000,00 TL karşılığında peşin olarak daire şeklinde ödenmesi nedeni ile davalı yanca yapılmayan işlerin peşin ödenen kısmının tahsili amacı ile davalı yanca senetlerin icraya konulduğu, davacının 85.100,00 TL eksik iş yaptığı, dolayısı ile davalı yanın talep edebileceği tutarın da 85.100,00 TL olabileceği, davalı yanca senet bedeli üzerinden 64.900,00 TL fazladan icra takibi başlatıldığı, menfi tespite konu alacağın da 64.900,00 TL olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacıların İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesi'nin 2010/21268 Esas sayılı icra takip dosyasından takibe konu bonolardan 64.900,00 TL borçlu olunmadığının tespiti ile takibin 85.100,00 TL asıl alacak, 28.932,19 TL işlemiş faiz, 255,30 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 114.287,49 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a.Davacı ...'nun doğalgaz tesisatı ile ilgili yaptığı bir iş olmadığını, davacılar fatura, evrak, malzeme, sigorta, vergi kaydı vb. işle ilgili hiçbir doküman bildirmedikleri halde, bilirkişilerce, 6 blok 78 dairelik inşaatta, ne zaman çekildiği belli olmayan fotoğraflarla ve bilgi ve görgüsü olmayan tanık ifadeleriyle davacıların iş yaptıklarının kabul edilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu,
b.Sözleşmedeki daire bedeli karşılığı alınan bonoların, işin yapılmaması durumunda, davalının, dairesinin karşılanması için alınmış olduğunu, dairenin 120.000,00 TL miktarı için alınan bedel olmadığını, davalının iş yapılmadığından aynı daireyi aynı fiyata alamadığını, dolayısıyla fazla alınan bir bono bedelinin söz konusu olmadığını,
c.Davacıların sözleşme kapsamında yaptıkları bir iş olmadığından, bilirkişilerce tespit edilen 34.900,00 TL'lik işin, 150.000,00 TL'lik asıl alacak üzerinden değil de 120.000,00 TL üzerinden hesaplama yapılmasının, takibe konu bedelin 64.900,00 TL'sinden borçlu olmadıklarına şeklindeki hükmün kabulünün mümkün olmadığını beyan etmektedir.
2.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
a.Kararın gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olduğunu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını,
b.Ümraniye 1. İcra Dairesi'nin 2010/21268 Esas sayılı dosyası üzerinden talimatla yapılan satış sonucunda davalı - alacaklılar tarafından yapılan tahsilatın hükümde değerlendirilmediğini,
c.Dava dilekçesinde, taraflar arasında 95 dairelik ...Hayat bloklarına doğalgaz tesisatı döşenmesi konusunda bir sözleşme yapıldığı ifade edilmesine rağmen, bilirkişi raporlarında 78 adet daire açısından hesaplama yapıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, eser sözleşmesi ilişkisi nedeniyle teminat olarak verildiği iddia edilen ve Ümraniye 1. İcra Dairesi'nin 2010/21268 Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak alınan bonolardan dolayı borçlu bulunmadığının tesibiti, bonoların iptâli ve kötüniyet tazminatı istemlerine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 12.01.2017 tarihli bozma ilamında, dava konusu her üç bononun da sözleşme konusu işin teminatı olarak verildiği belirtildikten sonra, "mahkemece işin esası incelenerek gerekirse mahallinde konusunda uzman teknik bilirkişi marifetiyle keşif de yapılarak yüklenicinin sözleşme konusu işi tamamlayıp tamamlamadığı, takip dayanağı bonoların teminat vasfının halen devam edip etmediği konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir. Görüldüğü gibi Dairemizin (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin) bozma ilamında mahkemece yapılacak iş açıkça gösterilmiştir. Mahkemece bozma ilâmına uyulmuştur. Bozma ilâmına uyulduğuna göre 09.05.19 60... /9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için usulü kazanılmış hak oluşturacağından mahkemece hükmüne uyulan bozma ilâmı uyarınca inceleme yapılması ve hüküm kurulması zorunlu hale gelmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, davalı ... tarafından icra takibine konu edilen bonoların toplam bedeli 150.000,00 TL'dir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı yükleniciler tarafından yapılan işin bedeli 32.700,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bonoların toplam bedeli olan 150.000,00 TL'den yapılan iş bedeli 32.700,00 TL düşüldüğünde bulunan, 117.300,00 TL yönünden bonoların teminat vasfının devam ettiği görülmektedir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bonoların toplam tutarı dikkate alınarak teminat vasfının devam edip etmediğinin belirlenmesi gerekirken, sözleşme bedelinin dikkate alınması ve bu bedel üzerinden hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Davalı ... tarafından yapılan icra takibinde, davacı yüklenicilerden ... adına kayıtlı 4167 parsel sayılı taşınmazın 3/4 hissesinin açık artırma sonucunda 88.000,00 TL bedelle satıldığı ve davalı tarafından anılan miktarın tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 117.300,00 TL'den, icra takibi sırasında davalının talebi üzerine satılan, davacıya ait taşınmaz bedeli mahsup edilmeli, İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davasının istirdada dönüştüğü dikkate alınmalı, yine takip dosyasındaki davacı ...'ya ait taşınmazın satış tarihi de dikkate alınarak faiz hesabı yapılmalıdır.
Tüm bu açıklamalar ve hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin bozma ilamı uyarınca, hükme esas raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan, gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınarak davacı yüklenicilerin sözleşme konusu işin teminatı olarak verdikleri bonolardan dolayı borçlu olup olmadıklarının tespiti (yargılama sırasında menfi tespit davası istirdat davasına dönüşmüş olmakla talep edebilecekleri bir alacak bulunup bulunmadığının ve varsa miktarının belirlenmesi) ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Mahkeme kararının taraflar yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.