İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, trafik kazası kaynaklı maddi tazminat davasında yabancı plakalı aracın Alman rayiçlerine göre zararlarının ve euro cinsinden tazminat talebinin incelenmesine dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 19 Ağustos 2021de meydana gelen bir trafik kazası sonucu Alman plakalı aracında maddi hasar oluşan davacının, tamir masrafları, değer kaybı, ekspertiz ve tercüme ücretleri ile mahrumiyet bedeli dahil toplamda 8.000 Euroyu aşkın tazminat talebini içeren bir davanın istinaf incelemesini konu almaktadır; davacı bu bedellerin sürücü, araç sahibi ve temerrüde düştüğü iddia edilen sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ederken, davalılar yetki itirazında bulunarak, husumetin sigorta şirketlerine yönlendirilmesi gerektiğini ve kaza sonrası iddiaların geçerliliğini sorgulamaktadır.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1717 KARAR NO : 2026/895T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 31/05/2022 (Dava) - 27/03/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/445 Esas - 2023/271 KararDAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/445 Esas-2023/271 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/08/2021 tarihinde, davalı ...’in sevk idaresinde olup davalı....'e ait .... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sürücünün müvekkiline ait araca arkadan çarpmak suretiyle kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın tamir masrafının Almanya’da bulunan ekspertiz bürosu tarafından düzenlenen ekspertiz raporuna göre KDV dahil 5.609,67 Euro olarak, değer kaybı miktarının 500,00 Euro olarak belirlendiğini, müvekkilinin ekspertiz raporu için ödemiş olduğu 1.333,51 Euro ekspertiz ücreti ile yeminli tercümana ödenen 541,45 Euro tercüme ücretinin yargılama giderlerinden sayılması gerektiğini, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olup müvekkilinin daimi ikametgâhı da Almanya olduğundan araçtaki zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, bunun dışında istifade zararı olarak günlük 79,00 Euro bedel belirlendiğini, aracın tamir süresinin 4 gün olduğunu, bu sebeple 316,00 Euro istifade zararından da kazaya sebebiyet veren araç ruhsat sahibinin ve araç sürücüsünün sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibari ile sigorta teminat limiti 43.000 TL olup sigortanın sorumluluğunun işbu bedelin temerrüt tarihindeki kur karşılığı tutarında olduğunu, sigorta şirketinin başvurudan itibaren 8 iş günü içinde bir ödeme yapmadığını, 05/04/2022 tarihli yazı ile tazminat ödemesi yapılamayacağı cevabının verildiğini, bu sebeple davalı sigorta şirketinin 05.04.2022 tarihinde temerrüde düştüğünü, başvurularının 30/03/2022 tarihinde sigorta şirketine teslim edildiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.609,67 Euro hasar bedeli ile 500,00 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 6.109,67 Euro maddi tazminatın davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 19/08/2021, davalı sigorta şirketinden ise (teminat limiti ve teminat kapsamı ile sınırlı olarak) temerrüt tarihi olan 05/04/2022 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, ekspertiz ücreti olarak 1.333,51 Euro ve ekspertiz raporu tercümesi için 541,45 Euro olmak üzere toplam 1.874,96 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhili ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, aracın tamir süresi olan 4 günlük istifade zararı toplamı olan 316,00 Euro'nun ise sadece davalılar ... ve ....’ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; olay Samsun'da vuku bulduğundan Samsun Mahkemelerinin yetkili olduğunu, aracın zorunlu trafik sigortası (... A.Ş) ve ihtiyari genişletilmiş kasko (... A.Ş) poliçelerinin mevcudiyeti nedeniyle husumet itirazında bulunduklarını, davanın sigorta şirketlerine açılması gerektiğini, olay vuku bulduktan sonra usulünce trafik polisine haber verildiğini, ekip geldiğini, önemli bir şeyin olmadığını ve tutanak tutmalarını söyleyip gittğini, tutanak tutup Samsun'daki sanayiye gittiklerini, karşı tarafın tanıdığı esnafın bir şey olmadığını söyleyerek kendilerini gönderdiğini, bir gün sonra Samsun'daki ... servisine gittiklerini, davacının oradaki yetkililerden tamponun değiştirilmesini talep ettiğini, servis yetkililerinin sigortadan ödeme alabilmek için dosya açılması gerektiğini ve eksper talep edeceklerini, ekspertiz raporunda gerekli görülmesi halinde tampon değişikliğine gidileceğini söylediğini, buna karşın davacının aracını servisten alıp götürdüğünü, bir daha da kendisini arayıp herhangi bir talepte bulunmadığını, bu davadan mahkemeden gelen yazı ile haberlerinin olduğunu, olay tarihinden yaklaşık 3 ay gibi bir zaman sonra davacıya ait aracın başka bir olaya karışıp karışmadığının ya da tek taraflı bir kazası olup olmadığının hem kendileri hem de sigorta şirketleri tarafından bilinmediğini, bu yönüyle talep edilen meblağın kaynağının ortaya konulamadığını, davacının Samsun'daki serviste hasarı tazmin ettirebilecekken, bu imkan kendisine sağlanmışken, bundan kaçındığını, davacıya ait aracın resimleri incelendiğinde herhangi bir hasarın olmadığının tespit edileceğini, ülkemizin dışında bir ülkede yapılan işlemlerden ve kaynağı ortaya konulamayan nedenden dolayı bir meblağın talep edilmesinin haksız ve hukuksuz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin yerleşim adresinin Şişli İstanbul olması nedeni ile yetki itirazında bulunduklarını, yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğunu, alınan ekspertiz raporuna bakıldığında; arka tamponunun, arka tampon difüzörünün, arka tampon krom kaplamasının hasarlı ve ezik olabileceğinin anlaşılabildiğini, vasıtanın, yurt dışında olmasına bağlı kendilerine fiili/fiziki ekspertiz - hasar gözetimi imkanı tanınmamış olması sebebiyle, gerçek hasar bedeli tespiti kapsamında, araç üzerindeki hasarlı parçaların orijinal olup/olmadığı ile ilgili de kanaat sahibi olunamadığını, sigorta şirketi tarafından anlaşmalı servis indirimi hususundaki bildirime istinaden parça bedelleri (sertifikalı eşdeğer ve orijinal) üzerinden sigorta şirketinin ... markasında parça tedariği alanında anlaşmalı olduğu tedarikçi firma iskonto/indirim oranları düşülmek sureti ile rapor tanzim edildiğini, araç üzerindeki hasarlı parçaların layıkıyla incelenemediğini, buna bağlı gerçek hasar miktarının da net olarak belirlenemediğini, olumlu kanaat sahibi olunamadığını, müvekkili sigorta şirketinin kendisine yapılan hasar bildirimi sonrasında alınan ekspertiz raporuna dayanarak haklı olarak talebi reddettiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber istenilecek faiz türü yasal olup dava tarihinden itibaren istenilmesi gerektiğini, KDV alacağı devlet alacağı olup şahıs veya tüzel kişilere ait bir alacak olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "....Dosyadaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, kusura ilişkin alınan raporda davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, diğer araç sürücüsün ise kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, otomotiv bilirkişisince de alternatifli olarak yapılan hesaplamada, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere davacının seçimlik hakkını yurt dışında tamir ve bu ülke birimi ücreti kapsamında kullandığından ve bu yöndeki hesaplamalara itibar edilmek suretiyle; DAVANIN KISMEN KABULÜYLE, 5.609,67 Euro'nun TL karşılığının, sigorta şirketine müracaat tarihi olan 13/04/2021 tarihinden itibaren(sigorta şirketinin limiti 43.000,00 TL aşılmamak kaydıyla), diğer davalılar bakımından ise; kaza tarihi olan 19/08/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a. maddesinde yer alan 'sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır' şeklindeki maddesi gereğince davalılardan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine...." şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Yalnızca hasar bedeli olan KDV dahil 5.609,67 Euro'nun davalılarca ödenmesine hükmedildiğini, oysa dava dilekçelerinde bunun yanı sıra; değer kaybı için 500,00 Euro ile müvekkilinin aracının tamirde kaldığı süre boyunca toplam istifade zararı için 316,00 Euro (yalnızca davalı araç sürücüsü ve araç ruhsat sahibinden) tazminatın da talep edildiğini, ayrıca ekspertiz rapor ücreti için ödenen 1.333,51 Euro ile ekspertiz raporunun tercüme ücreti olarak ödenen 541,45 Euro olmak üzere toplam 1.874,96 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahil edilerek tüm davalılardan tahsilinin de talep edildiğini, mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırdığını, bilirkişinin Almanya'da yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde yapılan değerlendirmeler ile aynı sonuca vardığını ve böylece haklı davanın ispatlandığını, ancak mahkemenin 04.01.2023 tarihli celsesinde, davalı sigortanın itirazları doğrultusunda Avrupa ülkesi ile ülkemizdeki değer ve hasara ilişkin kıyaslama yapmak suretiyle otomotiv bilirkişisinden ek rapor alınması hususunda ara karar kurduğunu, bu ara karara hukuka aykırı olması sebebiyle itiraz edildiğini, zira böyle bir kıyas yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, çünkü müvekkilinin aracı Almanya plakalı olup, daimi ikametgahının da Almanya'da olduğunu, müvekkilinin aracının onarımını Almanya'da yaptırmasından dolayı masraflarının Euro cinsinden ortaya çıkacağının açık olduğunu, zararın tazmininin de Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay kararları da bu yönde olup, bilirkişinin ek raporunda, kök raporundaki değerlendirmesi ile aynı sonuca ulaşarak hasar bedelinin 5.609,67 Euro ve değer kaybının 500,00 Euro olduğu değerlendirmesinde bulunduğunu, böylelikle dava dosyasında sundukları Alman ekspertiz raporu, mahkeme bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu olmak üzere, birbirini doğrulayan ve birbiri ile örtüşen üç adet rapor tanzim edildiğini, ancak mahkemenin bu üç adet rapora rağmen, üstelik hiçbir gerekçe göstermeden, yalnızca KDV dahil hasar bedelinin davalılardan tahsiline karar verdiğini, mahkeme gerekçesinde; istifade zararının adının dahi geçmediğini, yanı sıra, ekspertiz rapor ücreti ve tercüme ücretine dair de gerekçeli karar kısmında bunların bahsinin geçmediğini, mahkemenin bu hususlarda hüküm kurmadığını, verilen karar eksik olup, açık ve anlaşılır olmadığını, değer kaybı taleplerinin neden reddedildiği konusunda bir değerlendirmede bulunulmadığını, mahkemenin hem bilirkişi raporlarının denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli olduğunu belirttiğini hem de bilirkişinin kök raporunda ve ek raporunda davacı aracında 500,00 Euro değer kaybı meydana geldiğini tespit etmiş olmasına rağmen, değer kaybına hükmetmediğini, gerekçesi ile hükmü arasında çelişki bulunmakta olup, taleplerinin tümü hakkında karar verilmemesi, karar verilen hususlarda ise gerekçesinin hiç ya da açık ve anlaşılır olmaması sebepleriyle kararın hukuka aykırı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALILAR ... VE ... ... TARAFINDAN, "...Araçlarının zorunlu trafik sigortası ve ihtiyari genişletilmiş kasko poliçelerinin mevcudiyeti nedeniyle husumet itirazında bulunduklarını, davanın sigorta şirketlerine açılması gerektiğini, ana yolda en sol şeritte sebepsiz yere duraklamanın amacının kazaya sebebiyet vermek olabileceğini, olayda sadece hafif bir temas oluştuğunu, karşı tarafın talep ettiği hasarın oluşmasının -kaza sonrası çekilen fotoğraflardan görüleceği üzere- mümkün olmadığını, yaklaşık 3 ay gibi bir zaman sonra davacıya ait ... plakalı aracın başka olaya karışıp karışmadığı ya da tek taraflı bir kazası olup olmadığının kendileri ve sigorta şirketleri tarafından bilinmediğini, bu yönüyle de talep edilen meblağın kaynağının ortaya konulamadığını, davacının Samsun'daki servisten hasar tazmin edebileceğini, bu imkanın kendisine sağlandığını ama davacının bundan kaçındığını, davacıya ait olay resimleri incelendiğinde herhangi bir hasarın oluşmadığının tespit edileceğini, bilirkişi heyetinin olay günü resimlerini hiç karşılaştırmadığını, her iki tarafça da olay günü çekilen resimlerin karşılaştırılması gerektiğini, ülkemizin dışında bir ülkede yapılan işlemlerden ve kaynağı ortaya konulmayan nedenden dolayı bir meblağın talep edilmesinin haksız ve hukuksuz olduğunu, içeriğini bilmedikleri ülkenin prosedürüne göre kendilerinden ödeme talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, dava konusu olay Samsun'da vuku bulduğundan yetkisizlik itirazlarını sunduklarını, bilirkişi heyetinin vermiş olduğu rapora itiraz ettiklerini, ayrıca bilirkişinin savunma dosyalarını okuyup incelemesini talep ettiklerini, Almanya'da yapılan tamir masraflarının aşırı abartılı olduğunu ve yapılan işlemlerin faturasının dosyada bulunmadığının bilirkişi raporunda da belirtildiğini, olay yerinde çekilen resimlerden anlaşılacağı üzere tamponda ne kırık ne de sökülen bir parça olmadığını, şahsın kendi tanıdığı ustanın baktığını ve göremediğini, ... servisinin baktığını ve göremediğini, aracın Almanya'ya kadar nasıl gittiğinin merak konusu olduğunu, sadece Almanya'daki tamir resimlerine göre ve eksper tutanağına göre karar verildiğini, bilirkişi raporunda aleyhe olanlara itiraz ettiklerini, mahkeme kararının kaldırılmasını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, yabancı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının aracında meydana gelen zarara ilişkin olarak Almanya'da alınan eksper raporu, tercümeleri, ekspertiz faturalarının dosyaya sunulu olduğu, gerek davacı ve gerekse yargılama sırasında davalılar tarafından da kazaya ilişkin birtakım fotoğraflar sunulduğunun görüldüğü, mahkemece ilk olarak bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bu raporda Alman ekspertiz raporundaki tüm tespitlerin makul kabul edilerek aynı yönde görüş bildirildiği, ardından mahkemece gerek Türkiye ve gerekse Alman piyasası şartlarına göre karşılaştırmalı zarar tespitine dair ek rapor alınması yönünde ara karar tesis edilerek bu doğrultuda ek rapor alındığı, ardından mahkemece davacının seçimlik hakkı olduğu ve bu hakkını yurtdışında tamir yönünde kullandığı gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmekte ise de, yapılan inceleme eksik olduğu gibi, gerekçe ve kurulan hükmün de davacının tüm taleplerini karşılamadığı anlaşılmakla, kararın kaldırılması gerekmiştir.Dava dilekçesinde davacı, hasar bedelinin yanısıra, değer kaybı ve ikame araç bedeli de talep etmiş, yine Almanya'da ekspertiz raporu almak için yaptığı harcama ve bunun tercümesi için yaptığı harcamaların da yargılama giderlerine eklenmesi talebinde bulunmuştur. Ancak, mahkemece verilen kararda, bu hususlarda hiçbir değerlendirme yapılmadığı, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği görülmekle, bu haliyle hakkında hiçbir hüküm tesis edilmemiş hususlarda istinaf incelemesi yapılamayacağı da açıktır. Davacı aracının Alman plakalı olması ve davacının da Almanya'da ikamet etmekte olmasına göre, uğradığı zararın Almanya piyasa koşullarına göre değerlendirilmesi gerekeceği muhakkaktır. Mahkemece alınan ilk rapor ile ek rapor arasında değer kaybı bakımından da çelişki oluşmuş olup, hasarın davacı aracının arka tampon kısımının plastik aksamında oluştuğu tespiti de gözetilerek değer kaybı hususu yeniden değerlendirilerek, boyanıp boyanmadığı ve değer kaybı oluşup oluşmadığına dair çelişkinin giderilmesi, davacının aracında meydana gelen hasarın niteliği gözetilerek, bu hasarın Alman piyasası bakımından değer kaybına neden olabilecek bir hasar olup olmamasına göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Değer kaybı oluşacağının kabulü durumunda, değer kaybı tutarının, genel şartlara göre değil, Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde aracın kazasız hali ile kaza sonrasında tamir gördükten sonraki değeri arasındaki farka göre belirleneceği de açıktır. Yine, davalı tarafın hasar tutarına dair itirazları da gözetilerek, farklı bir otomotiv ya da makine mühendisi bilirkişiden araçtaki hasar, değer kaybı ve ikame araç zararlarına ilişkin Alman piyasa koşullarına göre değerlendirme yapılarak ve itirazlar da karşılanacak şekilde, yine taraflarca sunulan tüm fotoğraflar da gerekçeli olarak değerlendirilerek yeniden bir rapor alınması ve sonucuna göre tüm talepler bakımından hüküm tesis edilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir. Davalı sigorta şirketinin Ege Bölge Temsilciliği olan yerde de dava açılabilecek olmasına göre davalıların yetki itirazının reddi gerekmiş, kusur bakımından gerek kaza tespit tutanağında davalı sürücünün arkadan çarptığının açıkça belirtilmiş olmasına ve gerekse mahkemece alınan heyet raporundaki trafik bilirkişinin görüşünde de davacının herhangi bir kural ihlalinin olmadığının belirlenmesine göre, kusura dair itirazın reddi gerekmiş, yine sigorta şirketi ile birlikte sürücü ve işletenin de zarardan müşterek müteselsilen sorumlu olmalarına göre husumete dair itirazın da kabulü mümkün görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü, davalılar ... ve ....'in istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ve davalılar ... ve ....'in istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/445 Esas - 2023/271 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalılar ... ve ....'in SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,b-Davalılar ... ve .... tarafından yatırılan 1.688,77 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalılara iadesine,5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026